(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin seçim vaatlerini anlatırken, 'Bu bir yeniden inşa sürecidir. Devleti kurumsallaştıracağız. Ekonomiyi planlayacağız. Adaleti her alanda tesis edeceğiz. Üreteceğiz ve refahı herkese adil paylaştıracağız. Buradan samimiyetle ifade etmek isterim ki iktidarımızın hedefi, bugün siyasetin araçsallaştırdığı yargıyı geldiğimizde ele geçirmek değil; bir daha hiç kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı düzenini kurmaktır. Biz devletin kurumlarını ele geçirmek için değil; güçlü, bağımsız, tarafsız kurumları oluşturmak için geliyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz' dedi.
Özel, CHP Genel Merkezi'nde düzenlenen 'Milletle Birlikte, Milletin Emrinde' buluşmasında partisinin seçim vaatlerini kamuoyuna açıkladı. Özel, şunları kaydetti:
'Sağlık, piyasanın insafına bırakılmayacak kadar hayati bir bütçe kalemidir. Ve bir bütçe kalemi olarak görülmeyecek kadar da değerlidir. Vatandaşlarımız hastaneye giderken cebini düşünüyorsa orada sosyal adalet eksiktir. Nitelikli sağlık hizmeti, güçlü bir devletin en temel sorumluluğudur. Biz herkes için güven veren bir sağlık sistemini inşa etme hedefindeyiz. En büyüğünü yapayım diye şehir içindeki hastaneleri kapatıp herkesi uzaktaki şehir hastanelerine mecbur eden bu sistem yerine elbette mevcut hastaneleri koruyarak ama yenilerini şehre en yakın, en uygun yerde ve ihtiyaç olan büyüklükte ve erişilebilir şekilde yapacağız. Kapatılan devlet hastanelerini ihtiyaca göre yeniden açacağız. Beş yılda 200 bin sağlık çalışanı istihdam edeceğiz. Performans sistemini kaldıracak, emekliliğe yansıyan temel ücret ve liyakat esaslı atama ve terfi sistemini getireceğiz. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete gerçek bir caydırıcılık sağlayacak düzenlemeleri vakit kaybetmeden yapacağız. Tedavi ve ilaçta katkı payı, ilave ücret, fark ücretlerini kaldıracağız. Ortez, protez ve tıbbi cihazlarda en ucuzunun ödendiği, daha iyisinin talep edildiği durumda ise aradaki farkı hastanın karşıladığı bu vicdansız uygulamadan vazgeçeceğiz. Aile hekimlerinde ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulacak. Diş Hekimleri Birliği'yle, Diş Hekimleri Odası'yla birlikte ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmetini herkesin erişebileceği bir hizmet olarak arz edeceğiz. Paran kadar sağlık dönemi son bulacak. Herkes için eşit, ücretsiz, ulaşılabilir sağlık sistemi kurulacak.
'Turizmi yalnızca sahillerde değil, bütün ülkede geliştireceğiz'
Turizm yalnızca gelir değildir. Turizm kültürdür, istihdamdır, yerel kalkınmadır, dünyayla bağdır. Biz turizmi bacasız sanayi olarak değil, stratejik bir ihracat alanı olarak konumlandırıyoruz. Turizme ihracatçı statüsü alacağız. Güvenli turizm yatırımlarına uygun finansman desteği ve KDV istisnası getireceğiz. Konaklama vergisi gelirlerini yerel yönetimlere ve turizm altyapısına aktaracağız. Her bölgeden en az bir ürünü dünya markası yapacağız. Turizmde yerel kalkınmayı destekleyeceğiz. Kültürü rantın değil, toplumun ortak değeri olarak göreceğiz. Sanatın özgürce yapıldığı bir kültür iklimini yaratacağız. Turizmi yalnızca sahillerde değil, bütün ülkede geliştireceğiz. Bu turizm anlayışına Anadolu'yu dahil edeceğiz. Anadolu'yu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu yüksek turizm potansiyeliyle yeniden güçlendirecek ve kalkındıracağız.
'Ucuz ve hızlı internete erişim hakkını halkımızın hizmetine sunacağız'
Ulaştırma ve altyapıda yeni ve güçlü adımlar atacağız. Organize Sanayi Bölgeleri ve lojistik merkezlerini doğrudan demiryolu ağına bağlayacağız. Bölünmüş yolları ilk beş yılda 40 bin kilometreye ulaştıracağız. 9 bin kilometre olan elektrikli ve konvansiyonel ana hat demiryolu ağımızı ilk beş yılda toplam 14 bin kilometreye çıkaracağız. Alternatif ulaşım sistemlerini güçlendireceğiz. Demiryollarının tüm ulaşımdaki yüzde üç buçukluk payını ilk beş yılda yüzde 6'ya, ikinci beş yılda ise yüzde 17'ye çıkaracağız. İlk beş yılın sonunda 5G'den 6G'ye geçişi tüm yurt genelinde tamamlayacağız. Ucuz ve hızlı internete erişim hakkını halkımızın, bilhassa gençlerimizin hizmetine sunacağız.
'İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden taraf olacağız'
Bir ülkenin yarınını görmek istiyorsanız kadınların hayatına ve gençlerin gelecek umutlarına bakmak yeterlidir. Biz kadınların korkusuzca yaşadığı, gençlerin umutla yarına baktığı bir Türkiye'yi inşa edeceğiz. Kadına yönelik şiddetin cezasız kalmasını önleyeceğiz. Yeni ve etkin düzenlemeleri hayata geçirip eksiksiz uygulayacağız. Kadını siyasi, sosyal ve ekonomik hayatta güçlendireceğiz. İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden taraf olacağız. Her mahallede devlet kreşleri açacağız. Aile gelirinin yüzde 6'sını aşan kreş giderlerini devlet olarak biz karşılayacağız. Eşit işe eşit ücret uygulamasını hayata geçireceğiz. Kamu alımlarını kadın girişimcileri desteklemek için kullanacağız.
'Öğretim burslarını 1,5 çeyrek altın seviyesine getireceğiz'
Adil burs ve kredi sistemi gelecek. Barınmayan genç kalmayacak. Bir yılda öğretim burslarını 1,5 çeyrek altın seviyesine getireceğiz. Cumhuriyet yurtları ile barınma sorununu kökten çözeceğiz. Kiralık sosyal konut uygulamasını gençlerin kullanımına öncelikle sunacağız. 25 yaş altı her gence, eğitimini tamamladıktan sonra dört ay içinde iş, staj veya eğitim sunulmasını garanti eden genç istihdam garantisi programını hayata geçireceğiz. Hangi marka ve model olursa olsun gençlerin aldığı ilk bilgisayar ve ilk cep telefonundan tüm vergileri kaldıracağız.
Bunlar sadece bir vaat listesi değil. İktidarın yarattığı tahribatı, toplumsal kesimler arasında oluşturduğu uçurumu ortadan kaldırma iradesinin ilk ve en önemli reçetesidir. Biz bir vaat listesi açıklamıyoruz. Biz bir sistem değişikliği ve büyük bir program ortaya koyuyoruz. Bu bir yeniden inşa sürecidir. Devleti kurumsallaştıracağız. Ekonomiyi planlayacağız. Adaleti her alanda tesis edeceğiz. Üreteceğiz ve refahı herkese adil paylaştıracağız. Buradan samimiyetle ifade etmek isterim ki iktidarımızın hedefi, bugün siyasetin araçsallaştırdığı yargıyı geldiğimizde ele geçirmek değil, bir daha hiç kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı düzenini kurmaktır. Amacımız bugün iktidarın elinde tuttuğu medyayı ele geçirmek değil, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir medya düzenini, basın özgürlüğünü inşa etmektir. Biz devletin kurumlarını ele geçirmek için değil; güçlü, bağımsız, tarafsız kurumları oluşturmak için geliyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi liyakatli kadrolarıyla, toplumun tüm demokratlarını buluşturduğu güçlü yapısıyla iktidara hazırdır. Herkes emin olsun ki milletin önüne sandık gelecek ve o seçimi otokratlar değil, demokratlar kazanacak. İktidarımız, tüm kimliklerin, inançların, kazanılmış hakların ve özgürlüklerin teminatı olacak.
'Biz, bize düşmanlık edenlere benzemeyeceğiz'
İktidarımızda biz, bize düşmanlık edenlere benzemeyeceğiz. İktidar değişimini rakiplerin dövüleceği, rakiplerden intikam alınacak bir süreç olarak görmüyoruz. İktidar değişince elimize bir sopa alıp da rakiplerimizi dövmek yerine o sopayı kırk yerinden kıracağız ki bir daha kimse o sopayı eline alamaz. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi kumpası kurarlarsa kursunlar Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu seçimlere girecek ve milletimiz takdir ederse Cumhurbaşkanı olacak. Cumhuriyetimiz çoğulcu demokrasiyle taçlanacak.
Bu ülke artık sokaklarında umutsuz gençlerin yurt dışına gitmek için hayal kurduğu ve boş boş gezdiği bir ülke olmaktan çıkacak. Bu ülke, tarımda çiftçi yaşının 58'e çıktığı, her dört çiftçiden üçünün 'Asgari ücretli bir iş bulursam bir daha ekmem, dikmem' dediği bir ülke olmaktan çıkacak; kendini doyuran ve dünya için büyük fırsatlar sunan güçlü, modern bir tarım ülkesi olmakla birlikte en ileri sanayi ülkelerinden biri hâline gelecek. Kendi teknolojisini geliştiren, dünyadaki teknolojiyi hem kullanan hem geliştiren; inovatif yöntemlerle geliştirilmiş yüksek katma değerli ihracatla bu ülkenin yüzünü güldüren, gelirini artıran, kalkınmasını sağlayan, ekonomisini büyüten ama bunu hakça bölüşen bir ülke hâline gelecek.
Şimdi biz burada, birazdan hep birlikte dışarıda büyük bir aile fotoğrafı çektireceğiz. Bu fotoğrafta Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimiz, kurul başkanlarımız, kurul üyelerimiz, danışmanlarımız olduğu gibi; bu kampanyanın en büyük taşıyıcısı olan örgütümüz adına il başkanlarımız, Parti Meclisimiz, milletvekili grubumuz olacak. Bu fotoğrafa yarınlara emeği olup da giremeyecek olanlar da var. Kamuda çalıştığı için ama kamudaki liyakatsizlikten bıkmış, ülkenin potansiyelini kullanamamasına kahrolan ve artık bir iktidar değişimi umuduyla bize katkı sağlayan arkadaşlarımızı; ailelerindeki eşlerinin, çocuklarının görevlerinden dolayı buraya bizler kadar katkı sağlayan ama bu aile fotoğrafında yer almaktan imtina eden dostlarımızı da bu salondan, yaptıkları katkı ve yarınlara dönük umutlarını bizlerle paylaştıkları için gıyaplarında bir kez daha selamlıyorum. Bu ülkeden korkuyu, bu ülkeden yarına ilişkin umutsuzluğu ve kaygıyı kazıyıp atmanın; yarına umutla bakmanın heyecan verici telaşı içindeyiz.
Ben bu salonda, benimle birlikte bu iktidar değişimine inanmış, iktidar değişiminin artık sandığa doğru bir geri sayım olduğunu bilen ama iktidara talip olmanın sadece hamasi nutuklar ve siyasi kararlı söylemlerden ibaret olmadığını gören yol arkadaşlarımla birlikteyim. İktidarın değiştiği gün kadrolarımızın hazır olması gerektiğini, o kadrolarımızın önünde 100 günlük, 1 yıllık, 5 yıllık ve ilk dönem için hedeflerin takvimlendirilmiş olması gerektiğini, bu takvimin uygulayıcılarının da hazır, zinde ve bizim tarafımızdan bilinir olması gerektiğini, aynı anda onlarla birlikte bu yürüyüşü başlatabilecek kudret ve kararlılıkta olduğumuzun bilinmesinin son derece önemli olduğunu biliyoruz. Biz bu kararlılık içindeyiz. Bu koordinasyon içindeyiz. Hafta sonları Türkiye'nin bir tarafında, çarşamba günleri İstanbul'da yaptığımız mitinglerde ortaya koyduğumuz direnç, mücadele ve inanç elbette ki teslim olmadığımızı göstermek içindir. Zamanın evde oturmak değil, çağrıldığında meydanlarda olmak, olduğunu göstermek açısından önemlidir. O mücadeleden bir adım geri atmadan, büyük bir kararlılıkla devam edeceğiz.
'Bu salondan çıkacaklar, bu millet için iktidara yürüyecek'
Ancak bir yandan da sorunlarını çok iyi bildiğimiz vatandaşlarımıza artık çözümü söylemenin, nasıl çözeceğimizi söylemenin, hangi kadroyla çözeceğimizi güçlendirmenin ve yapacağımız bundan sonraki toplantılarda gitgide güçlendiğimizi, özgüvenimizin arttığını, aldığımız kamuoyu desteğinin arttığını; 'Türkiye'yi bu kadrolar çok iyi yönetir, tahribatı ortadan kaldırır, ülkeyi ayağa kaldırır ve yarın yüzümü bu kadrolar güldürür' dedirtmenin artık zamanıdır. Sahada, sokakta talep budur. Millet kime oy vermeyeceğini biliyor, kime vermek istediğini de biliyor. Gözlerimizde iktidar ışığını, sözlerimizde de dertlerinin çözümünü duymak istiyor. İşte bu toplantı onun başlangıcıdır. İşte bu toplantı onun yürüyüşüdür. Bundan sonra bu salondan çıkacaklar, bu millet için iktidara yürüyecek. Bu milletin takdir etmesi durumunda çok önemli sorumluluklar üstlenecektir.
Ekrem Başkanımız bugün Silivri'de, bugün bu salona hitap ederken o notlarını Silivri'de bir kurşun kalem ve kendisine verilen birkaç sayfa A4 kâğıtla hazırladı. Ama onun ya da güçlü kadrolarımızın, yol arkadaşlarımızın Silivri'de olması; bizim de kısıtlandığımız, hareket etmeyeceğimiz ve onların yolunu bekleyeceğimiz, ancak o zaman yürüyüşe geçeceğimiz anlamına gelmiyor. Her birimiz bir Cumhurbaşkanı adayıyız. Her birimiz bu partinin iktidara yürüyen kadrolarıyız. Ekrem Başkan'ın da umudu buradadır. Ama Ekrem Başkan'ın iktidara gelmesiyle dertlerinin çözülebileceğini, onun Cumhurbaşkanı olmasıyla sorunlarının çözülebileceğini düşünen her bir vatandaşımızın da umudu bu salondadır. Hepimiz, hep birlikte, kimseyi dışlamadan ve makamı, mevkiyi bireysel ihtiraslar olarak görmeden, ki bu hırstan önce kendimi arındırırım, bu ülke için iktidar olmak zorundayız.
'İktidarımızla birlikte buraya dönmek ve katkı sağlamak isteyen dünya çapında değerlerimiz var'
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bugüne kadar değiştirdiği onlarca, yüzlerce bakanın; adalete güveni yüzde 18'e indirdiğini, millî eğitimden memnuniyetin yüzde 21'lerde seyrettiğini, gelen kadroları kimselerin tanımadığını, gittikten sonra da kimsenin arkasından ağlamadığını hatırlayalım. Ama bu salonda ve bu salonun erişim alanında öyle liyakatli, öyle güçlü, öyle iyi eğitilmiş kadrolar var ki. Hatta yurt dışında, iktidarımızla birlikte buraya dönmek ve Türkiye'nin ikinci yüzyılındaki büyük atılıma katkı sağlamak isteyen öyle pırıl pırıl, öyle dünya çapında değerlerimiz var ki; AK Parti'nin bizi mecbur bıraktığı vasattan kurtulmanın zamanıdır. Biz vasat işlerle ve vasat kadrolarla bize dayatılana sabretmek zorunda değiliz. Katlanmak zorunda değiliz. Buradan tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum: Katlanmak zorunda değilsiniz. Bize katılabilirsiniz. Hep birlikte değiştireceğiz.'
(SON)




