Çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, TBMM’de görüşülen torba kanun teklifinde yer alan SGK düzenlemesine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çelik, X hesabından yaptığı paylaşımda, devletin Sosyal Güvenlik Kurumuna sağladığı formüle bağlı katkının kaldırılmasının uzun vadede önemli sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü.
Teklifte, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81’inci maddesinde değişiklik yapılması öngörülüyor. Mevcut düzenlemede devlet, SGK’nin tahsil ettiği malullük, yaşlılık, ölüm ve genel sağlık sigortası primlerinin dörtte biri oranında kuruma katkı sağlıyor. Yeni düzenlemeyle bu hükmün kaldırılması, SGK’nin gelir ve giderleri arasındaki farkın ise merkezi bütçeden karşılanması planlanıyor.
Aziz Çelik: Yasal güvence ortadan kalkıyor
Aziz Çelik, devlet katkısının tamamen kesileceği yönünde bir değerlendirme yapmadı. Ancak mevcut sistemdeki otomatik ve formüle bağlı aktarımın, yeni düzenlemeyle ihtiyaç esaslı bir bütçe transferine dönüşeceğini savundu.
Çelik’e göre tartışmanın temelinde SGK’ye aktarılacak nakit miktarından çok, bu aktarımın hukuki niteliği bulunuyor. Mevcut uygulamada devlet katkısının yasada belirtilen oran üzerinden otomatik olarak hesaplandığını hatırlatan Çelik, yeni sistemde yapılacak ödemelerin kurumun finansman ihtiyacına göre belirleneceğini ifade etti.
Çelik, paylaşımında bu değişimi “güvenceli bir yükümlülükten takdiri transfere geçiş” olarak değerlendirdi.
SGK’nin açığı daha yüksek görünebilir
Düzenlemenin gerekçesinde, devlet katkısı ve açık finansmanı adı altında yapılan bütçe transferlerinin tek kalemde toplanmasının amaçlandığı belirtiliyor. Buna göre Hazine tarafından SGK’ye aktarılan toplam kaynağın azalmaması, ancak ödemenin mali tablolardaki gösterim biçiminin değişmesi bekleniyor.
Aziz Çelik ise devlet katkısının SGK’nin gelir kalemleri arasında gösterilmemesi halinde kurumun açığının kâğıt üzerinde çok daha yüksek görüneceğini savundu.
Çelik’in değerlendirmesine göre aynı kaynak, bundan sonra doğrudan gelir olarak değil, SGK’nin açığını kapatmak için yapılan bir bütçe transferi şeklinde kayıtlara geçecek. Benzer değerlendirmelerde de düzenleme sonrasında SGK’nin mali tablolarındaki açığın daha yüksek görünmesinin beklendiği belirtiliyor.
“Teknik değil, yapısal bir değişiklik”
Aziz Çelik, hükümet tarafından muhasebe sisteminin sadeleştirilmesi olarak sunulan düzenlemenin teknik bir işlemle sınırlı olmadığı görüşünü dile getirdi.
Devlet katkısının 2008 yılından bu yana yasal ve otomatik bir gelir kalemi olduğunu belirten Çelik, bunun kaldırılmasının sosyal güvenlik sisteminin finansman yapısında önemli bir değişime neden olacağını savundu.
Çelik’e göre bütçeden yapılacak toplam aktarım kısa vadede azalmayabilir. Ancak kurumun geçmiş dönem alacaklarını tahsil etmesi veya farklı gelirler elde etmesi halinde, Hazine’den yapılacak transferin ihtiyaca göre değişebilmesi söz konusu olacak.
Emekli aylıkları için uyarıda bulundu
Aziz Çelik, SGK açığının yüksek gösterilmesinin gelecekte emeklilik sistemiyle ilgili tartışmalarda kullanılabileceğini öne sürdü.
Çelik, SGK’nin sürekli zarar eden ve bütçeye yük oluşturan bir kurum gibi sunulmasının; emekli aylıklarında artış, intibak düzenlemesi, kademeli emeklilik ve aylık bağlama oranları gibi konulardaki taleplerin reddedilmesine gerekçe yapılabileceğini savundu.
Paylaşımında düzenlemenin sosyal güvenliği bir hak olmaktan çok mali bir yük olarak gösteren anlayışı güçlendirebileceğini belirten Çelik, değişikliğin uzun vadeli sonuçlarının dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti.
Teklifin yasalaşması halinde yeni finansman sisteminin 1 Ağustos 2026’dan itibaren uygulanması öngörülüyor. Düzenlemenin SGK’nin bütçe dengesi ile emeklilik politikaları üzerindeki gerçek etkisi, uygulama sonrasında yapılacak transferlerle daha net ortaya çıkacak.




