(ANKARA) - CHP'nin Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü'ne ilişkin, 'Otizm bir eksiklik değil, bir farklılıktır. Ancak bu farklılık, sosyal adalet sağlanmadığında eşitsizliğe dönüşür. İşte bugün Türkiye'de yaşanan tam olarak budur. Bir ebeveynin 'Benden sonra çocuğuma ne olacak?' sorusu varsa, orada sosyal devlet yoktur. Ve buradan açıkça ilan ediyoruz: Otizmli bireyler yalnız değildir. Aileler yalnız değildir' ifadelerini kullandı.
CHP'nin Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Nazlıaka, şunları kaydetti:
'Otizm bir eksiklik değil, bir farklılıktır. Ancak bu farklılık, sosyal adalet sağlanmadığında eşitsizliğe dönüşür. İşte bugün Türkiye'de yaşanan tam olarak budur. Otizmli bireyler yalnızca farklı oldukları için eğitimden, sosyal hayattan, istihdamdan dışlanmakta; aileler ise bu yükü tek başına taşımaya zorlanmaktadır. Ayrımcılık, sosyal izolasyon ve dışlanmayla karşılaşan otizmli bireyler ve aileleri, en temel destek mekanizmalarından da yoksun bırakılmaktadırlar. Ülkemizde veri sorunu olsa da Türkiye'de yaklaşık 1,5 ila 2 milyon otizmli yurttaşımızın bulunduğu tahmin edilmektedir. Bunların yaklaşık 700 bini çocuktur ama bu çocukların yalnızca 42 bini okula gidebilmektedir yani sadece yüzde 6'sı. Geriye kalan yüzde 94 ise eğitim hakkından mahrum bırakılmaktadır. Bu tablo bir eksiklik değil, açık bir Anayasa ihlalidir. Bugün Türkiye'de otizmli çocuklarımız haftada ortalama 2 saat özel eğitim alabilmektedir. Eğer aile bir ders fazla almak isterse maalesef bu mümkün olmamaktadır. Oysaki Avrupa'nın birçok ülkesinde bu süre haftada 30 saate kadar çıkmaktadır. Bu, yıllardır süregelen bir anlayışın ve siyasi tercihin sonucudur. Otizmli bir bireyin bakım yükü büyük ölçüde annelerin omuzlarına bırakılmakta; bu durum hem ekonomik hem psikolojik hem de sosyal yıkımlara yol açmaktadır.
'Uğur Yıldırım'ın yaşamını yitirmesi, liyakatsizliğin ve yönetim zafiyetinin örneklerinden sadece biridir'
'Bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde yaşanan ihmal ve istismar vakaları, artık münferit değil, sistematiktir. İstanbul Beylikdüzü'nde bulunan Mor Menekşe Bakım Merkezi'nde 'aşırı doz ilaç' nedeniyle otizmli evladımız Uğur Yıldırım'ın yaşamını yitirmesi, liyakatsizliğin, denetimsizliğin ve yönetim zafiyetinin örneklerinden sadece biridir. Mahkeme salonunda bir annenin evladının fotoğrafını tutarak adalet araması, bir hemşirenin '50 hastaya tek başıma bakıyordum' demesi, ilaç dağıtımının başka bir otizmli çocuğa yaptırılması, bu kurumlardaki çürümüşlüğü gözler önüne sermektedir. Türkiye'deki bakım merkezlerinin büyük bölümünde uygulanan programlar, bireyin gelişimini desteklemekten uzak; çoğu zaman yalnızca güvenli bir alanda vakit geçirmeye indirgenmiş durumdadır. Personel niteliği ve yönetici kapasitesi ciddi bir sorun alanı olmaya devam ederken, bu merkezler bütüncül bir sistemin parçası olarak değil, yalnızca var olan bir boşluğu geçici olarak doldurmaya yönelik çalışan yapılar haline gelmiştir.'
'Otizmli bireylere daha fazla ödenek ayıracağız'
Nazlıaka, açıklamasında CHP'nin iktidara geldiği takdirde yapacaklarını da şöyle sıraladı:
'Mor-yeşil ve kamucu bir dönüşüm başlatarak, ebeveynlerin özellikle de kadınların üzerindeki bakım yükünü kamusal alana taşıyacağız. Ulusal Veri Tabanı oluşturulacağız. Ulusal Eylem Planı hedeflerinin sadece kağıt üzerinde kalmaması için kamu kurumlarının eş güdümlü çalıştığı güçlü bir altyapı ve yeterli kaynak tahsisi gerçekleştireceğiz. Okul öncesi eğitimden başlayarak özel gereksinimli bireylerle ilgili farkındalık oluşturacağız. Toplumdaki tüm bireyleri kapsayacak şekilde seminerler, bilgilendirme etkinlikleri, kamu spotları, film ve tiyatro gösterileri, sergiler, spor etkinlikleri gibifarkındalık oluşturan faaliyetler düzenleyeceğiz. Otizmli bireyler için erken dönemde başlayan, yoğun ve nitelikli eğitim koşullarını; bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara yanıt verebilen, kapsayıcı 'habilitasyon kurumları' aracılığıyla koordine edeceğiz. Bakım hizmetinin finansmanında yaşanan mevcut eşitsizliği gidereceğiz; otizmli bireylere daha fazla ödenek ayıracağız. Çünkü biliyoruz ki bir ebeveynin 'Benden sonra çocuğuma ne olacak?' sorusu varsa, orada sosyal devlet yoktur. Ve buradan açıkça ilan ediyoruz: Otizmli bireyler yalnız değildir. Aileler yalnız değildir.'




