(TBMM) - DEM Parti heyeti, Karadeniz Bölgesi'ndeki cezaevlerine düzenledikleri beş günlük ziyaretin ardından TBMM'de tespitlerini paylaştı. DEM Parti Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez, 'Bugün Türkiye hapishanelerinde hukuk işlemiyor. İdarelerin keyfi uygulamaları, İdare ve Gözlem Kurullarının siyasi kararları ve güvenlikçi anlayış hukukun yerini almış durumda' dedi.

DEM Parti Milletvekilleri Nevroz Uysal, Sabahat Erdoğan, Ömer Faruk Hülakü ve Onur Düşünmez'den oluşan heyet, 8-12 Haziran tarihlerinde Karadeniz Bölgesi'ndeki cezaevlerini ziyaret etti. Ziyaretlere ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlenen basın toplantısında heyet adına Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez açıklamalarda bulundu.

2026 FIFA Dünya Kupası... Kolombiya Özbekistan'ı 3-1 yendi
2026 FIFA Dünya Kupası... Kolombiya Özbekistan'ı 3-1 yendi
İçeriği Görüntüle

Tokat, Samsun, Kavak, Bafra, Çarşamba, Espiye, Kalkandere ve Beşikdüzü hapishanelerinde 148 siyasi mahkumla doğrudan temas kurduklarını belirten Düşünmez, karşılaştıkları tablonun kurumlara özgü eksikliklerden ziyade bütünlüklü bir 'tecrit ve yalnızlaştırma' politikası olduğunu savundu.

'Bu politika; tecridi derinleştiren, Kürt halkının siyasal iradesini cezalandırmayı amaçlayan, tutsakları sosyal, kültürel ve fiziksel olarak yalnızlaştıran, hukuku idarenin keyfi uygulamalarına teslim eden bir anlayışın ürünüdür' diyen Düşünmez, şunları kaydetti:

'Hapishaneler, uzun süredir siyasi tutsakların iradesini teslim almaya dönük bazı mekanizmaların uygulandığı alanlara dönüştürülmüştür. Karadeniz Bölgesi'ndeki hapishanelerde yaptığımız incelemeler, bu gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Nereye gidersek gidelim aynı şikayetlerle karşılaştık, aynı hak ihlallerini gördük ve aynı baskı mekanizmalarının işletildiğini gördük. Bugün Türkiye hapishanelerinde hukuk işlemiyor. İdarelerin keyfi uygulamaları, İdare ve Gözlem Kurullarının siyasi kararları ve güvenlikçi anlayış hukukun yerini almış durumda. Özellikle son yıllarda siyasi tutuklulara yönelik sistematik hale getirilen ağız içi arama dayatması, bunun en açık örneklerinden biridir. Tutsaklar, insan onurunu hedef alan bu uygulamaya maruz bırakılıyor. Bu uygulamayı kabul etmeyen tutsakların tedavileri engelleniyor, sevkleri iptal ediliyor. Sağlık hakkı fiilen ortadan kaldırılıyor. Karadeniz Bölgesi'ndeki birçok hapishanede yıllardır doktora gidemeyen tutsaklar var. Kalp, epilepsi ve diyabet hastası tutsaklar var. Ameliyat bekleyenler var. Kanser riski taşıyan ve yüksek tansiyon hastası olan tutsaklar var. Ancak bütün bu sağlık sorunlarına rağmen tedaviye erişim hakkı idarenin keyfi uygulamalarıyla engellenmektedir. 

'BAZI HAPİSHANELERDE MEVCUT SAYI, KAPASİTENİN ÇOK ÜZERİNDEDİR'

Karadeniz hapishanelerinde karşımıza çıkan ikinci temel sorun, tecrit politikalarının derinleştirilmesidir. Siyasi tutukluların odaları bilinçli biçimde birbirinden uzak tutulmaktadır. Aynı siyasi görüşten tutsakların bir araya gelmesi engellenmektedir. Koğuşlar arasına adli tutsaklar yerleştirilmiştir. Sohbet hakkı ortadan kaldırılmış, spor faaliyetleri sınırlandırılmış ve iletişim hakları ellerinden alınmıştır. 

Bir başka temel sorun ise Kürt kimliğine ve Kürtçeye yönelik ayrımcı uygulamalardır. Görüştüğümüz birçok hapishanede Kürtçe kitap taleplerinin karşılanmadığı aktarılmıştır. Kürtçe yayınlara erişim sınırlıdır. Tutsakların yazdığı eserlere el konulduğu yönünde tarafımıza başvurular yapılmıştır. Gazete ve televizyon kanallarına erişimde ayrımcı uygulamalar sürmektedir.

Karadeniz hapishanelerinde karşılaştığımız bir diğer gerçek ise kapasite aşımıdır. Bazı hapishanelerde mevcut sayı, kapasitenin çok üzerindedir. Üç kişilik odalarda 10 kişinin kaldığı yerler vardır. Yetersiz yaşam alanları, yetersiz sosyal faaliyetler ve yetersiz sağlık hizmetleri, bu aşırı doluluğun sonucu olarak ortaya çıkmaktadır'

 

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Düşünmez, Adalet Bakanlığı ile bir temas kurulup kurulmayacağına yönelik soru üzerine şu yanıtı verdi:

'Türkiye cezaevlerindeki bütün hak ihlallerini tespit etmek gibi bir amacımız var ve bu hak ihlallerinin çözümü konusunda da herkesle diyalog kurmaya çalışıyoruz. Bir rapor oluşturacağız. Görüştüğümüz 148 tutsakla ilgili detaylı bir rapor aktarımı olacak. Bu raporu Adalet Bakanlığına ve ilgili mercilere sunacağız ve onlardan da bir görüşme talebinde bulunacağız. Çünkü çoğu problemin kaynağı olarak Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü işaret ediliyor. Özellikle sevkler ve diğer değişikliklere ilişkin görüşme taleplerimiz devam edecek. İdare ve Gözlem Kurullarının çok ayrımcı ve siyasi kararları var. Buna ilişkin yine bir görüşme talebinde bulunacağız.'

Kaynak: ANKA