Gündem

CHP-SOL Parti görüşmesi... Önder İşleyen: 'Anayasayı atlayarak, zarları hileli atarak bir kez daha seçimi ve sandığı kaçırma peşindeler'

SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ara seçim gündemli görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, 'Bugün ara seçim önerisini değerlendirdik. Aslında bizim değerlendirmemize de hiçbir ihtiyaç olmaksızın anayasanın bir zorunluluk olarak ortaya koyduğu şeyin hayata geçirilmesinden başka bir yol yok ama anayasayı atlayarak, zarları hileli atarak bir kez daha seçimi ve sandığı kaçırma peşinde olduklarını da alenen ifade ediyorlar' dedi.

(ANKARA) - SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ara seçim gündemli görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, 'Bugün ara seçim önerisini değerlendirdik. Aslında bizim değerlendirmemize de hiçbir ihtiyaç olmaksızın anayasanın bir zorunluluk olarak ortaya koyduğu şeyin hayata geçirilmesinden başka bir yol yok ama anayasayı atlayarak, zarları hileli atarak bir kez daha seçimi ve sandığı kaçırma peşinde olduklarını da alenen ifade ediyorlar' dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Zafer Partisi'nin ardından SOL Parti Genel Merkezi'ni ziyaret ederek, Parti Sözcüsü Önder İşleyen ile görüştü.

Ziyarette Özel'e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Kurumsal İlişkiler ve Siyasi Partilerle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan, Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen'den oluşan heyet eşlik etti.

İşleyen, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Görüşmede SOL Partiden ise Sözcüler İlknur Başel, İsmail Hakkı Tombul ve Gizem Özdem yer aldı. Saat 13.35 itibarıyla başlayan görüşme bir saat sürdü. İki lider görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi.

İşleyen, Türkiye'nin adı konulmamış bir darbe sürecinden geçtiğini belirterek, şunları söyledi:

'İstanbul'da süren davanın nasıl tel tel döküldüğünü bir taraftan görüyoruz ama bir yandan da belediyelere dönük haksız operasyonlar devam ediyor. Öte yandan son örneğini Birgün gazetesi muhabiri İsmail Arı'da gördüğümüz gibi gazetecilere dönük baskılar sürüyor. Bir taraftan Akbelen direnişçilerini gördüğümüz gibi hak mücadeleleri yürüten insanlara, sendikacılara dönük operasyonlar sürüyor. Aslında bütün bunlar karşımızdaki iktidarın gücünün değil, nasıl bir güçsüzlük içerisinde olduğunu, tek adam rejiminin ne kadar derin bir kriz içerisinde olduğunun bir ifadesi olarak karşımıza geliyor. Onların da aslında bu tek adam rejiminin yaşadığı iktidar krizini aşabilmek için iki tane yola başvurduklarını görüyoruz. Bir tanesi zorbalık ve baskı. Bu şekilde Türkiye'de aslında sandığın ve seçimlerin fiilen anlamsızlaştırıldığı, seçme ve seçilme hakkının yok edildiği bir düzen, bir rejim olarak ayakta kalmak istiyorlar. Mühürsüz oylardaki gibi bir kez daha atı alıp Üsküdar'ı geçme oyunu kurmak istiyorlar. Bunun için de en büyük destekçileri Türkiye emekçi halkları değildir. Türkiye toplumunun çok büyük bir çoğunluğunun onları terk ettiğini, onların karşısında olduğunu, onlardan bir kurtuluş için mücadele ettiğini hepimiz biliyoruz. Onların en büyük destekçisi 12 Eylül'de bizim çocuklar dedikleri, bugün Trump'ın harika çocuklar diye seslendiği Amerika ve Trump'tır. Biz buna karşı birlikte, dayanışma içerisinde mücadele etmeye devam edeceğiz.

'Bu mücadele mutlaka bir direniş mücadelesi olmak zorunda'

Tabii ki bugün ara seçim önerisini değerlendirdik. Aslında bizim değerlendirmemize de hiçbir ihtiyaç olmaksızın anayasanın bir zorunluluk olarak ortaya koyduğu şeyin hayata geçirilmesinden başka bir yol yok ama anayasayı atlayarak, zarları hileli atarak bir kez daha seçimi ve sandığı kaçırma peşinde olduklarını da alenen ifade ediyorlar. Aslında bu bize iki şeyi söylüyor, bir tanesi bu ülkede gerçekten bu kurulan rejime karşı bütün bir ülkenin kaderinin tek kişinin elinde olduğu ve bütün halka karşı sınırsız kötülükleri yapan bu rejime karşı sandığı ve seçimi dahil savunabilmek ve kazanabilmenin birlikte dayanışma içerisinde ve toplumsallaşmış bir mücadeleyle mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla bugün sadece bugün değil, 19 Mart'tan bugüne sokaklarda, meydanlarda, ülkenin her yerinde, her türlü haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı nasıl bir birlik ve dayanışma içerisinde olduysak bunun çoğaltılmasının bugün çok önemli olduğunu ortaya koyuyor. Bu mücadele mutlaka bir direniş mücadelesi olmak zorunda. Türkiye'nin geldiği yer, bize gösterdiği gerçeklik budur. Ancak direnerek kazanabileceğimizin bilincindeyiz. Onun için bu direnişi sadece CHP ve SOL Parti'nin değil elbette, ülkedeki bütün toplumsal muhalefet güçlerinin, ülkedeki bütün direnme dinamiklerinin bir araya geldiği ve bu rejime son vermek için birlikte hareket ettiği bir kuvveti yaratma konusunda kararlıyız. Böyle bir iradeyi aslında ortaya koymuş oluyoruz. Bu ara seçim meselesi de öyledir aslında.

'Bugün hep beraber bir umut çizgisi yarattık'

Türkiye'de kurulacak her sandık, Türkiye'de yürütülecek her mücadele aslında tek adam rejiminin oylanacağı bir referandumdur. Kaçtıkları şey budur. Türkiye'deki hepimiz, herkes kendileri dahil biliyor ki bugün bu ülkede herhangi bir kısmi demokratik bir seçim bile olsa, yarın olsa yarın bu ülkenin ekseriyeti kendi etraflarına topladığı bir grup azınlık dışında toplumun emekçi ezilenleri, gençleri, kadınları, işçileri bugün ülkenin her yerinde sokağa çıkan emeklileri bu rejimi ve bu iktidarı reddedecektir. Bugün bizim burada bir arada olmamızla Türkiye toplumuna, bütün direnenlere, bu ülkedeki gençlere, kadınlara Alevisiyle Sünnisiyle, Kürdüyle, Türküyle, bütün emekçi ezilen halklara birliğe, birlikte mücadeleye bir çağrı olarak da anlaşılmalıdır. Biz hep beraber yürüyeceğiz. Bugün hep beraber bir umut çizgisi yarattık. Bunu doğru ve birleşik adımlarla sürdüreceğiz ve umut çizgimiz mutlaka ülkenin daha güzel günlere çıktığı bir zafer çizgisiyle buluşacaktır. Kalpten ve sonsuz bir inançla mücadelemizi sürdüreceğiz. Tekrar çok teşekkür ediyoruz ziyaretleri için.'

Tombul: 'Bugün tek adam rejimine karşı bütün muhalif kesimlerin birlikte mücadele etmesine ihtiyaç var'

Diğer parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul da, 'Her siyasi partinin farklı programları var, nasıl ortaklaştırılacak, somutlaştırır mısınız?' sorusuna şu yanıtı verdi:

'Aslında her partinin çok ayrı programı var ama bugün çok yakın bir yakıcı sorunla karşı karşıyayız. Onun için de ayrıntılandırdıkça ayrışabiliriz. Bugün tek adam rejimine karşı, o üst başlıkta anlaşan bütün muhalif kesimlerin yan yana birlikte mücadele etmesine ihtiyaç var, birincisi bu. İkincisi öyle şeyler yaşıyoruz ki emekçisinden emeklisine, kadınlardan gençlerine bir karabasan altında yaşıyoruz ve artık yaşanmaz hale geldi bu ülke bizim için. Toplumun yedi sekiz maddede, örneğin savaşa karşı barış ve anti emperyalist bir tutum, laikliğin savunulması, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin ücretsiz olması, kadınların ve gençlerin özgürce ve bu ülkede kendilerini ait hissedecek biçimde yaşamalarını teminat altına alacak konularda 7-8 maddede ortaklaşıp bunun üzerine mücadele ettiğimizde bu rejimi yeneceğimize, hep birlikte mücadele edeceğimize ve toplumun bir değişim duygusunu yeniden yükselteceğimize inanıyoruz. Yoksa ayrıntılandırdıkça ayrışabiliriz. Bugün ayrışmaya değil, daha kısa, somut bir geçiş siyasi programında ortaklaşıp birlikte mücadele etmeye ihtiyacımız var.'