Prof. Dr. Aziz Çelik, eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in sosyal güvenlik sistemi ve emekli aylıklarıyla ilgili son açıklamalarına X hesabından yaptığı paylaşımla yanıt verdi.

“Bir Sosyal Güvenlik Masalı” başlığını taşıyan paylaşımında Aziz Çelik, Faruk Çelik’in muhalefet yıllarında sosyal güvenlik reformlarına yönelik eleştirilerini hatırlatarak, daha sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nu savunmasını eleştirdi.

Çelik, yıllar sonra aynı isim tarafından emekli aylıkları ve sosyal güvenlik sisteminde yaşanan sorunların dile getirilmesini siyasi bir çelişki olarak değerlendirdi. Paylaşımında, 5510 sayılı Kanun’un hazırlanması ve uygulanması sürecindeki siyasi sorumluluğa dikkat çeken Aziz Çelik, sosyal güvenlik sisteminde yaşanan sorunların geçmişte alınan kararlardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Prof. Dr. Aziz Çelik, X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

“Bir Sosyal Güvenlik Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, memleketin birinde cevval bir çalışma bakanı varmış.

1999’dan bu yana altı kez milletvekili seçilmiş, aradan yirmi yedi yıl geçmiş, hâlâ vekilmiş. İki kez, toplamda altı yıla yakın süreyle çalışma bakanlığı koltuğunda oturmuş, başka bakanlıklarda da görev almış.

Muhalefetteyken iktidarın çıkaracağı sosyal güvenlik yasalarına büyük bir öfkeyle karşı çıkarmış. Mecliste yeri göğü inletmiş, esip gürlemiş. Şöyle demiş:

‘Bu tasarı, ülke gerçeklerine aykırı bir tasarıdır. Bu tasarı, bilimsel analizin ürünü değildir. Bu tasarı, kâr ve zarar mantığına göre hazırlanmış bir tasarıdır. Bu tasarı, sosyal kaygıları dikkate almamaktadır. Ayrıca, bu tasarı, Anayasa’nın sosyal devlet olma özelliğini ve sosyal güvenlik hakkını da dikkate almayan bir tasarıdır.’

Sözünü ettiği tasarı, o memlekette sosyal güvenlik karşı devrimini başlatan, emeklilik yaşını yükselten ve emeklilik koşullarını ağırlaştıran bir tasarıymış. Cevval vekil, partisi adına tasarıyı yerden yere vurmuş. Gel gör ki istek büyük yerden gelmiş ve tasarı yasalaşmış.

O tuhaf memlekette birkaç yıl sonra vekilin kurucuları arasında yer aldığı bir parti tek başına iktidara gelmiş ve hâlâ iktidarmış. İşin tuhafı, kendisinin ve arkadaşlarının vaktiyle yerden yere vurduğu tasarıdan çok daha ağırını bu kez kendileri gündeme getirmiş.

Talep yine beynelmilel sermayenin çıkarlarını kollayan yerlerden geliyormuş. Bu yasa çıkmazsa, darda olan ülkeye kredi musluğu açılmayacakmış.

Tesadüf bu ya, eskisinden çok daha ağır olan yasanın gündeme geldiği günlerde cevval vekil çalışma bakanıymış. Geçmişte eleştirdiği tasarıdan kat kat vahimini aslanlar gibi savunuyormuş. Eski konuşması hatırlatılıp ‘bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’ denilince kendini şöyle savunmuş:

Zafer Partili Cenkci’den Faruk Çelik’e Sert Çıkış
Zafer Partili Cenkci’den Faruk Çelik’e Sert Çıkış
İçeriği Görüntüle

‘Diyelim ki ben o gün yanlış yapmışım, yeni bir milletvekili olarak ben yanlış yapmışım. Devletin içini de bilmediğimiz için, biz bu konuşmayı yapmış olabiliriz ama bugün bir farklı gerçek var.’

Anlaşılan cevval bakan, devletin içini öğrenince çark etmiş. O zamanlar yapılan uyarıları ise kulak ardı etmiş.

Yasa çıkmış. Aradan yıllar geçmiş. Bir kez daha çalışma bakanı olmuş ve savunduğu yasanın uygulayıcısı da olmuş.

Şimdi kalkmış, ‘Bizim yasa iyiydi ama kötü uygulandı’ diyormuş. O zaman kendi deyişiyle memleket gerçeklerinden uzakmış; şimdi de sorunun esasını demagojiyle örtmeye çalışıyormuş. Bir türlü ‘Biz yanlış yaptık, Allah affetsin’ diyemiyormuş.

O masal ülkesinde o marifetli vekil hâlâ vekilliğini sürdürüyormuş. Emekliler ise çıkardığı yasa yüzünden perişan olmuş. Ama o vekil, ‘Biz iyi yapmıştık, bizden sonrakiler sistemi bozdu’ diyormuş.

Peki, bozanlar kimmiş? Kendi partisinin bakanları, başbakanları, cumhurbaşkanları… Anlaşılan ne dediğinin farkında değilmiş.

Kim bilir, belki yeniden çalışma bakanı olmak istiyormuş ve o yüzden böyle laf olsun torba dolsun kabilinden yazılar yazıyormuş!

Allah selamet versin! Devletin içini öğrendi mi bilinmez ama sosyal güvenliği hâlâ öğrenemediği aşikâr!

İşte 18 yıl önce hakkında kaleme aldığım yazı: Devletin içini öğrenen bakan!”