Haber: Feyaz ÇANAK / Kamera: Ünal AYDIN

(ADANA) - CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, Irak savaşı öncesi Irak Enformasyon Bakanı'nın kendilerine 'İncirlik Üssü kullanılsa dahi Türkiye'ye saldırmayacağız' dediğini ancak haber yapılana kadar savaşın başladığını anlatarak, 'Savaş çıkınca haberin bir değeri kalmamış. Bakın bu kadar da nankör bir meslek aslında medya. Yani sonuç olarak işte Amerikan bombardımanı altında yapıyorsun, ediyorsun, kendince birtakım şeyleri riske atıyorsun. Yani bütün bunların altında çalışarak bir iş yapmaya çalışıyorsun. Sonra ilk bomba düştüğü zaman haberinin hiçbir sesi duyulmuyor. Çünkü artık o saatten sonra bombalar konuşuyor' dedi.

CHP İletişim tarafından Türkiye'nin farklı bölgelerinde düzenlenen Yerel Medya Buluşmaları'nın beşincisi, bugün Adana'da gerçekleştirildi. 'Doğu Akdeniz Yerel Medya Buluşması' başlığıyla düzenlenen etkinliğin 'Yerelde Gazetecilik' başlıklı ilk oturumunun moderatörlüğünü CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu yaptı.

Yerel ve ulusal basın arasındaki ayrımı eleştiren Berberoğlu, şunları kaydetti:

'Yerel medya kavramı, bize ithal geldi diye düşünüyorum. Sebebi de şu; Amerika çok büyük bir ülke. 52 eyalette yeral gazetesi var. Bu yerel gazetelerde öne çıkanlar zaman içinde ulusal medyaya veya ulusal düzeyde de yayın yapan Washington Post, New York Times gibi gazeteler yıllarca postayla diğer eyaletlere gitti. Yani aslında bu bir anlayış farkından değil. Ya da gazetecilik kalitesi farkından hatta finans farkından da değil. Tamamen teknik bir sebeple, taşımacılıkla alakalı bir meslekle yerel ve ulusal diye ayırmak. Amerika'da hala bildiğim kadarıyla bir tane kağıt medya var. Ulusal olan USA Today'dir. Onun dışında hiçbir gazete yerel yerlerde, mesela Hürriyet Gazetesi'ye de Sabah Gazetesi gibi matbaa kurup basılmaz. O yüzden yerel ve ulusalın farkı tekniktir. Yoksa orada yetişen mesela CNN International dediğimiz büyük yapı aslında yerel televizyonlardan topladığı haberleri tek ağızdan vererek büyüyen bir yapıdır. O fikri bulan adam CNN International'ı kurdu. International'dan önce de ama yerel olarak topladığı haberleri ulusala yaydı.

Bakın İncirlik heyecanı var şu anda değil mi bu şeyde? Bu ilde. Yıllar önce benim çalıştığım daha sonra yönettiğim gazetenin bürosu İncirlik'in karşısındaydı. Yani yerimizden kalkmadan fotoğrafını çekiyorduk. Maalesef şimdi aynı iş yapan arkadaşlarımız işte Anka Ajansı olsun Koza Televizyonu olsun Cumhuriyet Savcılığı tarafından gözaltına alınıp sorgulanıyorlar. Yani şimdi buna da mı yerel medya diyeyim ben? Yani adam Adana'da portakal fiyatını haber yapmıyor. Türkiye'nin ulusal güvenliğini haberleştiriyor. İnen uçak, kalkan uçak meselesi Türkiye'de Hakkari'den ilgilendiren bir konu. Yıllar yıllar önce Irak'ta Bağdat Savaşı'nı izledim ben. Tam 35 sene olmuş. Amerikan bombardımanı ilk bombardımanı sırasında savaş başlamadan bir gün önce Irak Enformasyon Bakanı apar topar beni ve Eyüp Çoşkun'u Bakanlığa çağırdı. Dedik ki herhalde buraya kadar buradan sonra artık bizi ya bir yere ya kendi ülkemize gönderecekler yani. Irak bugün Türkiye medyasının geldiği noktaya o tarihte çoktan gelmişti. Öyle değilmiş. Biz tabii kendi gazetemizi takip edemiyorduk şu o günkü imkanlarla. İncirlik Üssü'nün kullanılacağına dair bir manşet atmış. Apar topar Irak Enformasyon Bakanı bütün imkanlarını kullanarak bize 'İncirlik kullanılsa bile füze akmayacağız, bomba atmayacağız' diye bir demeç vardı. Bu Türkiye'nin savaş dışında kalması için önemli bir tavizdi. Bağdat rejimi Saddam Hüseyin açısından. Apar topar yetiştirdik. Sonra savaş işte bir yere geldi. Bizi iyice artık deport ettiler falan Türkiye'ye geldim. Bakmadım vallahi koleksiyonlara. Geçen gün koleksiyona baktım. Gazetemiz o haberi kullanmamış. Çünkü o gün savaş çıkmış. Savaş çıkınca haberin bir değeri kalmamış. Bakın bu kadar da nankör bir meslek aslında medya. Yani sonuç olarak işte Amerikan bombardımanı altında yapıyorsun, ediyorsun, kendince birtakım şeyleri riske atıyorsun. Sadece hapisten ibaret değildir medya çünkü. Yani sadece hapis korkusu, ceza korkusundan ibaret değildir. Patron korkusu vardır. Reklam ilan veren korkusu vardır. Mahalle baskısı korkusu vardır. Yani bütün bunların altında çalışarak bir iş yapmaya çalışıyorsun. Sonra ilk bomba düştüğü zaman haberinin hiçbir sesi duyulmuyor. Çünkü artık o saatten sonra bombalar konuşuyor.'

Berberoğlu'nun ardından Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kurtul Çakın, gazeteci Mustafa Dilek, Gaziantep Anadolu Basın Birliği Genel Başkanı Bora Zor ve Mersin Kanal 33 Muhabiri Elif Kılıç konuştu. Panelde yapılan soru cevap bölümünün ardından buluşmaya ara verildi.

'Bizim açımızdan bir tür ders niteliğinde'

Verilen aranın ardından CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut'un moderatörlüğünde gazeteciler Canan Kaya, İsmail Küçükkaya ve Murat Ağırel ile söyleşi gerçekleştirildi.

Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Bulut, ilk oturumun çok bilgilendirici olduğunu belirterek, 'Meslek örgütünden, sahasından, dört bir tarafından gelen arkadaşlarla o programı yapıyoruz. O program aslında bizim açımızdan bir tür ders niteliğinde, onu ödev olarak alıyoruz. Kendimizi öğleden önceki kısımdan bir sonuç çıkartıyoruz. Konuşmamda da ifade etmiştim, onu parti programının, hükümet programının içerisine alacağız. Yine tekrar etmiş olayım, bence çok kıymetli. Herkes kendi mesleğini sorulan en iyi şekilde bilir. O yüzden de burada arkadaşlarımız bu yaptıkları toplantının sonucunda bu mesleği başka birine ihtiyaç kalmadan, başka birinden kastım iktidara, yerel yöneticilere, hiç kimseye bağlı kalmadan, iş dünyasına bağlı kalmadan bu mesleği devam ettirebilmek. Becerebilirsek iktidarımızda bu Türkiye açısından, Türkiye'nin demokrasi açısından çok kıymetli olacağını düşünüyorum' ifadelerini kullandı.

'Çok bireyselleştik, belki bizimde bir araya gelmemiz gerekiyor'

'Dijitalde gazetecilik' başlığı altında konuşan gazeteci Canan Kaya, dijitalde çalışmanın sanıldığı gibi kolay olmadığını belirterek, şunları söyledi:

'Bir kere bizim üzerinizde de RTÜK'ün gösterip gösterip geri çektiği, 'Yasa getiriyorum, seni de denetleyeceğim' baskısı var. Bir çok arkadaşımıza lisans dayatması yapıldı. O lisanslar çok yüksek meblalarda. Öte yandan Youtube gelirinizden vergi alınıyor. Tabi çok kolay işler değil ama yapılmayacak işler değil. Bu alanda halledilmesi gereken temel bir mesele var. Çok bireyselleştik, belki bizimde bir araya gelmemiz gerekiyor. Kooperatif modeli var daha önce denenen. Belik de bağımsız gazetecilerin bireysel yayıncıların, kendi mecralarını yürüten kişilerin bir araya gelerek hem iktidar baskısı hem de sermaye baskısına karşı bir güç birliği oluşturmasında fayda var.'

'Önemli olan burada para değil halka doğru haber verebilmek'

Gazeteci Murat Ağırel ise gazetelerin eskisi kadar yaygın olmadığını, iktidara yakın gazetelerin tiraj sayılarının abartıldığını belirterek, şöyle konuştu:

'Artık öyle bir noktadayız ki üç türlü gazetecilik var. Gazeteciliği ticaret için yapanlar, gazeteciliği siyaset için yapanlar, gazeteciliği siyaset ve ticaret için yapanlar ve bizim de dahil olduğumuz gazeteciliği kamu yararı için yapanlar. Gazeteciliği kamu yararı için yapan gazeteciler belirli yerlerde toplanıyorlar. Ama size söyleyeyim asgari ücretin biraz üzerinde maaşlarla çalışıyoruz. Önemli olan burada para değil halka doğru haber verebilmek. Biz size ulaşırız bizi engellemeye çalışsalar da, cezaevine koysalar da çıkar tekrar anlatırız. Gazeteden engellerler ekranlardan anlatırız, ekranlardan engeleseler YouTube'a geçeriz, YouTube'dan engellerler bizi sosyal medyadan ulaşırız. Sosyal medyadan engelleseler kağıda yazar onu ulaştırırız. Onu da engellerseler duvara yazarız. Yine de gerçeği halka ulaştırmak için ulaşırız. Gazeteciler budur.'

'Televizyon veya gazetelerde birinci hedef belediyelerden, iş dünyasından gelir elde etmek değildir'

Dervişoğlu'ndan Karaman'da bir imam hatip lisesinde İstiklal Marşı'nın Arapça okutulmasına tepki: 'Bu tam bir dalalet halidir ve sapkınlıktır'
Dervişoğlu'ndan Karaman'da bir imam hatip lisesinde İstiklal Marşı'nın Arapça okutulmasına tepki: 'Bu tam bir dalalet halidir ve sapkınlıktır'
İçeriği Görüntüle

Gazeteci İsmail Küçükkaya ise şunları kaydetti:

'Halka, izleyiciye veya okura televizyon için geçerli olan gazete için de geçerlidir. Aslında onun ihtiyacı olan, onun sesini duyuran bir yayıncılık yaparsan ulaşırsın. Buna inandım ve benim televizyonculuk maceramda da bu oldu. En çok izlendiğimiz illeri çıkarttık ve oradan yayınlar yaptık. Reytinglere baktık en çok izlenen politikacılardan birisi Özgür Özel'di. O zaman CHP Grup Başkanvekili'ydi. 'Bana üç dört gün öncesinden söylerseniz sizi konuk alırım muhakkak' dedim. Bunu bir kişiye yaptım ben. Bir gün bana sordu, 'Bu nasıl oldu' diye. Dedim ki 'reytinginiz var.' Televizyon veya gazetelerde birinci hedef belediyelerden, iş dünyasından gelir elde etmek değildir.'

Kaynak: ANKA