Haber: Gökdeniz CAN
(ISPARTA) - CHP Isparta İl Örgütü tarafından Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilişlerinin 54. yılında anıldı. CHP Isparta Gençlik Kolları İl Başkan Yardımcısı Eylül Erçelik, 'Onların cesareti, bugün demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve sosyal adalete sahip çıkma sorumluluğunu bizlere hatırlatmaktadır' dedi.
CHP Isparta İl Örgütü Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilişinin 54. yıl dönümünde anma programı düzenledi. Programda CHP Isparta İl Başkanı Hasan Karaca ve CHP Gençlik Kolları Isparta İl Başkan Yardımcısı Eylül Erçelik konuştu, ardından fidan dikme etkinliği yapıldı.
CHP Isparta İl Başkanı Hasan Karaca, 6 Mayıs'ın yalnızca üç gencin darağacına gönderildiği bir gün değil, hukukun siyasallaştırıldığı, adaletin susturulduğu karanlık bir dönemin adı olduğunu söyledi. Karaca şunları kaydetti:
'Denizler, 'Tam bağımsız Türkiye' diyerek yola çıktı. Eşitlik, özgürlük ve halk egemenliği için mücadele etti. O günün iktidarı, fikirlerle mücadele edemediği yerde gücünü hukukun üzerine koydu. Kararlarıyla değil, baskısıyla hatırlandı. Bugün de benzer bir anlayışın izlerini görmek mümkündür. Ama dün olduğu gibi bugün de değişmeyen bir gerçek vardır, fikirler susturulamaz, halkın iradesi bastırılamaz. Denizler birer isim değil, bir duruştur, bir direniştir. Dün dar ağaçlarına karşı nasıl mücadele edildiyse, bugün de demokrasiye yönelen her türlü baskının karşısında durmaya devam edeceğiz. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı saygıyla anıyoruz.'
'Saygı, özlem ve kararlılıkla anıyoruz'
CHP Gençlik Kolları İl Başkan Yardımcısı Eylül Erçelik ise şunları söyledi:
'Bugün burada, 6 Mayıs 1972'de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı saygı, özlem ve kararlılıkla anıyoruz. Onlar, genç yaşlarında bu ülkenin tam bağımsızlığına, halkın egemenliğine ve adaletli bir düzene olan inançlarıyla mücadele ettiler. İnandıkları değerlerden vazgeçmeden, baskıya ve adaletsizliğe boyun eğmeden tarihe iz bıraktılar. Üç fidan, yalnızca bir dönemin değil, her dönemde yeniden filizlenen bir mücadelenin sembolüdür. Onların cesareti, bugün demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve sosyal adalete sahip çıkma sorumluluğunu bizlere hatırlatmaktadır. Adaletin olmadığı yerde özgürlük, özgürlüğün olmadığı yerde demokrasi, demokrasinin olmadığı yerde ise gerçek bir gelecek mümkün değildir. Bu nedenle, onların bıraktığı mirası yalnızca anmakla yetinmiyor; eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesini büyütme kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.
Bugün de hukukun üstünlüğünün zedelendiği, adalet duygusunun örselendiği, gençlerin umudunun törpülendiği bir düzene karşı susmayan, geri adım atmayan ve demokratik haklarını kararlılıkla savunan bir anlayışın temsilcileriyiz. Eşitsizliğe, haksızlığa ve baskıya karşı halkın iradesini esas alan, özgürlükleri genişleten ve adaleti tesis eden bir Türkiye mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.'