(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Hepimiz Anayasa'ya bağlıyız. Anayasa'ya birilerinin uyup birilerinin uymadığı bir ikili hukuk sisteminde, ikili yaklaşımda ya da Anayasa'nın bazı maddelerinden birilerinin güç alıp bazı maddelerini yok saydığı bir Anayasasızlaştırma sürecine hep birlikte itiraz ediyoruz. Siz Anayasa'nın bir maddesi gereğince cumhurbaşkanlığı yapacaksınız, bir maddesi gereğince Meclis seçimleri yapılacak. Bir sonraki maddesi gereğince 'yapılsın' denen ara seçimlere 'İşime gelmiyor, ben bu ara seçimi yapmayacağım' diyeceksiniz. Bunun iler tutar hiçbir tarafı yoktur' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında, DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Zafer Partisi'nin ardından SOL Parti Genel Merkezi'ni ziyaret ederek, Parti Sözcüsü Önder İşleyen ile görüştü.
Ziyarette Özel'e, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Kurumsal İlişkiler ve Siyasi Partilerle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan, Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen'den oluşan CHP heyeti eşlik etti.
Önder İşleyen, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Görüşmede, SOL Partiden ise Sözcüler İlknur Başel, İsmail Hakkı Tombul ve Gizem Özdem yer aldı. Saat 13.35 itibarıyla başlayan görüşme, 1 saat sürdü. Görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenlendi.
'Asgari ücrette ve emekli maaşlarında mutlaka bir düzenleme yapılması gerekiyor'
Özgür Özel, şunları söyledi:
'Bugün, bu pazar gününde temsil ettiğimiz kesimlerin hakkını, hukukunu korumak için durmaksızın çalışırken bu pazar gününde de birlikte olduk. Türkiye'nin bütün sorunlarını şöyle bir hızlı şekilde üzerinden geçmek ve birbirimize düşüncelerimizi aktarma imkanını bulduk. Hem İran Savaşı ve savaşın Türkiye'de özellikle yoksul kesimlere, emekçi kesimlere, emeklilere yüklediği yeni yükler, akaryakıt fiyatlarındaki artışların büyük bir acemilikle doğrudan pompaya yansıtılması ve Eşel Mobil Sistemi'ndeki ÖTV kısmı bittikten sonra ki bu konuda ilk kısmı da biz önermiştik biliyorsunuz, tedbir almamaları yüzünden hatta ve hatta kendileri elektrik fiyatlarına, doğal gaz fiyatlarına yüzde 25'lik faiz zamları da yaparak yeni bir enflasyon dalgasını yarattılar. İğneden ipliğe her şeye, özellikle de gıdaya inanılmaz zamlar geliyor.
Türkiye'de artık ara seçimi konuşmadan hemen önce ifade etmem lazım ki bir ara zammı, hem asgari ücrette hem emekli maaşlarında mutlaka bir düzenlemenin yapılıp daha üç ayda yüzde 10 ve bir yıllık hedef yüzde 16'yken neredeyse dört ayda bu hedefi tüketecek bir noktadayız. Bunun için dünyadaki bütün demokrasiler, toplumun kırılgan kesimleri için tedbirler alıyorlar. Bu konudaki yaklaşımımızı ve Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin önerilerini içeren raporumuzu kendilerine takdim ettik. Buradan bu ara zam konusunun da bir kez daha altını kalın kalın çizmiş olalım.
Siyasi Etik Yasası konusunda daha önce ifade ettiğimiz kapsamda kimseyi dışarıda bırakmadan ve bilhassa belediye başkanlarının da belediye meclis üyelerinin de siyasi parti liderlerinin de milletvekillerinin de bakanların da cumhurbaşkanının da mal varlığını açıkladığı ve izah ettiği bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bu konuda bir kez daha Meclis gündemine bunu taşıyacağız. Bu konuda da karşılıklı ve birbirini destekleyen görüş alışverişinde bulunduk.'
'Hepimiz bir toplum sözleşmesine bağlıyız, Anayasa'ya bağlıyız'
CHP Genel Başkanı Özel, ara seçim konusunda da konuştu. Herkesin bir toplum sözleşmesine, Anayasa'ya bağlı olduğunu belirten Özel, şunları kaydetti:
'Anayasa'ya birilerinin uyup birilerinin uymadığı bir ikili hukuk sisteminde, ikili yaklaşımda ya da Anayasa'nın bazı maddelerinden birilerinin güç alıp bazı maddelerini yok saydığı bir Anayasasızlaştırma sürecine hep birlikte itiraz ediyoruz. Siz Anayasa'nın bir maddesi gereğince cumhurbaşkanlığı yapacaksınız, bir maddesi gereğince Meclis seçimleri yapılacak. Bir sonraki maddesi gereğince 'yapılsın' denen ara seçimlere, 'İşime gelmiyor, ben bu ara seçimi yapmayacağım' diyeceksiniz. Bunun iler tutar hiçbir tarafı yoktur. Şu anda buradan bir kez daha hatırlatalım, Hatay, ki Hatay'ın durumu Can Atalay açısından tartışmalıdır. Bizce Hatay'da milletvekilliği boşalmamıştır, milletvekili Silivri'de haksız, hukuksuz Anayasa'ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı şekilde tutulmaktadır. Ama diyelim ki Hatay, sonra Afyon, ardından Kırıkkale, ardından Kastamonu, Adıyaman, Kocaeli ve İstanbul birinci bölge. Buradaki seçmenlerin seçtiği milletvekilleri boşaldı, üstünden de 30 aydan fazla süre geçti ve buraları Meclis, alacağı bir ara seçim kararıyla doldurmakla yükümlü. Anayasa bunu tartışmasız şekilde yazmış. Zaten buna itiraz eden kimse de yok.
'Erdoğan, toplumdaki desteğinin tamamen ortadan kalktığının görülmesine engel olmak için ara seçimden kaçıyor'
Bu seçim bölgelerinde, son seçimde AK Parti birinci parti. Yani 2023'teki bu milletin size yetki verdiği seçimdeki gücünü koruyorsanız sekiz tane milletvekilliği var önünüzde. Neden yapmıyorsunuz ara seçimi? Ara seçimi yapıp yedi-sekiz milletvekilini katın, hatta bir milletvekili bile istifa ettiremez durumdasınız, bakan yapmak için, 18 bakan Meclis'te tam komisyon sayılarından dolayı ucu ucuna geldi diye 'mahsur kaldı' diyordunuz. Sekiz milletvekili seçimi yapıp, birinci parti olsanız, bu milletin size oy verdiği günkü güçte olsanız yapmaz mısınız? İşte bu yüzden seçim kazanacakken sandık var, 'Kaybediyorsam ben sandığı tanımam. Sandıktan çıkan Ekrem İmamoğlu'nu içeri atarım. Belediye başkanlarını içeri atarım. Sandıktan çıkmayacaksam, ben o seçimden kaçarım.' Bunun, AK Parti'ye geçmişte oy vermiş seçmenler tarafından en net şekilde görülmesi gerekiyor. Milletin dediği olur, millet kime yetki verdiyse o olur, milletten kaçılmaz. 'Sen bir oy vereceksin, beş yıl kenara çekileceksin' düzeni demokrasi değildir. O yüzden de bu yapılacak olan ara seçimler, Erdoğan'ın kaçtığı ara seçimler aslında milletin geçmişte, 'Mülakatı kaldıracağım' diye o isteyen, 'Yılda dört kez asgari ücreti zamlayacağım' diye o isteyen, 'Enflasyonu tek haneye indireceğim' diye oy isteyen Erdoğan'ın toplumdaki desteğinin tamamen ortadan kalktığının görülmesine engel olma çabasıdır. O yüzden kaçıyor seçimlerden. Biz de o yüzden seçimleri istiyoruz.'
'19 Mart darbesine karşı göstermiş oldukları büyük dayanışma için teşekkür ediyorum'
Özgür Özel, ayrıca konuştukları tüm konularda, partiler arası diyaloğun, işbirliğinin, eşgüdümün sürmesi gerektiği, bütün muhalefetin ortaklaştığı, toplumun temel talepleri noktasında hep birlikte, bütünleşik bir mücadeleyi sürdürme konusunda karşılıklı görüş alışverişi yaptıklarını bildirdi. Özel, 'Bu konuda mutabık olduğumuzu ifade etmeliyim. Buradaki değerli Genel Başkanları, yöneticileri şahsında bütün SOL Parti ailesini de saygıyla selamlıyoruz. 19 Mart darbesinde meydanlarda ve her fırsatta kurdukları her sözde, bu darbeye karşı göstermiş oldukları büyük dayanışma için de ayrıca teşekkür ediyorum' diye konuştu.
'Önce hep birlikte demokrasiyi savunacağız, sonra kendi içimizde rekabet yaparız'
Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, 'Bugünkü temasınız siyasetin rekabetten çok, ortak sorumluluk üzerinde yeniden şekilleneceği bir dönemin habercisi olabilir mi?' sorusu üzerine şunları söyledi:
'Olabilir, tam olarak da bunu söylüyoruz. Önümüzdeki seçimler otokrasiyle demokrasi arasında tercihin yapılacağı seçimler olacak. Şüphesiz birbirinden çok farklı programları olan, Türkiye'yi yönetme tahayyülleri birbirinden farklı olan ama ortak noktası gücünü sandıktan ve demokrasiden alan siyasi partiler, sandığı kaçırmaya ya da sandığı anlamsızlaştırmaya, Türkiye'deki seçimleri demokrasinin olmadığı ülkelerdeki göstermelik seçimlere dönüştürmeye, rakibini hapse atarak olur, rakibi olan siyasi partilerin kurumsal yapılarına saldırarak olur ya da haber yazan gazeteci tutuklayarak, tepki gösteren veya eleştiride bulunan öğrenciyi haksız yere aylarca cezaevlerinde tutarak olur; demokrasiyi askıya almaya çalışan bir anlayışa karşı hep birlikte önce demokrasiyi savunacağız. Eğer demokrasi dediğimiz, siyasi partiler arası rekabet dediğimiz şey çok kaba bir tabirle futbol sahasında oynanan bir oyunsa Tayyip Erdoğan'ın golü kendi attığında ve maçı kendi kazandığında oynadığı, kaybedeceği zaman elinde bıçakla topu kesip maçı bitirmeye çalıştığı bir yerde biz sahamızı ve topumuzu koruyacağız. Sonra kendi içimizde rekabet yaparız.'




