Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) - Adana 3. İdare Mahkemesi, 6 Şubat depremlerinde yıkılan Tutar Yapı Sitesi'nde hayatını kaybeden 3,5 yaşındaki Alperen'in dayı ve teyzesinin açtığı tazminat davasında, 4 kamu kurumunu toplam 20 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum etti. 4 bin lira tazminat ödemesine hükmedilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD'ın karara itiraz ettiği öğrenildi. Aile avukatı Gülsüm Özdoğru, 'Küçücük bir çocuğun ölümüne duyulan acının karşılığı bu olamaz' dedi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Adana'nın Çukurova ilçesinde yıkılan Tutar Yapı Sitesi C Blok'ta enkaz altında kalarak hayatını kaybeden 3,5 yaşındaki Alperen'in yakınlarının hukuk mücadelesi sürüyor. Alperen'in dayı ve teyzesi, ölümünde idarelerin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle yaşadıkları elem ve keder nedeniyle tazminat davası açtı.
Adana 3. İdare Mahkemesi'nde görülen davada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, AFAD, Adana Büyükşehir Belediyesi ve Çukurova Belediyesi, yaptıkları savunmalarda öncelikle usule ilişkin itirazlarda bulunarak, kurumlarının hasım mevkisinden çıkarılması gerektiğini savundu.
'BAKANLIĞA KUSUR ATFEDİLEMEZ'
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, esasa ilişkin savunmasında; imar mevzuatına göre şehir planlaması, planlamada ortaya konulan ilkeler ve kararlar, yapılaşma düzeni, yapıların imar ve inşaat tekniği yönünden denetimi ile zemin durumuna bağlı olarak deprem ve heyelan risklerine karşı dayanıklılığın kontrolü gibi konularda, mücavir alan sınırları içinde belediyelerin, mücavir alan dışında ise valiliklerin yetkili ve sorumlu olduğunu belirtti. Bakanlık, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca idarelerce hazırlanan planların yalnızca 'arşivlenmek' üzere kendilerine gönderildiğini, bu nedenle kendilerine herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini belirterek tazminat talebinin reddini istedi.
'SORUMLULUK İLGİLİ BELEDİYELERE AİTTİR'
AFAD, dava konusu iş ve işlemlerde sorumluluğun ilgili belediyelere ait olduğunu belirterek davada husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini savundu. Kurum, AFAD'ın koordinasyon görevi yürüttüğünü, depremin ardından gerekli tüm iş ve işlemlerin yerine getirildiğini, kusurlu ya da kusursuz herhangi bir sorumluluk veya ihmalinin bulunmadığını ifade ederek, hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle davanın reddini talep etti.
'İDARENİN BİR KUSURU YOK, SORUMLU MÜTEAHHİTTİR'
Çukurova Belediyesi de verilen izinlerin ve yapılan denetimlerin yasal düzenlemelere uygun olduğunu, meydana gelen zarar ile idarenin fiili arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını ve kendilerine herhangi bir kusur yüklenemeyeceğini belirtti. Belediye, tazminat şartlarının oluşmadığını ifade ederek davanın reddini istedi.
DAYI VE TEYZEYE TOPLAM 20 BİN LİRA TAZMİNAT
ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgiye göre, Adana 3. İdare Mahkemesi, dayı ve teyzeye toplam 20 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmederken, diğer tazminat taleplerinin ise reddine karar verdi.
20 bin lira manevi tazminat, bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranları doğrultusunda davalı idareler tarafından davacılara ödenecek. Buna göre tazminatın 12 bin liralık kısmının yüzde 15 kusurlu bulunan Çukurova Belediye Başkanlığı, 4 bin liralık kısmının yüzde 5 kusurlu bulunan Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 2 bin 400 liralık kısmının yüzde 3 kusurlu bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve bin 600 liralık kısmının yüzde 2 kusurlu bulunan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından, başvuru tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verildi.
Kararın gerekçesinde, davacıların yeğenlerinin vefatı nedeniyle duydukları elem ve üzüntü dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiği belirtildi. Mahkeme, tazminat miktarını belirlerken olayın niteliğini, idarelerin kusur oranlarını ve sorumluluklarının ağırlığını göz önünde bulundurduğunu vurguladı.
4 BİN LİRALIK TAZMİNATA İTİRAZ ETTİLER
4 bin lira tazminat ödemesine hükmedilen Bakanlık ile AFAD'ın karara itiraz ettiği öğrenildi. Bakanlığın avukatı, istinaf mahkemesine 'kentsel dönüşüm, planlama ve denetim', 'manevi tazminat', 'kusur oranlarının farklılığı' ve 'kaçınılmazlık indirimi' yönlerinden itirazda bulundu.
Dilekçede, '6 Şubat 2023 tarihinde dokuz saat arayla meydana gelen 7,8 ve 7,5 büyüklüklerinde iki deprem meydana gelmiştir. 11 ilde aynı anda meydana gelen, 'yüzyılın felaketi' olarak nitelendirilen ve dünyanın dört bir yanından yardımların geldiği bu depremin büyüklüğü göz önüne alındığında, Bakanlığımızca tüm görev ve sorumlulukların yerine getirilmesine rağmen büyük zararlara sebep olması engellenemez bir neticedir' ifadesine yer verildi.
'3,5 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN ÖLÜMÜNE DUYULAN ACININ KARŞILIĞI BU OLAMAZ'
Ailenin avukatı Gülsüm Özdoğru, süreci şöyle değerlendirdi:
'İdare Mahkemesi'nin hükmettiği manevi tazminatı ne müvekkillerim ne de ben anlayamıyoruz. 4 gün enkaz başında ayazda, uykusuz, aç ve susuz bir şekilde umutla bekleyen, enkazın kaldırılmasında yardımcı olan, ancak 4 günün sonunda ilk ve tek yeğenlerini, daha 3,5 yaşındaki kuzularını kaybettikleri gerçeğiyle karşı karşıya kalan bir teyze ve dayıdan bahsediyoruz.
Onların 3,5 yıldır çektikleri acılara bizzat şahidim; ancak ne acı ki şu an hükmedilen tazminat 3-5 gün (!) tatil yapmalarına bile yetecek bir para değil. Daha 3,5 yaşında hayata doğru düzgün başlamamış bir insan canının kıymeti 10 bin TL imiş. Bu rakamlar, insanların acılarını tazmin etmekten ziyade ciddi anlamda acılarına acı katıyor. Elbette kararı istinaf edeceğiz. Başka dosyalarda bir evin hasar alması için duyulan acıya ödenen tazminat 50 bin TL iken, küçücük bir çocuğun ölümüne duyulan acının karşılığı 10 bin TL olamaz, olmamalı.'




