(AYDIN) - CHP'nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Aydın Söke'de gerçekleştirdiği çiftçiler buluşmasında ''Kepek yok, yemler çok pahalı' denildiğinde 'Kepek ekin o zaman' dediği küstah, ukala, bizi sanki salak sanan bir bakış açısı son 15 yıldır Türkiye'de hakim. Şu anki bakan da tarımın t'sini anlamıyor.' dedi.
CHP Aydın İl Başkanlığı'nın düzenlediği 'Kazanan çiftçi, büyüyen Türkiye buluşmaları' kapsamında CHP Tarım ve Orman Gölge Bakanı Sencer Solakoğlu, Söke Özbaşı Köyü'nde çiftçilerle buluştu. Solakoğlu'na Aydın İl başkanı Hikmet Saatçı ile CAO Genel Koordinatörü, PM üyesi Emine Uçak Erdoğan Aydın milletvekili Bülent Tezcan ve CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül eşlik etti.
Tezcan: Siyaseti vaat siyaseti olarak değil, vizyon siyaseti olarak kurguluyoruz
Açılış konuşmasını yapan Bülent Tezcan, 'Siyasette bildiğimiz en önemli şey polemiktir. Gerilim hakimdir siyasette. Bu doğal ama biz başka bir şey yapıyoruz artık. İktidara hazırlanırken CHP son kurultayında tüzüğüne CAO'yu ekledi. Biz milletin önüne sadece tartışma siyasetini değil, iktidarın yanlışları anlatma siyasetini değil... Türkiye'yi nasıl yöneteceğimizi, yoksulluğu nasıl ortadan kaldıracağımızı, hayatın her alanında adaletsizliği nasıl ortadan kaldıracağımızı planlayarak yeni bir siyaset anlayışını yerleştiriyoruz. Bunun adı kurucu, pozitif siyaset. Tabii ki yanlışlara karşı direneceğiz. Tarlası ipotek altındaki çiftçinin derdini anlatacağız ama orada frene basmayacağız. Biz Türkiye'yi nasıl yöneteceğimizin hazırlığını yapıyoruz. Siyaseti vaat siyaseti olarak değil, vizyon siyaseti olarak kurguluyoruz. Temel prensibimiz belli. Kazanan çiftçi ve güvenli gıdaya ulaşan halk' diye konuştu.
Solakoğlu: Şu anki bakan da tarımın t'sini anlamıyor
Tarımda 'bilinçsiz yönetim' eleştirisi yapan Sencer Solakoğlu, şunları söyledi:
'Öze dönmemiz lazım. Son 15 yıldır sürekli zarar eden, çalışa çalışa umudunu yitiren, gençleri tutmakta zorlanan bir sektör haline geldi tarım. Bunu değiştirmek için üretim zihniyetini anlamak gerekiyor. Ne yazık ki mevcut hükümette bu yok. Tarımın t'sinden anlamayan: Mesela Pakdemirli'den bahsedelim. Uçak dürevesi olduğu için ulaştırma bakanı olacağını zannediyordu. O düreve haricinde hiçbir vasfı olmayan adamın şaşırıp 'Ben tarım bakanı olmuşum' diye akıl erdirememesi: 'Bilmiyorum' demek erdemdir ama o bir yıl içinde ahkam keser hale geldi. 'Kepek yok, yemler çok pahalı' denildiğinde 'Kepek ekin o zaman' dediği küstah, ukala, bizi sanki salak sanan bir bakış açısı son 15 yıldır Türkiye'de hakim. Şu anki bakan da tarımın t'sini anlamıyor. Sayın Cumhurbaşkanı 3 hafta önce çıkıp 'Türkiye, Avrupa'da en çok hayvan sayısı olan ülke' dedi. Dünyada en çok hayvan ithalatı yapan 2. ülkeyiz. Amerika'dan sonra en çok et tüketen toplum, Türk toplumu. Çünkü ona gelen bilgileri derleyip proses edip çıktı olarak verdiğinizde karşınıza böyle bir tablo çıkıyor. Halbuki bile bile yalan söylüyor. Ben Bursa'da her ahırda sayım yaptım. Çıkan rakam şuydu: onların var dedikleri 100 hayvana karşılık 58 hayvan olduğunu belgeledim ve kendisine de takdim ettim. Bunun böyle olduğunu bilmesine rağmen Sayın cumhurbaşkanına böyle bir cümle ettirmişse parti siyaseti devlet siyasetinin önüne geçmiştir.'
'Bunun ne kadar vahim bir durum olduğundan haberleri yok'
Üretimde belirsizliğin zarara neden olduğunu kaydeden Solakoğlu, 'Ben buradaki tarlalara ne ekeceğimi bilmiyorum ve hepimiz aynı durumdayız. Bunun ne kadar vahim bir durum olduğundan Tarım Bakanlığı'ndaki kimsenin haberi yok. Onlar ek, yatırım yap, büyüt, hasat et, sonrası Allah kerim diyor. Ama sonrası daha vahim. Mesela biz buğdayı ekiyoruz, hasat ediyoruz ve TMO bir fiyat açıklıyor. Bunu açıklıyor ama alamıyor buğdayı. Çünkü planlamayı düzgün yapmadığı için depoları buğdayla dolu. Günün sonunda kaç para açıklarsa açıklasın tüccar benden buğday almıştır. 12 bin lira açıklandıysa 'Ben 10 bin liraya alırım. TMO'ya verebiliyorsan ver' der. Tüccar da biliyor TMO'ya mal veremeyeceğimizi. İstediği gibi oynuyor' dedi.
'Her yıl kumar oynaya oynaya batıyoruz'
Tarımda üretimden kopuşun 'yaşlanmaya' da neden olduğunu kaydeden Solakoğlu, 'Merkez Bankası Başkanı Fatih Karan'a 'Süt fiyatlarını bastırarak piyasayı bastıramazsınız, süt fiyatlarını baskılarsanız sütü azaltırsınız. Bir ürün piyasada azalırsa fiyatı yükselir. Enflasyonu daha çok artıracaksınız' dedim. Bana 'Bu çiftçiler hep ağlıyorlar ama üretmeye de devam ediyorlar' dedi. Ama atladığı bir şey var son 25 sene içerisinde çiftçiler 15 sene yaşlandı. Bu işte küçük ve orta ölçekli aile işletmeleri yok oluyor. Yok olurken neden üretmeye devam ediyorlar? 60 yaşındaki amca şehre gidip kuryelik yapamayacağı için oğlunu gönderiyor. Yaş ortalamasının artması, çiftçinin üretimden vazgeçmesinden kaynaklı. Bunu dahi göremiyorlar. Fikirleri olup bilgisi olmayan insanlar tarafından yönetile yönetile hepimiz her yıl kumar oynaya oynaya batıyoruz' ifadelerini kullandı.
'Markalaşmadığımız takdirde bir milim ileri gitme şansımız yok'
Tarımsal üretimde zararın ana sebebinin girdi fiyatları olmadığının altını çizen Solakoğlu, 'tarımda marka' olma vurgusu yaparak şunları söyledi:
'Bugün buğday fiyatının ne olacağını bilen yok. Bunun önüne geçmediğimiz sürece Türk tarımının belini doğrultamayız. 'Öyle diyorsun ama bizim belimizi büken girdi fiyatları' diyeceksiniz. Yanlışsınız. Bizim girdi fiyatlarımız daha düşük olursa fiyatlar da daha düşük olacak. Çünkü fiyatları biz belirlemiyoruz. Ürünümüzün fiyatını alıcı belirliyor. Bizim girdi fiyatımız mazot Avrupa'nın nerdeyse yarısı neden kar elde edemiyorsunuz? Yemde de aynı geçerli. Bizim girdi fiyatlarını düşürerek tarımda para kazanmamız mümkün değil. Tarımda para kazanmadığımız müddetçe de Türkiye'nin kalkınması mümkün değil. Akıllı çalışmamız gerekiyor. Toplu üretimden vazgeçip küçük olanların kooperatifleşip büyük olanların markalaşması lazım. Markalaşmadığımız takdirde bir milim ileri gitme şansımız yok.
'Benim tek istediğim bana 5 yıl vermeniz'
Ben hayatımdan fedakarlık yaparak buradayım. Çünkü 'yeter' dedim. Sürekli konuşuyoruz ama fiiliyata dökmüyoruz. Mustafa Kemal Atatürk 'Bir gün kurtarıcı arayacak olursanız kendiniz kurtarıcı olun' demişti. Ben ona inandığım için buradayım. İlk kez bir vatandaş 1,5 yıl sonra o bakanlık koltuğuna oturacağımı biliyor ve ona hazırlanma fırsatı verildi. Biz şu anda geldiğimiz gün hazır ve nazır olacak şekilde çalışıyoruz. Türk zeytinyağının elmas olduğunu anlayamayan bu zihniyete bayrak açmış durumdayım. Türkiye'nin çiftçilerle gurur duyacağı bir sistem yaratmak için kollarımı sıvadım. Ben her partiden insanın bakanı olacağım, evinizdeki buzdolabının bakanı olacağım. Bunun farkındayım. 25 yılın sonunda geldiğimiz yer belli. Benim tek istediğim bana 5 yıl vermeniz.'





