(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile ara seçim gündemli görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, 'Bir an önce TBMM'nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması, bu konuda da Meclis Başkanı'nın üzerine düşen görevi yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirerek ara seçim yapma işi, ilk 30 ayın işidir. Şu anda bir kez ara seçim zorunluluğu vardır ve yapılmalıdır. Kimse şöyle düşünmesin: '22 milletvekili istifa etmezse ara seçim olmaz.' O ara seçim olacak. Anayasa öyle diyor. Olmazsa Numan Bey de bunun sorumluluğunu taşır. İktidar partisi de Anayasa'nın emrettiği bir ara seçimden kaçma sorumluluğunu taşır. O ara seçimin yapılmasıyla ilgili irade ortaya çıkmalıdır' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün ara seçim gündemiyle DEM Parti Genel Merkezi'ni ziyaret ederek Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüştü. Ziyarette Özel'e; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu eşlik etti. Özel ve CHP heyetini DEM Parti Genel Başkan Yardımcıları Elif Bulut ve Mehmet Rüştü Tiryaki karşıladı.
Heyetlerarası görüşme 1 saat 40 dakika sürdü. Görüşmenin ardından üç lider ortak basın açıklaması düzenledi. Özel, görüşmeye ilişkin şunları söyledi:
'Bayram sonrası siyasi partilere, öncelikle muhalefet partilerine ziyarette bulunmayı ve içinde bulunduğumuz süreçleri değerlendirmeyi planlamıştık. Ancak malum yeni gelişmeler, sıcak gündemler... Bugünkü ziyaretimizde dış politikada olsun, iç politikada olsun yaşananlar hem birlikte içinde bulunduğumuz birtakım çalışmalar hem de CHP'nin bir yıldır muhatap olduğu ve son dönemde yeniden sıklaşan yargı eliyle siyasete yapılan müdahalelerle ilgili her şeyi değerlendirme imkanı bulduk. İran Savaşı'nın hem Türkiye'ye ekonomik ve siyasi etkilerini hem de içinde bulunulan ekonomik şartlar noktasında vatandaşın yaşadıklarını uzun uzun konuştuk. Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin İran Savaşı ile ilgili yapmış olduğu hem ekonomiye etkileri, riskler ve buna karşı önlem paketi önerimizi Eş Genel Başkanlarımıza sundum. Tüm siyasi liderlerle bunu paylaşacağız. Orta ve uzun vadede Türkiye'nin alması gereken birtakım önlemler var. Bu konuya ilişkin kapsamlı raporumuzu sunduk.
'Savaşın yükü en kırılgan grupların sırtına biniyor'
Türkiye ekonomisi kötü yönetildiği için, son derece kırılgan olduğu için ve İran Savaşı gibi bütün dünya ekonomileri üzerinde etki yapacak bir konuda gerekli koruma mekanizmaları olmadığı ya da zaten bunları 19 Mart darbesi olarak ifade ettiğimiz dönemde ödenen bedeller vatandaşın sırtına yoksulluk, işsizlik, hayat pahalılığı olarak yansıdığı için yeni bir şok, arada tampon olmaksızın bütün dünya ülkeleri kendi vatandaşlarını korurken Türkiye'de bir tek vatandaşın sırtına biniyor. Savaşın kazananı olmaz, kaybedeni kadınlar ve çocuklardır. Bu savaşın kaybedeni en kırılgan gruplar, başta yoksullar olarak hem Türkiye'de hem Türkiye gibi böyle bir şoka hazırlıksız yakalanan, gerekli tedbirleri olmayan, gerekli tedbirlerini yanlış yönetim sonucunda başka yerlerde tüketmiş olan ülkelerde vatandaşın sırtına biniyor. Örneğin İspanya beş milyar Euro tutarında ve 80 tedbir içeren bir paket açıkladı bu hususta. Örneğin elektrikteki vergileri yüzde 60 düşürdü. Yüzde yedi elektrik tüketim vergisini tamamen kaldırdı. Doğal gazdaki KDV'yi yüzde 21'den 10'a indirdi. Dar gelirli haneler için elektrik desteğini artırdı. Su ve enerji noktasında tamamen ücretsiz olarak bunları karşıladığı hanelerin sayısını artırdı. Sanayiciye yüzde 80 enerji desteği sağlıyor İspanya. Bu savaş çıktığından beri yapıyor bunları. Neden yapıyor? Sanayicisini, yoksulunu, kendi ülkesini korumak için yapıyor. Nasıl yapıyor? Bir paket açıkladı.
'İspanya elektrikten alınan vergilerde yüzde 60 indirim yaparken Türkiye'de elektriğe ve doğal gaza yüzde 25 zam yapılıyor'
Biz de bir paket önerisinde bulunduk. Önerilerimiz içinde sadece eşelmobil sisteminin dörtte üç oranında uygulanmasını söylediler. O tükendiği günden itibaren her gelen petrol fiyatlarındaki artış, hem pompaya yansıyor, onun üzerinden de iğneden ipliğe, her şeye yansıyor. İspanya yüzde 60 oranında indirim yaparken elektrikten alınan vergilerde, Türkiye'de bir gecede elektriğe ve doğal gaza yüzde 25 zam yapılıyor. Bundan sonrası artık her şeye zam gelmesi ve yeni bir enflasyon dalgası. Bu konudaki kararlılığımız ve bu konuda hükümeti bir şeyler yapmaya zorlamaktan ziyade, hükümetin bu krize ne kadar hazırlıksız yakalandığını teyit eden bir pozisyondayız ama halen daha yapılabilecek çok şey olduğunu ifade etmek gerekiyor. Bunu Türkiye'nin gündeminde tutmaya devam edeceğiz.
'Numan Bey'in başkanı olduğu parlamentoda Hatay'ın seçilmiş milletvekili Can Atalay neden yok'
Terörsüz ve demokratik Türkiye konusunda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Heyetin başkanı Sayın Numan Kurtulmuş'tu. O görevi kendisi yaptı. O noktada hep birlikte bekliyoruz. Raporun altıncı ve yedinci maddeleri var. Bu maddeler bir an önce hem terörün sonlanması hem demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey, büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını. Numan Bey'in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay'ın seçilmiş milletvekili Can Atalay yok. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. AYM'nin ikinci kararı diyor ki 'Bu karar, Can Atalay'ın hakkında AYM kararını uygulamama kararı yok hükmündedir.' Bu yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Bu adım dahi atılmış değil.
'Belediyelerimizde kyyumlar görev yapıyor. Bu konuda hiçbir adım atılmıyor'
Belediyelerimizde kayyumlar görev yapıyor. Şişli'de, Esenyurt'ta, Ovacık'ta kayyum oturuyor. Oysa ki hep birlikte rapora imza attık ki kayyum uygulamasını sonlandırmak gerekiyor. Ama bu konuda hiçbir adım atılmıyor. Bu konuda başta Meclis Başkanı'na olmak üzere, siyasi partilere görevler düştüğünü konuştuk ve bu konuda adımların atılması gerekiyor. Bu konuda tavrımız, tutumumuz nettir. Durduğumuz yerde duruyoruz ve bu konuyu hatırlatıyoruz. Önümüzdeki günlerde siyasi parti ziyaretlerini bitirdikten sonra, Sayın Numan Kurtulmuş'dan bir randevu talebim olacak ve uygun görmeleri durumunda kendileriyle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede hem raporun altıncı ve yedinci maddeleriyle ilgili hem diğer kendisinin atması gereken adımları kendisiyle de müzakere etme ve bu konudaki beklentimizi dile getirme imkanı bulacağım.
'Siyasi Etik Yasası teklifimiz Meclis'te duruyor'
Ayrıca görüşmemizde birlikte çalışacağımız alanlardan bir tanesi olarak Siyasi Etik Yasası'nı konuştuk. Biz yaklaşık sekiz senedir siyasetin finansmanı, hem yerel yönetimlerde hem de tüm seçilmişler milletvekilleri, atanmışlar bakanlar ve üst düzey bürokrasi için bir Siyasi Etik Yasası'na ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyoruz. Yasa teklifimiz Meclis'te duruyor. Hemen her sene de bu gündeme geliyor ve AK Parti ve MHP de buna yanaşmıyor. Bu konuda Türkiye siyasetinde ki önümüzdeki günlerde Gelecek Partisi'ni de ziyaret edeceğiz. Siyasi Etik Yasası'nı çıkarmak istediğinde Başbakanlığı döneminde, buna 'AK Parti'de görev yapacak il ve ilçe başkanı bulamazsın' diye karşı çıkan Erdoğan, o pozisyonunu sürdürüyor. Bu konuda biz bir kez daha bu çağrımızı yineliyoruz. Siyasi partilere yaptığımız ziyaretlerde de bunu gündeme getireceğiz.
'Hepimizin bütün mal varlıkları araştırılsın'
CHP'de belediyelerde bir yolsuzluk, bir eksiklik varsa bunun 100 katının AK Parti'de olduğunu herkes biliyor. Ben de büyük özgüvenle diyorum ki kendine güvenen, hesabını kitabını, mal varlığını, her şeyini bir ortaya koysun bakalım. Ekrem İmamoğlu da bundan muaf değildir, Özgür Özel de muaf değildir ancak Erdoğan da muaf değildir, Akın Gürlek de muaf değildir. Hepimizin bütün mal varlıkları açılsın ve nasıl edindiğimiz araştırılsın. Bu konuda cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun özgüveni tamdır. Siyasete girdiği günden sonra bir zenginleşme yaşamamıştır. Bunu tüm muhalefet partileriyle konuştuktan sonra, Numan Bey ile bu konuyu kendisinin bir çağrısıyla iktidar-muhalefet birlikte bir siyasi etik yasası çıkarma noktasında inisiyatif almasını isteyeceğiz.
'Seçim güvenliğiyle ilgili ciddi bir kaygımız var'
Ayrıca seçim yaklaşıyor. Her geçen gün iktidara yaklaştığımızı düşünüyoruz. Türkiye'de muhalefetin güçlendiğini ve iktidarın yıprandığını biliyoruz. Bundan dolayı sürekli seçimden kaçıyorlar. Bir tanesi seçim güvenliğine yönelik tüm siyasi partilerin çalışıyor olmaları önemli ama seçim günü güvenlikten ziyade, seçimden önce daha seçmenin karar verme aşamasında, seçmenin oyunu çalma yaklaşımını dijital platformlar üzerinden her geçen gün biraz daha yapay zekanın gelişmesiyle ve algoritma oyunlarıyla ve dünyanın dijital oligarklarının dünyadaki otoriter, popülist liderleri destekliyor olmasıyla çok ciddi kaygımız var. Türkiye bu konuda güvenli, denetlenebilir bir noktaya gelmesi gerekir. Bu konuda görüş alışverişleri yaptık. Heyetlerimizin çalışmalarında fayda olacağını düşünüyoruz.
'Demokrasi partilerin rekabet alanı değil, vazgeçemeyecekleri ortak savunma alanıdır'
Siyasi partiler rekabet etmek için varlar. Ekonomide rekabet edebiliriz. Bazı partiler örneğin liberal ekonomiyi savunur, bazısı kamucu ekonomiyi savunur, bazıları hibrit modelleri savunur. Sosyal politikalarda elbette yarışabiliriz. Ulaşım politikalarında farklı tercihlerimiz ve önerilerimiz, farklı yöntemlerimiz vardır; yarışırız. Tarım politikalarında rekabet edebiliriz. Sağlık politikalarında rekabet edebiliriz. Ancak demokrasi partilerin rekabet alanı değil, partilerin vazgeçemeyecekleri ortak savunma alanıdır. Demokrasiden vazgeçmek bir rekabet alanı olarak değil, buna karşı bir direnme alanı olarak tarif edilebilir. Mutlak demokrasiyi ve demokratik yarışın serbestçe yapılmasını savunmak hepimizin uzlaşma alanı olmalıdır. Tüm muhalefet partilerinin demokratikleşme, adil ve demokratik rekabet düzenini kurma ve güvence altına alma konusunda uzlaşma içinde olması gerekmektedir. Korumamız ve güvence altına almamız gereken en temel konu adil ve serbest seçimler ve Anayasal demokrasidir. İşte bu sandığı koruma meselesinde büyük bir saldırı altında CHP. Bu konuda tüm siyaset kurumundan bir dayanışma ve CHP'nin içinde bulunduğu saldırıya karşı, demokratik zeminini korumak için ortaya koyduğu tüm yaklaşımlarda destek talebini tüm siyasi partilere geçmişte de ilettik. Bu konuda 31 Mart'ın yıldönümünde otobüsün üstünden de söylediğim gibi Türkiye'deki muhalefet partilerinin sayın Genel Başkanlarına göstermiş oldukları dayanışma için teşekkür ettik. Bugün bunu bir kez daha Eş Genel Başkanların huzurunda ifade etmek isterim.
'Hüküm, 'TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilebilir' demiyor, 'Gidilir' diyor'
Bu millet sizin gibi düşünmüyor ama siz milletin fikrine saygı duymuyorsunuz. Millet başka bir şey söylüyor, inatlaşıyorsunuz. 'Milletin önüne bu sandık gelecek ve bu sandığı getirmek için ne gerekiyorsa onu yapacağız' demiştik. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'a önemli görev düştüğünü, siyasi partilerle bunu görüştükten sonra kendisine gideceğimi söylemiştim. Kamuoyunda çokça tartışıldı, ana gündem haline geldi ve ara seçim tartışmaları yapılıyor. Anayasamıza göre ve Milletvekili Seçim Kanunu'nun yedinci maddesine göre, ara seçim son bir yılda ve ilk 30 ayda yapılamaz. Onun dışında hüküm 'TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilebilir' demiyor, 'Gidilir' diyor. 'Ara seçimler her seçim döneminde bir defa yapılabilir' demiyor, 'Yapılır' diyor. 'Genel seçimden 30 ay geçmedikçe ara seçime gidilemez' diyor. 'Boşalan üye sayısı, üye tam sayısının yüzde 5'ini bulduğu hallerde, 30 ay beklenmeden ara seçime üç ay içinde gidilir' diyor. Şimdi ne 30 aydayız ne son bir yıldayız. Boşalmış sekiz milletvekilliği var. AK Parti'den öncesinde Türkiye demokrasisinde, kanuna uygun ve Anayasa'nın emirlerine uygun şekilde bu ara seçimler hep yapıldı.
'Şu anda ara seçim zorunluluğu vardır ve yapılmalıdır'
Bir an önce TBMM'nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması, bu konuda Meclis Başkanı'nın üzerine düşen görevi yapması zorunludur. Bazı gazeteler manşetlerle çıktılar, gazetecilik gereği doğrudur yapılan işler, her yönüyle konuşulmalıdır. 'CHP 22 milletvekili istifa ettirerek...' 22 milletvekili istifa ettirerek ara seçim yapma işi ilk 30 ayın işidir. Şu anda bir kez ara seçim zorunluluğu vardır ve yapılmalıdır. Ara seçim yapılsın da biz 22 milletvekili mi istifa ettiririz. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi Türkiye açısından çok önemli fikirler verecek büyük şehirlerde mi milletvekili istifa ettiririz, Türkiye coğrafyasında en çok seçmeni götürecek şekilde mi istifa ettiririz ya da sadece İstanbul'da, mesele İstanbul'da geçiyor ya, ya da geçtiği yerlerde, İstanbul, Bursa, Antalya ve Adana'da mı olur? Onlar CHP'nin o an vereceği kararlardır. Burada bir öngörülebilirlik lüksünü iktidara tanımak istemem. Kimse şöyle düşünmesin: '22 milletvekili istifa etmezse ara seçim olmaz.' O ara seçim olacak. Anayasa öyle diyor. Olmazsa Numan Bey de bunun sorumluluğunu taşır. İktidar partisi de Anayasa'nın emrettiği bir ara seçimden kaçma sorumluluğunu taşır. O ara seçimin yapılmasıyla ilgili irade ortaya çıkmalıdır.
'AK Parti'nin İstanbul birinci bölgede seçmenin karşısına çıkmaya cesareti var mı'
Onun dışında biz geçmişte 30'a tamamlayarak ara seçime zorlamayı konuştuk ve tartıştık. Bu ilk 30 ayda zorunlu. Şu anda 22 rakamını aşmak ya da altında kalmak, belli yerlerde seçilecek milletvekilleri olmak ya da sadece bu sekiz yerde seçilsin. Boşalmış. Kastamonu'yu merak ediyoruz, Afyon'u merak ediyoruz. Hatay boş mu değil mi, onu Numan Bey'den duymak istiyoruz mesela. Bizce Hatay boş değil. Sekiz değil, yedi milletvekili şu anda. Bir tanesi Numan Bey'in derhal inisiyatif alarak Meclis'e çağırması gerektiği bir pozisyonda. Ama İstanbul 1'inci bölge, Murat Kurum'dan ve rahmetli Sırrı Süreyya'dan boşalan yer. İstanbul 1'inci bölgede seçmenin karşısına çıkmaya AK Parti'nin cesareti var mı? Bunu soruyoruz. Ara seçim kararı alınınca belli yerlerde, örneğin Hatay'da ara seçim kararı alınabilecek mi, alınamayacak mı? Görmek istiyoruz. Alınırsa orada adayımız olmalı mı, bunu tartışırız. Ama orada Can Atalay'ı bir kere daha Hatay'a sormak isteriz mesela.
'Biz buraya birleşik mücadelenin artırılması ve pekiştirilmesine yönelik toplam bir talebin ilk ziyaretini yapmak üzere geldik'
Biz buraya siyaset yapmak üzere gelmedik. Biz buraya siyaset kurumunun içinde bulunduğu çoklu saldırı ve milletin karşı karşıya olduğu çoklu zorluklara karşı en dayanışması gerekenler, bu zulmü yapanlara karşı bütün muhalefetin bir ve beraberce mücadele hattında olması için ve bugüne kadarki birleşik mücadelenin artırılması ve pekiştirilmesine yönelik toplam bir talebin ilk ziyaretini yapmak üzere geldik. Ev sahipliği için ve bugüne kadar partimizle gösterilmiş olan, bizleri de fevkalade memnun eden dayanışma için özellikle teşekkür ediyorum.'
'Türkiye'de mümkün olan en çok seçmen sandığa gitsin ki bu ara seçimin sonucu kaçılamayacak bir erken seçim olsun'
Liderler açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, 'Milletvekillerinin istifasının Genel Kurul'da kabul edilememesi durumu söz konusu. İktidar ara seçime hangi gerekçeyle 'hayır' diyebilir' sorusuna şu yanıtı verdi:
'301 şartı diye bir şart milletvekilleri istifası için söylediniz. Bir kere bugün ara seçim yapılması için Meclis'in yüzde 5'inin boşalması gerekliliğinin tarif edildiği dönemde değiliz. O dönem ilk 30 aylık dönem. Oraya 'istisna' diyor. Yüzde 5'i boşalırsa 90 gün içerisinde hemen yapılır. Ama bir ara seçimin yapılması, bir seferlik yapılması ve boşalan milletvekillikleri için yapılması Anayasal gereklilik ve ara seçim maddesinin amir hükmü. Yani 'yapılabilir' demiyor, 'yapılır' diyor. Onun için biz milletvekili istifa ettirip de bunlar kabul edilirse ara seçim olacak diye bir mesele yok. Bu yandaş televizyonlardaki birtakım yorumcuların meseleyi doğru aktarmaması ve yanlış yerden tartışmasıyla. Zaten konulması gereken ara seçim sandığı konulduğunda, bu benim tercihim olarak ben isterim ki özellikle en çok tartışılan illerde; İstanbul'un tümünde, Aydın'da, Adana'da, Antalya'da, yani AK Parti'nin seçmen iradesine el uzattığı yerlerde seçmen sözünü söyleyebilsin. Ve Türkiye'de mümkün olan en çok seçmen sandığa gitsin ki bu ara seçimin sonucu kaçılamayacak bir erken seçim olsun. Bu benim, CHP'nin yapılması Anayasal olarak zorunlu ara seçim için harekete geçildiğinde yapabileceğim bir şey.
'Ara seçimin yapılması AK Parti'nin 'evet'ine kalmamış '
Bunu AK Parti isterse olabilecek bir şey olarak tartışılıyor olmasının yanlış bir hat olduğunu değerlendiriyorum. Ben yaptığım basın toplantısında da 'Milletvekillerini istifa ettireceğim öncelikle' demedim. Dedim ki 'Önce ara seçim konusunda Numan Bey ve siyaset, üzerine düşen adımı atmalı. Sonrasında benim atacağım, bizim atacağımız adımlar da olur.' Çok konuşulduğu ve merak edildiği için söylüyorum: '30'u bulmadan ara seçim olmaz', geçti. O ilk 30 aylık süreydi, o geçti. Şimdi zaten yapılması lazım. Sorunuz 'Ara seçim olacaksa, olduğunda milletvekili istifası düşünüyor musunuz?' Evet. Çok önemli, başta İstanbul'un tümü olmak üzere, AK Parti'nin milletin iradesine saldırdığı her yerde daha çok seçmen fikrini söylesin diye düşünüyoruz. Bu başka bir şey. AK Parti'nin 'evet'ine kalmamış ara seçimin yapılması. Toplum sözleşmemizin 78'nci maddesinde çok net şekilde yazıyor. Ona uygun olarak çıkarılmış Milletvekili Seçim Kanunu'nun yedinci maddesinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazıyor.'