Haber: Berfin BAYSAN - Kamera: Akın KÜÇÜKKURT
(İZMİR) - Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, hastane ve sağlık merkezlerinin bulunduğu arazilerin özelleştirme kapsamına alınması ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun 'Aktif hastaneler satılmıyor' açıklamasına tepki gösterdi. Doğruyol, bazı hastanelerde hizmetin sürdüğünü belirterek, 'Bu hastanelerin genel itibarıyla şehir merkezlerinde olması, ilçe merkezlerinde olması vatandaşın sağlık hizmetine daha kolay ulaşabilmesini getiriyordu. Bu kullanılmayan hastanelerin ya da fiilen kullanılan bazı hastanelerin satışı doğru bir yaklaşım değildir' dedi.
Resmi Gazete'de yayımlanan kararlarla çok sayıda sağlık arazisinin özelleştirme kapsamına alınması tartışma yarattı. 24 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, mülkiyeti Hazine'ye ait 32 ilde bulunan 71 taşınmazın özelleştirilmesine karar verildi. Söz konusu listede Elazığ, Eskişehir ve Bursa başta olmak üzere birçok ildeki hastane ve hastane arazileri yer aldı. Öte yandan, 17 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan bir başka kararla da Türkiye genelinde 55 taşınmaz özelleştirme kapsamına alınmıştı. Bu listede İstanbul'daki Kadıköy (Merdivenköy-Mecidiye), Kartal (Soğanlık-Yukarı) ve Şişli (Teşvikiye) bölgelerindeki sağlık arazileri de bulunuyor. Kadıköy'deki Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi'nin 20 bin 854 metrekarelik arazisi de satış listesine dahil edildi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, katıldığı bir televizyon programında konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Biz hiçbir hastanemizi satmıyoruz, aktif olarak kullandığımız arazileri özelleştirmiyoruz' ifadelerini kullandı. Memişoğlu, özelleştirme kapsamına alınan alanların kullanılmayan, atıl durumda olan ya da yerine yeni hastane yapılması planlanan yerler olduğunu belirterek, kamuoyunda oluşan 'satış' algısının doğru olmadığını söyledi. Türkiye'nin sağlık hizmetleri açısından güçlü bir konumda olduğunu kaydeden Memişoğlu, 'Türkiye bugün sağlıkta dünyanın en iyi hizmet sunan ülkelerinden biridir' dedi.
'Alt gelir grubunun sağlık hizmetine ulaşımı zorlaşmakta'
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol ise bazı sağlık tesislerinde hâlen hizmet verildiğini öne sürerek Bakan Memişoğlu'nun açıklamalarına tepki gösterdi. Doğruyol, '24 Nisan tarihi itibarıyla Cumhurbaşkanlığı kararıyla Türkiye'deki 32 ilimizde bulunan 71 tane taşınmazın özelleştirilmesi, satılması gündeme geldi. Sonuçta Sayın Sağlık Bakanı'nın 'Hiçbir aktif hastaneyi satmıyoruz ya da özelleştirilmiyor' demesi doğru bir bilgi değil. Şu an itibarıyla bizim bildiğimiz hastanelerden bazıları fiilen sağlık hizmeti verilmeye devam etmektedir. Sonuçta bu hastanelerin genel itibarıyla şehir merkezlerinde olması, ilçe merkezlerinde olması vatandaşın sağlık hizmetine daha kolay ulaşabilmesini getiriyordu. Bu kullanılmayan hastanelerin ya da fiilen kullanılan bazı hastanelerin satışı doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü genel itibarıyla bu hastanelerin satıldığı illerimizde şehir hastaneleri bulunmaktadır. Vatandaş şehir dışındaki, gidip gelmesi maliyetli olan hastanelere zorlanmaktadır. Ve alt gelir grubunun da sağlık hizmetine ulaşımı bu şekilde zorlaşmaktadır' dedi.
'Sağlık kuruluşu arazilerinin satışa çıkartılması kesinlikle doğru değildir'
'Bu hastanelerin satılmasından ziyade, bize göre sonuçta ilçe sağlık müdürlükleri olabilir. Mesela güzel bir uygulama var. Sağlıklı hayat merkezleri uygulamamız var. Sağlıklı hayat merkezlerinde bizim fizyoterapistlerimiz var, psikologlarımız var, ne bileyim çocuk gelişimcilerimiz var, bazı meslek grupları var. Bu hastanelerin bulunduğu yerler Sağlıklı Hayat Merkezleri de yapılabilir' diyen Doğruyol, şöyle devam etti:
'Aile sağlığı merkezlerindeki aile hekimi arkadaşlarımız hep kira ödüyor, özel binalara gidiyor. Buralarda aile sağlığı merkezleri de oluşturulabilir. Mesela pek çok 112 istasyonumuz, acil sağlık hizmeti sunan ambulanslarımızın bulunduğu yerler derme çatma binalar. Buralar bu konularda kullanılabilir. Yani Sağlık Bakanlığı'na bağlı arazilerin bir şekilde satışa sunulması doğru bir yaklaşım değildir. Pek çok Sağlık Bakanlığı'na ait arazi de zaten vatandaşların bağışlarıyla olmuş olan şeylerdir, verilmiş olan arazilerdir. Bu arazilerin satışı doğru bir yaklaşım değildir. Yani daha önceki şehir planlamalarında hatırlarsınız, sağlık alanları, hastane alanları bırakılırdı. Şu an itibarıyla bırakın sağlık ve hastane alanı bırakmayı, elimizde olan hastane arazilerinin, sağlık ocağı arazilerinin, sağlık kuruluşu arazilerinin satışa çıkartılması kesinlikle doğru değildir.
'Şehir hastanelerinin maliyetleri çok yüksek'
Sayın Bakan muhtemelen özellikle STK'lardan gelmiş olan tepkileri yumuşatmak adına ya da vatandaşta oluşabilecek algıyı kırmak adına böyle bir ifade kullanmaktadır. Sayın Bakan'ın 'biz hastaneleri satmıyoruz' diye bir ifade kullanması da aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanı'nın kararnamesiyle özelleştirilen kurumları bir nevi yalanlamaktadır gibi ortaya çıkıyor. Bize göre doğru neyse odur. Yani sonuç itibarıyla bugün bizim o satışa çıkan hastanelerden bazılarının hâlen hizmet verdiği ortadadır. Yani bunu yalanlamanın bir gereği yoktur. Tabii burada şöyle bir gerçek de var: Maalesef bizim Türkiye'deki şehir hastanelerimiz çok büyük maliyetler getirmektedir. Yani 2025 yılında 125 milyar TL harcanan şehir hastanelerine, 2026 yılında öngörülen rakam yüzde 52 artışla 200 milyar TL'lere gelmektedir. Aynı zamanda bir kaynak bulma çabasıdır diye düşünüyoruz. Peki bu yıl hastaneleri sattık, 32 ilimizde 71 tane sağlık kuruluşumuzu sattık; önümüzdeki yıl ne yapacağız? Yani bu şehir hastanelerinin sözleşmeleri de kamuoyundan sır gibi saklanmaktadır. Kaç yıllıktır, ne kadar para ödüyoruz? Bunlar saklanmaktadır. Şehir hastanelerinin her bir metrekaresi için biz kira ödüyoruz ve yüzde 70 oranlarında hasta garantisi veriyoruz. Yani bu sistem maalesef Sağlık Bakanlığı bütçesini zorlamaktadır. Bundan dolayı şehir hastaneleri sisteminden bir an önce vazgeçmekte büyük fayda vardır.
'Öncelik merkezdeki hastanelerin yenilenmesidir'
Sağlık sistemimiz bizim sil baştan ele alınması gerekir. Maalesef sağlık sistemimizde çok büyük hatalar ve yanlışlar vardır. Sadece Sayın Bakanımız Memişoğlu adına söylemiyorum; bu zamana kadar gelmiş geçmiş sağlık bakanlarımızın da, ben kendi şahsım adına Birlik Sağlık-Sen olarak yanlış yönlendirildiğini düşünüyorum. Bizim derdimiz nedir? Devletin ve milletin menfaatidir. Sağlık Bakanlığı olarak bizim önceliğimiz vatandaşa en kolay sağlık hizmetini sunmaktır. Vatandaş da en kolay sağlık hizmetini evine en yakın olan sağlık kuruluşundan alır. Yani bunu bizim sağlayabilmemiz lazım ama bir türlü sağlayamıyoruz. Maalesef bu sistemden de uzaklaşıyoruz. Yani hastanelerin yenilenmesi gerekir. Bakın şu an İzmir iline bakalım: Yani bir sürü hastanemiz depreme dayanıksız ve yenilenmesi gerekirken, şimdi yeni şehir hastanesi projesiyle biz uğraşıyoruz. Yani diğer şehir hastanesinden elbette vatandaşlar faydalanıyordur ama burada öncelik merkezdeki hastanelerin yenilenmesidir. Yani bunu sağlamamız lazım ama maalesef buradan uzaklaşıyoruz, yeni şehir hastanesiyle uğraşıyoruz.
'Aydın'daki şehir hastanesi, 970 milyon dolarla ihaleye çıkıp 66,5 milyar dolara mal oldu'
Şimdi biz şehir hastanelerini eleştirdiğimizde hep diyorlar ki vatandaş oradan hizmet alıyor. Amenna, alan vatandaşlarımız elbette var. Ama bunun haricinde mesela Aydın'daki şehir hastanesi, 970 milyon dolarla ihaleye çıkıp 66,5 milyar dolara mal oldu ve 66 kat artmış oldu bunun maliyeti. 2020-2026 açılış tarihi. Şu an itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla şehir hastanesi eğitim araştırma statüsüne dönüştü. Bildiğim kadarıyla kamu yaptı bunu. Yani kamu-özel iş birliğiyle yapılsa da bir hayrı yok bu hastanelerin. Devlet yapsa da bir hayrı yok maalesef. Yani bizim hızlı bir şekilde butik devlet hastanelerine ve eğitim araştırma hastanelerine ihtiyacımız var. Vatandaşın evine yakın olmak kaydıyla. Bunun haricinde tabii böyle branş hastanelerimiz olsun bizim. Kardiyoloji hastanelerimiz olsun, ortopedi hastanelerimiz olsun. Çocuk hastanelerimiz, göğüs hastanelerimiz olsun. Ama küçük, butik hastanelere kesinlikle ihtiyacımızın olduğunu ifade etmek istiyorum.'