(ANKARA) - İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento ile İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, Kurtuluş Parkı'nda hak arayan maden işçilerine yönelik müdahaleye ve gözaltılara tepki göstererek, 'TMSF'yle satılmış bir kurumdan bahsediyoruz. Aylardır maaşını alamayan ve demokratik haklarını kullanan, anayasal haklarını kullanan işçilerimize, ki 1 Mayıs Cuma günü işçi bayramını kutlayacağız, bu hafta bu millete, bu ülkeye bunu yaşatanlara yazıklar olsun. Gözaltına almak nedir, tutuklamak nedir? Devletin verdiği banka kredileriyle gidip o şirketleri alıp içini boşaltanlar kendi konfor koltuklarında otururken; aylardır evine rızkını, emeğini, hakkını ödemeyenlere hiçbir şey yapmayıp orada hakkını arayan işçiyi tutuklamak tipik bir AK Parti refleksidir' dedi.
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento ile İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, Başkanlık Divanı Toplantısı'nın ardından partisinin genel merkez binasında basın toplantısı düzenleyerek, gündemdeki konulara ilişkin değerledirmelerde bulundu.
'Bu küçücük yavrumuzun cenazesine neden gitmediniz'
Kahramanmaraş'ta okul saldırısında hayatını kaybeden öğrencilerden Yusuf Tarık Gül'ün cenaze törenine hiçbir bakanın katılmadığını hatırlatan Kavuncu, 'Babası KHK'lı, telefonunda ByLock var diye gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. 4 ay sonra ise ByLock yokmuş diye tahliye ediliyor. 2021'de yine aynı mevzulardan dolayı bir kez daha tutuklanıyor ve hapse atılıyor. Yusuf, hayatının önemli bir kısmını babasız geçiriyor. Şimdi buradan soruyorum; bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nasıl bir insanlıktır? Bu küçücük yavrumuzun cenazesine neden gitmediniz? Bir gerekçesi varsa bunu açıklayın. Ki biz bu durumu sizin vicdansızlığınıza bile inanın çok bulduk. Tutuklu belediye başkanlarının eşlerini, babalarını, çocuklarını suçun şahsiliği ilkesini bir tarafa bırakarak mağdur eden de yine aynı vicdansızlık. Bu kafanın bir taraftan da terör örgütü mensuplarına yönelik bir çalışması var. Bu kadar masuma bu kadar merhametsiz davrananların, masum insanları katletmiş bir terör örgütü için aftan bahsediyor olması, siyasi bir manevradan ve çıkardan ibarettir. Dolayısıyla iktidarın yürütmüş olduğu bu süreçten de hayırlı bir sonuç çıkmayacağı ortadadır. Zira niyet çok net önümüzde durmaktadır' ifadelerini kullandı.
'Gülistan Doku hadisesi AK Parti'nin 25 yıllık iktidarının özeti'
Gülistan Doku cinayetine değinen Kavuncu, 'Bu öyle bir rezalet ki bir şehirde polis memurundan doktoruna, bilişimcisinden valisine kadar bir devlet kademesinin korkunç bir suçun ortağı olduğunu görüyoruz. 'Olabilir mi' diyoruz ama maalesef böyle bir resim ortaya çıkıyor. 86 milyon insan; devlete emanet, devleti temsil eden insanlara emanet. Bu nasıl bir rezalettir? Gülistan Doku hadisesi AK Parti'nin 25 yıllık iktidarının özeti. Bunları görünce insanın aklına şu geliyor. Kim bilir halının altına süpürmüş daha nice olaylar ve bunun gibi belki de birçok bilinmezler var' diye konuştu.
'Siz 2022-2024 tarihlerinde sokakta tezgahtarlık yapan birisi değildiniz'
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in soruşturmayla ilgili 'Sonuna kadar gideceğim' dediğini aktaran Kavuncu, şunları kaydetti:
'Siz 2022-2024 tarihlerinde sokakta tezgahtarlık yapan birisi değildiniz. Siz o tarihlerde Adalet Bakan Yardımcısıydınız, hatırlatırız. Eğer bu davayı o zaman ele alamadıysanız, size kim ele aldırmadı onu konuşalım. O gün böyle bir göreviniz vardı ve bu cinayet AK Parti iktidarında gerçekleşti. O dönem bu valinin bağlı olduğu bir İçişleri Bakanı vardı. O dönem bu konuyu inceleyen Adalet Bakanlığı yetkilileri vardı. Koskoca bir baraj boşaltıldı. Ve bir şehirde her şeyin ters gittiğini herkes görüyor ama hiç kimse de herhangi bir konuyu dile getiremiyordu. Yani kirli ve dokunulmaz bir şebekenin varlığından herkes emindi. Çocuğunun katillerini bulmak için bir ailenin ne kadar uğraşması gerektiğine hep beraber şahit olduk. Çocuğunun yasını tutmak yerine katilleri bulmak için kendini hırpalayan insanları gördük. Bir tarafta da torpilli çocuklar babalarından, dayılarından, amcalarından dolayı ayrılan çocukların olduğu bir cenah var. Türkiye maalesef torpilin ve nepotizmin ülkesi olmuştur. Sadece iş bulma, işe girme konusunda değil; hukuk karşısında da ayrıcalıklı bir kesim vardır. Kanun ve yasalar herkese eşit uygulanmamaktadır. Bazı aile bireyleri bu örnekte de gördüğümüz gibi ayrılmaktadır. Türkiye'de ayrıcalıklı bir zümre oluşturulmuştur. Hanedanlıklar oluşmuştur. Millet adeta teba haline getirilmektedir Faili meçhul başka dosyalardan da bahsettik. Buradan iktidara sesleniyorum. Bunların tamamı sizin döneminizde oldu. Sizden önceki dönemde olmuş gibi konuşmanız akıllara ziyan. Bunların bu şekilde üstünü kapatacağınızı düşünmeyin.'
Ayaş Kaymakamı'nın tepki toplayan açıklaması
Ayaş'ta 23 Nisan kutlamalarına belediye basın sorumlusunun alınmadığı iddialarını hatırlatarak, Ayaş Kaymakamı'nın tepki toplayan açıklamasına değinen Kavuncu, 'Bu, devlet adamına yakışan bir açıklama mı? Açıklamayı böyle stand-up gösterisinden, bir tiyatro oyunundan alınmış bir parça gibi dinliyoruz değil mi? Burada devlet ciddiyeti yok. Bir kaymakama yakışmayacak bir dil var. İnanılır ve anlaşılır gibi değil. Biz buradan bütün idarecilerimizi, devlet adamlarımızı, makamlarını hatırlamaya ve ciddiyete davet ediyoruz' şeklinde konuştu.
'İşçiler onlarca ay maaşını alamamış durumda'
Doruk Madencilik işçilerinin Kurtuluş Parkı'ndaki eylemine değinen Kavuncu, 'Holdingin çok kıymetli yöneticilerine buradan bir sorum var. Mesela bir yerden yemek sipariş etseler ve bu yemek siparişi geç gelse ne yaparlar? Eminim ki ortalığı birbirine katarlar. 'Ben sana para verdim ve ücretin karşılığını, hakkımı zamanında istiyorum' derler. 'Yemek 1 saatte mi gelir' diye ortalığın altını üstüne getirecek holding sahipleri işçinin hakkını vermiyor. İşçinin hakkını vermediği gibi kelime oyunu yapıyorlar. 'Ödemediğiniz üç aylık bir zaman diliminde maaş var' diyorlar. İşçiler onlarca ay maaşını alamamış durumda. İşinize geldiğinde dinimize sarılıyorsunuz ya hani nerede kaldı 'işçinin alın teri kurumadan hakkını veriniz' hadisi? Hiç mi feyz almıyorsunuz bundan' diyerek tepki gösterdi.
'İktidar milletvekilleri de yanlışlarını anlatmaya başladı'
AK Parti milletvekillerinin de bazı durumlardan rahatsız olduğunu aktaran Kavuncu, 'AK Parti Elazığ Milletvekili çıktı ve Cumhurbaşkanı'nın imzaladığı devlet hastanelerinin veya sağlık tesislerinin arazilerinin bulunduğu yerlerin özelleştirilmesiyle ilgili karara açıktan meydan okudu. 'Yanlış yapıyorsunuz' dedi. Çünkü artık mızrak çuvala sığmıyor. Artık sadece biz konuşmuyoruz. Artık iktidarın kendi milletvekilleri de yaptıkları açıklamalarla kendi iktidarlarının yanlışlarını anlatmaya başladılar. AK Parti Elazığ Milletvekilinin nasıl feveran ettiğini hep beraber gördük' dedi.
'Sefaletten dünyada üçüncüyüz'
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavuncu, '2021'de atılmış adımlar bakın bugün bizi ne noktaya getirdi? Sefalet endeksi yapıldı ki sefalet endeksi yapılırken üç kriter göz önünde bulunduruldu: Enflasyon, işsizlik ve faiz. 178 ülke arasında tahmin edin kaçıncıyız? Sefaletten üçüncüyüz. Venezuela'dan ve Sudan'dan sonra sefalet endeksinde en kötü durumda olan üçüncü ülkeyiz. Bizden sonra da iki ülke var. Biri, Amerika ve İsrail tarafından saldırıya uğrayan İran. Devamında Arjantin. Savaştaki Ukrayna, savaştaki Rusya bile bizden çok daha iyi durumda' diye konuştu.
'Bakan Şimşek'i günah keçisi ilan ettiler'
İktidara yakın gazetelerin son dönemde Bakan Şimşek'i hedef aldığına işaret eden Kavuncu, 'Mehmet Şimşek'i linç ediyorlar. 'Ekonomik programı çalışmıyor' diyorlar. O gün mahvettikleri ekonomiye bir günah keçisi bulup onun sırtına yüklemek için bir adım attılar. Mehmet Şimşek de bile bile bunu kabul etti. Çünkü yapısal reformlar olmadan bu ekonominin toparlanmayacağının herkes farkında. Yapısal reformlar yapamayacağını bile bile bu göreve evet dedi ve bugün de linçlenme aşamasına gelindi' dedi.
'Çıkan sosyal medya kanununun sorunları çözeceğini düşünmüyoruz'
Sosyal medya düzenlemesine tepki gösteren Kavuncu, 'Düzenleme, 'çocukların güvenliği' adı altında, büyük bir fişleme ve veri güvenliği kriziyle karşı karşıya kalacağımızı kesin olarak önümüze getirdi. Buradan şu soruyu sormak istiyorum, AK Parti iktidarı hangi işini düzgün yapmış da bu kadar hayati bir konuyu düzgünce yapabilecek? Bu iktidar e-devlet verilerimizi kaptırdı. Hepimizin verileri e-devletten sızdırıldı ve pazarlandı. Dolayısıyla çocuklarımızın korunmasına evet, dijital güvenliğin sağlanmasına evet, sosyal medya provokasyonlarıyla ve dezenformasyonla mücadeleye de evet; ancak sansüre, baskıya, hukukun iktidarın istediği şekilde işletilmesi girişimlerine de sonuna kadar hayır. Bu sebeple bu düzenleme hakkında İYİ Parti olarak endişelerimizi en yüksek tonda dile getirdik. Çıkan kanunun da sorunları çözeceğini düşünmüyoruz' dedi.
'Bu topraklarda bir kan akıyorsa bunun baş sorumlusu emperyalizmdir'
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın tepki çeken açıklamalarına da değinen Kavuncu, şunları kaydetti:
'Barrack'ın bir sömürge valisi gibi davrandığını söylemiştik. Kendisi Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump gibi bir gayrimenkul yatırımcısı. Devlet mekanizmalarını da şirket gibi yöneten bir anlayışın temsilcisi. AK Parti iktidarıyla da çok uyumlu bir isim. Aslında bu açıdan AK Parti'nin Amerika Büyükelçisi'nden, Amerika Büyükelçisi'nin de AK Parti iktidarından son derece memnun olduğunu görüyoruz. Barrack bunu da açık açık söylüyor. 'Orta Doğu'da işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimidir. Demokrasi ya da insan hakları söylemleri başarısız oldu' dedi. Bunlar başarısız oldu ama bak cevabını ben vereyim: Çünkü Gazze'de, Filistin'de, Irak'ta, Lübnan'da, Suriye'de ve nihayetinde İran'da bu coğrafyayı kana buladınız. Venezuela'da bir devlet başkanını haydut gibi yatağından kaçırdınız. Koca Küba halkını elektriksiz bıraktınız. Sonra da gelip bilmiş bir müstemleke valisi gibi afra tafra yapıyorsunuz.
Eğer bu topraklarda bir kan akıyorsa bunun baş sorumlusu emperyalizmdir ve Amerika da bu konuda son derece tecrübelidir. 'Emperyalizm deyince, emperyalizmin en iyi kullandığı taşeron örgütler, terör örgütleridir. PKK da bunlardan birisidir. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu başlatılan bu sürecin son derece tehlikeli olduğunu ve burada anlatılanların bir tiyatro olduğunu hep söyledi. Bizim anlattıklarımızı, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı Sayın İbrahim Kalın'ın hükümete brifing verdiği ve bu brifingte de PKK'nın aslında mağaraların yüzde 30'unu boşalttığını ve silahların büyük bir kısmını da elinde tuttuğuna dair şüphelilerinden ve endişelerinden bahsettiği iddia ediliyor. Emperyalizm deyince PKK, PKK deyince de başlatılan bu süreç aklıma geliyor. Böyle de ciddi bir iddia var.'
Genel Başkan Dervişoğlu'nun 1 Mayıs'ta TÜRK-İŞ'in Edirne'de düzenleyeceği mitinge katılacağını da açıklayan Kavuncu, 13-14 Haziran tarihlerinde ise hukuk çalıştayı düzenleyeceklerini ekledi.
'İşçinin haklarını ödemeyenlere hiçbir şey yapmayıp hak arayan işçiyi tutuklamak tipik bir AK Parti refleksidir'
Ankara'da Kurtuluş Parkı'nda haklarını arıyan maden işçilerine yönelik gözaltılara tepki gösteren Kavuncu, şöyle konuştu:
'TMSF'yle satılmış bir kurumdan bahsediyoruz. Aylardır maaşını alamayan ve demokratik haklarını kullanan, anayasal haklarını kullanan işçilerimize, ki 1 Mayıs Cuma günü işçi bayramını kutlayacağız, bu hafta bu millete, bu ülkeye bunu yaşatanlara yazıklar olsun. Gözaltına almak nedir? Tutuklamak nedir? Devletin verdiği banka kredileriyle gidip o şirketleri alıp içini boşaltanlar kendi konfor koltuklarında otururken aylardır evine rızkını, emeğini, hakkını ödemeyenlere hiçbir şey yapmayıp orada hakkını arayan işçiyi tutuklamak tipik bir AK Parti refleksidir.'