(ANKARA) - Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa ilişkin, 'Türkiye kesinlikle savaşın tarafı olacak şekilde topraklarını, üslerini, topraklarında bulunan üsleri ve hava sahasını asla İran'a karşı kullanılacak şekilde açmamalıdır. Türkiye bu savaşın, özellikle Amerika tarafında, bir taraf haline gelmemeli' dedi.

Davutoğlu, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa yönelik Türkiye'nin askeri ve diplomatik açıdan atması gereken adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, şunları söyledi:

'Askeri olarak alınması gereken tedbirler bağlamında Türkiye kesinlikle savaşın tarafı olacak şekilde topraklarını, üslerini, topraklarında bulunan üsleri ve hava sahasını asla İran'a karşı kullanılacak şekilde açmamalıdır. Şu ana kadar Türkiye'nin İran'la olan ilişkileri ve tabii Türkiye'nin kapasitesi dolayısıyla İran, diğer ülkelere olduğu gibi Türkiye ile bir gerilime girmemeye özen gösterdi. Ama Amerika Birleşik Devletleri'nden gelecek her türlü baskıya Türkiye direnmeli ve asla herhangi bir Kürecik üssünün bir istihbarat ağının parçası olarak kullanılmasına izin vermemelidir. Konya'dan kalkan AWACS uçuşlarının İran aleyhine saldırılarda, İran'ın savunma altyapısıyla ilgili bilgi toplayacak şekilde AWACS uçaklarının hareket etmesine izin vermemeli. Kürecik'te ve İncirlik'te yönetimi savaş süresiyle Türk Silahlı Kuvvetleri kesin bir denetim altında tutmalı. Ve Türkiye bu savaşın, özellikle Amerika tarafında, bir tarafı haline gelmemeye özen göstermeli. Çünkü Amerika'nın ortağı burada İsrail ve İsrail açık bir şekilde Türkiye'yi hedef alıyor. 

Amerika'da 2026 İran, 2036 Türkiye senaryoları gündeme getirilirken Türkiye, uzun dönem stratejik tehdidin İsrail'den geleceğini unutmaksızın politikalarına, askeri tahkimatına önem vermeli ve bunu asla ihmal etmeyen bir yol haritası çizmelidir. Yine Türkiye, askeri güvenlik bağlamında hava savunma sistemlerini ve füze kapasitesini, envanterini süratle güvenlik altında tutacak, bu savaştan etkilenmeyip olası ki Türkiye'ye dönük bir saldırıda etkin olarak kullanılacağı şekle getirmelidir. Bugün Amerikan basınında özellikle Amerika Birleşik Devletleri gibi küresel bir gücün dahi bu savaşta bir mühimmat sıkıntısı çekmekte olduğunu, Çin için yapılan hazırlıkların İran'a karşı kullanılarak harcandığını gündeme getiren analizler var. Yani Amerika gibi bir ülke bile böyle bir savaşta mühimmat sıkıntısı çekmeye başlamış ya da füzelerde belli sıkıntılar yaşamaya başlamışsa Türkiye elindeki envanteri çok dikkatli, çok tasarruflu ve daha büyük bir savaş öncesinde bu envanteri genişletecek şekilde değerlendirmelidir.

'Türkiye, İran ve Irak sınırında güvenlik tahkimatını artırmalı'

Yine bu bağlamda İran ve Irak sınırları; savaş kapımıza kadar aslında geldi. Türkiye, İran ve Irak sınırında güvenlik tahkimatını artırmalı ve olabilecek her senaryoya hazır halde olmalı. Yine İsrail'den gelebilecek tehdide karşı da hava savunma sistemi içinde ve bölgesel politikalarda alınacak tedbirleri gözden geçirmeli ve asla bu konularda herhangi bir ihtimale mahal vermemelidir. Şimdi diplomatik açıdan atılacak adımlara gelirse bence en önemli adım şudur: Türkiye'yi de bölgeyi de ilgilendirecek en büyük gerilim İran-İsrail gerilimi değildir. Bu zaten vardı. Bu gerilimle yaşadık, yaşamaya devam edebiliriz. Amerika-İran gerilimi de değildi, değildir. Bu gerilim de zaten vardı. Bununla yaşamaya da devam edebiliriz. Ama bölgemizi ateş topuna çevirecek olan Amerika ve İsrail'in provokasyonlarıyla ve İran'ın yeterli uzun dönemli hesap yapmaksızın Körfez ülkeleriyle karşı karşıya gelmesidir.

A Milli Erkek Basketbol Takımı 2. turu garantiledi
A Milli Erkek Basketbol Takımı 2. turu garantiledi
İçeriği Görüntüle

Özellikle de Suudi Arabistan ile İran arasında çıkacak çatışmalar, İran-Irak Savaşı'ndan çok daha derin etkiler yapabilir. Bu çatışmanın bir Sünni-Şii çatışmasına dönüşmesi bir yana, bölgedeki istikrarı tümüyle yok eder. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanı dün bazı görüşmeler yaptı ama bunun taziyeler için olduğu açıklaması yapıldı, geçmiş olsun dilekleri için. Bence geçmiş olsun dileklerinin ötesinde Türkiye, İran ile Suudi Arabistan'ı; ikinci aşamada İran-Katar ilişkilerini düzenleyecek şekilde devreye girmeli. Gerekiyorsa güvenlik tedbirleri de alınarak Tahran'a ya da Riyad'a Sayın Cumhurbaşkanı ya da Sayın Dışişleri Bakanı gitmeli ve her iki tarafı doğrudan ya da dolaylı görüşmelere çağırmalı ve bu görüşmenin altyapısını oluşturması gerekir.'

 

 

Kaynak: ANKA