(TBMM) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim önerisine ilişkin olarak, 'Ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı tüm istifaları kabul edeceğinizi, orada çeşitli çakallıklarla ve birtakım numaralarla ara seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin; 30 değil, Türkiye'nin en geniş coğrafyasına ara seçim sandığı koymak için 50-55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir. Buradan büyük bir öz güvenle söylüyoruz. Ara seçime de varız, genişletilmiş ara seçime de varız. Erken seçime dünden razıyız. Hodri meydan, güvenen çıksın karşımıza' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, şunları kaydetti:
'Soma'da, Ermenek'te, İliç'te, Gebze'de, Dilovası'nda, Kartalkaya'da rejim kendi suçlularını koruyor. Bu yozlaşma Türkiye'yi 'kolay ölümler ülkesi' haline getirdi. Devleti bu hale getirenler istedikleri her şeyi yapıp, asla hesap vermeyecekleri bir düzeni kurdular. Nasıl ki hakkını arayan herkes rejime tehdit görülüyorsa, bu yönetime karşı seçim kazananlar, bu yönetimi değiştirmeyi taahhüt edenler de tehdit olarak görülüyor. Tıpkı 19 Mart darbesinde Ekrem Başkan'a ve arkadaşlarımıza yapılanlar gibi. Bu iktidara göre Türkiye'de cezalandırılması gereken tek suç, AK Parti'ye karşı demokratik tehdit oluşturmak; muhalefet eden kim varsa susturmak, ya hapse atmak, ya da bir şekilde bertaraf etmek. Gazeteciler, sendikacılar, siyasetçiler cezalandırılıyor. Bu rejim, hakkını arayan millete karşı ve çıkış yolu arayan siyasete karşı savaş açmış durumda. En son hedef Ataşehir Belediye Başkanımız olmuştur; Onursal Adıgüzel. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir evladı. Çocukluktan partide büyümüş, Gençlik Kollarında çalışmış, Cumhuriyet Halk Partisi'nin her kademesinde görev almış, ön seçimle milletvekili olmuş, üç dönem görev yapmış. Kendi isteğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarına inanıp, milletvekili adayı olmamış. 'Kazanırsam yürütmede görev alırım' demiş. Kazanamamışız, mücadeleye devam etmiş. Belediye başkan adayı olmuş. AK Parti'nin Kadıköy'den koparıp kendine ayırdığı Ataşehir'de aday gösterilip, yüzde 56 rekor oyla; hem de ittifaksız yüzde 56 ile başkan seçilmiş.
'Ataşehir Belediye Başkanı'nı tutuklayacak bir şey bulamamışlar'
Onursal'ın hak yemediğini, kimsenin hakkını yedirmediğini bilmeyen yoktur. Dün sorgulandı kendisi. En son değil, aralarda bir yerde. Hiçbir iddia yok. Tek bir kanıt yok. Zaten bir manası yok ama yalandan bir HTS kaydı da yok. Ne baz vermiş, ne yanlış birine selam vermiş. Hiçbir şeyle ilişkilendirilmemiş. Bırakın teknik takip, dinleme bilmem ne hiçbir şey yok. 'Ne suçum var?' 'Sen suç örgütünün başısın. Bazıları suç işlemiş olabilir, suç örgütünün başı olduğu için öbür suçlamalardan da sorumlu olacaksın.' Yani Ataşehir Belediye Başkanı'nı tutuklayacak bir şey bulamamışlar. Ataşehir suç örgütü, düşünün ki belediyenin çalışanları aynı şemayla suç örgütünün şemasında. Belediye başkanı da bu suç örgütünün başında. Bunun üzerinden Onursal Adıgüzel'i almaya, tutuklamaya ve genç bir siyasetçi üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşüne yeni bir engel olmaya, çelme çakmaya çalışıyorlar. Dün Ataşehir'e gittik, bir gün içinde karar verilmiş bir toplantıda Ataşehir'de o görülmemiş mahşeri kalabalığı gördük. Onursal'ın adı geçtiğinde nasıl destek gördüğünü, ona bu iftirayı atanların nasıl tepki gördüğünü gördük.
Öyle bir noktadayız ki, ya kötülük kazanacak ve geriye hiçbir şey kalmayacak. Ya da direnenler ve mücadele edenler kazanacak. Göreve geldiklerinde 'Şafak operasyonları bitecek' diyenler CMK madde 118'e 'Konutta, iş yerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vakti arama yapılamaz' maddesini koyanların bir yıldır ne yaptıklarını görmüştük. Bu İçişleri Bakanı geldi, ilk söz 'Artık şafak operasyonları olmayacak' dedi. Dedik ki, 'Keşke, keşke' dedik. Ama Onursal'ın evine Allah için şafak vakti gelmediler. Gece 01.00'de geldiler. Kendi dönemlerinde çıkmış 'Efendim Avrupa Birliği uyum süreci, yok Kopenhag kriterlerini bırakır, Ankara kriteri yaparız' diyenlerin yazdıkları ama mafya olduğunda uyguladıkları, suç örgütüne uyguladıkları, bilmemneye uyguladıkları ama iş CHP olunca uygulamadıkları kanun maddesini bir kere daha bu İçişleri Bakanı taahhüt ettiği için hatırlatıyorum. Bir medet umduğumdan değil bu vakitten sonra. Bir kez daha uygulamadılar.
'Ne zamanki yerel seçimleri kazandık, yönetimin seçimle gideceğini gösterdik, o gün bugündür huzurumuz yoktur'
Ne zaman ki yerel seçimleri kazandık, Türkiye'nin birinci partisi olduk. Yönetimin seçimle gideceğini gösterdik. O gün bugündür huzurumuz yoktur. O gün bugündür saldırı altındayız. Bizimle siyasi rekabet edemeyen, hizmette yarışamayanlar, partilerinin gençlik, kadın kollarına, ana kademesine güvenmeyenler; AK Parti yargı kollarıyla üzerimize saldırmaktadır. Onlardaki esas korku, Allah korkusu yerine sandık korkusudur. Her türlü suça bulaşmışlar ama bunları işlerken Allah'tan korkmamışlar. Şimdi sandıktan ve sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korkmaktadırlar.
397 gündür Türkiye'nin huzurundan ve refahından çalıyorlar. Ellerinde Ekrem Başkan'ı mahkum edecek hiçbir kanıt yoktu. Sekiz ay eşelediler, deşelediler, orayı kazdılar, burayı sordular. Bomboş bir iddianame ile rezil oldular. Şimdi Ekrem Başkan her gün bir yalanı çökertirken, ortaya çıkan psikolojik ortamla bir başka mahkemede, Aziz İhsan Aktaş yargılaması 700 yılla yargılanan kişi serbest gezerken, iftira attıkları içerideyken en son Aziz İhsan Aktaş'ın mal varlığındaki tedbiri de kaldırdılar. Yani 'Bu paraları dilediğin gibi harcayabilirsin' dediler. 'Her şeyi yapabilirsin' dediler.
'12 kişi pişman olduğunu, ifadesini geri çektiğini, artık şikâyetçi olmadığını ifade etti'
Ama bir yandan da daha dün 12 tane iftiraya bulaşmış kişi, yani 'At imzayı suçla birini, kurtar kendi'cilerden 12'si pişman olduğunu, ifadesini geri çektiğini, artık şikayetçi olmadığını ifade etti. Yani hani 'Alın bunu atın içeri.' Konuşmuyor. 'Oğlunu alın. 30 kişilik koğuşa 50'nci olarak koyun, konuşacaktır.' 'Kanser bu, alın götürün anasını ağlatın.' Tam da gerçekten anasını ağlatmak için ha, laf olsun diye değil. 'Mehmet Murat Çalık'ın anasını ağlatmak için bunları yapın. Eninde sonunda çözülecektir.' 'Alın Pınar'ı, atın bilmem nereye. Çocuğu kalsın 84 yaşındaki annesine. Çözülecektir.' 'Alın öbürünü, sürün Afyon'a. 20 kişilik koğuşta 40 kişi kalsın, yerde yatsın, tuvalet temizliğini o yapsın. Çözülecektir.' Hiç kimse, onurlu, namuslu hiç kimse onlar bu zulmü yaptı diye çözülmezken, bu kötülüğü yapanlar çözülmektedir. Parça parça dökülmektedir. Gerçekler ortaya çıkmaktadır. Millet iftiraya değil; namuslu, şerefli, görevini yapan arkadaşlarımıza inanmaktadır.
Kendileri yıllar önce tüm bu suçlarla suçlanıp bir gün bile gözaltına alınmayanlar, bir gün bile tutuklu yargılanmayanlar, aldıkları cezayı bile telefonla davet edilerek cezaevine gidip kendini koğuş arkadaşı seçenler, bugün kendinden sonraki Cumhurbaşkanına bu büyük kumpası kurarak görevi teslim etmemek, iktidarı vermemek, seçimde karşısındaki rakibi kendisi belirlemek ve bin bir kötülükle bir seçim daha kazanmak için elden geleni yapmaktadırlar.
Bir yanda 'Efendim 591 AK Partili belediyeye de soruşturma izni verdik.' Bir gözaltı yok. Bir ifadeye çağrılma, bırakın polisle çağrılmayı, eve baskın yapılmayı, gidip de kapısı çalınıp 'Sizi savcı çağırıyor' demek yoktur. Eldeki dosyaları alıp, üstüne oturup yıllardır Melih Gökçek'i koruyanlar, metal yorgunluğu diye istifa ettirdiklerine 'Ederse istifa kendi kendine eder, yoksa yapacağımızı biliriz' diyerek kimsenin bir belediye başkanını görevden alma yetkisi yokken, 'FETÖ'cüsün' ya da 'Hırsızsın' imasıyla istifa ettirdikleri Gökçekgiller'e kime oynaya oynaya kimi ağlaya ağlaya görev bırakanların bir tanesini bir savcı çağırıp da bir şey sormamıştır. 'İstifa etmezsen ben gereğini yaparım'daki o gereği kimse yerine getirmemiştir.
'Millet, 'Mansur Yavaş'a da acaba bir şey olacak mı diye endişe yaratın' çabalarını görmektedir'
Ama millet, bir yanda pişkin pişkin Melih Gökçek'e bir soru sorulmazken ömrünü Ankara'ya vakfetmiş Mansur Yavaş'ın sürekli ıvır zıvır şeylerle 'Soruşturma izni verdik. Verin son dakika, kaygı yaratın, tahribat yaratın. Mansur Yavaş'a da acaba bir şey olacak mı diye endişe yaratın' çabalarını görmektedir. Buradan açıkça söylüyoruz; biz gücümüzü sadece ve sadece milletten alıyoruz. Ne atadığımız başsavcılardan, ödüllendirdiğimiz adalet bakanlarından, onların iftiralarından, ne mafyadan, ne suç örgütü bağlantılarından, ne oradan ne buradan. Tek başına milletten alıyoruz. Bunun için de açık açık soruyoruz. Korkmuyorsanız, getirin seçim sandığını. Üç yıl geçmiş, iki yıl kalmış. Sandığı koyun, millet karar versin. Biz hırsız mıyız, yoksa siz iftiracı mısınız? Millet karar versin. Yargılanmaktan asla kaçmıyoruz. Ama ne tutuklu yargılamayı ne gazetecilerin bir haber yapmasının zorlaştırıldığı cezaevi içinde, Nazi kampı içinde gibi yapılan yargılamayı hak etmiyoruz. Bunun için 'Öz güvenimiz yüksek, canlı yayında sorun soruyu alın cevabı' diyoruz. Buradan soruyorum, AK Parti'nin ve MHP'nin kıymetli seçmenine soruyorum. Kendimize güvenmesek, 4 bin sayfa iftiranameden korkacak olsak, 'Kimseye görünmeden bu iş bitsin' deriz. Biz canlı yayın istiyoruz, onlar artık mahkeme salonunun önünden anons bile çekmiyorlar. Nerede o bir yıldır yalanların üstünde tepinenler? Nerede A Haber, nerede TGRT Haber? Hani ne oluyor Silivri'de? Hani asrın yolsuzluğuna ne oldu? Hani ispatlayacaktınız? Onun için buradan milletimize sığınıyoruz ve diyoruz ki; getirin bakalım erken seçim sandığını, millet karar versin, kim doğru söylüyor kim yalan söylüyor?
'Gelin, o birinci olduğunuz yerlerde ara seçim yapalım'
Tabi bunlar erken seçimden kaçınca bir sandık lazım bize. Koyalım milletin önüne duyursun sesini. Ki geçmişte de var örnekleri. Erken seçimin gelmesine vesile olsun. Anayasada açık hüküm var. Anayasa 78. '30 ay geçtikten sonra ara seçim yapılır.' İlk 30 ayda yapacaksan yüzde 5'lik boşluk aranır, sonra ara seçim yapılır. Buradan çok net söylüyorum, çok net. Hatay bizce dolu, ama boş derseniz, orayı yine Can Atalay'la doldururuz. Afyon'da Kastamonu'da, Kırıkkale'de, Adıyaman'da, Kocaeli'nde ve İstanbul birinci bölgede, İstanbul'da iki, diğerlerinde birer tane milletvekilliği boştur. Şunu açıkça hatırlatırım ki; o boş olan yerlerde son seçimde AK Parti açık ara birinci partiydi. Adıyaman'da da Kocaeli'nde de. İstanbul birinci bölgede de Afyon'da da.
Şimdi diyoruz ki 'Gelin o birinci olduğunuz yerlerde ara seçim yapalım. Burada.' Bu seçimden kaçıyorlar. Çünkü milletin sandığı ilk bulduğunda ne yapacağını biliyorlar. Çünkü onlar da biliyor ki artık Adalet ve Kalkınma Partisi ne buralarda ne hiçbir sandıkta birinci parti değil. Ve onlar da görüyorlar ki kurulduğu günden beri Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi. Bu konuda 12 liderle temas ettim. Tamamı da ara seçimin bir anayasal zorunluluk olduğuna, erkense erken, araysa ara hiçbir seçimden kaçmadıklarını söyledi. Yarın Sayın Meclis Başkanı'na bu konuda ziyaretimiz olacak.
'Ara seçime karşı olmak Anayasa'ya karşı çıkmaktır'
Öncesinde uzun süredir bu konuda hiçbir söz söylememişti Sayın Bahçeli. Geçen hafta bir soruyu yanıtlayıp, 'Seçimler zamanında olacak' deyip erken seçime yanıt vermişti kendi. Bugün 'Ne erken ne ara seçim' deyip ara seçime karşı olduğunu söylemiş. Her partinin fikrine, görüşüne saygım var. Ama buna itirazım var. Şundan dolayı. Sayın Bahçeli erken seçime karşı olabilir, söyleyecek sözüm yok. İttifakın bileşendir, toplamlarının bile AK Parti-MHP oyunun eski AK Parti oyunu vermediğini bilmektedir. Yapılacak seçimin kayıp olduğunu görmektedir. 'Erken seçime karşıyım' diyebilir. Karşı olurlar, biz istemeye devam ederiz. Sandığa kavuşunca sözü millet söyler. Ama ara seçime karşı olunmaz. Ara seçime karşı olmak, anayasaya karşı çıkmaktır. Geçmişte Alparslan Türkeş'in kaçmadığı sandıktan, Devlet Bahçeli'nin sakınması doğru değildir. Süleyman Demirel'in, Turgut Özal'ın kaçmadığı sandıktan bugünkü Cumhurbaşkanı'nın kaçması milletin gözünden kaçmamaktır. Biz ara seçimi bir zorunluluk olarak görüyoruz. Baktığınızda bizim için en dezavantajlı yerlerdedir. Ama millet bizden bu görevi beklemektedir.
'Köy köy, kasaba kasaba, teker teker çalışacağız'
Şöyle diyorlar; 'Efendim daha çok milletvekilinin istifasıyla yer boşalsın. Öyle yapın.' Bugün oraya - buraya yazdırmışlar. Buna cesaret edemiyorlar. Açıkça söylüyorum Sayın Bahçeli'ye, Sayın Erdoğan'a, AK Parti'ye, onlar için yazan, çizenlere. Ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı tüm istifaları kabul edeceğinizi, orada çeşitli çakallıklarla ve bir takım numaralarla ara seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin; 30 değil, Türkiye'nin en geniş coğrafyasına ara seçim sandığı koymak için 50-55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir. Hodri meydan.
Buradan büyük bir özgüvenle söylüyoruz. Ara seçime de varız, genişletilmiş ara seçime de varız. Erken seçime dünden razıyız, bugünden hazırız biz. Hodri meydan, güvenen çıksın karşımıza. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık kazanacağız. Köy köy, kasaba kasaba, teker teker çalışacağız. Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Kurduğumuz ülkeyi 100 yıl sonra bir daha kurtaracağız. Hodri meydan. Korkmayan çıksın karşımıza. Var mısınız? Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun.'
(SON)