(İZMİR) - 3 Mart Devrim Yasaları'nın yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri, İstanbul'da öğretmen Fatma Nur Çelik'in öldürülmesini kınayarak laik ve bilimsel eğitim vurgusu yaptı. Birleşik Kamu-İş İzmir İl Başkanı Barış Düdü, 'Ey Cumhurbaşkanı, şu atadığın bakanı artık o koltuktan kaldır, bize utanç veriyor' sözleriyle tepkisini gösterdi.

İzmir'de aralarında Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, Birleşik Kamu-İş, Eğitim-İş ve Atatürkçü Düşünce Derneği'nin de bulunduğu sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri, 3 Mart Devrim Yasaları'nın kabulü yıldönümü dolayısıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde bir lisede 17 yaşındaki öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren öğretmen Fatma Nur Çelik'in ölümü de kınandı.

Birleşik Kamu-İş İzmir İl Başkanı Barış Düdü açıklamasında şunları söyledi:

'Maalesef acı bir gün için yine toplandık burada. Şu Millî Eğitim Bakanlığı'nın önüne gittiğimiz, İl Millî Eğitim Müdürlüklerinin önüne gittiğimiz yüzümüzün güldüğü bir gün olmadı. Şuraya mutlu bir günümüzde gelmek nasip olmadı. Ya bir arkadaşımızın katledilmesi için buraya geliyoruz ya bir arkadaşımızın sürgünü sebebiyle buraya geliyoruz ya uygulanan kötü politikalar için buraya geliyoruz ya bir meslektaşımızın uğradığı haksızlık için buraya geliyoruz. Bir de şuraya gelirken yüzümüzün güldüğü bir gün olmadı. Yüzümüzü güldürecek bir uygulamanız bize nasip olmadı.

Buraya sizinle hep müzakere için geldik. Buraya sizinle hep münakaşa etmek için geldik. Buraya hep haksız politikalarınızı yüzünüze vurmak için geldik. Ama bugün bizi yas içinde, acı için, üzüntü için de buraya getirdiniz. Bugün kanımız aktığı için buraya geldik. Bugün iş yerlerinde öldürüldüğümüz için, iş yerlerinde darp edildiğimiz için siz sıcacık orada otururken biz elektriği olmayan sınıflarda, kaloriferi yanmayan sınıflarda, çöp kovasını boşalttığımız sınıflarda, musluklarını tamir ettiğimiz okullarda mücadele ede ede, direne direne, ezile ezile cumhuriyetin çocuklarını, yurttaşın yalnız kalmış çocuklarını eğitime ulaştırmak için mücadele ederken sınıflarımızı terk ettik. 'Kanımızı artık akıtmayın' demek için geldik buraya' dedi.

Düdü, sözlerinin devamında ise şunları kaydetti:

'Başöğretmenimizin görev yaptığı zamanlar, onun atadığı Millî Eğitim Bakanlığı, onun izinde yürüyen birçok Millî Eğitim Bakanı bu ülkenin çocuklarının yüzü gülsün, okula geldiğinde mutlu olsunlar, okula geldiğinde korunsunlar, okula geldiklerinde bir sıcak kap yemek yesinler diye yıllarca mücadele yürüttüler. Şimdi tepemizde utanmadan, çocuğunu özel okula gönderen bir bakan oturuyor. Burada yuh, evet yuh. Bence utanmadan yuh. Evet. Öğretmen herkese yuh çekmez. Bak, bu senin için bir ikbal görüntüsü olabilir. Biz seni istifaya çağırıyoruz ama biliyoruz o koltuğa sen kendin hak ederek oturmadın. O zaman istifa edemezsin, o yüzden. O zaman şunu söylüyoruz: Ey Cumhurbaşkanı, şu atadığın bakanı artık o koltuktan kaldır, bize utanç veriyor. Onun yaptığı politikalar, onun bugün politikaları, bak artık kan akmaya başladı okullarda. Katlediliyoruz. İki gün önce bir öğretmen yalvarıyordu, lastiklerimi koca koca bıçaklarla parçalamışlar diye. Biz o arkadaşımıza sahip çıkmaya çalışırken İstanbul'dan acı haber geldi. Arkadaşımızı 44 yaşında, gencecik Fatma Nur Çelik'e kıydılar. Kanını akıttılar. Bir arkadaşımız ağır yaralı. Bir çocuğumuz ağır yaralı. 'Yeter artık' diyoruz.'

'Bilimsel, laik bir eğitim için kolları hep birlikte sıvadık'

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi İzmir Temsilcisi Emel Diril ise ülkenin zor bir durumdan geçtiğini belirterek 'Bugün Birliği Yasası'nın yüz ikinci yıl dönümü ve bir öğretmenimizin öğrencisi tarafından bıçaklanması ve hayatını kaybetmesi olayını yaşadık. Bir yandan okulların üzerine bombalar yağdı, kız çocuklarımız katledildi. 3 Mart'ın bugün yıl dönümünde bir mücadele hattı ile karşılamak zorundayız. Biz elbette laiklik diyeceğiz, elbette barış diyeceğiz. Fakat laiklik derken bir yandan da sermaye, bir yandan da piyasacılık diyebilir miyiz? Ya da barış derken bir yandan NATO'culuk yapabilir miyiz? Bunu yapamayacağımızı ülkemizde çok acıklı bir şekilde deneyimliyoruz, yaşıyoruz ve görüyoruz. Bizim geleceksizleştirilmeye çalışılan gençlerimiz, tarikatların karanlığında kalan çocuklarımız, savaşlar, eşitsizlikler karşısında örgütlü bir cephe oluşturma göreviyle hareket etmek bir yurttaş sorumluluğudur ve bunu yapmak zorundayız. Laiklikten, anti emperyalizmden, emekten, eşitlikten aynı anda bahsetmek ve aynı anda savunmak zorundayız. O yüzden bugün Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, diğer katılımcı bütün kurumlarla birlikte elini taşın altına koyup bu ülkeyi geleceksizleştirmek isteyenlere inat, ülkemizi kurtarmak için, çocukları tarikatların elinden almak için, gerici değil bilimsel, laik bir eğitim için kolları sıvadı, hep birlikte sıvadık. Buna cumhuriyetçilerin cephesi diyebilirsiniz. Bu cepheyi büyütmeliyiz. Amerikancılara, NATO'culara, gericilere, tarikatçılara inat emekten yana, emek Cumhuriyeti'ni kurmak için bu cepheyi güçlendirmeye söz veriyoruz' şeklinde konuştu.

Hopa'da ABD ve İsrail protestosu: Kürecik Radar Üssü topraklarımızdan sökülüp atılmalı
Hopa'da ABD ve İsrail protestosu: Kürecik Radar Üssü topraklarımızdan sökülüp atılmalı
İçeriği Görüntüle

'Laik, bilimsel ve demokratik eğitim hakkını savunmaya devam edeceğiz'

ÇYDD adına konuşan Aslı Tamtürk de şunları kaydetti:

'Laik ve bilimsel eğitim, şiddetsiz bir toplumun temelidir. 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen devrim yasaları, özellikle Tevhid-i Tedrisat Kanunu, eğitimin birliğini, laikliğini ve bilimselliğini güvence altına almıştır. Üç devrim yasalarının 102'inci yıl dönümünde, laik ve bilimsel eğitimin yalnızca bir anayasa ilkesi değil, aynı zamanda toplumsal barışın ve şiddetsiz bir geleceğin temeli olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Maalesef ki dün İstanbul'da eğitim emekçisi öğretmenimiz Fatma Nur Çelik'in uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirdiğini derin bir üzüntüyle duyduk. Değerli öğretmenimizi saygıyla anıyor, başta ailesi olmak üzere yakınlarına ve tüm eğitim emekçisi öğretmenlerimize başsağlığı diliyoruz. Bu acı olay, eğitim sistemindeki kırılganlıkları, kamusal sorumluluğun zayıflatılmasını ve okulların güvenli alan olma niteliğinin aşınmasını maalesef ki acı biçimde bir kez daha ortaya koymuştur. Eğitimde rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarının yetersizliği, artan ve derin eşitsizlikler, kalabalık sınıflar ve pedagojik ilkelere dayanmayan uygulamalar gençlerin sağlıklı gelişimini olumsuz etkilemekte, şiddetin beslendiği zemini güçlendirmektedir. Bu nedenlerle bu sorunlarla yüzleşmeden, eğitimi bilimsel, laik ve kamusal temellerine yeniden oturtmadan kalıcı bir çözüm üretilemez.

Laik, bilimsel ve eşitlikçi kamusal eğitim, demokratik, laik hukuk devletinin ve toplumun temelidir. Eğitim sisteminin inanç, etnik kimlik, yaşam tarzı ve düşünce farklılıkları karşısında tarafsız olması gerekir. Bu yalnız bir anayasal düzenleme değil, aynı zamanda çocuk haklarının ve insan onurunun bir gereğidir. Son dönemde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda Ramazan ayına ilişkin uygulamalar pedagojik ilke ve en önemlisi laik eğitim anlayışıyla bağdaşmayacak biçimde yaygınlaştırılmaktadır. Okullar aklın, bilginin ve bilimin alındığı yerlerdir. Okullar herhangi bir inancın, hatta yalnızca belli bir inancın teşvik edildiği ve dayatıldığı mekânlar asla değildir. Laiklik ilkesi inanç özgürlüğünün güvencesidir. Laiklik ilkesinin zedelenmesi yalnız belli bir kesimi değil, toplumun tümünü etkiler. Çocukların özgür düşünme hakkını ve eleştirel akıl geliştirme bilincini zayıflatır. Eğitim politikalarının bilimsel esaslara ve pedagojik ilkelere dayandırılması gerekir. Laik, bilimsel eğitim platformu olarak; eğitimin dinselleştirilmesine ve ideolojik yönlendirmelere karşı, çocukların pedagojik gelişimini zedeleyen uygulamalara karşı, eğitim emekçilerinin haklarını ve mesleki özerkliğini aşındıran politikalara karşı, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren yaklaşımlara karşı; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve Cumhuriyet devrimleri izinde, 3 Mart Devrim Yasaları'nın tarihsel ve anayasal sorumluluğuyla laik, bilimsel ve demokratik eğitim hakkını savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.'

Açıklamalarının ardından Eğitim-İş üyesi öğretmenler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü kapısına İstanbul'da öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik'in anısına siyah kurdele bağladı.

 

 

 

Kaynak: ANKA