Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - Sanıkları arasında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 'siyasi casusluk' davasında savunma yapan Hüseyin Gün, 'MİT'ten beklediğimiz rapor adım gibi eminim temiz gelecektir. Çünkü burada bulunan hiç kimse casus değil. Ben casus değilim, casusluk faaliyeti içinde hiç bulunmadım. Bugüne kadar hep devletim için mücadele verdiğim kanıtlanmıştır' dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve iş adamı Hüseyin Gün'ün 'siyasal casusluk' suçundan yargılanmasına İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 4 No'lu duruşma salonunda devam ediliyor.
YANARDAĞ, KILIÇDAROĞLU'NUN KENDİSİYLE GÖRÜŞMEK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ
İmamoğlu ve avukatının savunmasının ardından duruşmaya bir saat ara verildi. Aranın ardından sanıklar salona getirilirken Merdan Yanardağ gazetecilere dönerek, 'Kılıçdaroğlu, aracılar aracılığıyla görüşme talep etti. Henüz değerlendirmedim ama sıcak bakmıyorum' dedi.
Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. Savcının beyanının ardından sanıklar ve avukatlarına söz verildi.
Hüseyin Gün beyanında şunları söyledi:
'Bugüne kadar toplanan delillere göre ve bugünden sonra da toplanacak, MİT'ten beklediğimiz rapor adım gibi eminim temiz gelecektir. Çünkü burada bulunan hiç kimse casus değil. Ben casus değilim, casusluk faaliyeti içinde hiç bulunmadım. Bugüne kadar hep devletim için mücadele verdiğim kanıtlanmıştır.
'FETÖ'YE KARŞI MÜCADELEYİ BENDEN İSTEDİLER'
Bunun en açık göstergesi, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti devleti adına, Sayın Fuat Oktay tarafından düzenlenen yetki belgesi ile FETÖ'ye karşı verdiğim etkin mücadeledir. Bu mücadele benden istenilmiştir, ben teklif etmedim.
Bu davanın gerek soruşturma aşamasında gerekse yargılama aşamasında tüm bildiklerimi samimiyetle, hiçbir şey gizlemeden adli makamlara aktardım. Kimseye, altını çiziyorum, kimseye casusluk iftirası atmadım. Bekliyorum, niye gelmiyorlar? Nedeni belli; çünkü onlar yalan söylüyorlar. Kelimenin tam anlamıyla iftiracılar.
'PARANIN KAYNAĞI BENİM'
Muhbir Ümit Deniz Alaçam, yurt dışında benim çevremi ve imkanlarımı kullanarak kendisine okul ve iş bulduğum, geçimini sağladığım kişidir. Paranın kaynağı benim. Ben, benim olan şeyi çalamam zaten. Muhbir, paraları tükenince benden 2,5 milyon sterlin daha istedi. Kabul etmeyince şantaja başladı. Aidatlarını benim ödediğim eve beni almadı. Saat koleksiyonumu, eski tespih koleksiyonumu ve birçok eşyamı çaldı.
Rahmetli hakkın rahmetine kavuştuğunda gazetelere oğlu Hüseyin ve Ümit olarak ilanı veren benim. O benim manevi annemdi. Bunu da göğsümü gere gere söylüyorum. Çünkü bende emeği vardı. Kamuoyunda beni itibarsızlaştırmak için ileri sürülen tüm çirkin iddiaları şiddetle reddediyorum.
'SEÇİM MANİPÜLASYONU İDDİASI MESNETSİZDİR'
İiddianamedeki seçim manipülasyonu yaptığım iddiası kesinlikle mesnetsizdir. Böyle bir manipülasyon olmamıştır. Böyle bir manipülasyona ne desteğim ne de müdahalem olmuştur. İBB seçimlerinin iptalinden sonra Amerika'daki şirketime yaptırmış olduğum 10 günlük sosyal medya analizi, yani açık kaynak analizi, herkesin ulaşabileceği verilerden ibarettir. Açık kaynak olduğu için suç teşkil etmediği bilirkişi raporunda da kanıtlanmıştır.
Necati Bey'den böyle bir istek olmadı. Ne veri aldım ne verdim. Sadece 10 günlüğüne gönüllü olarak, bilabedel, açık kaynak analizi yaptım. Tekrar altını çiziyorum; seçimleri yazılım değil, aday kazanır.
İddianamede devlete ait gizli sır niteliği taşıdığı iddia edilen kara hücre notları ve yurt dışındaki FETÖ yapılanmasına dair şemayı, devletimin bana verdiği yetki ve göreve istinaden ben düzenledim. Kendi düzenlediğim belgelerle huzurunuzda casusluk suçlamasıyla yargılanmam gerçekten olsa olsa kara mizah örneğidir.
Para hareketlerime baktığınızda tamamen meşrudur. Yurt dışından getirdiğim nakdi; ev, mimarlık hizmeti, dekorasyon, emlak komisyonu olarak ödediğimi tek tek belgeleriyle kanıtladım. Günlüklerimde suç teşkil eden hiçbir ifade yoktur. Çünkü benim iş günlüğüm. Ben çocukluğumdan beri günlük tutarım. Herhalde günlük tutmak suç olmasa gerekir.'
Gün, 'bir yıldır hiçbir somut delil olmamasına rağmen, bir uyuşturucu ve kumar müptelası muhbirin şahsi husumeti ve maddi menfaat beklentisinin boşa çıkması nedeniyle yönelttiği çirkin iftiralarla mağdur edildiğini' söyleyerek, 'Devletime hizmetimin bedeli bu olmamalıydı' dedi.
'KİMİN CASUSUYUM, HANGİ DEVLET SIRRINI VERDİM?'
Gün, şöyle konuştu:
'Casus olmayan bir insan nasıl oluyor da benimle birlikte yargılanan diğer sanıklarla casusluk faaliyeti içinde oluyor? Kimin casusuyum? Öğrenmek istiyorum. Hangi devlet sırrını verdim? Bunlar çok ağır suç isnatları ve ben 369 gündür bununla boğuşuyorum. Sadece devletimi sevdim. Tek suçum sevmek. Söyleyeceklerim bu kadar.'
Gün'ün ardından avukatının beyanı alındı. Mahkeme heyeti daha sonra ara kararlar için müzakereye çekildi.