(ANKARA) - Genel-İş Sendikası Ankara 1 No'lu Şube ile Çankaya Belediyesi arasında bir süredir devam eden toplu iş sözleşmesi (TİS), Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in katıldığı törenle imzalandı. Sözleşmeyle birlikte, kadrolu işçiler ile İmar AŞ ve Belde AŞ çalışanlarının ücretlerine altı aylık periyotlarla enflasyon farkı ve 2 puan refah payı artışı uygulanacak.
Genel-İş Sendikası Ankara 1 No'lu Şube ile Çankaya Belediyesi arasında bir süredir devam eden toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmeleri, tarafların uzlaşmasıyla sonuçlandı. Çankaya Belediyesi'nde düzenlenen imza törenine, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çalışkan, DİSK Genel-İş Ankara 1 No'lu Şube Başkanı İsmail Yıldırım, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu ile CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol katıldı.
İmza altına alınan sözleşme, belediyenin kadrolu işçilerinin yanı sıra belediye iştirakleri olan İmar A.Ş ve Belde A.Ş bünyesindeki çalışanları da kapsıyor. Görüşmeler sonucunda, çalışanların maaş artışlarında altı aylık periyotlar esas alınarak, toplu iş sözleşmesi uyarınca, işçi ücretlerine her altı ayda bir oluşacak enflasyon farkına ek olarak 2 puanlık refah payı ilave edilmesi kararlaştırıldı.
Sözleşme kapsamında işçilerin sosyal haklarında da düzenleme yapıldı. Belediye bünyesindeki kadrolu personel ile İmar AŞ ve Belde AŞ çalışanlarının yemek ücretlerinin, maaş artış oranlarıyla aynı doğrultuda artırılması noktasında mutabık kalındı.
Çankaya Belediyesi ile Genel-İş Sendikası arasında imzalanan yeni dönem toplu iş sözleşmesiyle birlikte, belediye iştiraklerinde çalışan binlerce personelin mali ve sosyal hakları yeniden düzenlenmiş oldu.
'Çok şükür ki bugüne kadar maaşları aksatmadan, gününde ödenebilir halde tuttuk'
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, belediye gelirlerinde büyük kesintilerin yapıldığını anımsatarak, 'Çankaya Belediyesi'nin de belki uzun yıllar sonra ilk defa siyasi iklimin getirdiği bir netice olarak ilk defa İller Bankası payı kaynaktan kesintisiz bir şekilde kesilmeye devam etti' dedi. Güner, şu ifadeleri kullandı:
'Geçtiğimiz hafta Kızılay Meydanı'nda, belediyemizin önünde bir toplantı yaptık ve çalışmalarımızı yurttaşlarımıza anlattık; orada da paylaşmıştım: Bu dönemde Sosyal Güvenlik Kurumu'na ve vergi dairelerine kaynağından kesilen gelirlerimiz 1,5 milyar lirayı buldu. Bu gerçekten Çankaya için önemli ve büyük bir rakamdı. Ama bizim için asıl önemli olan şuydu: Nasıl ki bir işçi akşam başını yastığa koyduğunda çocuğunun okul masraflarını, evinin kirasını, gelirini ve giderini düşünüyorsa; emin olun ki bir belediye başkanı da ayın 15'i yaklaştıkça 'Aman maaşlar aksamasın' diye düşünüyor. Bizim için de en önemli kaygı, en önemli husus buydu. Çok şükür ki bugüne kadar maaşları aksatmadan, gününde ödenebilir halde tuttuk, sosyal haklarımızı ve ek haklarımızı büyük bir gecikmeye mahal vermeksizin, mümkün mertebe gününde ödedik ve ödemeye devam ediyoruz.
Bu toplu sözleşme masasına oturduğumuzda temel prensibimiz, öncelikle elbette ülkede yaşanan enflasyonun ve ekonomik tahribatın bir sonucu olarak emekçilerimizin, belediye çalışanlarımızın, yol arkadaşlarımızın beklentisini karşılamaktı. Ancak bir yandan da sözleşmenin ödenebilir ve sürdürülebilir olmasını hesaba kattık. Toplu sözleşme süreçleri zaten böyle süreçlerdir; karşılıklı dengeleri ve optimum noktaları bularak sözleşmemizi masa başında imzaladık. Sözleşmemizin tüm işçilerimize, sendikamıza ve belediyemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.'
'Çankaya emekçileri, Çankaya Belediyesi'nin her aşamasında emeği ve alın teri olanlardır'
DİSK Genel-İş Ankara 1 No'lu Şube Başkanı İsmail Yıldırım, toplu iş sözleşmesi sürecini işçilele beraber yürüttüklerini belirterek, 'Bu sürecin en başında; iş yeri temsilcilerimize, denetim kurulumuza, disiplin kurulumuza ve şube yönetimimize adına hepinize teşekkür ediyorum. Çankaya emekçileri, Çankaya Belediyesi'nin her aşamasında emeği ve alın teri olanlardır. Bu süreçte imzalanan toplu sözleşme, işçi sınıfına yol gösteren ve işçi sınıfı tarafından kabul gören bir sözleşme olmuştur' ifadelerini kullandı.
Hayat pahalılığının arttığına dikkati çeken Yıldırım, 'Burada en büyük sıkıntıyı biz işçiler yaşıyoruz. Belediyelere yapılan baskılara hepimiz tanık olduk. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine ve belediye başkanımıza ben buradan teşekkür etmek istiyorum; bu krizi işçiye mal etmediler, bu krizi işçiye fatura etmediler. Bu da geldiğimiz noktada toplu iş sözleşmesinde ortaya kondu' diye konuştu.
'Hukukun ve adaletin tesis edilmesi lazım ki bu ekonomiye ve yönetimlere yansısın'
DİSK Genel-iş Genel Başkan Yardmcısı Remzi Çalışkan, toplu iş sözleşme sürecinde emeği geçenlere teşekkür ederek, 'Emeği geçen herkese; başkan yardımcılarımıza, SODEMSEN Genel Sekreteri Sayın Cahit Bey'e, şubemize, şube yönetim kurulu üyelerimize, şube başkanımıza ve temsilcilerimize teşekkür ediyorum. Az önce başkanımızın da belirttiği gibi, ortalığı biraz karıştırmak isteyenler olabilir. Ancak bu zorlu koşullarda bu toplu sözleşmeye emeği ve katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar' dedi. Aydınlık bir geleceği kovaladıklarını aktaran Çalışkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Bunu sadece kendimiz veya sadece sendikamız için yapmıyoruz. Biz; 'Bir yerlerde örgütlenelim, tabelamızı asalım, sendikamızın orada bir şubesi olsun.' anlayışında bir sendika değiliz. Örgütlü toplum, bu ülke için bir ihtiyaçtır. Adalet, hukuk ve demokrasi bu ülkede yaşayan herkes için; çalışanlar ve emek üretenler için bir ihtiyaçtır. Bu yüzden sendikal mücadelemiz, hem bir emek mücadelesi hem de bir demokrasi mücadelesidir.
Bu tabloların devamı, daha güzel sonuçlar ve daha büyük kazanımlar için bu ülkedeki sorunların bitmesi lazımdır. Problemlerin ana kaynağını hepimiz biliyoruz: Bu ülkede hukukun ve adaletin tesis edilmesi, demokrasinin bütün kurallarıyla işlemesi lazımdır ki bu durum ekonomiye ve yönetimlere yansısın. Biz bunun mücadelesini hep birlikte veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz. Şimdi çok daha güçlü bir mücadeleye ihtiyacımız var.'
'Belediye Başkanlarımız, mal varlıklarına ve paralarına el konulmasına rağmen halka hizmet etmeye çalışıyorlar'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu da konuşmasında, şunları söyledi:
'Biz bugün burada sadece bir toplu sözleşme imzalamıyoruz; biz aslında Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ülkeyi nasıl yöneteceğimizi de toplumun tamamına gösteriyoruz.
Toplu sözleşmenin ne olduğunu, örgütlenmenin ne olduğunu, işçinin ve emekçinin hakkının ne olduğunu bilmeyenler, 24 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar. Türkiye'de ne yazık ki örgütlenme hakkı ve özgürlüğü 80 darbesiyle kesintiye uğramıştı; bugün ise AK Parti'nin müdahaleleriyle neredeyse yok edilmeye çalışılıyor. Buna karşın Cumhuriyet Halk Partisi, başta belediyeleri olmak üzere örgütlenmenin, sendikalı olmanın, işçinin ve emekçinin hakkının ne olduğunu ve nasıl korunması gerektiğini tüm topluma gösteriyor. Bugün burada imzalanan toplu sözleşme, şu anda Türkiye'deki belediyeler içindeki en yüksek rakamdır arkadaşlar. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler; 31 Mart'tan sonra her türlü baskıya, yıldırma politikalarına ve tehditlere rağmen hem vatandaşa hizmet etmeye hem de sizlerin hakkını ve emeğini korumaya devam ediyorlar.
Bugün belediye başkanlarımız, belediyenin malına sahip çıkmak için, 100 yıldır belediyeye ait olan binaları korumak için o yapıların önünde direniyorlar. Bütçeleri kesintiye uğramasına, mal varlıklarına ve paralarına el konulmasına rağmen halka hizmet etmeye çalışıyorlar. Bunun kolay olmadığını biliyoruz. Belediye başkanlarımız bunu tek başlarına değil, sizlerle birlikte yapıyorlar. Biliyoruz ki ülkemizin yaşadığı bu derin ekonomik kriz ortamında verdiğimiz hiçbir ücret aslında yeterli değildir. Ancak bizim vadettiğimiz en düşük ücret 39 bin 500 liraydı. Şu anda Cumhuriyet Halk Partili hiçbir belediyede bu rakamın altında bir ücret bulunmamaktadır.'