Erdal Sağlam
İran savaşı nedeniyle hızla artan petrol fiyatları, kısa sürede gerilemezse, tüm dünyada enflasyonist etkisini gösterecek. Zaten enflasyonu düşüremeyen Türkiye'de ise savaşın uzaması, enflasyonda düşüş ve faiz indirimlerini iyice zora sokmaya başladı.
Yılın ilk 2 ayındaki yüksek enflasyon oranları ardından, Mart'tan itibaren, gıda fiyatlarının etkisiyle, yıllık enflasyonun yeniden düşmeye başlaması bekleniyordu. Ancak gelen öncü veriler, Mart'ta da gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin devam ettiğini gösteriyor. Dünya gıda örgütü FAO da, Şubat'tan itibaren küresel gıda fiyat artışlarının yeniden başladığını açıkladı.
Artan petrol fiyatlarının tüm ülkelere, özellikle artan enerji fiyatları kanalıyla, enflasyonu artırıcı etki yapması bekleniyor. Ekonomi yönetimi bu etkiyi azaltabilmek için, içeride akaryakıt fiyatlarındaki artışın dörtte üçünü vergiden karşıladığı eşel -mobil sistemine geçti. Ancak buna rağmen akaryakıt fiyatlarındaki artışın devam ettiği, gıda başta, tüm malları etkilediği görülüyor.
Savaşın ne kadar süreceği, akaryakıt fiyatlarının hangi noktalara çıkıp, ne kadar süre yüksek kalacağını belirleyecek. Brent petrolün varil fiyatı 93 dolara çıkarken, Hürmüz Boğazı'nın açılmaması halinde, yakında 100 doların üzerine çıkması bekleniyor. Aslında petrolde bu kadar artışa neden olacak bir arz eksikliği yok ama sigorta sorunu tedariki zorlaştırıyor. ABD bu sorunu gidermek için yeni bir formül ortaya attı ama sorunu tümüyle çözmesi beklenmiyor.
Eşel-mobil ilelebet devam edecek bir sistem değil
Bu arada ham petrol ile motorin, benzin gibi akaryakıt ürünlerinin fiyatları arasındaki makasın iyice açıldığı, sigorta sıkıntısının özellikle ürün fiyatlarını hızlı artırdığı görülüyor. Bu nedenle akaryakıt fiyatlarına gelen zamlar ham petrol fiyatlarına gelen zammın üzerinde seyretmeye devam ediyor. Ekonomi yönetimi eşel-mobil sistemini geri getirerek, akaryakıt fiyatlarının tüketiciye yansımasını frenliyor ama bu da ilelebet devam edecek bir sistem değil. Ham petrol fiyatları 100 doların üzerine çıkarsa, ya da akaryakıt fiyatları daha hızlı artığı takdirde, vergiden karşılanacak kaynağın biteceği ortada. Yani akaryakıta yüzde 10'dan fazla zam gelmesi halinde, artık zamların tümüyle pompa fiyatlarına yansıması, yeniden kaçınılmaz olacak. Akaryakıt zamlarının bu hafta da, 2 TL civarında yeni artışla, devam etmesi bekleniyor.
Faiz indirim beklentisi ötelendi
Savaşın beklendiği kadar kısa sürmeyeceği konuşulurken, sürenin uzaması, hem küresel hem iç piyasalardaki belirsizliği artırıyor, piyasalardaki karamsarlığın artmasına neden oluyor. Bu belirsizliğin de etkisiyle, önümüzdeki hafta Merkez Bankası'nın yapacağı toplantıda, artık faiz indirimi yapamayacağı kesinleşmiş görünüyor. Savaşın süresine bağlı olarak, Nisan toplantısında faiz indirimi yapılmasının bile tehlikeye girdiği görülüyor.
Merkez Bankası geçen hafta sonu aldığı önlemlerle, politika faizini değiştirmeden, piyasa faiz oranlarını 3 puan artırdı. Zaten politika faizinde indirime gidebilmesi için, önce yüzde 40'a çıkan piyasa faizini, politika faizi olan 37'ye indirmesi, sonra politika faizinde indirime başlaması gerekecek. Bunun zamanlaması ise henüz kestirilemiyor.
Önleyici önlemlerin olumlu sonuçları
Merkez Bankası, geçen hafta sonu, piyasalar açılmadan aldığı önleyici önlemlerin olumlu sonuçlarını aldı. Faizin artırılması, döviz taleplerinin tümüyle karşılanması üzerine, geçen hafta ortasında döviz talebi durdu. Özellikle çıkışa başlayan yabancı fonlar, kurların tutulacağını görünce, çıkışlarını durdurdular.
Geçtiğimiz hafta Cuma gününden başlayarak, Çarşamba gününe kadar süren rezerv satışlarının toplamı 12 milyar doların üzerine çıktı. Bunun 1 milyar dolarının altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığı hesaplanıyor. Şubat ayı başından geçtiğimiz hafta sonuna kadar rezervlerdeki erime ise, 17 milyar dolara ulaştı. Savaşa rağmen rezerv kaybının durması olumlu olarak görülüyor. Ancak savaşın devam etmesi halinde yeri rezerv kayıpları kaçınılmaz olabilir.
Merkez Bankası geçen yıl 19 Mart'taki Ekrem İmamoğlu krizinde yaptığı hataları yapmayıp, bu kez önceden önlemini aldı. İktisatçılar rezerv kaybının 30 milyar doları bulmaması halinde, sürecin sorunsuz gittiğinin söylenebileceğini söylüyorlar. Rezerv kayıpları 30 milyar dolar aştığı takdirde telaşın başlayıp, döviz talebinin yeniden artabileceği tahmin ediliyor.
Savaşla birlikte, zaten umudun azaldığı, enflasyon ve faiz indirimleri konusunda karamsarlığın arttığını söyleyebiliriz. Artık; 2026 sonunda yüzde 25 enflasyona inilirse, sanki başarı olacakmış gibi bir hava esmeye başladı. Buna bağlı olarak faizlerin de yıl sonunda ancak yüzde 32-33'lere kadar inebileceği konuşuluyor.
Savaşın uzaması halinde faturanın daha ağır olması, enflasyon ve faiz beklentilerinin iyice bozulması kaçınılmaz olacak.





