(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, siyasi rekabetin partiler arasında yapılması gerektiğini belirterek 'Biz rekabeti Genel Başkanımızın deyimiyle AK Parti'nin yargı kollarıyla yapar haldeyiz. Yargı kollarının yarattığı o ortama, o algı operasyonlarına karşı mücadele veren bir halde siyaset yapmaktayız' dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İstanbul'da düzenlenen 'Yerel Yönetimlerin Geleceği' toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Bulut, CHP'li belediyeler ve İBB'ye yönelik davalar kapsamında yaptığı değerlendirmede vatandaşların haber alma hakkına dikkat çekti. Devletin bir sorun olması durumunda kimin müdahale edeceğinin planlandığını ve eksiklik varsa kimin tamamlayacağını planlaması gerektiğine vurgu yapan Bulut, 'Örneğin TRT ile değil mi? Ama baktığınızda TRT hiç böyle bir halde değil. RTÜK ile bu işi kontrol edecek ama baktığınızda dünya tarihinde görülmemiş cezalar veriliyor. İşte Sözcü'ye 10 gün, Halk TV'ye beş gün kapama cezası verdi. İletişim Başkanlığı da sadece tanımında olduğu gibi değil. Yani sadece Türkiye'nin imajını, itibarını korumak, buna ilişkin propaganda geliştirmek değil. Aynı zamanda ülkede gazetecilik yapmayı kolaylaştırmak ve o iletişim kanallarını güçlü kılmak zorunda. Çünkü devasa bir yapı' ifadelerini kullandı.
Kendilerine sosyal medyada daha aktif olmaları yönünde eleştiride bulunulduğunu aktaran Bulut, 'Örnek veriyorum, diyorum ki, 'Bizim genel merkezdeki tüm binadaki bana bağlı olan, yani kameraman, fotoğrafçısı, onu taşıyan da dahil olmak üzere toplam 20 kişiyiz, sosyal medyacılarımız hepsi. Ama İletişim Başkanlığı'nda sadece binada 2 bin kişi var. Sadece o Konya yolundaki binada 2 bin kişi var. Kim veriyor parasını? Sen veriyorsun, ben veriyorum. Niçin veriyoruz? İşte bunu düzenlemeleri için. Ama baktığınızda onu da düzenlemiyor. Geldiği nokta itibarıyla elbette TRT'de işte sol iktidarda olduğu zaman daha kültürel programlar, işte iş muhafazakarlığa kayınca belli yapımcılar olabiliyor, ona da itirazım yok. Ama hiç bu dönem olduğu kadar devletten, milletten uzak bir yapılanma da olmadı, İletişim, TRT ve RTÜK'te dahil olmak üzere' diye konuştu.
'SADECE ERDOĞAN'IN İKTİDARINI DEVAM ETTİRMEK ÜZERE KURGULANMIŞ DURUMDA'
Bulut, The New York Times'ın 1971 yılında Pentagon'un Vietnam savaşıyla ilgili belgeleri yayınladığını hatırlatarak, 'Sonuçta nihayetinde şöyle bir karar veriyorlar. Mahkeme diyor ki, 'Evet, Pentagon sırları çok kıymetli, devlet açısından çok kıymetli. Ama vatandaşın haber alma hakkı, bilgilenmesi ondan daha kıymetli. Mükellefin bu yapılanlar hakkında bilgi alması çok daha kıymetli'. Biz şimdi orada bile değiliz. Yani TRT'nin milli değerler noktasında yayın yapması değil. İletişim'in Türkiye'nin itibarını koruması falan değil. Tümüyle bu devletin para verip, daha doğrusu milletin para verip kamu kuruluşu olan kuruluşlar sadece ve sadece saraya çalışıyor. Ne millete ne vatandaş ülkeye ne de milli değerlerimiz. Sadece ve sadece Tayyip Erdoğan'ın iktidarını devam ettirmek üzere kurgulanmış durumda' dedi.
'HİÇBİR ALANDA MESLEĞİNİ YAPMA ŞANSI KALMADI'
Bulut, şöyle devam etti:
'O kadar kötü örnekler var ki. Para sayma makineleri, TRT, AA haberi geçmiş. Tehditler. 'Şu haberi yapamazsınız' diye eski RTÜK Başkanı'nı hatırlayın, her gün televizyona çıkardı. Haliyle, bu dönemin yapılanması bizler açısından ve basın açısından diğer alanlarda olduğundan farklı değil. Buradan siyasete de girmiş olayım. Hani diyoruz ya, gazetecilik bu koşullarda yapılmaz, bugünlerde yapılmaz. Bu günlerde siyaset de yapılmaz. Bu günlerde belediye başkanlığında da yapılmaz. Hiçbir alanda mesleğini yapma şansı kalmamıştır. Çünkü siyaseti neyle yaparsın? Bir rakibin olur. Dersin ki, siyasetin tanımında var, mesela o da unutulmuş durumda, siyasetin tanımı dahi anormalliklerin içerisinde normalleşmiş, farklı bir yapıya dönmüş. Siyaset ne içindir? Toplumun daha iyi yönetilmesi, daha müreffeh, daha mutlu bir toplum oluşturmak üzerine kurguludur. Ama burada bir rekabet de siyasi partiyle kendi aralarında yapılır rekabeti ama baktığınızda bugün siyasetin siyasetçiyle rekabeti diye bir unsur kalmamıştır.
Biz rekabeti Genel Başkanımızın deyimiyle AK Parti'nin yargı kollarıyla yapar haldeyiz. Yargı kollarının yarattığı o ortama, o algı operasyonlarına karşı mücadele veren bir halde siyaset yapmaktayız. Şimdi rekabetten vazgeçtik, ahlaki, vicdani bu ülkede yaşayan tüm toplumun bir başka evrende varmış gibi bir algı operasyonuyla bir yarışma içerisine giriyoruz. Bu yarışta şu anda bizim bulunduğumuz pozisyon ve durum ve CHP'nin mücadelesi bence gıptayla izlenmesi gereken, belki de dünya siyasi tarihinde kitaplaştırdığında bir örnek sayılacak seviyede. Düşünün, her yerin ele geçirildiği bir yerde siz hala bir mücadele vermeye devam ediyorsunuz. O verdiğiniz mücadelede hala var olma noktasında devam ediyorsunuz. En azından varlığınızı devam ettiriyorsunuz.'
Kuvvetler ayrılığı diye bir şeyin kalmadığını dile getiren Bulut, 'Hepsini bütünleştirdi. Devletin yargı gücü yürütmenin emri altına girdi. Yasama gücü yürütmenin altına girdi. Somut bir veriyle söyleyeyim. Yüzde 86 basın sahipliği, saray tarafından yapılan bir basına döndü. Ne Demirören oranın sahibi ne de başka, hatta eksik kalanlar, işte Tele1 örneğinde olduğu gibi TMSF'ye devredilerek, yine sahibi kim? TMSF'nin başında, Varlık Fonu'nunda kim var? Yine Saray var, yine Tayyip Erdoğan var. Basının yüzde 86'sının iktidarın eline geçtiği, dört kuvvetin dördünün de yürütmeyle birlikte hareket ettiği bir yerde biz yarışacağız' ifadelerini kullandı.
'SİSTEMİN EN SAKAT TARAFI DENETLEME VE KONTROL MEKANİZMASININ OLMAMASI'
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in tutuklanmasına değinerek, soruşturma konusunda en küçük bir tereddütlerinin olmadığını söyleyen Bulut, 'Bugünkü sistemin en sakat tarafı denetleme ve kontrol mekanizmasının olmaması. O yüzden denetleme mekanizmasının olmasını isteyen bir siyasi parti elbette bir soruşturmaya da hayır demez. Ama düşman hukuku olmaması lazım. Düşman hukukunu da aştık. Hani diyorum ya, artık o evreye geçildi diye. Sizi öyle ya da böyle bir soruşturmaya tabi tuttu, yakaladı sizi, aldı. Siz de telefonunuzu falan verdiniz. Efendim ne için siz tutuklandınız? Yolsuzluk, değil mi? Yolsuzluk için sizi aldılar. Soruşturmanın konusu ne olacak? Yolsuzluk. Ama bakıyorsunuz, alınan cep telefonunda eşiyle olan videolar servis ediliyor. Ya bu görülmüş bir şey değil. Bu yaşanmış bir şey değil. Ne Ergenekon ne Balyoz'da bu olmadı. 28 Şubat'ta olmadı. Kenan Evren döneminde olmadı bu' diye konuştu.
Bulut, bu şekilde çok fazla verecek örneği olduğunu söyleyerek, iktidarın yaptıklarının herkese anlatılması gerektiğini kaydetti. Bulut, 'Altını çizmek için bugün burada bunu söylüyorum. Evet, içeriği tartışalım, edelim. Hani 'Hırsızın hiçbir suçu yok' derler ya. Ya kardeşim, burada yapılanlar hukuksuzluğun daha riskli; onu da geçtik ahlaksızca, onu da geçtik vicdansızca. Karı kocanın kendi evinde çektiği video, bundan utanıyor muyuz? Genel Başkanımızın söylediği gibi, onun ailesine ve partisine bir sorumluluğu var. Ama bunun hukuki olarak yeri yok' dedi. Bulut konuşmasını şöyle sürdürdü:
'HİÇ KİMSE GÜVENDE DEĞİL'
'Hiç kimse güvende değil. Tayyip Erdoğan başından beri yaptığı saldırıda, başından beri o rekabetin içerisindeyken Ekrem İmamoğlu'nu hedef alırken, rekabeti azaltmak adına Ekrem İmamoğlu'nu hedef alırken, o diplomanın iptal edilmesi demek, 30 yıllık bir diplomanın, Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesi demek, tüm değerli evrakların iptal edilebileceğini, tapulara kadar gidilebileceğini gösteriyor. Böylesi sert bir dönemdeyiz. Böylesi olmaması gereken, 'Mümkün değil' dediğimiz bir dönemdeyiz.
Haliyle basın da aynı şekilde. Bugün iş adamları geldi, açtı. 10 sene öncesine göre bu dediğiniz de vardı. Bu da olabilirdi. Ama şimdi bu basın kuruluşlarında şirketler, başka iş yapan şirketlerin sahipleri gazeteciler. Gazetelerin, televizyonların sahipleri başka iş yapmasın. Onu da aştık. Kötülüğün bu kadar organize olduğu bir dönemde basında yapılan iş, kara paranın aklandığı yer haline geldi Türkiye'de basın. Şimdi burada iş adamı nasıl rekabet edilsin? Hadi kelle koltukta. Geldi, dedi ki, 'Ben ülkeme, vatanıma inanıyorum. Bir televizyon kuruluşuna destek veriyorum. İçeri atılırsa batırayım'. Var öyle arkadaşlar da. İçeri atılırsa batırayım. Ama rekabet etme şansın yok. Çünkü kara parayı televizyonlara eklemiş durumdalar. Kara parayla bu işleri yapan durumdalar. İş artık öyle bir hale geldi ki, normal bankadan kredi çekip yapmıyorlar. Bunu da kim yapıyor? Bizzat kendileri yapıyor. O biz İBB ve diğer bizim arkadaşlarımızla yapılan operasyon içerisinde onları çok görmüyoruz. Ama bakın o içeri alınanların hepsi kendilerini büyüttükleri ve sonra kendilerinin operasyon yaptıkları.'
Bu olanların tek başına CHP'nin meselesi olmadığını vurgulayan Bulut, Bu ülke meselesi. Bu gidişattan kim rahatsız oluyorsa, rengin ne olursa olsun herkesle bir araya gelmek dönemi' şeklinde konuştu.
'CHP'NİN TROLL ORDUSU YOK'
Bulut, 'CHP'nin örgütünde problem olduğu ve CHP'nin dağınık olduğu' iddialarına ilişkin, 'Değiliz. Hiç olmadığı kadar bütünleşmişiz. Kaç tane kurultay yaptık. Hiç itiraz çıkmadı. Kurultayda liste delinmedi. Bu olacak bir şey değil. Yani bizimki geleneğimizde yok. Şuraya il başkanları kaç defa arka arkaya imza attı. Ama toplasan 5-10 tane problem varmış gibi algı yaratanlar var. Ama onların kendi etkileri değil. Buradaki o algoritmayı yaratan bir sektör. O sektörden bir müdahale var. CHP'nin troll ordusu falan filan yok. Bir tane bile yok. Ama bizim şuna ihtiyacımız var. Hepimizin itiraz etmeye, o sosyal medyayı kullanmaya ihtiyacımız var' dedi.
Halkın her türlü yanlarında olduğunu söyleyen Bulut, 'Bu kadar kötülüğe, bu kadar fenalığa rağmen halk yanımızda. Yine söylüyorum, bu mesele bir memleket meselesi. Bu sistem böyle devam ederse bir tane gazete çıkmaz, Uğur Mumcu çıkmaz. Giderler, o kara paranın verdiği parayla iş yaparlar. Öbür muhabir arkadaşlarımız kira ödeyemez. Kira ödeyemeyince başka bir sektöre girer. Siyasetçi bulamayız, belediye başkanı adayı bulamayız. Kötüler bu işlere dahil olmaya, iyiler gitmeye başlar, evlatlarımız Türkiye'de yaşamaktan vazgeçerler' ifadelerini kullandı.