Haber: Esra TOKAT
(ANKARA) - Ankara'da 'dur' ihtarına uymaması üzerine polisle girdiği çatışma sonucunda hayatını kaybeden 18 yaşındaki Serdar Kılavuzcu davasında aile üyeleri sanıklara tepki gösterdi. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi, eksik hususların giderilmesi ve delillerin incelenmesi için duruşmayı 14 Ekim'e erteledi.
Altındağ ilçesinde 24 Eylül 2024'te meydana gelen olayda, devriye görevindeki başkomiser Fırat Can Öcal ve polis memuru Hulusi Soydaş'ın araca doğru birden fazla el ateş etmesi sonucu Kılavuzcu hayatını kaybetmiş, Muhammet Eke ise yaralanmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Soydaş'ın 'olası kastla öldürme ve yaralama', Öcal'ın ise 'olası kastla yaralama' suçlarından yargılanması talep edilmişti.
Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları hazır bulunurken Serdar Kılavuzcu'nun annesi Havva Akgöz ve babası Sedat Kılavuzcu da duruşmaya katıldı.
'Kaçtıkları sırada havaya doğru ateş açtım'
Sanık Hulusi Soydaş'ın avukatı, olayın plakasız ve içinde ne olduğu belli olmayan bir araç nedeniyle gerçekleştiğini savunarak, dur ihtarına rağmen ateş açıldığını öne sürdü ve sanıkların suç kayıtlarının Emniyet'ten sorulmasını talep etti. Öcal ise ifadesinde, 'Ben şahıslara ve arabaya dönük değil, kaçtıkları sırada havaya doğru ateş açtım' dedi. Avukatı ise olay yerinde yeniden keşif yapılmasını istedi.
Duruşmada olay günü aracın içinde olan tanık Özgür Pehlivan dinlendi. Pehlivan, 'Aracımızda silah yoktu, önce mahallemize gittik sonra hastaneye. Havaya ateş atma olayı gerçekleşmedi, direkt arabaya ateş attılar. Aralarındaki şişman polis ateş etti. 5-6 el ateş sesi duydum. Oradan kaçmasak kesin ölmüştük. Öldürmek amaçlı yaptılar' diye konuştu.
Müşteki avukatı, sanıkların polisin silah kullanma yetkisinin sınırlarını aştığını belirterek, 'Bilirkişi raporunda göğüs hizasında ateş edildiği kaydediliyor. 20 yıllık memurlar bunu bilmek zorundadır. Mahkemenizden sanıkların tutuklu yargılanmasını talep ediyoruz' dedi.
'Benim ne hayallerim vardı çocuğum için. İçim yanıyor. Ben adalet istiyorum'
Duruşmada, Kılavuzcu'nun annesi müşteki Havva Akgöz de 'Çok güzel senaryo yazmışlar. Benim çocuğum bir buçuk yıldır mezarda. Benim ne hayallerim vardı çocuğum için. İçim yanıyor. Ben adalet istiyorum. Ne yaptı benim çocuğum? Hadi getir benim oğlumu geri. Neden öldürdü benim çocuğumu? Bunu söylesin. İçim kavruluyor. Bir tane yavrumdu o benim, gözümün nuruydu. Ben ölmüşüm zaten. Karşımda duruyor, elini kolunu sallayarak geldi buraya' ifadelerini kullandı.
'Devlet güvenlik güçlerinin beline silahı insanları öldürsün diye mi koyuyor'
Baba Sedat Kılavuzcu da 'Bu katiller kayıt yok deniyor ama bizim tespit ettiğimiz MOBESE'deki kayıtlar verilmiyor. Devlet güvenlik güçlerinin beline silahı insanları öldürsün diye mi koyuyor. Benim oğlumu neden öldürdüler?' şeklinde beyanda bulundu.
Cumhuriyet Savcısı, dosyadaki eksik hususların giderilmesini istedi. Mahkeme heyeti, 112 Acil Sistem kayıtlarının çözümlenmesine ve yurt dışı çıkış yasağı şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin devamına karar vererek duruşmayı 14 Ekim'e erteledi.
Sanıkların tutuklanma talebinin reddedilmesine Kılavuzcu'nun anne ve babası adliye koridorunda tepki gösterdi.




