(ANKARA) - CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin '5 Ocak 2020'de Tunceli'de kaybolan Gülistan Doku hakkındaki bu dosya, Türkiye'nin de kayboluş hikayesini resmeden bir dosyadır. Devlet gücüyle bir aile dramının nasıl çoğaltıldığını, toplumda nasıl ağır bir yaraya dönüştürüldüğünü zihinlere kazıyan bir dosyadır. Gülistan'ın kaybolduğu günden bugüne iş başında olan tüm yetkililer, sorumlu olan tüm bakanlar devlet ahlakını yerle bir etmişlerdir. Sadece Gülistan'ın ailesinin değil, toplumun da devlete olan güvenini alaşağı etmişlerdir. Her bir yetkili, her bir sorumlu elbet hesap verecektir' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, sosyal medya hesabından Gülistan Doku soruşturmasına dair çoklu paylaşım yaptı. Başarır, şunları kaydetti:

'Yıllardır 'Gülistan Doku'ya ne oldu' diye soruldu. Neden bir yanıt bulunamadığını altı yılın sonunda öğrendik. Meğer devletteki çürüme yüzündenmiş! Peki şaşırdık mı? Keşke, bir parça bile olsa şaşırsaydık! Altı yılın sonunda -nasıl olduysa- dosyanın yeniden ele alındığı, tüm belge ve bilgilerin incelenerek gizli tanık ifadesi ve itiraflarla soruşturmanın yürütüldüğü açıklandı. 13 Nisan'da başlayan operasyonlarla aşağıda yer alan birçok kritik detay kamuoyuna servis edildi. 

'Bilirkişi, profesyonel ve detaylı bir çalışmayla kayıtların kasten silindiğini raporladı'

Dönemin Tunceli valisinin oğlu, arkadaşlarıyla uyuşturucu kullanan, otomobiliyle gezip tozan, aracında uzi tarzı silahlar bulunduran şımarık bir gençti. Soruşturma dosyasındaki bulgulara göre; Gülistan'a tecavüz etti, hamile kaldığını öğrenince de kendisinden şikayetçi olmasın diye onu kafasından vurarak öldürdü. Durumu vali olan babasına haber verince, babası korumasını gönderdi ve yine bulgulara göre Gülistan'ın cansız bedeni koruma tarafından gömüldü. Gizli tanığın belirttiği yerde yapılan yeraltı görüntüleme çalışmalarında 1.70 metre uzunluğunda bir boşluk tespit edildi. Bilirkişi raporunda cesedin gömüldükten bir iki yıl sonra yerinden çıkarılmış olabileceği değerlendirmesi yer aldı. Valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel ve koruma polisi Şükrü Eroğlu tutuklandı.

Polnet / Polis Bilgi Sistemi kayıtlarına göre, Gülistan'ın 31 Aralık 2019'da, Tunceli Devlet Hastanesi'ne giriş yaptığı görülüyordu. Hastane kayıtlarında ise böyle bir giriş bulunamadı. Bilirkişi, profesyonel ve detaylı bir çalışmayla kayıtların kasten silindiğini raporladı. Savcı, Gülistan'ın hamile kalması nedeniyle hastaneye gittiğini düşünüyordu. Hastanenin başhekimi, bir kadın doğum uzmanıydı ve aynı zamanda o dönem il sağlık müdürünün yerine vekaleten bakıyordu. Başhekim, Gülistan'ın kaybolmasından üç gün sonra, üstün başarıyla Tunceli İl Sağlık Müdürü oluverdi. İfadesinde, kayıtları silmek için talimat almadığını, bilgisi ve ilgisi olmadığını söyledi. Hiçbir şey bilmiyor olması hayatın olağan akışına aykırıydı. Başhekim Çağdaş Özdemir tutuklandı.

'Otelin parası kim tarafından, nasıl ödenmişti?'

Ailesi, Gülistan'ın annesinin üzerine kayıtlı sim kartı 8 Ocak'ta yeniden çıkartıp 9 Ocak'ta valiye vermişti. Vali sonuçta devlet demekti ve aile de valiye çok güvenmişti. Devletin valisi, sim kartı savcıya teslim etmek yerine korumasına vermiş ve Ankara'ya uyuşturucudan ihraç edilmiş eski bir polise göndertmişti. Sim karttaki verilerin silinmesinin karşılığı 10 bin dolardı. Bilirkişi raporunda, bu silme işleminin özel uzmanlık ve çok büyük emek gerektirdiği bilgisi yer aldı. MASAK raporlarına göre, valinin korumasıyla Ankara'daki eski polis arasında bir para trafiği yaşanmıştı. İl Özel İdaresi'ne ait banka hesabından Ankara'daki eski polise düzenli olarak toplamda 10 bin doları geçen bir para transferi yaşandığı ileri sürüldü. Ankara'daki eski polis Gökhan Ertok tutuklandı.

Gülistan'ın erkek arkadaşı Zeynel, kaybolmadan önceki iki gün Gülistan'la görüşmüş, konuşmuş, birçok kez mesajlaşmıştı. Olay sonrası korkup Rusya'ya kaçmıştı. Dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü, Zeynel'in ailesiyle görüşerek onu geri getirdi. Tüm aile Antalya'da bir otele yerleştirildi. 3 ay boyunca orada kaldılar. Onları korumak için de asayiş şube müdürü görevlendirildi. Tunceli valisi, nasıl olur da başka bir ildeki emniyet müdürüne böyle bir talimat verebiliyordu? Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bu emirdeki rolü neydi? Otelin parası kim tarafından, nasıl ödenmişti?

17 Nisan'da yaptığı açıklamada Süleyman Soylu süreci savunurken şu sözleriyle bir anlamda emri verenin kendisi olduğunu, otel ücretinin de milletin parasıyla ödendiğini itiraf etmiş oldu: 'Şu an gözaltına alınanlar dahil herkes sorgulandı. Hatta Zeynel Abakarov yurtdışına kaçmıştı, onu getirdik. Sorguladık. Ancak bir şey çıkmadı.'  Bu arada, Zeynel 13 Nisan'da tutuklandı.

'Kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını kim vermişti?'

Gülistan Doku kaybolduktan iki gün sonra Tunceli'deki tüm radar/kontrol noktalarında kameralar değiştirilmiş, kamera kayıtları alınmamıştı. Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü'nün verdiği bilgiye göre; 01-08 Ocak 2020 arası herhangi bir bakım-arıza ihbarı ya da kamera değişimine ilişkin bir belge-fatura kaydı yoktu. Bu kamera değişikliklerinin yapılması talimatını kim vermişti? Dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü olan Yılmaz Delen, bugün Yalova İl Emniyet Müdürü. İddiaya göre, valinin talimatıyla olay yerindeki tüm kamera kayıtlarını ve görüntüleri sildiği söylenen polis memuru ise olay sonrası İzmir'e tayin edildi. Gülistan Doku'nun üç ay boyunca arama çalışmalarının yapıldığı Uzunçayır Baraj Gölü, Munzur Üniversitesi'nin kameralarının görüş açısındaydı. Emniyetin 17 Ocak 2020 tarihli tutanağında, iki üniversite bilgisayar işletmeninin imzasıyla, köprüyü gören kameranın bu tarih ve öncesinde aktif olmadığı kayıt altına alınmıştı. Bilirkişi raporuna göre ise tutanak içeriği gerçeği yansıtmıyordu, köprüyü gören kameranın aktif olduğu anlaşılmıştı. Bu kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını kim vermişti?

İstanbul Tabip Odası'nın yeni yönetimi hekimlere mektupla teşekkür etti: 'Tüm meslektaşlarımızı daha iyi bir sağlık sistemi için ortak akılda buluşmaya, birlikte yeni mücadele yöntemleri geliştirmeye davet ediyoruz'
İstanbul Tabip Odası'nın yeni yönetimi hekimlere mektupla teşekkür etti: 'Tüm meslektaşlarımızı daha iyi bir sağlık sistemi için ortak akılda buluşmaya, birlikte yeni mücadele yöntemleri geliştirmeye davet ediyoruz'
İçeriği Görüntüle

Gülistan Doku'nun arama çalışmalarının yapıldığı süreçte Doku ailesiyle sürekli iletişimde bulunan iki kişi vardı. Birisi, kızlarının 'intihar ettiğini' Gülistan'ın ailesine inandırmaya çalışan dönemin Tunceli İŞKUR Müdürü Özdemir Aktaş'tı. 2023'te Ankara İŞKUR Genel Müdürlüğü'ne daire başkanı olarak atanan Özdemir Aktaş, 22 Nisan'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından görevden alındı. Valinin talimatıyla Doku ailesini kontrol altında tutan diğer kişi ise Ferhat Güven isimli valilik çalışanıydı. Tutuklandı. Vali tarafından işe alınan bu kişi, 2023'te PKK'ya üye olma suçundan Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmış, 6 yıl 8 ay hapis cezası almış, mahkemeye gönderilen 'Vatanını ve milletini seven bir birey olarak devletimize hizmet etmiştir' yazısıyla dosyası istinaf incelemesine gönderilmişti.

'Sonel devletteki görevine devam etti'

Tüm gözaltılar ve tutuklamalar sonrasında 21 Nisan'da Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı. İddialara göre, Gülistan'ı arama çalışmalarında yanlış yönlendirmeler yapmıştı. Tüm kamera ve istihbarat verilerine rağmen onun talimatıyla aramalar ısrarla baraj gölünde yoğunlaştırılmıştı. Gülistan dosyasını kendisi için bir kariyer kampanyasına dönüştürmüştü. Aramalara katılıyordu, baraj gölüne giriyordu. Dokunaklı ödülleri vardı, 'Yılın Yetim Babası' da, 'Çocuk Dostu' da seçilmişti. 'Yılın İdarecisi' de olmuştu. Diyanet Vakfı'ndan 'İyilik Ödülü' bile almıştı. Bakanlıklardan allı pullu teşekkür belgeleri, takdirnameleri verilmişti. Farkındalık projeleriyle Türkiye'nin geleceğine yön verecek 100 isim arasında dahi gösterilmişti. Tunceli'ye kayyum belediye başkanı olarak atandığı dönemde yaklaşık 35 milyon lira tutarında toplam yedi ihalede usulsüzlük yapıldığı tespit edilmesine karşın Sonel devletteki görevine devam etti.

Soruşturma sürecinde Doku ailesi ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, valiyi ve oğlunu koruduğunu ileri sürmüştü. Soylu'nun 17 Nisan'da yaptığı açıklama da bunu doğruluyordu: 'Biz o dönem barajı üç defa kapattık, arama yaptık. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunum yaptım. Ankara'dan bir heyet geldi baktı.'

'Bu dosya, korkunç bir kadın cinayetinin yanında koca bir devletin nasıl çürütüldüğünün tescillendiği bir dosyadır'

Neticede bugün geldiğimiz nokta, Türkiye'nin vahim bir durumda olduğunu gösteriyor. Bu dosya tarihsel bir öneme sahiptir çünkü bu dosya, korkunç bir kadın cinayetinin yanında koca bir devletin nasıl çürütüldüğünün ve kokuştuğunun da tescillendiği bir dosyadır. 5 Ocak 2020'de Tunceli'de kaybolan Gülistan Doku hakkındaki bu dosya, Türkiye'nin de kayboluş hikayesini resmeden bir dosyadır. Devlet gücüyle bir aile dramının nasıl çoğaltıldığını, toplumda nasıl ağır bir yaraya dönüştürüldüğünü zihinlere kazıyan bir dosyadır. Gülistan'ın kaybolduğu günden bugüne iş başında olan tüm yetkililer, sorumlu olan tüm bakanlar devlet ahlakını yerle bir etmişlerdir. Sadece Gülistan'ın ailesinin değil, toplumun da devlete olan güvenini alaşağı etmişlerdir. Her bir yetkili, her bir sorumlu elbet hesap verecektir!'

Kaynak: ANKA