(ANKARA)- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasını protesto etmek amacıyla düzenledikleri eylemde, 'İkizköylü mücadele arkadaşımız Nejla Işık'ın söylediği gibi 'Başımız dik, alnımız ak.' Dayanışmadan ve haklılığımızdan aldığımız gücümüzle örgütlü mücadeleyi sürdüreceğiz' açıklamasını yaptı. Basın açıklamasının ardından Esra Işık'ın mektubu okundu, 'Milas bir şirketten büyüktür, vazgeçmeyeceğiz!' denildi. 

Muğla'nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde devam eden hukuk sürecine rağmen acele kamulaştırılan parsellerde tapu sahiplerine haber verilmeden keşif yapılmasına tepki gösteren İkizköy sakinlerinden Mahalle Muhtarı Nejla Işık'ın kızı Esra Işık, gece yarısı evine gelen jandarma ekiplerince gözaltına alınıp tutuklandı. Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Akbelen'de 'Havama, suyuma, toprağıma dokunma' diyerek ağaçları korumaya çalışan Esra Işık'ın tutuklanmasını protesto etmek amacıyla Yüksel Caddesi'nde toplandı. 

'Doğa savunucuları yalnız değildir! Esra Işık serbest bırakılsın' yazılı pankartın ardında toplanan eylemciler, protesto sırasında 'Gözaltılar bizi yıldıramaz', 'Her yer Akbelen her yer direniş', 'Esra Işık onurumuzdur', ve 'Havama, suyuma, toprağıma dokunma' sloganları attı. 

Oğuz: Bilinsin ki korkmuyoruz!

Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklaması yapan Elif Melike Oğuz, şunları kaydetti:

'Sermaye-devlet işbirliğiyle halka ait olan doğal kaynaklar sistematik biçimde gasbediliyor, yaşam alanlarımız yok ediliyor. Tarım alanlarının işgal edilmesiyle köylünün geçim kaynağı elinden alınıyor, yöre halkı birkaç yıl boyunca şirketlere kar sağlayacak kömür, altın vb. madenlerde güvencesiz koşullarda düşük ücretle çalışmak zorunda bırakılıyor. Kimi zaman çalıştıkları yerlerde işçi cinayetlerinde katlediliyor. Kasıtlı olarak gerçekleştirilen bu mülksüzleştirme ve işçileştirme politikalarıyla halihazırda yoksul olan halk daha yoksul hale getiriliyor. Diğer yandan havamız, suyumuz, toprağımız kirletiliyor. Soframızdaki yiyecekten, içtiğimiz suya, soluduğumuz havaya, yaşadığımız kentlere kadar bütün yaşamımız zehre dönüştürülüyor. İşte bu atmosferde doğayı, yaşam alanlarımızı savunanlar gözaltı, tutuklama gibi baskı araçlarıyla susturulmak isteniyor. Şubat ayında Polen Ekoloji Kolektifi ve Bakırtepe Çevre Platformu'ndan yaşam savunucuları, sürdürdükleri meşru faaliyetler kriminalize edilerek tutuklandı. Hukuki yollarla sesimizi kısamayanlar ise, Ali ve Aysin Büyüknohutçu, Metin Lokumcu, Reşit Kibar ve Hakan Tosun örneklerinde gördüğümüz gibi çeteler eliyle yaşam savunucularını katlediyor ve failleri cezasızlık politikalarıyla ödüllendiriyor. Bugün Akbelen'de yaşananlar da bu politikalardan bağımsız, münferit bir olay değil, aksine doğayı savunan herkese verilen bir gözdağıdır.

CHP'li Karaca'dan, tutuklu Gazeteci İsmail Arı'ya ziyaret... Arı: Ben gazetecilik dışında bir şey yapmadım. Ben neden cezaevindeyim?
CHP'li Karaca'dan, tutuklu Gazeteci İsmail Arı'ya ziyaret... Arı: Ben gazetecilik dışında bir şey yapmadım. Ben neden cezaevindeyim?
İçeriği Görüntüle

Yanı başımızda süren emperyalist savaşlar bombalarla, füzelerle yürütülürken devlet-sermayenin doğaya karşı savaşı fiziki şiddet, hukuk sopası ve toplumsal baskıyla yürütülüyor. Bilinsin ki korkmuyoruz! Baskılar karşısında toprağı, havası, suyu için mücadele edenler olarak hiçbir zaman susmadık. İkizdere'de HES'lere, Cerattepe'de altın ve bakır madenlerine, Varto'da JES'lere, bütün bir ekolojik yıkıma karşı barikat önünde, mahkeme koridorlarında bulunduğumuz her yerde doğa ve yaşam için mücadeleyi sürdürdük. Bugün bu tutuklama saldırıları karşısında yine öyle olmaya devam edecek. İkizköylü mücadele arkadaşımız Nejla Işık'ın söylediği gibi 'başımız dik, alnımız ak.' Dayanışmadan ve haklılığımızdan aldığımız gücümüzle örgütlü mücadeleyi sürdüreceğiz.'

Işık: Ben onurumuzu savundum

Basın açıklamasının ardından Esra Işık'ın mektubu okundu. Işık, mektubunda şu ifadeleri kaydetti:

'Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra ninemiz, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum. Alnım açık başım dik, mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim. Ben bu toprakların kızıyım, ben bir köylü kızıyım. Mücadelemden gurur duyuyorum. Buradan yeniden sözüm olsun: Mücadelemizi de onurumuzu da haysiyetimizi de satmayacağız. Milas bir şirketten büyüktür, vazgeçmeyeceğiz!'

 

Kaynak: ANKA