(ADANA) -Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, 'Karanlıkta Islık Çalanlar' ve 'MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri' ile başladı. Gösterimlerin ardından film ekipleri Adanalı sinemaseverlerle buluştu.
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması başladı. Yarışmanın ilk filmleri 'Karanlıkta Islık Çalanlar' ve 'MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri', Esas 01 Burda AVM CinemaPink'te seyirciyle buluştu. Gösterimlerin ardından film ekipleri, karakterlerden filmlerin yaratım süreçlerine, aile ve kuşak çatışmalarından annelik ve yalnızlığa uzanan başlıkları Adanalı sinemaseverlerle konuştu.
Pınar Yorgancıoğlu'nun yönettiği 'Karanlıkta Islık Çalanlar'ın gösteriminin ardından Yorgancıoğlu, yapımcı Zeynep Ekmekçi, kurgucu Barış Demirdelen, sanat yönetmeni Ceyda Yüceer ile oyuncular Müfit Kayacan, Hülya Gülşen, İnci Sefa Cingöz, Ayşenil Şamlıoğlu ve İlda Özgürel seyircilerin sorularını yanıtladı.
Aile ilişkileri, kuşaklar arasındaki sıkışmışlık, hayaller ile hayatın gerçekleri arasındaki mesafeye odaklanan film üzerine konuşan Yorgancıoğlu, filmin her aşamasında farklı olasılıkları denediklerini belirterek, ekibin 'oyun oynamaya açık' yapısının filmin kendi dilini bulmasında etkili olduğunu anlattı.
Filmin genç karakterlerinden Toprak'ı canlandıran İnci Sefa Cingöz ise kendi kuşağının yaşadığı sıkışmışlığı 'ödevini yapmış çocuklar' sözleriyle anlattı. Eğitimini tamamlayan, çalışan ve kendini geliştiren bir kuşağın bütün bunlara rağmen karşılığını bulmakta zorlandığını söyleyen Cingöz, karakterin taşıdığı ağırlığın kendisine de tanıdık geldiğini ifade etti.
Hülya Gülşen de Suzan karakterini ilk okuduğunda yakından tanıdığı bir kadınla karşılaştığını belirterek, 'Ben o kuşağın kadınıyım. Ben anneyim' dedi. Gülşen, annesi ile çocukları arasında kalan, kendi hayallerini gerçekleştirememiş kadınların duygusunu karakterde gördüğünü söyledi.
Adana ile geçmişe uzanan bağını anlatan Ayşenil Şamlıoğlu ise Adana Devlet Tiyatrosu'nun kuruluş yıllarından bu yana kentle ilişkisinin sürdüğünü belirterek, 'Burası özel bir kent' dedi. Şamlıoğlu, yıllar sonra Adana'ya bu kez bir filmle gelmenin kendisini ayrıca heyecanlandırdığını belirtti.
Filmin görsel dünyasına ilişkin konuşan sanat yönetmeni Ceyda Yüceer, özellikle aile evinde seyircinin kendi geçmişinden izler bulabileceği bir 'tanıdıklık hissi' yaratmak istediklerini söyledi. Yüceer, 1980'ler ve 90'ların aile fotoğraflarından ve evlerinden yola çıktıklarını, karakterlerin farklılıklarını kostüm, renk ve mekân ayrıntılarıyla kurduklarını kaydetti.
Kurgucu Barış Demirdelen ise filmin üç ana karakterinden herhangi birini diğerinin yaşadıklarının sorumlusu haline getirmemeye çalıştıklarını belirterek, kurgu sürecinde 'kimseyi yargılamayan' bir anlatı dengesi aradıklarını ifade etti.
'MUTTER'DA ANNELİK VE YALNIZLIK
Ulusal yarışmanın bir diğer filmi, Alphan Eşeli'nin yönettiği 'MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri' de Adana'da gösterimini yaptı. Yönetmen Alphan Eşeli ile oyuncular Hazar Ergüçlü, Güven Kıraç, Erdeniz Kurucan ve Ulvi Kahyaoğlu'nun katıldığı söyleşide filmin fantastik korku anlatısı üzerinden annelik, yalnızlık ve kadınların karşı karşıya kaldığı toplumsal baskılar konuşuldu.
Filmin çıkış noktasının kişisel bir deneyime dayandığını anlatan Eşeli, annesinin 2021 yılında ağır hastalanmasının ardından yaşadığı çaresizlik duygusunun hikâyenin oluşmasında etkili olduğunu söyledi. Eşeli, fantastik unsurları toplumsal gerçekliği anlatmanın bir aracı olarak kullandığını belirterek Kafka'nın 'Dönüşüm' eserinden de söz etti. Filmdeki yaratığın anneliğin koşulsuz sevgisini görünür kılan uç bir metafor olduğunu belirten Eşeli, 'Yaratık bile olsa onun çocuğudur, onun için her şeyi yapar' sözleriyle filmin merkezindeki anne-çocuk ilişkisini anlattı.
Başrol oyuncusu Hazar Ergüçlü ise 'MUTTER'ı yalnızca bir korku filmi olarak görmediğini söyledi. Rolüne hazırlanırken başka performanslardan çok senaryonun kendisinde yarattığı duyguya odaklandığını belirten Ergüçlü, karakter ile çocuğu arasındaki bağı takip ettiğini ve annelik deneyimine sahip olmamasının yarattığı yabancılığın kimi noktalarda performansına katkı sağladığını ifade etti.
Ergüçlü, hikâyede kendisini en fazla etkileyen noktalardan birinin ise kadının toplum tarafından yalnız bırakılması olduğunu vurguladı. 'Hiç kimsenin hiçbir noktada el uzatmayışı, kolaylıkla sırtını dönüşü'nün karaktere yaklaşımında belirleyici olduğunu söyleyen Ergüçlü, Gül'ü 'yapayalnız, çok yalnız bir insan' olarak tanımladı.
Güven Kıraç da filmde yalnız bir kadının karşılaştığı baskıların yalnızca küçük yerleşimlere özgü olmadığını, büyük şehirlerde de farklı ölçülerde yaşandığını belirterek, canlandırdığı karakteri kadının yalnızlığını ağırlaştıran figürlerden biri olarak değerlendirdi.
Özel Gösterimler kapsamında seyirciyle buluşan Işıl Özgentürk'ün yaşamını ve üretimlerini ele alan 'Matruşka' belgeselinin gösterimi sonrasında yönetmen Melihat Özdoğan Ağgül, kurgucu/görsel efekt sorumlusu Uluç Erdem Ersen ve film ekibinin katılımıyla bir söyleşi gerçekleşti.
Işıl Özgentürk'ün Adana'ya ve Altın Koza Festivali'ne büyük emek vermiş bir isim olduğunu vurgulayan yönetmen Ağgül, filmin ilk gösteriminin Adana'da gerçekleşmesi için gece yarılarına kadar büyük bir kolektif dayanışmayla çalıştıklarını ve ismin kökenine değinerek, Özgentürk'ün çok yönlü kişiliğini katman katman açılan bir matruşkaya benzettiğini aktardı.
LİVANELİ BELGESELİ TÜRKİYE HİKAYESİ
Nebil Özgentürk'ün imzasını taşıyan 'Livaneli: Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikayesi' belgeselinin özel gösterimi yoğun katılımla gerçekleşti. Gösterim sonrası gerçekleşen söyleşide gazeteci ve belgeselci Nebil Özgentürk, bu çalışmada asıl amacının arşiv göstermekten ziyade sert çalkantıları, sansürleri ve darbeleriyle 'Türkiye'nin hikâyesini' anlatmak olduğunu ifade etti. Belgeseldeki sert iklimi yansıtmak adına seslendirme tercihlerinden bahseden Özgentürk, ayrıca Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali üzerine hazırladığı yeni belgesel projesinin detaylarını da Adanalı sinemaseverlerle paylaşırken; salondaki izleyicilerin Zülfü Livaneli'nin 1990 yılındaki meşhur Adana 5 Ocak Stadyumu konserine dair aktardığı unutulmaz anılar da söyleşiye renk kattı.




