Gündem

Bilgi Üniversitesi'nde işine son verilen Prof. Dr. Bülent Bilmez: 'Adım bile anılmadan kovulmanın asıl nedeni söylenmiyor'

Bilgi Üniversitesi'nden işten çıkartılan Prof. Dr. Bülent Bilmez, DİSK'e bağlı Sosyal-İş Sendikası ve destekleyen kuruluşlarla birlikte bir basın açıklaması yaptı. Bilmez açıklamasında 'Adım bile anılmadan kovulmanın asıl nedeni söylenmiyor. Ancak herkesin bildiği sır olarak gerçek nedenin, 10 yıldır üniversitemizdeki yönetim dahil meslektaşlarımın ve öğrencilerimin desteğiyle sürdürdüğüm Türkiye Kültürleri akademik faaliyetlerime ve özellikle Dersim Kırım konulu çalışmalarıma karşı bir yıldır üniversite yönetimini almış olan kayyımlar ve onları gönderen Ankara'nın tahammülsüzlüğü olduğunu herkes biliyor' dedi.

 Haber: Hakan KAYA - Kamera: Gencer KETEN

(İSTANBUL) Bilgi Üniversitesi'nden işten çıkartılan Prof. Dr. Bülent Bilmez, DİSK'e bağlı Sosyal-İş Sendikası ve destekleyen kuruluşlarla birlikte bir basın açıklaması yaptı. Bilmez açıklamasında 'Adım bile anılmadan kovulmanın asıl nedeni söylenmiyor. Ancak herkesin bildiği sır olarak gerçek nedenin, 10 yıldır üniversitemizdeki yönetim dahil meslektaşlarımın ve öğrencilerimin desteğiyle sürdürdüğüm Türkiye Kültürleri akademik faaliyetlerime ve özellikle Dersim Kırım konulu çalışmalarıma karşı bir yıldır üniversite yönetimini almış olan kayyımlar ve onları gönderen Ankara'nın tahammülsüzlüğü olduğunu herkes biliyor' dedi.

Bilgi Üniversitesi'nde işten çıkarılan Prof. Dr. Bülent Bilmez için Sosyal-İş Sendikası, Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü Tarihi Kapı önünde basın açıklaması yaptı. Prof. Dr. Bülent Bilmez yaptığı açıklamada şunları söyledi:

'GİDEREK ARTAN PERVASIZ HUKUKSUZLUK'

'Sözlerime değerli edebiyatçı dostumuz Murathan Mungan'a geçmiş olsun diyerek başlamak isterim. Medyadan öğrendiğime göre pek sevdiğim edebiyatçımız da tıpkı benim gibi 21 yıl Bilgi'de çalıştıktan sonra aynı gün hukuksuzca kovulmuş. Umarım o da benim gibi hukuk yoluna başvurarak en kısa zamanda üniversitemize döner. Bugün burada 21 yıldır işini en iyi şekilde yapmaya çalışmış Bilmez Hoca için sendikası tarafından basın açıklaması çağrısı yapıldı, ama biliyorum ki benim için olduğu gibi buraya gelen herkes için asıl mesele, her yerde yaşanan kayyum kıyımları, akademik özgürlüklerin her gün daha çok kısıtlanması ve giderek artan pervasız hukuksuzluk. Üniversitemizin halen anlaşılmayan nedenle mayıs ayının sonunda keyfi şekilde kapatılıp gelen tepkiler üzerine tekrar açılması sırasında dile getirilen anlaşılmaz 'mevzuat' argümanını kayyım yönetimin dünkü açıklamasında bana tebliğ edilen fesih bildirimindeki aynı mesnetsiz gerekçenin yer aldığını gördüm.

'KIRIM'I ÇALIŞAN TARİHÇİLERE ÜNİVERSİTELERDE TAHAMMÜL EDİLEMEDİĞİ ORTAYA KONULUYOR'

Adım bile anılmadan kovulmanın asıl nedeni söylenmiyor. Ancak herkesin bildiği sır olarak gerçek nedenin, 10 yıldır üniversitemizdeki yönetim dahil meslektaşlarımın ve öğrencilerimin desteğiyle sürdürdüğüm Türkiye Kültürleri akademik faaliyetlerime ve özellikle Dersim Kırım konulu çalışmalarıma karşı bir yıldır üniversite yönetimini almış olan kayyımlar ve onları gönderen Ankara'nın tahammülsüzlüğü olduğunu herkes biliyor. Kamuoyunu aydınlatmak için bugün değerli bir gazeteci arkadaşımıza verdiğim söyleşide sürecin detaylarını anlattım, burada bunu aktarmak için zaman yok, ama kendisine söylediğim bir şeyi burada da sizler önünde tekrarlamak isterim: 'Son aylarda faaliyetlerimi engellemeye çalışan kayyumların gözündeki imajımın temizlenmesi gereken çıban olmaya başladığını öğrenmem, bir tarihçi olarak bana, tek parti döneminde Dersim'in çıban olarak görülerek temizlenmeye çalışılması, tarihsel gerçekliğini düşündürmüştü, düşündürüyor. Yani, Kırım'dan 90 yıl sonra, üstelik devlet tarafından 'Terörsüz Türkiye' adıyla sürdürülen barış ve demokrasi sürecinde, tarihle yüzleşme amacıyla bu Kırım'ı çalışan tarihçilere üniversitelerde tahammül edilemediği ortaya konuluyor.

'ONLARI BİLMİYORUM, AMA BEN BUNDAN SONRA DA GÖREVİMİ EN İYİ ŞEKİLDE YAPMAYA DEVAM EDECEĞİM'

Ankara'dan gelen talimat üzerine verildiğinin söylenmesi, 'büyük resmi' ortaya çıkarmaktadır: Türk-İslamcı Tek Parti iktidarı gidiyor, İslamcı-Türkçü iktidar bloku geliyor, ama 'çıban' olarak görme ve 'temizleme' zulmü değişmiyor. Onlar baskı, haksızlık ve yasaktan vaz geçmiyor, ama ben de çoğulcu ve özgürlükçü demokrasi mücadelenin ayrılmaz parçası olarak tarihle yüzleşme, hesaplaşma ve onarıcı adalet konulu faaliyetlerimden vaz geçmeyeceğim. Yani, herkes işini yapıyor; yapmaya devam edecek. Onları bilmiyorum, ama ben bundan sonra da görevimi en iyi şekilde yapmaya devam edeceğim ki şimdi görevlerim arasında, bu hukuksuz kovulma kararına karşı hukuki süreci başlatmak da var. Bir de elbette meslektaşlarım, öğrencilerim, dostlarım ve akademik özgürlük yanlısı herkesle birlikte bu kararı protesto etme görevi. Ancak bu görevi, ülkede yaşanan onca vahim haksızlık, hukuksuzluk ve çıplak zulüm yanında kendi yaşadığımın bir hiç olduğunu asla unutmadan yerine getirmeye çalışacağım'

Prof. Dr. Bülent Bilmez'den sonra DİSK'e bağlı Sosyal-İş Sendikası bir açıklama yaptı. Sendikanın yaptığı açıklamanın satır başları şöyle:

'ÜYEMİZE TEBLİĞ EDİLEN FESİH BİLDİRİMİNDE, 'TÜRK VATANDAŞLIĞI STATÜSÜNDEN ÇIKMIŞ OLMASI'

'Bir yılı aşkın süredir kayyum yönetimi altında bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi, üyemizi hiçbir makul, tutarlı ve hukuken kabul edilebilir gerekçe sunmadan Prof. Dr. Bülent Bilmez işten çıkarmıştır. Üstelik bu karar, dönem henüz tamamlanmadan; yürütülen dersler, tez danışmanlıkları ve idari görevler kesintiye uğratılarak alınmıştır. Bu yönüyle karar, yalnızca üyemizin çalışma hakkını değil, öğrencilerin eğitim hakkını, akademik sürekliliği ve üniversitenin kurumsal işleyişini de zedeleyici niteliktedir. Üyemize tebliğ edilen fesih bildiriminde, 'Türk vatandaşlığı statüsünden çıkmış olması' ve 'mevcut statüsünde öğretim üyesi olarak görevine devam edemeyeceği' yönünde YÖK tarafından iletilen görüş ileri sürülmüştür. Bu gerekçe, olgusal olarak tutarlılıktan uzak olduğu gibi, 21 yıldır aynı kurumda, aynı statüyle çalışan bir akademisyenin apar topar işten çıkarılmasını açıklamaktan da uzaktır. Açıkça görülmektedir ki burada hukuki bir zorunluluk değil, hukukun araçsallaştırılması söz konusudur.

'DERSİM KIRIMI ÜZERİNE YAPTIĞI ARAŞTIRMALARIN YARATTIĞI RAHATSIZLIĞIN OLDUĞUNA DAİR GÜÇLÜ BİR KANAATİMİZ VARDIR'

DİSK/Sosyal-İş Sendikası olarak bu süreci başından beri takip ediyoruz. Bu süreç boyunca üniversitenin yetkili organları sorumluluk almaktan kaçınmış; kararın kim tarafından, hangi gerekçeyle ve hangi usulle alındığı konusunda şeffaf davranmamıştır. Usule aykırılığı ve hukuksuzluğu açık olan bu kararın sorumluluğu kurum yönetimi tarafından üstlenilmemiş; fakat buna rağmen kararın uygulanmasında bir sakınca görülmemiştir. Sendika olarak, geçmiş tecrübelerimizden yola çıkarak şunu söylüyoruz: Bu kararın arkasında, sevgili üyemizin yıllardır yürüttüğü bilimsel çalışmaların, özellikle Kürtler, Aleviler, dil hakları, azınlıklar ve Dersim Kırımı üzerine yaptığı araştırmaların yarattığı rahatsızlığın olduğuna dair güçlü bir kanaatimiz vardır. Bir tarihçinin kendi alanında araştırma yapması, tarihsel hakikatleri tartışması, toplumun bastırılmış hafızasına dair bilimsel üretimde bulunması suç değildir. Tam tersine, bu faaliyetler akademisyenliğin ve üniversitenin varlık nedenidir. Bir akademisyenin araştırma alanı, yayınları, dersleri ve kamusal sözleri nedeniyle hedef alınması, akademik özgürlüğe açık bir müdahaledir. Üniversite, iktidarların, kayyumların ya da sermaye gruplarının hoşuna gitmeyen sözlerin bastırıldığı bir kurum olamaz. Üniversite, eleştirel düşüncenin, bilimsel araştırmanın, özgür tartışmanın ve toplumsal hakikatle yüzleşmenin alanı olmak zorundadır.

'BU HUKUKSUZLUĞUN GERİ ALINMASI İÇİN BÜTÜN YOLLARI KULLANACAĞIZ'

Buradan İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetimine ve kayyum mütevelli heyetine açıkça sesleniyoruz: Prof. Dr. Bülent Bilmez Bilgi Üniversitesi'ne geri dönecektir. Kurum yöneticileri olarak sizi, bu hukuksuz karardan dönmeye ve sorumluluk almaya çağırıyoruz. Hukukla, gerçeklikle ve vicdanla bağdaşmayan bu işlemi iptal edin. Yükseköğretim Kurulu'nun, bizlerle paylaşılmayan görüş yazısının arkasına saklanmayın. Üniversite emekçileri üzerinde baskı kurmaktan, sendikal hakları ve akademik özgürlüğü hedef almaktan vazgeçin. Kurumun, yakın zamanda yaşadığımız keyfi süreçlerle halihazırda zarar görmüş itibarını daha fazla zedelemeyin. DİSK/Sosyal-İş Sendikası olarak üyemiz Prof. Dr. Bülent Bilmez'in yanındayız. Bu hukuksuz işten çıkarma kararına karşı hukuki, sendikal ve demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz. Üyemizin işe iadesi, haklarının korunması ve bu hukuksuzluğun geri alınması için bütün yolları kullanacağız'