(TBMM) - CHP Aydın Milletvekili ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Süleyman Bülbül, 'Kemal Bey 'hesaplaşacağız' diyor. Sayın Kemal Bey yol arkadaşlarıyla mı hesaplaşacak? Siyasallaşan yargıda şu anda haksız hukuksuz yere kumpaslarla yatan yol arkadaşlarıyla mı hesaplaşacak? Hesaplaşacağı yer saraydır' dedi.
CHP Aydın Milletvekili ve YDK Üyesi Süleyman Bülbül, CHP Grup Başkanı Özgür Özel'i destekleyen 28 Parti Meclisi (PM) üyesinin iistifasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bülbül, ''İhraç listensinin içerisinde isminiz geçiyor' diyorlar da listenin içerisinde ismimizin geçtiğini yandaş kanallarda, TGRT'de, sosyal medyada, Sinan Burhanlardan, Fatih Atiklerden veya başkası yazıyorsa demek ki bir yıldan beri bu kumpaslara karşı direnmemiz doğruymuş' dedi.
CHP Parti Tüzüğü'nün anayasaları olduğunu vurgulayan Bülbül, tüzüğe aykırı hiçbir karar alınmayacağını dile getirdi. CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın 'Tedbir kararı var, bir kişi kalsa da önemli değil' sözlerini hatırlatan Bülbül, 'Bu ne biçim mantıktır? Sen tüzüğün ilgili maddesini, tüzüğün 48. maddesi olan ve 1000 delegenin imzasıyla olağanüstü kurultay maddesini uygulamayacaksın, milletvekilleri hakkında tüzüğün 63. maddesinin birinci fıkrasını uygulamayacaksın, çıkacaksın ondan sonra arınmadan bahsedeceksin' ifadelerini kullandı.
'Arınma hukuk içerisinde olur' diyen Bülbül, 'Arınma, yol arkadaşlarını siyasallaşmış yargıda, cezaevlerinde tutsak halde bırakmak değildir. Arınma, onlarla beraber direnmektir' diye konuştu. Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Öyle bir akıl tutulması yaşıyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin mutlak butlanla gelen yönetimi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 13 yıl bizim genel başkanlığımızı yapan Kemal Kılıçdaroğlu... Bir hafta içinde Tayyip Bey söylüyor, Kemal Bey söylüyor. Aynı şeyleri söylüyorlar: Osmanlıcılık... Tayyip Bey söylüyor, Kemal Bey söylüyor, yurt dışına şikayet, aklansınlar, arınsınlar, pavyonlarda delege iddiaları, 'Yargıdan aklansınlar'. CHP'nin hiçbir zaman söylemi Tayyip Bey ile birlikte olmamıştır. Biz Kemal Bey'den saraya karşı, 24 yıllık bu iktidarın ekonomi, hukuk, adalet, eğitim ve sağlıkta memlekete getirdiği duruma karşı bir şeyler söylemesini istiyoruz. Kemal Bey 'hesaplaşacağız' diyor. Sayın Kemal Bey kimle hesaplaşacak? Yol arkadaşlarıyla mı hesaplaşacak? Siyasallaşan yargıda şu anda Sincan'da, Silivri'de, İzmir'de, Kırklareli'de, Bursa'da, haksız hukuksuz yere kumpaslarla yatan yol arkadaşlarıyla mı hesaplaşacak? Hesaplaşacağı yer saray, sarayla hesaplaşsın. Emeklinin, esnafın, çiftçinin, gelecek kaygısı olan gencin, kadının hakkını savunsun, 24 yıl sonra sarayla hesaplaşsın.
'YARGI MÜDAHALELERİNİN KARARIYLA MI AKLANACAK ARKADAŞLAR?'
Enis Berberoğlu'nun MİT tırları davası nedeniyle verilen karara 'Hayır.' deyip 450 km İstanbul'a adalet yürüşüne çıktık. Kemal Bey adalet yürüyüşüne çıkarken, 'Türkiye'de adalet ve hukuk yok', 'Bu kararı tanımıyoruz' dedi. Sonra Canan Kaftancıoğlu hakkında siyasi yasak verildiğinde de, 'Bu mahkeme kararını tanımıyoruz.' dedi. Şimdi siyasallaşan yargıda, kendisini yeni dönemin Zekeriya'sı, savcısı dediği Akın Gürlek'le mi, Gürlek'in belirlediği yargı müdahalelerinin verdiği kararlara mı uyacak, aklanacak vatandaşlar? Kabul etmek mümkün değil. Bizler cezaevlerinde bulunan yol arkadaşlarımızın, haksız hukuksuz şekilde tutuklanan yol arkadaşlarımızın yanındayız. Onlarla birlikte direneceğiz ve Türkiye'nin iktidar yürüyüşünü yapacağız.
Bir de Kemal Bey diyor ki: 'İlk önce arınacağız, sonra iktidar yürüyüşüne çıkacağız.' Kemal Bey, şu anda Cumhuriyet Halk Partisi'nin binasında muhalefet ruhu kalmamış durumda. CHP'nin Kuvaımilliye ruhu kalmamış durumda. CHP, 47 yıl sonra birinci parti olduktan sonra, bütün anketlerden birinci olan bir partiyken mutlak butlanı kabul edip de CHP'nin iktidar yürüyüşünü engelleme konusunda hiç vicdanınız sızlamıyor mu?
'SARAYLA AYNI DİLİ KONUŞMASINLAR'
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Merkezi'ne pazartesi günü gittim, çevresi polis kordonuyla sarılı, Çevik Kuvvet araçları var. Polis arkadaşlara 'Ne işiniz var burada? Bir şey mi var? Tehdit mi var?' diye sordum. 'Talimat verdiler, biz emir kuluyuz' dediler. CHP'nin genel merkezi kimden çekiniyor, kimden korkuyor? CHP'nin şu andaki yöneticileri sokağa çıkmaktan mı korkuyor? Çıksınlar sokağa, vatandaşla görüşsünler. Şu anda yaptıkları hukuka, tüzüğe, Siyasi Partiler Kanunu'na, masumiyet ilkesine, lekelenmeme hakkına aykırı birçok karara vatandaş ne diyor diye baksınlar. Sarayla aynı dili konuşmasınlar. Sarayla aynı dili konuşan, Cumhuriyet Halk Partili değildir.'