Haber: Serra TAYLAN
(ELAZIĞ) - Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, 'Bu ülkenin kimliğini, pasaportunu taşıyan, hatta milletvekilliği yapan, farklı görevler yapan, bu ülkenin ekmeğini yiyen birisi meydana indiğinde elinde Türk bayrağı değil de başka bir bölgenin bayrağı ya da terör örgütünün bayrağı varsa, teröristlerin fotoğrafı varsa bu ne demektir? 'Ben bu devleti tanımıyorum' demektir. Bu al bayrağı eline almayan hiç kimseden bu millete bu devlete hayır gelmez, bunlarla da barış olmaz' dedi. Destici, temmuz ayında en düşük emekli maaşının 30 bin liraya çıkarılması, asgari ücretliye ise yüzde 30 zam yapılması gerektiğini vurguladı.
BBP Genel Başkanı Destici, partisinin Elazığ İl Kongresi'ne katıldı. Destici kongrede yaptığı konuşmada, Meclis'in geçen perşembe günü toplantı yeter sayısı bulunamaması nedeniyle çalışmadığını anımsatarak, şunları söyledi:
'Polislerimiz 24 saat çalışıp fazla mesai yaparlar. Ama bir kuruş fazla mesai almazlar. Diğer memurlarımız alıyor, polislerimizin mesai hakkından faydalanması gerekir. Bununla ilgili yasal düzenlemelerin de Meclisten geçmesi gerekir. Ama son haftalarda bakıyoruz meclis toplanamıyor. 600 milletvekili var. TBMM'de 200 kişi lazım, toplanıp kanun çıkarılması için. Bu hafta da geçtiğimiz hafta da bu 200 sayısı olmadığı için maalesef Meclis çalışmadı ve başta kadınlarımızın doğum izinlerinin uzatılması olmak üzere toplumumuzu ilgilendiren yasa teklifleri bir türlü çıkarılamadı. Meclis'i, milletvekillerimizi görevini yapmaya çağırıyorum.'
'Katil Netenyahu'nun yaptığı çirkin açıklamalar içine düştükleri çukurda debelenmelerinin bir itirafıdır'
ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşa ve Orta Doğu'daki gelişmelere değinen Destici, şöyle konuştu:
'İsrail'in Gazze'de yaptıkları ortada, bir soykırım gerçekleştirdiler. Tüm vatansever partilerimiz gibi biz de bunu şiddetle kınıyoruz. İsrail Gazze'de soykırım yaptı. Ben Hamas'ı terör örgütü olarak görmüyorum. Hamas'ı Filistinlilerin, Gazze bölgesinin resmi seçilmiş bir partisi olarak ve o uzun yıllar orayı yönetmiş bir yönetim olarak görüyorum. Tabii ki 7 Ekim hareketini tasdik etmiyorum. Onu da yanlış bulduğumu, büyük bir hata, kabul edilemez olduğunu da ifade etmek isterim. Netanyahu, katil, terörist, soykırımcı, ne diyor? Cumhurbaşkanımıza hakaret ediyor. Bu ülkenin Cumhurbaşkanına hakaret etmek Türkiye Cumhuriyeti devletine hakaret etmektir, bu milletin tamamına hakarettir. Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni temsil etmektedir. Türk milletini ve al bayrağı temsil eder. Ona yapılan hakaret bütün Türk milletine yapılmıştır. İsrail Başbakanı katil Netanyahu ve Savunma Bakanı Katz'ın bu hadsiz, çirkin açıklamaları içine düştükleri çukurda debelenmelerinin bir itirafıdır.
Amerika ve İsrail, İran'da emellerini gerçekleştirirlerse elbette ki kendilerine engel gördükleri- ki bunlar içerisinde Türkiye Cumhuriyeti de var- devletleri hedef alacaklardır. Bugün İran'ı ayakta tutan nedir? Evet füzeleri kıymetlidir, savunma taktikleri kıymetlidir. Ama İran'ı bugün ayakta tutan, yenilmesini engelleyen milletinin birliğidir. Bugüne kadar birliğimizi, dirliğimizi kimse bozamamıştır, bundan sonra da bozamayacaktır. Siyaseten farklı düşündüğümüz konular olabilir. Ama devletin varlığı, ülkenin bütünlüğü, söz konusu olduğu zaman Türk milleti de her zaman beraber olarak durmasını bilmiştir.'
'Bu bayrağı eline almayan hiç kimseden bu millete hayır gelmez, bunlarla da barış falan olmaz'
Çözüm sürecine değinen Mustafa Destici, sözlerine şöyle devam etti:
'Devletin ve hükümetin bu kadar alan açmasına rağmen hadsizleşenlere, çirkinleşenlere ve kabul edilemeyecek taleplerde bulunanlara da diyoruz ki; aklınızı başınıza toplayın. Amerika ve İsrail sizi destekler görünebilir, size silah verebilir. Ama işi bittiğinde Saddam'a ne yaptıysa, Kaddafi'ye ne yaptıysa size de onu yapar. Onun için taşıdığınız Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimliğine saygı duyacaksınız. Meydanlara indiğinizde ister Nevruz adı altında olsun ister başka propaganda adı altında olsun, elinize başka ülkelerin PKK paçavrasını değil, rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı al bayrağı almalısınız. Eline Türk bayrağının almayanın kafasında bir tane düşünce vardır. Başka bir devlet, başka bir ülkedir. Ve bölünmedir. Onun için biz yılanın kafasını küçükken ezemedik, dönem dönem zafiyetler yaşadık. Dönem dönem devlet şefkat elini uzattı ama bu el hiçbir zaman tutulmadı, her zaman ısırıldı. Onun için bunlara karşı bizim artık tecrübemiz daha yüksek. Devletine saygı duymayan, bu albayrağı eline almayan hiç kimseden bu millete bu devlete hayır gelmez bunlarla da barış falan olmaz.'
'Emekliye bu temmuzda 10 bin lira zam yapılarak en az 30 bine çıkması lazım'
Ekonomiye dair değerlendirmelerde de bulunan Destici asgari ücrete ve emekli maaşlarına temmuz ayında zam yapılması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
'Gündemde ekonomi var. Emeklilerimizin maaş adaletsizliği var. Hiçbir şey söylemeye gerek yok. Sadece iki bilgi vereceğim. Ocak 2023'te en düşük emekli maaşı 7 bin 500 lira, en düşük kamu işçisi ve memurun maaşı da 10 bin lira yani emekli çalışanın üçte ikisini alıyordu. Temmuza geldik bir anda kamu işçisi ve memuru 20 bin, 22 bin oldu. En düşük emekli maaşı 7 bin 500'de kaldı. Bir de memura verilen seyyanen 8 bin lira emekliye verilmedi. Halbuki 2011 Anayasası'na biz destek verirken şartlarımızdan bir tanesi emeklilerin de bu memur toplu sözleşme anlaşmasından faydalanmasıydı. Maalesef memur emeklilerine bile bu 8 bin lira verilmedi. Ne oldu? Fark üçte ikiden üçte bire düştü. Hala da öyle devam ediyor. Bu taksim doğru bir taksim değil. Bu taksimi kurt bile yapmaz, kuzulara şah olsa. Onun için bu taksimin bir an önce adaletli bir şekilde düzeltilmesini istiyoruz. Emekliye bu temmuzda 10 bin lira zam yapılarak en az 30 bin liraya çıkarılması lazım. Asgari ücrette ise, enflasyon hala yüksek seyrediyor. 1 yıl boyunca bu asgari ücretli nasıl geçinecek?
'Asgari ücretlimize de en az yüzde 30 seviyesinde zam yapılmalı'
Vatandaşın canını yakarsan vatandaş da sandıkta senin canını yakar. Mazota her gün zam geliyor. Savaştan dolayı ekmeğe zam geldi yüzde 25. O zaman asgari ücretlimize de en az yüzde 30 seviyesinde zam yapılmalı. Çünkü akaryakıta o kadar zam geldiği gibi diğer gıdaya ve ürünlere zam geliyor. Asgari ücretliyi de muhakkak korumak zorundayız. Çiftçimiz, köylümüzün durumu da iyi değil. Mazota zam gelince gübre ve kimyasal hammadde, tohum, ilaç, çiftçinin kullandığı mazot ve traktör çiftçiyi mağdur ediyor. Ürün fiyatları eskisi gibi değil. Çiftçimizin gübre konusunda, ilaç konusunda, hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın da yem konusunda desteklenmesi gerekiyor. Bir kere çiftçinin kullandığı mazotta KDV ve ÖTV'nin kesinlikle kaldırılması gerekiyor. Bizim savunduğumuz budur. Adaletli vergi sistemi. Çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan da vergi almayacaksınız.'




