Erdal Sağlam
(ANKARA) - Haziran ayı enflasyon rakamı yüzde 1'in altında gelince, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 'dezenflasyon süreci yeniden başladı' iddiasında bulundu. Halbuki iktisatçılar, yerli ve yabancı analistler, enflasyondaki düşüşün devam edeceği konusunda ciddi endişeler taşıyorlar.
İlk 6 aylık enflasyon rakamı belli olduktan sonra, emekli ve memura yapılan zam oranları kesinleşti, otomatik vergi zamlarıyla ilgili kararlar alındı. Tüm bunların hepsine birden bakılınca; Bakan Şimşek'in 2026 yılı sonunda enflasyon oranını yüzde 30'un altına indirebilmek için elinden geleni yapacağı anlaşılıyor. Bu amaçla böyle bir iddiada bulunarak, beklentileri de iyileştirmeye çalışıyor.
Haziran enflasyon rakamı 0,99 ile yüzde 1'in hemen altında geldi. Bunun üzerine açıklama yapan Bakan Şimşek, İran savaşı nedeniyle artan enerji fiyatlarında geri dönüşün başladığını, bu nedenle 'ara verilen dezenflasyon sürecinin de yeniden başladığını' söyledi. Halbuki Mayıs sonundaki yüzde 32,6'lık yıllık oran, Haziran sonunda ancak yüzde 32,1 düzeyine indi.
Bu söylemden yola çıkarak, bundan sonraki süreçte de yıllık enflasyonda başlayan düşüşün devam edeceği beklentisi olduğunu anlıyoruz. Geçen yıl Temmuz-Ekim arası aylık fiyat artışlarına baktığımızda yıllık enflasyonda düşüşün devam etme ihtimali var. Ancak belki Ağustos, büyük ihtimalle de Eylül ayı sonunda, ancak yüzde 30'un altına inilmiş olabilir. Geçen yıl sonundaki iki ayda, düşük enflasyon rakamları gördüğümüz hatırlandığında ise 2026 sonunda yıllık enflasyonda yeniden, küçük de olsa artış ihtimali bulunduğunu da dikkate almak gerekiyor.
SICAK PARA YENİDEN...
2026'nın ilk aylarındaki, yüksek enflasyon oranlara bakacak olursak da 2027 yılının ilk aylarında da yıllık enflasyonun yeniden düşme ihtimali bulunuyor. Ancak Temmuz'da vazgeçilen otomatik akaryakıt ve tütün ürünleri zamları için yıl sonunda nasıl bir karar alınacak, belli değil. Ayrıca elektrik, doğal gaz gibi temel kamu ürünlerinde zam kararlarının nasıl olacağı da bilinmiyor. O nedenle Şimşek'in gelecek yıl ortasında yıllık enflasyonu yüzde 25 veya altına indirme umudu olabilir ama bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği şimdilik meçhul.
Özet olarak, 'seçim için belirlenecek takvime bağlı olarak, enflasyondaki inişli çıkışlı seyrin devam edeceğini' söylemek, daha rasyonel bir tahmin olabilir. Seçim öncesi yapılacak çalışan ve emekli zamlarının oranı, iç talepte canlanmanın ne zaman başlayacağı, kredilerdeki artışın nasıl seyredeceği ve ekonomide bahar havasının yeniden oluşturulup oluşturulamayacağının, seçim ekonomisiyle büyük ilgisi olacak.
Bakan Şimşek, 'enflasyonla mücadele yeniden başladı' dese de özellikle yabancı banka raporlarında enflasyondaki katılığın devam ettiği, üç aylık ortalamaların güven vermediği, gıda fiyatlarının normalleşmesiyle yeniden enflasyonda artış görülebileceği belirtiliyor. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 30 veya biraz üzerinde olabileceğini tahmin eden yabancı bankalar, buna bağlı olarak da Merkez Bankası'nın faiz indiriminde temkinli davranacağı, belki yılın son çeyreğinde küçük düşüşler yaşanabileceği görüşündeler.
FAİZ İNDİRİMİNİN ZAMANLAMASI
'Yüksek faiz bir süre daha devam edecek' beklentisiyle sıcak para girişi geçtiğimiz hafta yeniden canlandı, rezervlerin altındaki yükselişin de etkisiyle canlandığı görüldü. Yabancılar birkaç ay daha yüzde 37'lik faiz korunacak beklentisiyle, sıcak para getirip karlarını maksimize etmeye çalışıyorlar.
Bakan Şimşek ise bir yandan rezerv biriktirmek için yabancıların beklentisini kullanırken, öte yandan üretim sektöründen gelen şikayetleri dengeleyip, siyasi otoritenin gönlünü almaya çalışıyor. Bu nedenle turizm başta, bazı sektörlere istihdam desteği vermeyi kabul edip, sübvansiyonlu sektör ve KOBİ kredilerini artırarak şikayetleri azaltmaya çalışıyor.
Buna karşılık, açlık sınırı 35 bin 550 TL'yi aşmasına rağmen, 28 bin TL'de kalan asgari ücret artırılmadı, emekli ve memur maaşlarına zorunlu yasal oran zamlarıyla yetinildi. Asgari emekli maaşının, yeni zamla ancak 23 bin 550 TL'ye çıktığı göz önüne alındığında, 'Şimşek'in, çalışan ve emekliler dışındaki tüm kesimleri rahatlatmaya çalıştığını' söyleyebiliriz.
Ekonomi yönetiminin, Temmuz başında aldığı kararlar, 'sadece sermaye kesimini gözeten bir iktidar anlayışının varlığını' bir kez daha ispatladı. İktidarın tercihleri nedeniyle yoksullaşma artarken, artan siyasi baskıların da etkisiyle, toplumsal haraketliliğin artması kaçınılmaz gözüküyor.
Ekonomi başta, hemen her alanda kapsamlı bir değişim ihtiyacının giderek büyüdüğü çok açıkça gözüküyor. Böylesine bir ortamda enflasyonla mücadelenin başarıya ulaşması da bir hayli zor olacak.




