Gündem

Abdullah Güler'den 'İBB Davası'nın TRT'den yayınlanması' talebine yanıt: 'TRT'den yayınlanınca ne olmuş olacak? Kamuoyu TRT'de yayınlanmasını değil iddianamede yer alanları merak ediyor'

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, İBB Davası'nın TRT'den yayınlanmasına ilişkin Meclis'te bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı sorusuna, 'Teklif eden arkadaşlarımız ne anayasa biliyorlar ne de sanki İBB davası çok özellikli, geçmişteki darbe davalarıyla eş tutuyor. Ceza Muhakeme Usulü Kanunu'muz çok açık. Duruşmalar açıktır, alenidir. İddianame paylaşıldı. Bu dile getirilen hususlara CHP tarafından bir cevap verilmiş değil. TRT'den yayınlanınca ne olmuş olacak? Kamuoyu TRT'de yayınlanmasını değil, bunları merak ediyor' yanıtını verdi. 

(TBMM) - AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, İBB Davası'nın TRT'den yayınlanmasına ilişkin Meclis'te bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı sorusuna, 'Teklif eden arkadaşlarımız ne anayasa biliyorlar ne de sanki İBB davası çok özellikli, geçmişteki darbe davalarıyla eş tutuyor. Ceza Muhakeme Usulü Kanunu'muz çok açık. Duruşmalar açıktır, alenidir. İddianame paylaşıldı. Bu dile getirilen hususlara CHP tarafından bir cevap verilmiş değil. TRT'den yayınlanınca ne olmuş olacak? Kamuoyu TRT'de yayınlanmasını değil, bunları merak ediyor' yanıtını verdi. 

AK Parti, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni TBMM Başkanlığına sundu. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, düzenlediği basın toplantısında, teklife ilişkin bilgi verdi, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Teklif ile mülkiyet hakkını anayasal güvenceler içerisinde ve kamu yararını da en üst seviyeye taşıyacak şekilde oluşturmaya çalıştıklarını belirten Güler, şöyle konuştu:

'Teklifimiz ile orman kadastrosu ve tapu mülkiyetinden kaynaklanan hukuki güvencenin sağlanması noktasında önerilerde bulunuyoruz. Vatandaşımızla devlet arasındaki kadastro ve tapu itilaflarını hukuki belirlilik ve hakkaniyet temelinde kökten bitirmeyi arzu ediyoruz. Orman ve tapu kadastrosu gibi farklı uygulamalar nedeniyle on yıllardır süregelen mülkiyet karmaşasına son vererek bugüne kadar da dava konusu olmayan taşınmazların tapularını geçerli sayarak vatandaşımıza iade etmeyi teklif ediyoruz. Bu taşınmaz alanlarından az olmamak üzere ağaçlandırmak suretiyle de Orman Genel Müdürlüğü'müze saha tahsislerini yapmayı teklif ediyoruz. Bugüne kadar davaya konu olan taşınmazların sahiplerine aldıkları tazminat bedellerini de rayici üzerinden ödemek kaydıyla taşınmazlarını iade etmeyi hedefliyoruz. Bununla açılması halinde yargıya yük getirecek 80 bine yakın davanın da açılmasını engellemiş oluyoruz.' 

'Tarımsal amaçlı olanlar dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesini yasaklıyoruz'

Gelecek yüzyılda toplumun en fazla ihtiyaç duyacağı konulardan birinin gıda güvenliği olacağını ifade eden Güler, 'Biz de gıda güvenliğimizi milli servetimiz olarak görüyoruz ve gelecek nesillerimize de bırakcağımız kıymetli bir miras. Bu kapsamda vatan toprağımızın herbir karışının üretimde kalması ve ekilebilir alanlarımızın ama dışı kullanılmasının önüne geçilmesi, özellikle son yıllarda hobi bahçesi adı altında maalesef tarım arazilerimize yönelik olarak hukuka aykırı şekilde müdahaleler oluyor. Bunların engellenmesi noktasında da Tarım Bakanlığı'mızın ciddi mücadelesi var. Bu doğrultuda tarımsal amaçlı olanlar dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesini yasaklıyor, üretim disiplinimizi ve planlamamızı tahkim ediyoruz. İzin alınmadan tarım arazilerine inşa edilen yapılara altyapı hizmetlerinin götürülmesini idari para cezasına çeviriyoruz. İhlal eden kurumlara da her bir abonelik için 100 bin lira idari para cezası verilmesini öneriyoruz. Abonelik iptal edilmediği sürece de bu ceza her ay tekrarlanacak şekilde de yaptırıma tabi kılıyoruz' bilgisini paylaştı.  

Dünyanın birçok yerinde iklim krizine bağlı doğa olayları yaşandığına işaret eden Güler, şunları kaydetti:

'İklim krizinde mücadelede karbon yutak ormanları dönemi İklim Kanunu'muzla beraber başlamıştı. Türkiye'nin 2053 yılı net sıfır emisyon hedefine yönelik önemli bir adım atıyoruz. Sera gazı tutum kapasitemizi artıracak 'Karbon Yutak Ormanları'nın kurulması ve işletilmesi için Orman Genel Müdürlüğü'ne tam yetki veriyoruz. Bu düzenleme ile sadece çevremizi korumakla kalmıyor aynı zamanda sanayicimizin uluslararası piyasada karbon vergisi yükleri altında ezilmesinin önüne geçecek yerli karbon kredisi altyapısını inşa ediyoruz. Tarımsal üretimde planlamayı ve disiplini esas alıyoruz.

Şeker pancarında sözleşmesiz ekimi yasaklayarak hem arz güvenliğimizi koruyor hem de çiftçimizin emeğini garanti altına alıyoruz. Yerli tütün kullanım zorunluluğuna uymayan firmalara yönelik cezaları güncel tütün bedellerine göre artırarak caydırıcılığı yeniden sağlıyoruz. Hayvancılıkta ise belgesiz nakledilen hayvanların doğrudan kesime gönderilerek heba edilmesini önlüyoruz; şartları uygunsa kayıt altına alarak vatandaşımızın mağduriyetini gideriyoruz.

'Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin korunması için düzenleme getiriyoruz'

Su yatırımlarını da daha disiplinli bir hale getiriyoruz. Baraj ve sulama kanallarının çevresinde can ve mal güvenliği tedbirlerinin alınması sorumluluğunu ilgili belediye ve idarelere yükleyerek koordinasyonu hedefliyoruz. Diğer yandan DSİ'nin stratejik hidroelektrik üretim tesisi inşa etme yetkisini 2040 yılına kadar uzatarak ülkemizin enerji arz güvenliğini ve geleceğini güvence altına alıyoruz. Ülkemizin en kıymetli varlıklarından olan Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin korunması, geleceğe aktarılması ve asli misyonunun devam ettirilmesi için özel bir düzenleme getiriyoruz. Çiftlik adına tescilli bütün gayrimenkullerin bina ve arazi vergileri yönüyle muafiyetini getirmiş oluyoruz. 

Anayasamızın 58. maddesi, 'devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır' amir hükmü ile korunması görev ve sorumluluğunu yüklemektedir. Biz bu sorumluluğun bilincinde olarak yeni bir düzenlemeye gidiyoruz. Düzenleme ile; alkollü içki üreticilerinin, isim, marka, amblem veya logolarını kullanarak hiçbir etkinliğe destek vermesine veya gizli reklam yapmasına izin vermiyoruz. Gençlerimizin marka aşinalığından faydalanarak düşük alkollü içki markalarının yüksek alkollü içkiler de kullanılması gibi satın almayı teşvik edici uygulamaları da yasaklıyoruz. 22.00 ile 06.00 saatleri arasındaki alkol satış yasağı ihlallerinde ceza yetkisini mülki amirlere devrederek denetimi yerinde ve süratle sağlıyoruz. Vatandaşımızı ve evlatlarımızı alkol bağımlılığına teşvik eden her türlü işaret, yazı ve görselin iş yerlerinin vitrinlerinden dahi temizlenmesini hükme bağlıyoruz.'

'Şarap üreticilerimizle ilgili bir düzenleme yok

Güler, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Güler, alkol satışına ilişkin düzenlemenin şarap üreticilerine etkilerine ilişkin soruya, 'Şarap üreticilerimizle, bağ sahiplerimizle alakası yok. Biz reklam ve sponsorluk noktasındaki amir hükmünü yani siz alkole özendirecek, teşvik edecek, onu güzel bir içecekmiş gibi sunacak faaliyetlerden gençlerimizin uzak durması için yapılan bir çalışmadır. Üreticilerimizle ilgili bir düzenleme yok' yanıtını verdi. 

'İBB davası çok özellikli geçmişteki darbe davalarıyla eş tutuyor'

Güler, 'İBB Davası'nın TRT'den canlı yayınlanmasıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Adalet Bakanı kanun değişikliği gerektiğini ifade ediyor. Bir değişiklik, düzenleme gelir mi?' sorusu üzerine şunları söyledi:

'Teklif eden arkadaşlarımız ne anayasa biliyorlar ne de sanki İBB Davası çok özellikli, geçmişteki darbe davalarıyla eş tutuyor. Ceza Muhakeme Usulü Kanunu'muz çok açık. Duruşmalar açıktır, alenidir. İddianame paylaşıldı. Bu dile getirilen hususlara CHP tarafından bir cevap verilmiş değil. TRT'den yayınlanınca ne olmuş olacak? Duruşmalar başladı orada insanlar şunu neden merak etmiyor; iddianamede yer alan hususlar var. Bir yerden para havalesi yapılmış bankadan, delil olarak da yer almış. Bu para nereden gelmiş? Bebek'te, Etiler'de İmamoğlu İnşaat adına kaydedilen üç tane değeri toplamda 50 milyon dolar olan villalar var. Önünde de İBB tarafından kamulaştırılan bir yeşil alan var. Verin bunun cevaplarını. TRT'de canlı yayın peşine düşeceğiniz yere iddianamede dile getirilen ve kamuoyunun da merak ettiği hususlara cevap verin. 60,80 darbesindeki insanlarla karşılaştırıyor. Ayıp... Bu insanların hatıralarına ayıp. Burada kamu görevini kötüye kullanma, kamu ihalesine fesat karıştırma, yolsuzluk ve rüşvet iddianamede yer alıyor. Cevap verin bunlara. Manavgat davası da başladı. Mesela oradaki baklava kutularının gerçek olmadığını söyleyin. 

'Bizim mahkemelerimizi, yargılamalarımızı, usullerini böyle basitleştirmeyin'

Kamuoyu TRT'de yayınlanmasını değil, bunları merak ediyor. Ben bu iddianameyi tek tek okudum. Bu iddialara CHP bir hukuk kurulu oluşturup cevap versin. Ancak şöyle deniyor; 'bu bir siyasi davadır. Bu bir darbedir, operasyondur'. Ne yapalım? Rüşvet alanı yargılamayalım. Soruşturma yapmayalım. İhaleye fesat karıştıranı yargılamayalım, soruşturmayalım. Peki Anayasa 10'uncu maddemiz ne diyor; 'kanunlar önünde herkes eşittir.' Değil mi? Hiçbir zümre, grup, kişi, aile, şahıs arasında ayrım yapılabilir mi? Yapılamaz. Peki CHP, Anayasa'nın 10'uncu maddesi gereğince kendilerini ayrıcalıklı mı hissediyor? CHP'li belediye başkanlarının çok özel bir koruma alanı mı var? Anayasa'nın 10'uncu maddesinin dışında mı yazıyor, onlar hakkında bir soruşturma yürütülemez mi diyor? Kovuşturma, yargılama yapılamaz mı diyor?

Bunların cevabını versinler. İddianamede dile getirilen hususların cevabını versinler. İddianamede yüzlerce iddia var. Her birinin delili var. Çıksınlar, her iddianın karşısındaki delillerin gerçek olmadığını, bağımsız ve tarafsız mahkemelerin huzurunda açıklasınlar. Mahkemeler birilerinin şov alanı değildir. Çok komik. Yıllardır avukatlık yapan, hukukçu kimliğinden şüphe duymadığımız çok saygın milletvekillerimiz var CHP'de. Bir tanesi de demiyor ki 'pazartesi Ekrem İmamoğlu selamlama konuşması yapacak' diye. Bütün kanunları ters düz ediyorlar. Ceza Muhakeme Usulü Kanunu gereğince duruşmalar alenidir, duruşmayı mahkeme başkanı yönetir. Oranın düzeninden, güvenliğinden mahkeme başkanı sorumludur. Bir sanık, şüpheli geldi, sanki miting alanındaymış gibi selamlama konuşması istiyor diye... Ayıptır, günahtır. Bizim mahkemelerimizi, yargılamalarımızı, usullerini böyle basitleştirmeyin. Komik duruma düşmeyin. Selamlama konuşmasıymış. Kimsenin ayrıcalıklı bir hali ve konumu yoktur.'

MASAK raporlarının savunma makamına verilmediği iddialarına ilişkin ise Güler, 'Bu arkadaşlar neden alamamış, gerçekten alamamışlar mı bile bilemiyorum. Çünkü bazı avukat arkadaşlarımız, dosya içeriğinin dışında, gerçeğe uygun olmayan bilgiler verdiğini görüyoruz. Bütün deliller ilgili sanıkların müdafileriyle beraber paylaşıldığını biliyorum' dedi. 

'Patriot da alma şansımız vardı da bunu tercih etmişiz gibi konuşuluyor'

ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı nedeniyle NATO tarafından Türkiye sınırında parçalanan mühimmat ve S-400 tartışmalarına ilişkin soruya ise Güler, şu şekilde yanıt verdi:

'Bunun cevabını iki yıl önce ABD Başkanı Trump verdi. 'Türkiye Patriotları almak istedi, satmadık, vermedik' dedi. Vermediler, bir sürü mazeret. Türkiye, güvenliğini erteleyecek değil. O günkü şartlar içinde bizim de yüksek teknoloji ihtiva eden S-400'ler alınmıştır. Şu anda da TSK'nın kullanımındadır. Sanki o dönemlerde serbest piyasa hükümleri kapsamında Patriot da alma şansımız vardı da bunu tercih etmişiz gibi konuşuluyor böyle bir şey yok. Bugün biz yüzde 20'lerde olan savunma sanayi üretimimizi yüzde 80'lere çıkarttık. Biz çelik kubbe mimarisini inşa ettik. Türkiye liyakatli ve emin ellerdedir. Savunmamızla ilgili de hiçbir eksiğimiz yoktur. Yürüttüğümüz bir Terörsüz Türkiye süreci var. Bunda da herhangi bir gecikme olmaksızın ciddiyetle, kararlılıkla bu süreci devam ettiriyoruz.'

 'Özgür Bey her şeyi sulandırmakta mahir. Yargılamanın ne olduğunu bilmiyor'

Kanun teklifi ile ödenmesi planlanan rayiç bedele ilişkin soruya da yanıt veren Güler, 'Ödenecek rayiçin bedeli belli değil. Bölgesel olarak farklılık gösteriyor. Bu teklifimiz Türkiye'nin her yerinde var. Kimi yerde yüz kişiyi ilgilendiriyor kimi yerde beş yüz kişi. O dönem itibarıyla ne ödenmişse günümüz değerleme koşulları içerisinde her bölge için bu oranlar belirlenmek suretiyle yararlanmak isteyen vatandaşlarımıza alternatif olarak sunulacak. Toplamda 70- 80 bin civarı kişiyi etkileyeceğini düşünüyoruz' ifadelerini kullandı.

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin soruya ise Güler, 'İnşallah bayramdan sonraki aşamada yine koordinatör grup başkanvekililerimizle bir araya gelerek bir yol haritası gelişmesi olacaktır. Biz rapor doğrultusunda bayramdan sonra da süreci devam ettireceğiz' dedi. 

Güler, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in İBB davasına ilişkin, 'Tayyip Bey bir yanına Binali Yıldırım'ı, öbür tarafına da Abdullah Güler'i alıp 'biz yöneteceğiz' deseydi, bu kadar felaket olabilirdi durum. Sizi ciddiyete davet ediyorum, ahlaka davet ediyorum, utanmazlığın dibine bu kadar da vurulmaz' sözlerinin sorulması üzerine ise, 'Özgür Bey her şeyi sulandırmakta mahir. Yargılamanın ne olduğunu bilmiyor, yanındakiler de anlatmıyor. Ben sadece bu kadar diyorum. Bir genel başkana yakışmayan işler' yanıtını verdi.