Haber: Erva GÜN - Kamera: Cemal Berk AYTEKİN
(KAHRAMANMARAŞ) - Afşin-Elbistan'da termik santrallerin 40 yılı aşkın süredir yarattığı çevresel tahribat, bölge halkının tanıklıklarıyla derin bir sağlık ve yaşam krizini gözler önüne seriyor. ANKA'ya konuşan bölge sakini Yusuf Kuzu, 'Amcam kanser, haberi yok, evde yatıyor. Halalarım astım hastası. Durumu olan göç etti, olmayan gariban, alt tabaka burada kaldı. Kül, hastalık, kanser ne ararsan var' sözleriyle dert yandı.
ANKA Haber Ajansı Afşin-Elbistan'da termik santrallerin geride bıraktığı ağır tabloyu yerinde inceledi; külün, dumanın ve sessizliğin sardığı mahallelerde yaşam mücadelesi veren yurttaşlarla ve bölgede doğa için çalışan sivil toplum temsilcileriyle konuştu.
Tanıklar, bir zamanlar kalabalık sokakları, canlı pazarlarıyla bilinen yerleşimlerin bugün nasıl ıssızlaştığını, artan hastalıkların ve ekolojik yıkımın hayatları nasıl kuşattığını anlattı.
Santral faaliyete nasıl başladı?
Afşin-Elbistan A Termik Santrali ve linyit sahalarının işletme hakkı, 2018 yılında Çelikler Holding'e 20 yıllığına devredildi. Temeli 1994 yılındaki Tansu Çiller dönemine dayanan ancak mahkeme kararları ve toplumsal tepkilerle yılan hikayesine dönen devir süreci, Çelikler Holding'in ERG-Werbund hisselerini satın alması ve Rekabet Kurumu'nun onayıyla tamamlanmıştı. 1984'te kurulan A ünitesine, 2006 yılında B ünitesinin de eklenmesiyle bölge Türkiye'nin en büyük enerji havzalarından biri haline gelse de, bölge sakinleri bu büyümenin bedelini ödediklerini dile getiriyor.
Kahramanmaraş'ta hali hazırda 2795 MW kapasiteyle çalışan Afşin-Elbistan A ve B Termik Santralleri'ne eklenmek istenen iki yeni ünite, bölge halkı için adeta bir 'fatura' gibi önlerine konuldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 27 Aralık 2024'te verdiği 'ÇED Olumlu' kararına karşı bilirkişi raporları 'uygun değil' derken, Temiz Hava Hakkı Platformu'nun raporuna göre, yeni üniteler, işletme ömrü boyunca 2 bin 268 kişinin ölümüne ve ekonomide 2,6 milyar dolarlık sağlık maliyetine neden olacak.
Bilirkişi 'uygun değil' dedi
Mevcut sekiz üniteye ek olarak Afşin-Elbistan A Santrali'ne 688 MW kapasiteli iki yeni ünitenin eklenmesi planlanıyor. Ancak projeye karşı açılan davada hazırlanan ek bilirkişi raporu, projenin çevre ve halk sağlığı dengesi açısından uygun olmadığını ortaya koydu.
Ekonomik maliyeti 29 hastane parası
Temiz Hava Hakkı Platformu'nun 'Kömür Yakıtlı Afşin A Termik Santrali Genişletme Projesinin Halk Sağlığı Etkileri ve Ekonomik Maliyeti' raporu, projenin 2028'de faaliyete geçmesi durumunda sadece ilk yılında 42 ölüm ve yaklaşık 17 bin iş günü kaybına yol açacağını hesapladı. Projenin 35 yıllık ömrü boyunca yaratacağı 2,6 milyar dolarlık ekonomik yük ise, her biri 500 yataklı tam 29 hastanenin yapım maliyetine eşdeğer durumda.
Binlerce nüfuslu yerden ıssız köye: Çoğulhan Mahallesi
Santralin tam merkezinde bulunan Çoğulhan Mahallesi, çevre kirliliği ve sağlık sorunları nedeniyle adeta hayalet kasabaya dönüştü. Geçmişte 10 bin ila 11 bin nüfusa sahip olan, içinde sinemaların, lokantaların ve terminalin bulunduğu gelişmiş bir kasaba olan Çoğulhan, bugün adeta bir hayalet şehri andırıyor. 2013 yılında bin 986 olan Çoğulhan nüfusu, 2025 yılı itibarıyla 817'ye geriledi. 12 yıl içinde nüfusun yüzde 60'ını kaybeden mahallede, bacalardan salınan azotdioksit ve kükürtdioksit gazlarının yol açtığı kronik hastalıklar, göçün en temel sebebi olarak gösteriliyor.
'Kül, hastalık, kanser ne ararsan var'
Çoğulhan'da doğan ve büyüyen 53 yaşındaki Yusuf Kuzu, eskiden bölgenin 10 bin nüfuslu bir yerleşim yeri olduğunu söyledi. Çoğulhan'da geçmiş dönemde eczanelerin, otobüs terminalinin ve birçok fırının bulunduğunu dile getiren Kuzu, mahallenin terk edilmiş meydanını göstererek, eski günleri ve ıssızlığı şu sözlerle aktardı:
'Şu alanlar hep pazar yeriydi, yoğunluk vardı. Şimdi ancak 400 kişi kaldı. Olan Afşin'e, Elbistan'a göç etti, olmayan gariban, alt tabaka burada kaldı. Kül, hastalık, kanser ne ararsan var.'
20 yıldır santralin 'külünü ve pasını yediklerini' belirterek isyan eden Kuzu, eskiden pazar yerlerinin yoğunluğundan yürünemeyen alanların şimdi boş kaldığını söyleyen Kuzu, 'Amcam kanser, haberi yok, evde yatıyor. Halalarım astım hastası. Devlet büyüklerimiz şuraya bir baksın, burada insanlar yaşıyor. Ne desem boş vallahi, gırtlağıma tıkandı' diye konuştu.
'Doktora Afşin dememiz teşhis koymasna yetiyor'
Mahallenin ıssızlaşan meydanında, terk edilmiş dükkanların ve sessizliğe gömülen sokakların ortasında bu kez mikrofonumuzu Alpay Gözükara'ya uzatıyoruz. Bir zamanlar hayatın aktığı meydanın ortasında konuşan Gözükara, mahallelerinin geçmişteki güzelliğini hatırlatarak, 'Burası Avrupa Birliği'nden ödül alacak kadar güzel bir köydü' dedi.
Termik santrallerin kurulmasıyla bölgenin yaşanılamaz hale geldiğini söyleyen Gözükara, köyde kalan büyük bölümünün kanserle mücadele ettiğini kaydetti. Kayseri'de hastaneye gittiklerinde yalnızca 'Afşin' demelerinin bile doktorlar için teşhis koymaya yettiğini ifade etti.
Sohbetimiz esnasında santralde çalıştığını ve oradan emekliye ayrıldığını dile getiren Gözükara, tesisin teknik durumuna da dikkati çekerek, 'Bu santral normalde çalışmamalı, acil yıkılması lazım. 60 yılını bitirmiş, çürümüş bir yer. Özel firmaya geçince 'kireç çöker' sistemi yaptılar ama artık araziden verim alınmaz. Durumu olanlar kaçtı, durumu olmayan garibanlar külün içinde kaldı' ifadelerini kullandı.
'Birlikte eğlendiğimiz arkadaşlarımızın hiçbiri artık yok'
Elbistan'daki saha ziyaretlerimizde bize eşlik eden ve santrale kömür sağlanan Kışlaköy Maden Sahası ile çevredeki tarım arazileri ve su kaynaklarında incelemeler yaptığımız Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu'ndan Mehmet Dalkanat, santralin kuruluş sürecini ve sonrasında yaşananları anlattı. Santralin yapıldığı dönemde 'toplumsal bilincin' olmadığını belirten Dalkanat, 'Daha çok ekonomik getirisi, 'zengin olacağız', 'buraya para girecek' diye 50'ye yakın şirket gelmişti. Herkes geleceğin ne olacağını bilmeden alkışladı' dedi.
Santralle birlikte hayatlarının değiştiğine dikkati çeken Dalkanat, arkadaşlarının yaşlarını 70'i bulmadan hayatını kaybettiklerini ve 'Birlikte eğlendiğimiz yakın arkadaşlarımın hiçbiri artık yaşamıyor' diyerek termik santralin insan sağlığına yönelik olumsuz sonuçlarına değindi.
Kendi oğlunun da santralde çalıştığını, aradan geçen sadece 3,5 yıllık çalışma süresinin ardından oğlunun üst solunum yolu hastalığına yakalandığını ve tedavisinin devam ettiği bilgisini paylaşan Dalkanat, 'Bu 3,5 yılın bir bedeli. Burada 25 yıl çalışanın nasıl bir hezeyanla karşı karşıya olduğunu düşünemiyorum bile. Kanser girmeyen hiçbir ev yok, istisnasız. Rüzgar Elbistan'a doğru estiğinde nefes almanız mümkün değil. Gelen gazeteciler bile bir saat sonra boğazlarından şikayet etmeye başlıyorlar' sözleriyle dert yandı.
Ekolojik kırım: 'Ne su kaldı ne de kuşlar geliyor'
Mehmet Dalkanat'ın aktardığına göre, yeraltı sularının santral tarafından çekilmesi sonucu Ceyhan Nehri ve Hurman Çayı'nın debisi düştü, pınarlar kurudu. Dalkanat, termik santralin ekolojik hayata etkilerine dair ise hayvanlığın kırsalda bittiğini söyleyerek, 'Hayvanlar düşük yapıyor. Vahşi doğadaki popülasyon bile değişti. Göçmen kuşlar gelmiyor. 'Delice' ve 'Çulluk' dediğimiz kuşları artık göremiyoruz. Su samurları vardı, artık yok. Yeraltından çekilen binlerce ton su havzanın dengesini bozdu' diye konuştu.
'Kayseri Erciyes Tıp Fakültesi'ndeki tüm hastalar Afşin-Elbistan'dan gelmişti'
Santralin yakınlarında bulunan Altınordu köyünde yaşayan Cuma Binboğa, termik santralin 'bedelini' beş yaşındaki oğluyla ödediğini anlattı. Annesini ve aile büyüklerini kanserden kaybettiğini belirten Binboğa, santralin gölgesinde yaşam mücadelelerini şu sözlerle aktardı:
'2015 yılında beş yaşındaki oğlum lösemi oldu. Kayseri Erciyes Tıp Fakültesi'ne gittiğimizde manzara korkunçtu, neredeyse tüm hastalar Afşin-Elbistan bölgesinden gelmişti. Artık bu santraller bölgeyi yok ediyor, bunu canımızla ödüyoruz. Maraş'ın komşu illerine, Malatya'ya, Kayseri'ye onkoloji merkezlerine gidin, oralar ağzına kadar buranın insanıyla dolu. Bizi kendi halimize bıraksınlar.'
Kahramanmaraş merkezi 6 Şubat depremlerinin ardından bölgenin altyapısının ciddi hasar aldığını dile getiren Binboğa, 'Yeni santraller neden alelacele yapılmak isteniyor? Biz burada sahipsiziz' diyerek tepkisini dile getirdi.