(BALIKESİR) - CHP'nin Aile ve Sosyal Politikalar Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP'nin ilk seçimlerde iktidara geleceğini ve iktidara gelir gelmez, mor, kamucu ve yeşil bir dönüşüm başlatacaklarını belirterek, 'Hiçbir çocuk kreşsiz kalmayacak. İktidarımızda her çocuğun bir kreşi olacak. Evde bakım hizmetini üstlenen birey mutlaka sigortalanacak. Bu kişinin bir sosyal güvencesi olacak, emeklilik hakkı olacak, düzenli geliri olacak. Kadınların güçlü olmadığı bir ekonomi ve bir demokrasi eksiktir, yarımdır, kabul edilemez' ifadesini kullandı.
CHP'nin Aile ve Sosyal Politikalar Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Ayvalık İlçe Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde 'Kadın Sesi: Mücadele ve Dayanışma' başlıklı panelde yaptığı konuşmada, 'AKP döneminde öyle bir Türkiye yaratıldı ki sanki sokaklar erkeklerin, evler kadınların. Sanki geceler erkeklerin, gündüzler kadınların. Biz diyoruz ki hayır, kadınlar vardır, her yerde olacaktır. Evde de, sokakta da, fabrikada da her yerde olacaktır. İşte bu isyanımızı da dile getirmek için 8 Mart gecesi hepinizi sokakta olmaya da davet ediyorum' dedi.
Nazlıaka, şunları kaydetti:
'Birkaç gün önce Türkiye'de aynı ismi taşıyan iki kadın katledildi. Yani artık öyle bir tabloya geldik ki aynı ismi taşıyan kadınlar aynı gün yaşamdan koparılabiliyor. Fatma Nur Çelik 30 yaşındaydı. Kendisi istismara uğramıştı. Onu istismar eden kişiyle evlendirilmişti. Ve bu kişiyle evlendikten sonra eve kapatılmıştı. Fatma Nur kardeşimizin bir evladı oldu. Ve o evladı 3 yaşındayken doktora götürdü ve doktor anneyi uyardı. 'Çocuğunuz istismara uğramış, farkında mısınız' diye. İstismar eden kişinin öz babası olduğu gerçekliğiyle karşılaştı Fatma Nur. Ve o gün hak arayışı mücadelesini başlattı. O teşhisi koyan hekim kamu davası açılmasını sağlamıştı. Ama hızla davanın üzeri kapatıldı. Çünkü arkasında tarikat ve cemaat vardı. Fatma Nur mücadeleden vazgeçmedi ve itirazlar sonrasında dava tekrar açıldı. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Fatma Nur'a sahip çıktı. Fatma Nur Kartal Adliyesi'nin önünde adalet nöbeti tutmaya başladı. Adında adalet olan bir partinin yönettiği ülkemizde kadınlar adalet çığlığı atmak için adalet nöbetleri tutuyor adliyelerde. 3 gün önce kendisi ve evladının cansız bedeni bulundu.
'10 kadından üçü kayıt dışı çalışıyor'
Ne yazık ki onları kurtaramadık. Uğraştık ama özellikle bu ülkeyi yönetenlerin ısrarla onları görmezden gelmesi nedeniyle hayattan koparıldı. Fatma Nur, 'Eğer 5 Mayıs'tan önce yaşamımı kaybedersem ve intihar denilirse buna inanmayın. Ama ben 5 Mayıs'a kadar yaşayabileceğimi zannetmiyorum. Tehditleri alıyorum' demişti. İçişleri Bakanı'nı uyardık. Adalet Bakanı'nı uyardık. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'na seslendik. Biliyorsunuz kendisi CHP'li belediyelerle ilgili bir konu gündeme geldiğinde koşa koşa gidiyor, hemen demeçler veriyor.
Her 10 kadından üçü kayıt dışı çalışıyor, her 10 kadından sadece birisi sendikalı. Bugün dünyada ücretsiz bakım emeğinin yüzde 76,3'ü kadınlara ait. Sağlık sektöründe çalışan ve bakım hizmeti verenlerin yüzde 70.2'si kadınlardan oluşuyor. Aynı işi yapan bir kadınla erkek farklı ücret alıyor. TÜİK diyor ki son 5 yılda 57 bin 618 kız çocuğu erken yaşta evlendirildi. AKP her geçen gün laikliğin altına dinamit koyuyor. Her geçen gün laik, çağdaş, bilimsel, parasız ve karma eğitimden uzaklaştırılıyoruz. Bir kadının, bir kız çocuğunun okuma yazma dahi bilmiyor olması demek aslında o çocuğun bilinçli olarak hayatın dışına itilmesi, başkalarına bağımlı yaşamak zorunda kalması, çaresizlikle debelenmesi demek.
'Yoksulluk çemberinin dışına çıkabilmek her geçen gün zorlaşıyor'
Yoksulluk ebeveynlerden çocuklara miras kalıyor ve o yoksulluk sarmalını ne yazık ki kırıp atmak, yoksulluk çemberinin dışına çıkabilmek her geçen gün daha da zorlaşıyor. O yüzden bugün Türkiye'de kadın istihdamı yüzde 36'larda iken erkek istihdamı bunun iki katı civarında. Yani erkekler daha kolay iş buluyor ama işsizlik hiç şüphesiz tüm Türkiye'nin temel sorunu. Sadece belli insanları gören sadece ve belli bir zümreye hizmet eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Kadınları, çocukları şiddete mahkum eden anlayışı kabul etmiyoruz. İşte tam da bu nedenle İstanbul Sözleşmesi yaşatır diyoruz.
'Mor, yeşil, kamucu bir dönüşüm başlatacağız'
Biz iktidara geldiğimizde hangi sorunu nasıl çözeceğiz, hangi aşamada neler yapacağız? Bunların her birini çalıştık. Biz bir mor, yeşil, kamucu dönüşüm başlatacağız. Bugün bizim belediyelerimiz kreşler açıyor. Bakım merkezleri açıyor. Alzheimer merkezleri açıyor. Rehabilitasyon Merkezleri açıyor. Biz iktidara geldiğimizde onu bir hükümet politikasına dönüştüreceğiz ve merkezi yönetimin temel sorumluluğu haline getireceğiz. İşte o sayede hiçbir çocuk kreşsiz kalmayacak. Bugün kreşe giden bir çocuğa yaptığınız bir birimlik yatırım 11 birim olarak geri dönüyor topluma. İşte o yüzden iktidarımızda her çocuğun bir kreşi olacak. Her çocuğa mutlaka kreş imkanı sunulacak. Ve ailelerin vergiye tabi gelirinin yüzde 6'sının üzerindeki kreş ücreti devlet tarafından ödenecek.
Evde bakım hizmetini üstlenen birey mutlaka sigortalanacak. Bu kişinin bir sosyal güvencesi olacak, emeklilik hakkı olacak, düzenli geliri olacak. Gelelim yeşil dönüşüme. Yeşil dönüşüm aslında iklim krizinden en fazla etkilenen, yaşamı en ağır şekilde zorlaşan kesim olan kadınların hayatını dönüştürmeyi hedefliyor. Kırsal kalkınmayla kadınların hem üreten, hem yöneten, hem de gelir sahibi olduğu bir düzeni kastediyoruz. Kadınların güçlü olmadığı bir ekonomi ve bir demokrasi eksiktir, yarımdır, kabul edilemez.
'CHP ilk seçimlerde iktidara gelecek'
Türkiye'de parlamentoda kadın temsil oranı yüzde 19.9. Türkiye dünya ortalamasının içerisinde çok geri kalmış. Önümüzdeki günlerde detaylarını açıklayacağımız temel vatandaşlık geliri uygulamamız var. Fakat görüyoruz ki iktidar bizim gölgemiz olmuş. Biz bunu uygulamaya geçeceğimizi söyledik. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı 'temel vatandaşlık geliri uygulayacağız' dedi. Artık Cumhuriyet Halk Partisi ilk seçimlerde iktidara gelecek. Ne yaparlarsa yapsınlar erimeye devam ediyorlar. Yani artık halkta bir inandırıcılıkları kalmadı. Sahada olacağız, çalışacağız, dayanışacağız, direneceğiz. Adımlarımıza yeni adımlar, nefeslerimize yeni nefesler, omuzlarımıza yeni omuzlar katacağız. Ama mutlaka ama mutlaka kazanacağız. Haklıyız, kazanacağız. Yani onlar da kaybedeceklerini biliyorlar. O yüzden daha da sertleşiyorlar.'