Gündem

Boğaziçi'ndeki Nurettin Yıldız protestosu davasında inşaat çukuru itirazı

Boğaziçi Üniversitesi'nde 'Nurettin Yıldız' protestosunu takip ederken gözaltına alınan T24 muhabiri Can Öztürk ile 14 öğrencinin, 'görevi yaptırmamak için direnme' ve 'kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma' suçlamalarıyla yargılandığı dava İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Sanık avukatları, müşteki polislerin beyanlarının eksik ve gerçeğe aykırı olduğunu savundu. Olay sırasında bazı polis ve öğrencilerin düştüğü inşaat çukurunun iddia edildiği gibi 4-5 metre derinliğinde olmadığını belirten avukatlar, aksi durumda daha ağır yaralanmaların olması gerektiğini ifade etti. Yargılama sonunda mahkeme, eksik soruşturma iddialarına rağmen dosyanın genişletilmesi taleplerini reddederek duruşmayı erteledi.

(İSTANBUL) Boğaziçi Üniversitesi'nde 'Nurettin Yıldız' protestosunu takip ederken gözaltına alınan T24 muhabiri Can Öztürk ile 14 öğrencinin, 'görevi yaptırmamak için direnme' ve 'kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma' suçlamalarıyla yargılandığı dava İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Sanık avukatları, müşteki polislerin beyanlarının eksik ve gerçeğe aykırı olduğunu savundu. Olay sırasında bazı polis ve öğrencilerin düştüğü inşaat çukurunun iddia edildiği gibi 4-5 metre derinliğinde olmadığını belirten avukatlar, aksi durumda daha ağır yaralanmaların olması gerektiğini ifade etti. Yargılama sonunda mahkeme, eksik soruşturma iddialarına rağmen dosyanın genişletilmesi taleplerini reddederek duruşmayı erteledi.

'Dayak yiyen kadın sabaha kadar şükretsin', '6 yaşında çocukla evlenilebilir' şeklinde sözleri nedeniyle tepki çeken ilahiyatçı Nurettin Yıldız, 13 Mayıs'ta Boğaziçi Üniversitesi'ndeki bir etkinliğe konuşmacı olarak katılmıştı. Konuşması sırasında öğrencilerden biri Yıldız'ı yumurta atarak protesto etmişti. Yıldız'ın üniversitelerine konuşmacı olarak davet edilmesini protesto eden öğrenciler bir süre sonra polis tarafından ablukaya alınmıştı. Ablukanın ardından gözaltına alınan 97 öğrenciden 15'i adliyeye sevk edilmiş, öğrencilerden 6'sı tutuklanırken T24 muhabiri Can Öztürk ve beraberindeki 8 öğrenci ise imza ve yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmıştı. Tutuklulardan biri iki gün sonra re'sen, diğer 5'i ise 16 gün sonra tensiple tahliye edilmiş ve tüm adli kontrol tedbirleri kaldırılmıştı.

Boğaziçi Üniversitesi'ndeki bu protestoyu takip ederken gözaltına alınan T24 muhabiri Can Öztürk ile 14 öğrencinin, 'görevi yaptırmamak için direnme' ve 'kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma' suçlamalarıyla yargılandığı dava İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesince 11. ağır ceza salonunda görüldü.

Duruşmaya sanıklardan Can Öztürk ile 11 öğrenci katılırken, iki polis memuru müşteki sıfatıyla dinlendi.

'Burada suçlu öğrenciler değil, iş güvenliği önlemi almayan işverendir.'

Müşteki polis, Güvenlik Şube'de görevli olduğunu belirterek olay günü görevlendirme kapsamında Boğaziçi Üniversitesi'ne gittiklerini söyledi. Eylem sırasında polislere doğru yönelme olduğunu iddia eden polis, 'Kadın polisler olarak geri çekildik, bu sırada inşaat çukuruna düştük' dedi ve sanıklardan şikâyetçi olduğunu ifade etti.

Sanık avukatları, polislerin çukura düşmesine ilişkin beyanlara itiraz etti. Bir avukat, öğrencilerin de düşüp düşmediğini sordu; müşteki polis 'hayır' yanıtını verdi. Bunun üzerine avukat, öğrencilerin de düştüğünü gösteren video kayıtlarının bulunduğunu belirtti.

Sanık avukatı Pınar Akbina Karaman ise, 'Burada suçlu öğrenciler değil, iş güvenliği önlemi almayan işverendir. Polisler de tazminat alamamış' ifadelerini kullandı.

Duruşmada sanık avukatlarının soruları dikkat çekti. Bir avukatın, 'Size iş güvenliği eğitimi verildi mi?' sorusuna müşteki polis 'hayır' yanıtını verirken, 'İş kazası nedeniyle tazminat aldınız mı?' sorusuna da olumsuz cevap verdi. Bu beyanlar, duruşmada iş güvenliği ve sorumluluk tartışmalarını öne çıkardı.

 

'Dağılma anonsunu duymadım, çıkmamıza izin verilmedi'

Sanık öğrencilerden biri, dağılma anonsunu duymadığını belirterek, 'Duysaydım da dağılmam mümkün değildi. En öndeydim, çember içine alınmıştık. Çıkmamıza izin verilmedi, ardından gözaltına alındık' dedi.

Sanık avukatları ise olay anına ilişkin video kayıtlarına atıf yaparak, polisin öğrencilerin çıkışı için koridor açmadığını, aksine çember oluşturarak kötü muamelede bulunduğunu anlattı.

'Kimseyi itip kakmadım, aksine polis tarafından şiddete maruz kaldım'

Gazeteci Can Öztürk de, müşteki polis beyanlarını reddederek, 'Ben gazeteci olarak olayı izliyordum. Kimseyi itip kakmadım, aksine polis tarafından şiddete maruz kaldım' dedi.

Öztürk'ün avukatı Didare Hazal Sümeli de müvekkilinin olay yerinde haber takibi amacıyla bulunduğunu ve basın kartı olduğunu belirterek beraat talep etti.

'Nefes alamaz hale geldik'

Sanık öğrencilerden bir başkası savunmasında, 'Koridor oluşturmak bir yana, bizi çemberden çıkarmadılar. Nefes alamaz hale geldik. 'Nefes alamıyoruz' diye yalvardık ama çember genişletilmedi' dedi. Bir diğeri, polis amirinin 'dövmeyin demiyorum ama yere atmayın' şeklinde ifadelerini duyduğunu da ekledi.

Bir başka Boğaziçili sanık ise, gözaltı sürecinde şiddete maruz kaldığını belirterek, 'Hastaneye götürülürken polisler 'muayeneden önce yüzünde bir şey olmasın' dedi. Doktor morluklara rağmen darp raporu düzenlemedi. Tutuklandım, annem görmesin diye uzun kollu giymek zorunda kaldım' diye konuştu.

Sanık avukatları, müşteki polislerin beyanlarının eksik ve gerçeğe aykırı olduğunu savundu. İnşaat çukurunun iddia edildiği gibi 4-5 metre derinliğinde olmadığını belirten avukatlar, aksi durumda daha ağır yaralanmaların olması gerektiğini ifade etti.

Olayın yaklaşık 3 saat sürmesine rağmen oldukça kısa ve yetersiz görüntünün dosyaya sunulduğunu belirten avukatlar, eksik soruşturma nedeniyle beraat talep etti. Ayrıca üniversite yönetiminin inşaat alanında gerekli önlemleri almadığı ileri sürülerek bilirkişi raporu talep edildi.

Mahkeme, duruşmada dinlenen iki müştekinin davaya katılma talebini kabul etti. Sanık avukatlarının bilirkişi raporu alınması, tüm görüntülerin istenmesi ve soruşturmanın genişletilmesi yönündeki talepleri ise reddedildi. Dava, 3 Temmuz'a ertelendi.