(ANKARA) - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, 'Çerçeve yasayla ilgili bir mutabakat sağlandı, sağlanan mutabakat zamanlamaya dair. Takvimine ilişkin henüz sizinle net paylaşabileceğimiz bilgiler yok. Zamanlamaya ilişkin mutabakatta şu var: Biz şu çağrıyı yaptık, 'Çerçeve yasa, Meclis çalışmalarına ara vermeden temmuz ayında Meclis'in gündemine alınmalı' dedik ve şu anda yapılan görüşmelerde bu konuda mutabakat sağlandığını sizlerle paylaşabilirim' dedi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının gündemine ve güncel konulara ilişkin genel merkezde basın toplantısı düzenledi.
Doğan, Komedyen Deniz Göktaş'a ilişkin, 'Bir komedyen gözaltına alınıyor, gözaltına alındığı yetmiyor ters kelepçeyle görüntü servis ediliyor. Bu mesajlar, Türkiye kamuoyunda 'antidemokratik uygulamalardan vazgeçilmeyecek' şeklinde algılandığı gibi inançsızlığı da pekiştiriyor. Bu konuda sıkça uyarı yaptık, yine yapıyoruz, 'Deniz elbette özgür olmalı. Tüm Denizler özgür olmalı'. Deniz Göktaş'la dayanışma dileklerimizi buradan iletiyoruz.' diye konuştu.
'Gözümüz, kulağımız hepimizin süreçte' diyen Doğan, iktidarın 'Terörsüz Türkiye' olarak tanımladığı sürece dair medyada 'bilgi kirliliği' olduğunu öne sürerek, 'İnanılmaz bir bilgi kirliliği var. Sürecin başından beri dezenformasyonun bu süreçte yaratabileceği riskleri konuştuk. Sürecin başından beri izlenmesi gereken yöntemin şeffaflığını, olabildiğince şeffaf olmasını vurguladık. En başında dedik ki bu süreci pamuklara sarmalıyız. Oysa ne oluyor? Ne görüyoruz? Pamuklara sarmak yerine son zamanlarda medyaya yansıyan, kamuoyunda farklı tartışmalar yaratan, yer yer hayal kırıklığına neden olan bazı iddialar görüyoruz. Asılsız haberler görüyoruz ve bunların aslına ilişkin yetkililerin birebir açıklama yapmaktan kaçındığını görüyoruz. Bir kere bundan vazgeçmeye çağıralım' ifadelerini kullandı.
Doğan, 'Olumlu gelişmelere gelelim, pozitif noktalardan başlayalım' diyerek, sürece ilişkin TBMM'ye getirilmesi beklenen çerçeve yasaya yönelik şunları söyledi:
'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar var ki biz bu açıklamaları son derece önemli, değerli buluyoruz ve memnuniyet verici karşılıyoruz. Görünen o ki çerçeve yasayla ilgili bir mutabakat sağlandı. Sağlanan mutabakat zamanlamaya dair. Takvimine ilişkin henüz sizinle net paylaşabileceğimiz bilgiler yok. Zamanlamaya ilişkin mutabakatta şu var biz şu çağrıyı yaptık, 'Çerçeve yasa, Meclis çalışmalarına ara vermeden temmuz ayında Meclis'in gündemine alınmalı' dedik ve şu anda yapılan görüşmelerde bu konuda mutabakat sağlandığını sizlerle paylaşabilirim. Zamanlamaya dair varılan bu konsensüs memnuniyet verici. Ancak şöyle bir soru belirsiz bir biçimde ortada duruyor: Yasa gelecek, gelmesine; ancak ne gelecek? Nasıl gelecek? Bu kritik bir soru. Niye kritik bir soru? Bugün ortada silahlı mücadelenin sona erdiğini ilan etmiş ve silahlarını kamuoyu önünde yakarak imha etmiş bir örgüt gerçekliği var. Çatışma çözümünden bahsettiğimizde bunu çatışmalı bir hâlden alıp çatışmasızlığa kalıcı bir biçimde taşımak istiyoruz hep birlikte. İktidarından muhalefetine, toplumun farklı kesimleri de dâhil olmak üzere herkesin esas yoğunlaşması gereken nokta burası olduğu için buraya pür dikkat bakılıyor. Nasıl kalıcı bir biçimde sağlanacak? Demokratik siyaseti güçlendirecek, dolayısıyla hukuki güvenceleri oluşturacak, toplumsal barışı destekleyecek, çatışmalı dönemin yerini demokratik mücadelelerin aldığı yeni bir dönemin kurumsal olarak temellerini oluşturacak kapsamlı bir yasal çerçeveye ihtiyaç duyulduğunu en başından beri ifade ettik.
'HUKUKİ, SİYASİ VE TOPLUMSAL GELECEKLERİ İÇİN NASIL BİR YASAL ÇERÇEVE ÖNGÖRÜLÜYOR?'
Dolayısıyla silahsızlandırma yasasının kapsamı, yöntemi ve kategorik bir yaklaşım içermemesi son derece hayati bir konu. Kategorik yaklaşım içeren yasal düzenlemelerin Türkiye'ye kaybettirdiklerini biliyoruz. O yüzden bugüne kadar biriktirdiklerimizden ders çıkarmamız gerekiyor. Aynı yaklaşımlarla yeni sonuçlar üretmemizin mümkün olmadığına ilişkin de sayısız kez buradan açıklamalar yaptık. Çerçeve yasasının, silahsızlandırma sonrasını belirleyecek kritik bir başlangıç adımı olarak ele alınması gerektiğini söyledik. Nitekim son görüşmede, İmralı Adası'nda heyetimizin Sayın Öcalan'la yaptığı görüşmede kendisi bu yasaya 'kök hücre yasası' tanımlaması yapıyor. Bundan sonra ihtiyaç duyulan bütün yasal düzenlemelere ayna tutacak, kaynak olacak bir yasal düzenlemeden bahsediyoruz. O yüzden zamanlamasının belirlenmiş olması son derece memnuniyet verici. Geciktirmemek gerekir, bekletmemek gerekir, zamana yaymamak gerekir. Ancak kapsamına ilişkin de, içeriğine ilişkin de spekülasyona izin vermemek gerekir. Ne kadar çok spekülatif, asılsız iddia olursa o kadar çok bilgi kirliliği, sürece ilişkin risk demek. Bunları hep birlikte ortadan kaldırmaya davet ediyoruz. Ve en önce de tabii ki iktidar yetkililerine sesleniyoruz: Bu şekilde olmamalı, bu şekilde tartıştırılmamalı. Silah bırakan örgüt mensupları kendileri için nasıl bir hukuk işletileceğini soruyorlar. Bu soruya yanıt vermek gerekir. Bu soruya bugün yanıt verecek olan, özellikle Meclis komisyonunun ortak raporundan sonra elbette birebir iktidar yetkilileri ve bu konuyla ilgili çalışmalar yürüten yetkililerdir. Hukuki, siyasi ve toplumsal gelecekleri için nasıl bir yasal çerçeve öngörülüyor?'
'DAHA YAPICI BİR DİL KULLANILABİLİR SAYIN MECLİS BAŞKANI'
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un 'Çıkarılacak olan yasa, müstakil ve geçici bir yasadır. Bir kereliğine çıkarılacak. Belli bir süre verildikten sonra gelenler bundan istifade edecek. Gelmeyenler için de kapı kapanacak' sözlerine ilişkin de konuşan Doğan, şunları söyledi:
'Mesele kaç defalığına çıkarılacağı meselesi değil. Mesele kaç maddeden oluşacağı meselesi değil. Biz bu meseleyi böyle magazinel bir yaklaşımla ele almıyoruz. Hep söylüyoruz, yine söyleyeceğiz. Hayat kurtarmaktan bahsediyoruz. İnsanlar iki senedir ölmüyor. Az mı? Bütün güvensizliğe rağmen çatışmalar durmuş vaziyette. O yüzden bu çok değerli bir fırsat. Bu fırsatın hiçbir riske, hiçbir sabotaja, hiçbir provokasyona, hiçbir spekülasyona ve manipülasyona açık hale gelmemesi için elimizden geleni, olağanüstü koşullarda bile olsa, yapmaya çalışacağız. Bundan sonra da bunu devam ettireceğiz. Açık kapıya ihtiyacımız var, kapalı kapıya değil. Herkesin gelebileceği toplumsal bir bütünleşmeden bahsediyoruz. O yüzden burada daha yapıcı bir dil kullanılabilir. 'Gelen gelir, gelmeyen gelmez' gibi bir dil yerine, 'Bu kapıyı sonuna kadar açık tutacağız. İnsanların silahlarını tümden bırakıp fikirlerini özgürce, demokratik bir biçimde kendi ülkelerinde söyleyebileceği ve örgütleyebileceği bir zemini oluşturmaya çalışacağız' demeli Sayın Meclis Başkanı.'
'ÖCALAN'LA TASLAĞIN GÖRÜŞÜLDÜĞÜ VE BU TASLAĞA ONAY VERDİĞİ SÖYLENİYOR, BİZ BUNU BİLMİYORUZ'
Doğan, süreç kapsamında hazırlanan çerçeve yasa terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'a sunulduğu ve metin üzerinde mutabakat sağlandığı iddialarına ilişkin de şöyle konuştu:
'11 Temmuz'da Süleymaniye'de 30 örgüt üyesi ne yaptı? Silahlarını yakarak imha etti. Türkiye'ye dönmek istediklerini söylediler. Yasal çerçeve beklediklerini söylediler. Ve tüm bunlardan sonra da kendi liderimizle görüşmek istiyoruz dediler. Zaman zaman biz açıklamalar yaptık. DEM Parti'nin İmralı Heyeti'nin İmralı Adası'nda Sayın Öcalan'la yaptığı görüşmelere ilişkin bilgileri sizlerle paylaştık. Dedik ki hem toplumsal olarak böyle bir ihtiyaç var hem de Sayın Öcalan toplumun farklı kesimleriyle konuşmak, görüşmek istiyor, iletişim kurmak istiyor. Süreçte üstlendiği tarihsel rol ile mevcut koşulları arasındaki bu çelişkinin bu şekilde sürdürülemez olduğunu da açık açık ifade ettik. Oysa hâlâ devam ediyor. Şimdi geldiğimiz aşamada, barış çabası, yol boyunca karşılaşılması muhtemel risklere dikkat çekmesi ve dahi pek çok zorluğu olağanüstü koşullarda aşmaya çalışması, incelikle çözmeye çalışması, gayreti, yapıcı katkıları; tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda sürecin ivme kazanması için yapılması gereken, Sayın Öcalan'la görüşme kapılarını kapatmak mı, yoksa ardına kadar açmak mı? Elbette ardına kadar açmak.
Barış için çaba sarf eden herkese kapı açılır ve en başta Sayın Öcalan'la toplumun farklı kesimlerinin bir araya gelmesi sağlanmalı. Süreçteki konumu bu kadar belirleyici bir özellik taşıyor ancak iletişim koşullarını oluşturmuyorsunuz. Bu paradoks devam edemez, etmemeli. Bu kapı niye açılmaz? Bu kapının açılmaması ancak süreç karşıtlarını güçlendirebilir. Mesela DEM Parti İmralı Heyeti neden 40 gündür Sayın Öcalan'la görüşmüyor? Biz şunu bilmiyoruz. Asılsız haberler diyoruz çünkü heyetimizin yaptığı görüşmeler neticesinde bizimle paylaşılan bir taslak yok. Biz yasal çerçevenin kapsamını bilmiyoruz, içeriğini bilmiyoruz. Israrlarımıza rağmen henüz bizimle paylaşılan bir taslak yok. Sayın Öcalan'la taslağın görüşüldüğü ve Sayın Öcalan'ın bu taslağa onay verdiği söyleniyor. Biz şu anda bunu bilmiyoruz çünkü heyetimiz Sayın Öcalan'la 40 gündür görüşmedi ve bu konuda yapılan görüşme başvurularına ne yazık ki olumlu bir dönüş olmuyor.'
'KAYYUM'UN GÖREV SÜRESİ EPEYDİR UZATILIYOR ZATEN GÖREVE DÖNME İLE İLGİLİ BİR GELİŞME OLMUYOR'
Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Doğan, bir gazetecinin 'Ahmet Türk'ün göreve dönebileceği ifade ediliyordu ancak kayyumun görev süresinin 2 ay daha uzatıldığı şu an basına yansıdı. Bu konuyla ilgili değerlendirmeniz nedir?' sorusuna, 'Şaşırtıcı değil. Niye? Kayyum'un görev süresi epeydir uzatılıyor biliyorsunuz zaten, göreve dönme ile ilgili bir gelişme olmuyor. Mesele sadece Ahmet Türk'ün Mardin Büyükşehir Belediyesi eş başkanlığına dönmesi değil, bu kayyumcu anlayışın toptan terk edilmesi Ve 'bir daha asla' denmesi. Bu anlayıştan vazgeçilmeli ve tüm kayyumlar geri çekilmeli umarız öyle olur' yanıtını verdi.