Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) - İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, baronun kuruluşunun 148'inci yıl dönümü ve 5 Nisan Avukatlar Günü'nde 'Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı: Güvenceler ve Mücadele Uluslararası Sempozyumu'nun sonuç bildirgesini okudu. Kaboğlu, 'Yeni dünya düzeni perspektifinde uluslararası hukuk düzeninin, özellikle Birleşmiş Milletler sisteminin etkinliğinin zayıfladığı ve bölgesel çatışmalar karşısında işlevsizleştiği bir kriz döneminden geçtiği tespit edilmiştir' dedi.

İstanbul Barosu, 5 Nisan Avukatlar Günü'nü ve kuruluşunun 148'inci yılını çeşitli etkinliklerle kutluyor. Bu kapsamda, Beyoğlu'ndaki baro binasında basın toplantısı düzenlendi.

Yurt dışından da hukukçuların katıldığı basın toplantısında, 'Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı: Güvenceler ve Mücadele Uluslararası Sempozyumu'nun sonuç bildirgesini İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu okudu.

Sempozyumun İstanbul Barosu ev sahipliğinde Berlin, Paris, Brüksel ve Gürcistan barolarının işbirliğiyle düzenlendiğini belirten Kaboğlu, şunları söyledi:

'Yeni dünya düzeni perspektifinde uluslararası hukuk düzeninin, özellikle Birleşmiş Milletler sisteminin etkinliğinin zayıfladığı ve bölgesel çatışmalar karşısında işlevsizleştiği bir kriz döneminden geçtiği tespit edilmiştir. Bu süreçte devlet yönetimlerinde popülizm, illiberal demokrasi ve kleptokrasi gibi eğilimlerin dünya genelinde hukukun üstünlüğü ilkesini aşındırdığı ve demokratik kazanımları gerilettiği değerlendirilmiştir. Savunma makamının yalnızca yargı süreçlerinde değil, küresel ölçekte ortaya çıkan bu düzensizlik karşısında da sorumluluk üstlenmesi gerektiği, barolar ve savunma örgütlerinin fikir, dayanışma ve eylem temelinde daha aktif bir rol üstlenmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca ağır insan hakları ihlallerine ilişkin olarak uluslararası ölçekte hesap verebilirliğin sağlanması gereği dile getirilmiş, bu kapsamda baroların öncülüğünde etik ve hukuki sorumluluğu esas alan uluslararası mekanizmalar üzerine çalışılması gerektiği ifade edilmiştir. Yargıçlar, akademisyenler, Türkiye'den ve Avrupa'dan baro ve hukuk kurumlarını temsil eden avukatlardan oluşan hukukçular olarak sempozyumda bu tespitler ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.

'Savunmanın kısıtlandığı sistemde adaletten söz edilemez'

Adil, dürüst, düzgün ve hakkaniyete uygun yargılama, devlet için yükümlülük, yurttaşlar için haktır. Adil yargılanma hakkı, yalnızca usule ilişkin bir güvence değil; maddi hak ile bitişiklik temelinde demokrasinin, hukuk devletinin ve insan onurunun temel dayanağıdır.

Savunma hakkının etkin kullanımı, adil yargılanmanın vazgeçilmez unsurudur. Savunmanın kısıtlandığı bir sistemde adaletten söz edilemez. Hukuki dinlenilme hakkı, yalnızca tarafların kendilerini ifade edebilmesini değil, ileri sürülen beyanların yargı mercilerince dikkate alınmasını da içerir. Hukuki araçların eşitliği ilkesi, iddia ve savunma makamları arasında fiili ve hukuki dengeyi zorunlu kılar. Gerekçeli karar hakkı, yargılamanın saydamlığı ve denetlenebilirliği açısından temel bir güvencedir. Savunma hakkı evrenseldir ve sınır aşan bir özelliğe sahiptir. Bu hakka yönelik her türlü müdahale ve saldırı yalnızca ilgili ülkeyi değil, tüm hukuk toplumunu ilgilendirir. İstanbul Barosu yönetimine yönelik yargılamalar sürecinde ortaya çıkan uluslararası gözlemci katılımı, savunma hakkına yönelik ihlaller karşısında küresel dayanışmanın somut bir örneğini oluşturmuştur. Bir baroya yönelen müdahalenin tüm savunma mesleğine ve hukuk devletine yöneldiği kabul edilmiştir. Avukatlık mesleğine ilişkin uluslararası güvencelerin ve özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin etkin uygulanması zorunludur.

'Uluslararası ölçekte fikir, dayanışma ve eylem güçlendirilmeli'

Günümüzde uluslararası hukuk düzeni savaşlar, bölgesel çatışmalar ve demokratik gerileme süreçleri nedeniyle ciddi bir kriz içerisindedir. Bu süreçte savunma makamı, yalnızca yargılamanın bir unsuru değil, aynı zamanda hukuk düzeninin korunması ve yeniden inşasında aktif bir özne olarak değerlendirilmelidir.

Popülizm, illiberal demokrasi ve benzeri eğilimler, hukuk devletinin temel ilkelerini zayıflatmaktadır. Barolar ve hukuk örgütleri, yalnızca mesleki dayanışma değil, aynı zamanda demokratik düzenin korunması yönünde sorumluluk üstlenmektedir. Bu kapsamda uluslararası ölçekte fikir, dayanışma ve eylem temelinde işbirliklerinin güçlendirilmesi gerekmektedir.

Yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkının ön koşuludur. Bağımsızlık bir statü, tarafsızlık ise erdemdir. Bağımsız hakimler olmaksızın hukuka uygun karar güvencesi sağlanamaz. Hakimler üzerinde oluşturulan idari ve disipliner baskılar, soğuk etki yaratarak bağımsız karar verme iradesini zayıflatmaktadır.

Avukatlık mesleği, adalet sisteminin bağımsız bir unsurudur; devlet, müvekkil veya üçüncü kişiler karşısında bağımlı hâle getirilemez. Baroların öz yönetim ilkesi korunmalı; bu kurumların bağımsız kamu kurumu niteliği güvence altına alınmalıdır. Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle suç isnadıyla karşı karşıya bırakılması, savunma hakkının ihlali niteliğindedir ve kabul edilemez.

Sanığın duruşmada fiziki olarak hazır bulunmasını sınırlayan uygulamaların istisnai olması gerekir. Yargılamanın fiziksel ve kurumsal düzeni, hukuki araçların eşitliği ilkesini zedelemeyecek şekilde yeniden ele alınmalıdır. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali ve buna bağlı mekanizmaların yargı bağımsızlığı üzerinde baskı unsuru olarak kullanılması kabul edilemez. Suçsuz sayılma hakkı, insan haklarının sert çekirdeği olarak herkes için her zaman ve her ortam ve koşulda geçerli olup dokunulamaz.

'Savunma mesleği kendini geliştirmek zorundadır'

Yargı süreçlerinde yapay zeka ve dijital teknolojilerin kullanımı, adil yargılanma hakkı bakımından dikkatle ele alınmalıdır. Bu araçların kullanımında şeffaflık, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik ilkeleri gözetilmelidir. Teknolojik imkanlara erişimde savunma ile iddia makamı arasında eşitsizlik yaratılmamalıdır.

Yargılamanın insan unsurunu zayıflatacak ve savunma hakkını sınırlayacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bilişim teknolojisinin gelişmesine koşut moral ve etik ilkelerin geliştirilmesi ve bunların uygulamaya konulmasında savunmanın sorumluluğu temeldir. Avukatlık mesleği yalnızca temsil faaliyeti değil, hakların korunması ve toplumsal adaletin sağlanması açısından kamusal bir görevdir. Günümüz koşullarında savunma mesleği, değişen teknolojik ve toplumsal dinamikler karşısında kendini geliştirmek ve güçlendirmek zorundadır.

'Savunma Dayanışma Ağı oluşturulmalı'

Savunmanın etkisizleştirilmesine yönelik eğilimler karşısında mesleğin kurumsal güvencelerinin korunması esastır. Hukuk eğitiminde insan hakları, etik ve yeni teknolojiler alanlarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Adil yargılanma ve savunma hakkına yönelik tehditler, ulusal sınırları aşan küresel bir nitelik kazanmıştır. Bu nedenle savunma mesleğinin korunması, demokrasinin ve hukuk devletinin korunmasının ayrılmaz bir parçasıdır.

Müsavat Dervişoğlu'ndan şehitler için şiir: 'Akçabardaklar'
Müsavat Dervişoğlu'ndan şehitler için şiir: 'Akçabardaklar'
İçeriği Görüntüle

Uluslararası ölçekte bir Savunma Dayanışma Ağı oluşturulması zorunluluk olarak değerlendirilmiştir. Tüm barolar, hukukçular ve ilgili kurumlar, evrensel hukuk ilkelerine bağlılık temelinde ortak ve kararlı bir mücadele yürütmeye davet edilmektedir. 5 Nisan Avukatlar Günü vesilesiyle savunma hakkının korunmasına yönelik kararlılık bir kez daha teyit edilmektedir.'

Kaynak: ANKA