Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - 'Aziz İhsan Aktaş suç örgüt' iddiasıyla açılan ve İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de görülen davanın ikinci duruşmasının 9'uncu gününde sanık avukatlarının esasa ilişkin savunmaları alınıyor. İddianamede, 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' iddiasıyla tutuksuz yargılanan Beşiktaş Belediyesi'nde eski siyasal iletişim danışmanı Çağdaş Yıldız'ın avukatı Enes Hikmet Ermaner, 'Müvekkilim; 4 gün boyunca gözaltında tutulmuştur. Daha da önemlisi, bu süre boyunca emniyette ifadesi dahi alınmamıştır. Pazartesi günü doğrudan savcılığa sevk edilmiştir. Bu durum açıkça şunu göstermektedir: Müvekkilin uzun süre nezarethanede tutulmasıyla iradesinin zayıflatılması amaçlanmıştır. Bu dosyada, soruşturma süreci usule aykırı yürütülmüştür, iddialar somut delillerle desteklenmemektedir, müvekkilimin fiilleri suç teşkil etmemektedir, aynı durumda olan kişiler arasında açık çelişkiler bulunmaktadır ve verilen kararlar yeterli gerekçeden yoksundur' dedi.
İş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı iddia edilen 'çıkar amaçlı suç örgütü' ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 200 kişi hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce açılan dava devam ediyor.
CHP'li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ile Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in de aralarında olduğu 11 kişinin tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşmasının 9'uncu gününde sanık avukatları esasa ilişkin savunma yapıyor. Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 3 No'lu salonundaki duruşmada bugün iddianamede,'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' iddiasıyla tutuksuz yargılanan Beşiktaş Belediyesi'nde eski siyasal iletişim danışmanı Çağdaş Yıldız'ın avukatı Enes Hikmet Ermaner, savunma yaptı. Ermaner, şunları söyledi:
'Hazırlanan iddianame müvekkilim yönünden çöktü. Bu davanın neden açıldığını anlayabilmek için öncelikle müvekkilimin kim olduğunu ve bu soruşturmaya nasıl dahil edildiğini ortaya koymak gerekir. Müvekkilim geçmişte Beşiktaş Belediyesi bünyesinde iletişim danışmanı olarak çalışmıştır. Sonrasında ise mesleği gereği siyasal iletişim ve kamu ilişkileri alanında faaliyet göstermiş; belediye başkanları, siyasetçiler ve siyasi partilere danışmanlık yapmıştır. Bu nedenle geniş bir çevreye sahip olması son derece doğaldır. Soruşturma sürecine bakıldığında ise ciddi usul sorunları mevcuttur.
Müvekkilim, 25 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube tarafından telefonla aranarak ifadeye davet edilmiştir. Ancak kendisine hangi soruşturma kapsamında çağrıldığı ve neyle suçlandığı bildirilmemiştir. Aynı gün Vatan Emniyet Yerleşkesi'ne giden müvekkilim, ifadesinin alınacağı söylenerek bekletilmiş; ancak yaklaşık bir saat sonra hiçbir açıklama yapılmadan nezarethaneye indirilmiştir.
Müvekkilim; 4 gün boyunca gözaltında tutulmuştur. Daha da önemlisi, bu süre boyunca emniyette ifadesi dahi alınmamıştır. Pazartesi günü doğrudan savcılığa sevk edilmiştir. Bu durum açıkça şunu göstermektedir: Müvekkilin uzun süre nezarethanede tutulmasıyla iradesinin zayıflatılması amaçlanmıştır. Bu, soruşturma sürecinin sağlıklı yürütülmediğini ortaya koyan ciddi bir husustur. Savcılık aşamasında da tablo değişmemiştir. Müvekkilime isnat edilen somut fiillere ilişkin herhangi bir soru yöneltilmemiştir. Dolayısıyla müvekkilimin bu isnatlara karşı cevap verme imkânı da olmamıştır. Buna rağmen müvekkilim tutuklamaya sevk edilmiş ve aynı gün tutuklanmıştır. Daha sonra yapılan itirazlar reddedilmiş; ancak yaklaşık bir ay sonra, isnatlar somutlaştırıldıktan sonra müvekkilimin yeniden ifadesi alınmış ve bu savunmaların ardından tahliyesine karar verilmiştir. Bu dahi başlı başına soruşturmanın başındaki işlemlerin ne kadar eksik olduğunu göstermektedir.
Sayın Heyet, iddianameye geldiğimizde: Müvekkilime yöneltilen suçlamalar yalnızca üç eylemle sınırlıdır: Eylem 47, Eylem 48, Eylem 49... Bu üç eylemin tamamı taşınmaz alımına ilişkindir. Savcılık bu üç eylemde de aynı iddiayı ileri sürmektedir: Müvekkilimin, Rıza Akpolat'a ait olduğu iddia edilen suç gelirlerinin aklanmasına aracılık ettiği. Ancak bu iddianın temelinde çok ciddi bir sorun vardır: Öncelikle, suçtan elde edilen bir gelir olduğu iddiasının ispatı gerekir. İddianamede buna ilişkin somut, açık ve tartışmasız hiçbir delil bulunmamaktadır. Bu ispat yapılmadan, müvekkilimin bu suça iştirak ettiğinin ileri sürülmesi hukuken mümkün değildir. Dosyada dinlenen tanık beyanları da savunmamızı doğrulamaktadır. Tanık açıkça şunu söylemiştir: Müvekkilim yalnızca alıcı ile emlakçıyı bir araya getiren kişidir. Zaten olayın özü budur. Müvekkilim; Alıcıyı tanımaktadır, Emlakçıyı tanımaktadır, Tarafları bir araya getirmektedir ve bu işlemden komisyon almaktadır. Bu, hayatın olağan akışına uygun bir ticari faaliyettir. Müvekkilim, du dosyada tanık olarak dinlenen Enes Kent'ten komisyon alıyor ama benim müvekkilim sanık. Bu kabul edilemez.
'Dosya yoğunluğunuz fazla ama bunun sorumlusu biz değiliz'
Hala müvekkilim hakkında neden yurt dışı yasağının kaldırılmadığını merak ediyorum. Buradaki tutuklu sanıklar yanında yurt dışı çıkış yasağına itiraz etmekten hicap duyuyorum ama bize gerekçe lazım. Hakkımızda aleyhe vereceğiniz her karara saygı duyarım ama gerekçeli olmak kaydıyla.
Biliyorum, dosya yoğunluğunuz fazla ama bunun sorumlusu biz değiliz. Bunun sorumlusu bu iddianameyi hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve iddianameyi kabul eden İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesidir.
Bu dosyada, soruşturma süreci usule aykırı yürütülmüştür, iddialar somut delillerle desteklenmemektedir, müvekkilimin fiilleri suç teşkil etmemektedir, aynı durumda olan kişiler arasında açık çelişkiler bulunmaktadır ve verilen kararlar yeterli gerekçeden yoksundur. Bu nedenlerle müvekkilim hakkında uygulanan tüm tedbirlerin kaldırılmasını ve beraatine karar verilmesini talep ederiz.'
Duruşma verilen aranın ardından devam edecek.