Haber: ÇAĞATAN AKYOL
(İSTANBUL) - Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddiasıyla açılan ve İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki yeni duruşma salonunda görülen davada savunma yapan Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, 'Ben depremde binlerce evladını yitirmiş bir şehrin belediye başkanıyım. Bu suçlama sadece bana değil, Adıyaman halkına yapılmış bir suçlamadır. Adıyaman yaralı bir şehir' dedi.
İş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı iddia edilen 'çıkar amaçlı suç örgütü' ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 7'si tutuklu 200 kişi hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce açılan dava devam ediyor. 3'ü tutuklu olmak üzere 7 CHP'li belediye başkanının yargılandığı davanın karar duruşmasının ilk oturumunda, aralarında Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ile yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in de olduğu tutuksuz 95 kişi, esas hakkındaki mütalaaya karşı kısa savunma yaparak daha önceki ifadelerini tekrar ettiğini ve suçsuz olduğunu dile getirerek beraatını talep etti.
Kısa savunmaların ardından Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin savunmasına geçildi. Duruşmaya ilk kez fiziki olarak katılan Tutdere, daha özenli, vicdanlı ve hakkaniyetli bir iddianame beklediklerini vurgulayarak 'Bu dosyadan savcılık aşamasında takipsizlik bekliyordum ama ne olduysa bir mütalaaya dönüştü ve bugün huzurunuzdayız' dedi.
'MAKAMLA İLGİLİ KAYGIM YOK'
Adıyaman Belediyesi dosyası kapsamında rüşvete aracılık etme suçu iddiasıyla tutuksuz yargılanan Savaş Çetinkaya'yı tanımadığını belirten Tutdere, şunları söyledi:
'Benim kesinlikle Savaş Çetinkaya ile ne yüz yüze ne de telefonla bir görüşmem olmadı. Savaş Çetinkaya'nın ifadesinde geçen şekilde telefon görüşmesi de olmadı. Benim Ceyhan Kayhan'a, başkan yardımcıma da Savaş'la görüşme şeklinde bir talimatım da olmadı. Bilgim yok. Ceyhan Bey kendi ifadesinde de söylüyor, 'Başkanımın haberi yok' diye. Gerçekten haberim yok. Ceyhan Kayhan ile olan ilişkimizi de söylemek istiyorum. Ben milletvekiliydim. 31 Mart seçimlerinde adaylık süreci başlayınca benim Meclis'teki odam İzmir milletvekilinin hemen yanıydı. Odama gidip geldiğimde işte oraya İzmir'den gelenler de vardı. Ceyhan Kayhan ile orada tanıştık. Aday adayıydı, aday olmak istediğini söyledi. O süreçte bir merhabamız oldu. Sonra kısmet oldu. Deprem şehrinde özellikle halka hizmet etmek için milletvekilliğini bıraktım ve gittim, halkın büyük bir desteğiyle belediye başkanı seçildim. Yaklaşık yüzde 51 oyla belediye başkanı seçildim. Makamla ilgili hiçbir kaygım yoktu. 'Zorda olan halkımıza hizmet neredeyse oraya gideriz' dedik ve gittik. Belediye başkanı seçildik.
'VATAN EMNİYET'TE ÖĞRENDİM'
Tabii ben hukukçuyum, belediyecilikten çok anlamıyorum. Darmadağın bir şehir, binası yıkılmış bir belediye ve kucağımızda ve omuzlarımızda büyük bir yük. O süreç içerisinde Ceyhan Bey, hayırlı olsun için aramıştı ve görüşmemizde çalışabileceğini söyledi. İzmir'den birkaç arkadaşa sordum. 'Tecrübesi var. Karabağlar'da, büyükşehirde çalışmış' dediler. Ben Ceyhan Bey'i 18 Nisan'da görevlendirmişim. Daha bir aylık bürokrat. Ben Ceyhan Bey'i daha tanımıyorum ki Ceyhan Bey üzerinden menfaat ilişkisine gireyim. Böyle bir şey olabilir mi? İddia makamı hangi vicdanla, hangi hukuki gerekçeyle böyle bir yoruma gitmiş, onu da anlamadım. Ben Ceyhan Bey'i sadece bir bürokrat olarak ve geçmiş deneyimden dolayı Adıyaman'da görevlendirdim. Zaten 4 Nisan'da göreve gelmişim. 18 Nisan'da Ceyhan Bey başlamış. Savaş Bey'le görüşmeleri de yaklaşık 40 gün sonra hatta 31 Mayıs'ta. Yani iki aylık süre içerisinde oluyor bu işler. Benim bu ikilinin arasındaki görüşmelerden, aralarındaki para alışverişinden kesinlikle bilgim yoktur, haberim de yoktur. Ben Vatan Emniyet'te gözaltında bunu öğrendim. Gözaltında ifade vermeye çıktığımda bu sorulunca öğrendim. Kesinlikle bir bilgim yoktur.'
'ADIYAMAN YARALI BİR ŞEHİR'
Tutdere, 'Adıyaman'a bin 200 kilometre mesafedeki İzmir'de yapılan bir görüşmeden benim haberim nasıl olabilir' diye sorarken suçlamalara yönelik şu tepkiyi gösterdi:
'Tamamen uydurma. İddia makamı bu uydurma beyan üzerinden bugün bir belediye başkanını rüşvetle itham etmesi de bu kadar ucuz olmamalı. Ben depremde binlerce evladını yitirmiş bir şehrin belediye başkanıyım. Bu suçlama sadece bana değil, Adıyaman halkına yapılmış bir suçlamadır. Böyle bir şey olamaz. Dosyadaki somut deliller ortada. Adıyaman yaralı bir şehir. Bizim İstanbul ile, bu dosya ile hiçbir ilgimiz yok. Bizim bugün burada olmamızın da bir anlamı yok ama olsun. Hukuka ve adalete ben bireysel olarak inanan bir insanım. Bu yanlışlığın mahkemenizin ve sizin vicdanınızdan döneceğine inanıyorum. Çünkü bu soruşturma ilk başladığında zaten kamuoyunun vicdanında, tüm Türkiye'nin vicdanında büyük bir rahatsızlık yarattı. Zor koşullarda olan bu kentin belediye başkanına dönük böyle bir insanla bizim suçlanıyor olmanız ve bugün huzurda bulunmamız gerçekten bütün Adıyaman halkını, bizleri mağdur etmiştir. Bu mağduriyetimizin mahkemeniz tarafından giderilmesini talep ediyoruz. Adıyaman'ın deprem yaşamış çocuklarının, kadınlarının, bütün halkının onurunu, şerefini korumak da sizin omuzlarınızdadır, sizin görevinizdir. Siz bu görevi en iyi şekilde yapacaksınız. Ben mahkemenize güveniyorum. Kesinlikle bir suç işleme kastım yoktur. Bana atılan bu iddiaların tamamı asılsızdır.'