Haber: Erkan Karaca
(ÇORUM) - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası'nda yaptığı açıklamalarda Türkiye ekonomisindeki daralma, yüksek enflasyon, üretim kaybı ve güven sorununa dikkat çekti. Emekliden esnafa, çiftçiden sanayiciye kadar toplumun her kesiminin ciddi geçim baskısı altında olduğunu belirten Babacan, mevcut ekonomi yönetimini eleştirdi.
Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan bir dizi ziyaret kapsamında Çorum'a geldi. Babacan Çorum ziyareti kapsamında Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Başaranhıncal'ı ziyaret ederek yönetim kurulu üyeleri ile bir araya geldi.
Toplantıda Türkiye ekonomisine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Babacan, ülkede ekonomik sıkıntıların her geçen gün büyüdüğünü belirterek, vatandaşların en temel gündeminin geçim derdi olduğunu söyledi.
Ali Babacan'ın konuşması şu şekilde:
'Ülkemizde maalesef sıkıntılar büyük, gittikçe de büyüyor. Vatandaşlarımıza sorduğumuzda en önemli sorun alanı nedir, Türkiye'nin diye. Ya da kendi yaşadığınız en önemli problem nedir dediğimizde, insanlar hemen ekonomiyle ilgili geçim sıkıntılarından bahsediyor. Özellikle emeklilerimizle, asgari ücretle geçinmek zorunda kalan vatandaşlarımızda sorunlar çok daha büyük. Sabit gelirli kim var, kim yoksa Türkiye'de. Yani Türk lirası cinsinden sabit maaşla geçinmeye çalışan kim varsa özellikle şu son 6-7 yıldır enflasyon karşısında çok ezildi. Hele hele bir dönem TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarıyla gerçek çarşı pazar enflasyonu farklı olduğu için ve maaş zamları sadece TÜİK enflasyonu oranında yapıldığı için aradaki makas gittikçe büyüdü.
'DÖVİZ KURU İHRACATÇIMIZI SIKINTIYA SOKTU'
Tabii bu sadece sabit gelirlilerle ilgili bir sorun değil. Aslında serbest rekabet ortamında, helalinden kazanma mücadelesi veren pek çok esnafımız, KOBİ'miz, sanayicimiz, onlar da son dönemlerde daha çok problemler yaşamaya başladılar ve özellikle ihracata çalışan firmalarımızda sorunlar gittikçe büyüyor. Bir yandan artan finansman maliyetleri, artan her türlü maliyet ama öte yandan bastırılmış bir şekilde duran döviz kuru ihracatçılarımızı büyük sıkıntıya soktu. Beyaz eşyada sorun var, elektronikte sorun var, hazır giyimde sorun var. Hazır giyimde son üç yılda iki derneğin rakamı bu, 330 bin kişi işten çıkarılmış durumda. Sadece hazır giyim sektöründe. Beyaz eşyaya bakıyoruz, 2021'deki ihracat rakamımız 26 milyondan 2025'te 20 milyona düşmüş. 26'dan 20'ye her sene düşe düşe gidiyor beyaz eşya ihracatı. Ve bu yılın ilk üç ayında da geçen yılın ilk üç ayına göre yüzde 23'lük tekrar düşüş var.
'ÇİFTÇİMİZ GELECEĞE GÜVENMİYOR'
Dolayısıyla tarımda sorun büyük. Traktör satışlarından da bu sorun aslında görünüyor. Bakın 2023'te 77 bin traktör satılmış Türkiye'de. 2024'te rakam düşmüş 63 bine, 2025'te düşmüş 40 bine. Yani iki yılda 77 binden 40 bine düşüyor traktör satışı. Bu yılın ilk iki ayının rakamları var, 6500'den 2800'e düşmüş. Yani bu traktör satışı biz hep eskiden beri bakarız, önemli bir göstergedir. Çiftçinin yarınlarla alakalı psikolojisini, satın alma gücünü gösteriyor. Yani geleceğe güveniyorsa çiftçimiz o yıllarda traktör daha çok satılır. Ama ekonomik durumu zayıfsa, geleceğe güvenmiyorsa eski traktörle idare eder.
'TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SORUNU GÜVEN'
Baktığımızda aslında Türkiye'deki en önemli sorunu biz güven sorunu olarak görüyoruz. Güven, yani insanların yarınlara güvenle bakamıyor oluşu. Gençler için de böyle, esnafımız için de böyle, sanayimiz için de böyle. Küçük büyük, alnının teriyle, bileğinin gücüyle helalinden para kazanmak için mücadele eden herkes için böyle. Ve maalesef şu anda hukuki güvenlik başta olmak üzere Türkiye'de insanların kendini güvende hissettiği bir ortamda değiliz maalesef.
'NAKİT ALIŞVERİŞİ BİTTİ'
Biraz önce çarşıdaydık. Bir esnafımız biliyorsunuz ya siftah yapamadım, yazarkasa raporunda nakit alışveriş görünmüyor diye maliye bana ceza kesti dedi. Şöyle kısa bir bir dakikalık video çekti ve hemen hakkında savcılık süreci başlatıldı. Biraz önce ona uğradık dedik, nedir durum? Aslında diyor buradaki birinci derece mahkemede suçsuz bulundum ama tekrar iş istinafa gitti diyor, davayla uğraşıyor. Dükkana girdim, inanın üç metrekare. Elektrik malzemesi satıyor. Ve maliyeci geliyor, yazarkasa raporu istiyor. Tamam kredi kartıyla satışı var ama diyor nakit satışı yok. Bu nasıl iş, demek ki bir şeyleri saklıyorsun diyor. Ya millet artık nakit alışveriş yapmıyor, karta döndü yani. O gün sabahtan öğlene kadar kimse nakit alışveriş etmemiş olabilir. Bu kadar artık üç metrekarelik dükkana gidip taksilere yazar kasa takıyorlar. Devletin gelirlerini gerçekten başka yerlerde aramaları gerekiyor ve ekonomiyi büyütmeleri gerekiyor. Devletin gelirlerini arttırmanın tek yolu ve en sağlıklı yolu ekonominin büyümesi. Ekonomi büyüyecek, daha çok yatırım olacak, daha çok alışveriş olacak, daha çok ihracat olacak. Ekonomi büyüyünce zaten vergi geliri akmaya başlıyor güvenle.
'SON 8 YILDIR İNSANLAR ÖNÜNÜ GÖREMİYOR'
Son 8 yıldır Türkiye'de insanların önünü görmesinin zor olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bu 8 yılın ilk 5 yılı, yani 2018'den 2023 arası maalesef makro ekonomi yönetiminde çok büyük hataların yapıldığı, çok büyük saçmalıkların yapıldığı bir dönem oldu. Merkez Bankası'nın arka kapısından 130 milyar doları gizli saklı sattılar. Enflasyon rakamlarıyla oynamaya başladılar ve güven kayboldu. Devlet şeffaf olmazsa, devletin açıkladığı enflasyon gibi çok temel bir konuda güven sağlanması zaten mümkün değil.
2023'ten bu yana ekonominin başına getirilenler de reel sektörü bilmiyorlar ve yapabildikleri tek şey faiz artırmak oldu. Türkiye'de Merkez Bankası faizi seçim öncesi yüzde 8,5'ti, seçim sonrası yüzde 50'ye çıktı. Bazen yüksek enflasyon dönemlerinde faiz artırmak gerekli olabilir ama bu kısa sürer. Merkez bankaları yüksek faizle hükümetlere bir fırsat penceresi açar ama bu böyle bir yıl, iki yıl, üç yıl devam etmez.
Teşhis yanlış, tedavi yanlış. Türkiye'deki enflasyonun sebebi aşırı talep değil. Türkiye'de enflasyonun artmasının sebebi döviz kurunun patlatılması. Döviz kuru patlayınca bütün maliyetler arttı ve arz taraflı bir enflasyon sorunu var Türkiye'de. Bunun çözümü üretimi desteklemektir, üretenin maliyetlerini düşürücü tedbirler almaktır.
Türkiye o kadar büyük bir ülke ki Avrupa'nın en büyük toprakları bizde, Avrupa'nın en büyük tarım alanları bizde, Avrupa'nın en büyük ve en genç nüfusu bizde. Yapılması gereken sadece devleti yöneten kadroların dürüst ve ehil insanlar olması. Yani çalmayacak, çaldırmayacak ama işini de bilecek kadrolar çok önemli. Sağlam kadrolar kuracaksınız'