(ANKARA) - Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 'Hâkim ve savcılar gösterişten, riyadan, haramdan, yalandan şiddetle kaçınmalıdırlar. Her daim el emeği ve alın terleriyle, bir başka söyleyişle hukuki ve ahlaki olanla yetinmelidirler. Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır. Kul hakkı çok önemlidir, ibadetle affolmaz. Dolayısıyla bir gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen bir ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler' dedi.
AYM'nin 64. kuruluş yıl dönümü ve Şaban Kazdal'ın and içme töreni Yüce Divan Salonu'nda yapıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile yüksek yargı organları üyeleri ve davetliler katıldı.
AYM Başkanı Kadir Özkaya, törende yaptığı konuşmada, Şaban Kazdal'ı tebrik ederek, görevinin ülkeye ve mahkemeye hayırlı olmasını diledi ve bilgi birikimiyle önemli katkılar sunacağına inandığını ifade etti.
Atatürk, Farabi ve İbn-i Haldun'un görüşleri ile Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in uygulamalarına atıfta bulunan Özkaya, 'Bu düşünsel miras bize, adaletin yalnızca bir hukuk enstrümanı değil; aynı zamanda toplumsal düzenin ve insan onurunun vazgeçilmez temeli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla hukuk kuralları, ancak adaleti sağlıyorsa anlam kazanmakta; adalet ise kurumsal güvencelerle sürdürülebilir hâle gelmektedir. Bu çerçevede mahkememiz de anayasal ilkelerin yaşatılmasını sağlayan, hukuki istikrarı güçlendiren ve toplumsal güven duygusunu pekiştiren temel kurumlardan biri olarak önemli bir rol üstlenmektedir' dedi.
'AYM temel hakları koruyan ve Anayasa'nın üstünlüğünü güvence altına alan bir kurumdur'
Kadir Özkaya, yüksek mahkemelerle iş birliğini güçlendirdiklerini, hâkim ve savcılarla bölge toplantıları yaparak yargısal diyaloğu artırdıklarını ve bireysel başvuru kararlarının etkilerini değerlendirdiklerini söyledi. Ayrıca üniversitelerle iş birliği ve staj imkânları sağladıklarını belirten Özkaya, Anayasa Mahkemesi'nin temel hakları koruyan ve Anayasa'nın üstünlüğünü güvence altına alan bir kurum olduğunu vurguladı.
Özkaya, bireysel başvuru sisteminin yürürlüğe girmesinden bu yana mahkemeye yapılan başvuru sayısının 700 bini aştığını, 2025 yılında ise 71 bin 175 başvurunun karara bağlanarak yüzde 111'lik karşılama oranına ulaşıldığını açıkladı. Norm denetimi ve siyasi parti mali denetimi dahil birçok alanda da dosyaların büyük oranda sonuçlandırıldığını belirten Özkaya, artan başvuru sayısının sisteme güveni gösterdiğini, ancak mahkemenin iş yükünü ciddi şekilde artırdığını ifade etti.
'Hâkim ve savcılar daima cesur olmalıdırlar, doğru olmalıdırlar'
Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesi'nde artan iş yüküne karşı bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve sınıflandırılmasında yapay zekânın 2026 Eylül itibarıyla devreye alınmasının hedeflendiğini açıklayarak, süreçteki destekleri için TÜBİTAK Başkanı Orhan Aydın'a teşekkür etti. Hakim ve savcıların temel işlevlerinin adaleti tesis etmek olduğunu vurgulayan Özkaya, şöyle konuştu:
'Dolayısıyla hâkim ve savcılar, iç dünyalarındaki öznel duygu ve düşünceleri de dâhil olmak üzere herhangi bir dışsal etki ve baskı altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan, tarafsız bir tutumla, pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde, aklı ve bilimi daima başat konumda tutarak, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre özgürce karar vermelidirler. Hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle her daim yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını muhafaza etmelidirler. Bu, şeklen de böyle olmalıdır. Kendimizi ne kadar methedersek edelim, nasıl tarif edersek edelim -tüm insanlarda olduğu gibi- hâkim ve savcıların da hem insan olarak hem de hâkim ve savcı olarak ne olduklarını uygulamaları gösterir. Verdikleri kararlar gösterir. Hâkim ve savcılar ile akıl, vicdan, adalet, ahlak, hak ve devlet kavramları arasında sıkı bir bağ vardır ve hâkimlik kapasitemizi aklımız, bilgimiz, ahlakımız ve vicdanımız belirler.
Dolayısıyla hâkim ve savcılar daima cesur olmalıdırlar, doğru olmalıdırlar. Hiçbir zaman beklenti ve kaygılarının etkisiyle doğruluktan sapmamalıdırlar. Oturdukları makamda daima doğru karar vermek için oturduklarını unutmamalıdırlar. Bunun asli görevleri olduğunu hiç hatırdan çıkarmamalıdırlar. Tanıklarla, avukatlarla ya da görev gereği diyalog kurdukları kişilerle ilişkilerinde sabırlı, nazik ve vakur olmalıdırlar. İş yükü ve zaman baskısı ya da başka bir nedenle yargılama süreçlerinde usul hatası yapmamalıdırlar. Hiçbir zaman bulanık bir mantıkla hareket etmemelidirler. Asla akılcılıktan uzak bir muhakeme yürütme yöntemi kullanmamalıdırlar. Adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa, kayırmacılığa ve hatta duygusallığa yer olmadığını asla unutmamalıdırlar. Kul hakkı ile Allah'ın huzuruna gitmekten daha korkunç bir şey olmadığını hiç hatırdan çıkarmamalıdırlar. Kimseyi aldatmamalı, kimseye de aldanmamalıdırlar.
'Haram ile abat olanın sonu berbat olur'
Hakkı bilen haksızlığa fırsat vermez. Hakkı bilen hakkı inkâr etmez. Kanaatimce doğruyu konuşmak bütün amellerin temelini oluşturur. Doğru sözden göreceğimiz faydayı hiçbir şeyden göremeyiz. Doğru sözü dinlemek çok zordur, zehir gibidir lakin yaşanması baldan tatlıdır. Yani doğru sözün yaşanması bal, kabul etmesi zehirdir. Bu bağlamda hâkim ve savcılar gösterişten, riyadan, haramdan, yalandan şiddetle kaçınmalıdırlar. Her daim el emeği ve alın terleriyle, bir başka söyleyişle hukuki ve ahlaki olanla yetinmelidirler. Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır. Kul hakkı çok önemlidir, ibadetle affolmaz. Dolayısıyla bir gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen bir ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler. Unutmayalım ki haram kazancı Cenab-ı Allah düzgün bir yere sarf ettirmez. Ayrıca şunu da bilelim ki midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır. Haram yiyen insanların gönül gözleri gerçeği göremez. Zira bir ağızda, midede haram lokma olduğu sürece o ağzın, o midenin sahibinin basireti her tarafa kapalıdır. Haram ile abat olanın sonu berbat olur.'
Özkaya'dan 'maddi güç' vurgusu
AYM Başkanı Kadir Özkaya, konuşmasında dünyada 'maddi gücün ve zenginliğin' kullanımını Gazze'de yaşananlar üzerinden eleştirdi. Özkaya, şöyle devam etti:
'Sahip oldukları maddi güç ve zenginlik kaynaklı üstten bakışla dünyayı yalnızca kendilerine aitmiş gibi görüp ötekiyle birlikte barış içinde yaşamayı reddeden ve gezegenimizi tamamen kendi keyfi arzularına göre tahkim etmeye kalkışan zalimlere şunu hatırlatmak isterim: Güç ve kudret yüce Allah tarafından insanlara ve toplumlara adalet, barış ve huzur içinde daha mutlu, müreffeh ve güzel yaşamalarına imkân sağlansın diye verilmektedir. Başka toplumları ve insanları rahatsız etsinler, huzursuz etsinler, onlara zulüm etsinler diye verilmemektedir. Bu nedenle Hz. Süleyman'ın varisi olduklarını düşündükleri halde onun misyon ve adaletine uygun davranmayanlar başta olmak üzere, Gazze ve dünyanın başka birçok yerinde bebeklere, çocuklara, kadınlara ve dahi herkese en ağır zulümleri yapanlar, savaş suçu işleyenler, yapılan zulümlere gözlerini ve vicdanlarını kapatanlar, zalimlere destek olanlar, sahip oldukları güce güvenerek adaleti hiçe sayan davranışlarını sürdürmekte ısrarcı olanlar, bir an önce adalete dönmedikleri takdirde, sahip oldukları güç ve kudretin kısa zamanda ellerinden çıkıp gideceğini, yaptıkları zulmün orada kalmayacağını kendilerine mutlaka döneceğini unutmamalıdırlar.
Bu bağlamda kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'den bir örnek vermek isterim. İbrahim Suresi'nin 42. ayetinde şöyle denilmektedir: 'Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı (korkuyla donup kalacağı) bir güne erteliyor.' Bununla birlikte yine Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de anlatıldığına göre başlangıçlarında adalet üzere hareket etmekte iken sonradan adaletten uzaklaşan Firavun, Nemrud ve Karun gibi güç sahipleri hep helak olmuşlardır. Birini sinek halletmiş, biri de suda boğulmuştur. Yalnızca anahtarlarını yüz devenin taşıdığı belirtilen Karun'un hazineleri ise yerin dibine sokulmuştur. Kanaatimce de güç adaletli olursa hangi inançtan olursa olsun her şeyi başarır. Ancak acımazsızca giderse ne kadar büyük olursa olsun nihayetinde hasmı karınca da olsa yenilir. Yani ne kadar zengin olursa olsun ne kadar güçlü olursa olsun haksız oldu mu, adil olmadı mı hepsi elinden çıkar. Cenabı Allah'ın bir adı da adildir. Mazlumun ahını yerde bırakmaz. Bir gün intikamını mutlaka alır. Hem de çok şiddetli alır. Cenabı Allah'ın intikam alışı, insanların işkence ve gazabına benzemez. Çok çok daha şiddetlidir.
'Adalet üzere hareket etmeyen hiçbir devlet, hiçbir güç uzun ömürlü ve kalıcı olamaz'
Bir kez daha ifade etmek gerekirse salt güç politikasıyla, bencil çıkarlarla kalıcı güvenlik ve barış sağlanamaz. Adalet üzere hareket etmeyen hiçbir devlet, hiçbir güç uzun ömürlü ve kalıcı olamaz. Ancak adaletli olursa, hak ile olursa, hangi inançtan olursa olsun her şeyi başarır ve uzun ömürlü olur. Acımasızca adaletten uzak bir şekilde kullanılan güç ise ne kadar büyük olursa olsun nihayetinde hasmı karınca da olsa yenilir. Adil olmazsan, hak ile olmazsan, dünyada ne kadar güçlü olursan ol, gücün ne kadar büyük olursa olsun Cenab-ı Allah'ın yanında bir sinek kadar bile olamazsın. Ancak gerçek hak ile olursan, adalet üzere olursan dünyadaki en süper güç bile senin yanında sinek kadar olur.'
Kadir Özkaya'nın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından AYM üyeliğine atanan Şaban Kazdal, yemin ederek görevine başladı.




