(ANKARA)- Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, 'Türkiye'nin bugününe baktığımızda, ülkemizin demokratik bir ülke kavramının dışına çıkarılması adına 24 yıldır ülkeyi yöneten iktidar elinden gelen her şeyi yapmaya devam ediyor. Bağımsız yargı ne yazık ki yapılan düzenlemelerle iktidara bağlanmış, atanan hakim ve savcılar iktidarın kontrolünde belirlenmiş ve kendileri dışında çıkacak, verilecek her karar sonrası da bir sopa gibi yargı organları tehdit edilmeye devam edilmektedir' dedi.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Holiday Inn Hotel'de düzenlenen resepsiyonla 18'inci kuruluş yıl dönümünü kutladı. Resepsiyona, Zafer Partisi Genel Sekreteri Cezmi Polat, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Şenol Bal, Emek Partisi Ankara İl Başkanı ve bir çok sendikalı katıldı.
İstikalal Marşı ve saygı duruşu ile başlayan resepsiyonun açılış konuşmasını Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım yaptı. Yıldırım, şunları söyledi;
'Konfederasyonumuz yalnızca sendikal bir yapı değil, aynı zamanda emek ve Cumhuriyet mücadelesinin örgütlü ifadesidir. Biz biliyoruz ki emek mücadelesi ile Cumhuriyet mücadelesi birbirinden asla ayrı düşünülemez. 24 yıldır ülkeyi yöneten siyasal iktidarın tercihi ne yazık ki emekten yana değil; finanstan, sermayeden ve patronlardan yana olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Dikkat edilen ve tercih edilen bu ekonomi politikaları Türkiye'de küçük bir azınlığı zenginleştirmiş, ancak 86 milyonluk nüfusun büyük bir bölümünü fakirleştirmiş; yoksullaştırmış, açlık ve sefalet süreci içerisinde yaşamaya mahkûm etmiştir. Asgari ücretin 28 bin lira, en düşük emekli maaşının 20 bin lira, en düşük memur maaşının 60 bin lira olduğu bir yerde kişi başı milli gelirin 18 bin doların üstüne çıktığını söylemek, halkı kandırmak ve alay etmekten başka hiçbir şey değildir.
'Ülkenin gazetecileri, hükümeti eleştiren ne zaman bir yazı yazsa hemen gözaltı işlemi devreye girmektedir'
Türkiye'nin bugününe baktığımızda, ülkemizin demokratik bir ülke kavramının dışına çıkarılması adına 24 yıldır ülkeyi yöneten iktidar elinden gelen her şeyi yapmaya devam ediyor. Bağımsız yargı ne yazık ki yapılan düzenlemelerle iktidara bağlanmış, atanan hükim ve savcılar iktidarın kontrolünde belirlenmiş ve kendileri dışında çıkacak, verilecek her karar sonrası da bir sopa gibi yargı organları tehdit edilmeye devam edilmektedir. Güvenlik kuvvetleri, polisinden askeriyesine kadar, Türkiye'de vatandaşın hakkını savunduğu her alanda, her meydanda adeta kendi özel kuvvetleri gibi halkın karşısına çıkarılmakta ve vatandaşların haklı mücadelesi engellenmeye çalışılmaktadır. Masumiyet karinesi yok edildi diyecekken sabah televizyonu açıyorsunuz, yeni belediyelere operasyon yapılmış, belediyelerde çalışanlar ve belediye başkanları gözaltına alınmış. İsimleri kullanamıyoruz, ne belediyelerin isimleri ne de belediye başkanlarının isimleri söylenebiliyor. Sokakta konuşan insanların eleştirisine dahi tahammül edemeyen bir iktidardan bahsediyoruz. Ülkenin bütün gazetecileri, hükümeti eleştiren ne zaman bir yazı yazsa hemen gözaltı işlemi ve tutuklama süreci devreye girmektedir.'
'Bu, ihanetten başka hiçbir şey değildir'
Memur- Sen Genel Başkanı Ali Yalçın'ın 'Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor' sözlerine tepki gösteren Yıldırım, şöyle devam etti:
'Biraz palazlanan, palazlanınca kendini dokunulmaz zanneden o sarı sendikalar, sarı konfederasyonlar dediğimiz konfederasyonların yöneticileri hadsizliklerini daha ileri götürüp konuşmalarında ülkemizin kurucusuna, kuruluş değerlerine söz söyleme cüretine girebilmektedir. Bahsetmiş olduğu konuşmalarda ülkenin 100 yıldır herhangi bir şey yapılmadığına dair anlam yüklemeye çalıştığı her lafı buradan kendisine iade ediyoruz. Bu, ihanetten başka hiçbir şey değildir. Emek mücadelesinde hiçbir şey yapmayıp, sırtını iktidara dayayıp, üye devşirmelerini iktidara yakınlığı üzerinden alan konfederasyonlar asla bu halkın ve emekçilerin gerçek sesi, gerçek sözcüsü olmadı, olmayacaktır.'
'Esra Işık serbest bırakılmalıdır'
İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına ilişkin de konuşan Yıldırım, 'Hepimizin ortak değerleri olan ormanlar, akarsular, zeytin bahçeleri, yeraltı kaynakları satılmaya devam ediyor. Bunun karşısında ses veren, ses çıkaran her bir kişiye de baskı uygulanmaya devam ediliyor. O yüzden şu an tutuklu bulunan Esra Işık kardeşimizi, Muğla'daki orman ve zeytin bahçelerinde göstermiş olduğu mücadele nedeniyle kutluyor ve her zaman yanında olduğumuzu bir kez daha buradan ifade ediyorum. Esra Işık serbest bırakılmalıdır' dedi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik de eleştirilerda bulunan Orhan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde bu ülkede çocuklarımız okulda aç kalıyorsa sorumlusu sarayda oturandır. Kirayı ödeyemiyorsanız sorumlusu sarayda oturandır. Birileri sokakta konuşma özgürlüğünden korkuyorsa sorumlusu sarayda oturandır. İnsanlar özgürce bir sendikaya üye olamıyorsa sorumlusu sarayda oturandır. Türkiye'de açlık ve yoksulluk, sefalet sınırları altında; halkımızın yüzde 90'ı bunun altında yaşıyorsa sorumlusu sarayda oturandır. Yani hesap sorulacaksa, birilerine 'hesap ver' denilecekse bu sarayda oturandır.'
Orhan Yıldırım'ın konuşmasının ardından, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'nun 18'inci yılına özel hazırlanan belgeselin gösterimi gerçekleştirildi.