(TBMM) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve bölgede etkili olan saldırılara ilişkin, 'Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız, belasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz' ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık grup toplantısında, 'Size ve tüm teşkilatıma altını çizerek ifade etmek isterim ki, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumluluğumuz var' diyerek, Türkiye'yi 'bölgedeki yangından' koruma vazifeleri olduğunu söyledi.
Türk milletinin irfan sahibi olduğunu dile getiren Erdoğan, 'Bu milleti kandıramazsınız, bu millete siyasi hokkabazlık yapamazsınız. Bu aziz millet eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını çok iyi bilir' ifadelerini kullandı.
Türk milletinin AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalet CHP'nin arasındaki kalite farkını iyi bilfiğini vurgulayan Erdoğan, 'Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize bir hakaret senfonisi haline dönüştürerek bizi değil, sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık. Öfkenin, nefretin ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine izin vermeyeceğiz' dedi.
'Gerektiğinde haddini bildirmeyi iyi biliriz'
Erdoğan, 'Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin, haksıza haddini bildirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz' diye konuştu.
'Darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır'
Erdoğan, 'Bu ülkenin Cumhurbaşkanına, bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır. Türk siyasi tarihini açıp bakın; orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP'yi görürsünüz. Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP ile karşılaşırsınız' dedi.
27 Mayıs'tan 15 Temmuz'a 'Parmak izi' suçlaması
Erdoğan, Türkiye'deki askeri müdahale ve muhtıraların arkasında CHP ideolojisinin ve silüetinin bulunduğunu ileri sürerek, 'Türk siyasi tarihini açıp bakın; orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP'yi görürsünüz. Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP ile karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP'yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs'ın baş aktörü CHP'yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırası'nın arkasında CHP'nin silüeti var. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat'ın müsebbibi, en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002'den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP'nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP'dir. Gezi olaylarında sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP'dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP'dir. 15 Temmuz ihanetine 'kontrollü darbe' iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP'dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP'nin, unutmayın, milli sporudur' ifadesini kullandı.
Erdoğan'dan Özgür Özel'e: 'Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış'
Erdoğan, şöyle konuştu:
'Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil, aziz milletime şikayet ediyorum; aziz milletime havale ediyorum. Burada CHP'nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum: Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış. Bunu anlıyoruz. Siz de bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan havada uçan kuşa kadar ilgili ilgisiz herkese suç attınız, kabahat buldunuz, günah keçisi ilan ettiniz. Ama bir gün olsun 'Hırsızın hiç mi suçu yok?' sorusunu sormadınız. Bir gün olsun 'Kabahati var' demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, 'Rüşvet verdim' diyenlerle uğraştığınız kadar; rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız.
'Adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz'
Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP'nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP'li başkanların hanı iştihası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size 'Yiyin efendiler yiyin; doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin' demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur.
Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye'de kalmıştır. Çalanın, çırpanın, soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır. Daha önce defalarca söyledim, bugün tekrar ifade ediyorum: Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor; adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz.'
'İran'la savaş küresel barış vizyonunu dinamitliyor'
Bölgesel gelişmelere ve 28 Şubat'ta başlayan savaşa da değinen Erdoğan, Türkiye'nin bu 'yangının' dışında kalmakta kararlı olduğunu ifade etti. Savaşın küresel barışı sabote ettiğini ve bölgesel iç çatışma riski taşıdığını belirten Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yönelik şu ifadeleri kullandı:
'28 Şubat'ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaş, tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız, belasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz.
Bölgemize çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu; çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme, İsrail'in kanlı stratejisine hizmet edecek; bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır.
İran'la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği; tam tersine bu vizyonu sabote ettiği, zora soktuğu, dinamitlediği gayet açıktır. İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkân diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir, vicdan bunu gerektirir, uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir. Temennimiz aklıselimin egemen olması, böylece daha fazla kan dökülmeden barışa giden yolun açılmasıdır. Biz bunun için elimizle birlikte gerekirse gövdemizi de taşın altına koymaya devam edeceğiz.'
(SON)