(ANKARA) - CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Hazine'nin iç borç stokunda vadesine kadar ödenecek faiz yükünün ana parayı geçtiğini belirterek, 'Hazine'nin her 100 liralık iç borcuna karşılık 105 lira faiz yükümlülüğü bulunuyor. Bu tablo, borçlanmanın değil, borç-faiz sarmalının büyüdüğünü gösteriyor' dedi.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Hazine'nin mayıs sonu itibarıyla ulaştığı borç ve faiz yüküne ilişkin değerlendirmede bulundu. Hazine'nin iç borç stokunun mayıs ayında 8 trilyon 991 milyar liraya yükseldiğini aktaran Genç, bu borcun vadesine kadar ödenecek faiz tutarının ise 9 trilyon 396 milyar liraya ulaştığını kaydetti. Genç, 'Ortada çok açık bir tablo var. Hazine'nin her 100 liralık iç borç anaparasına karşılık 105 lira faiz yükümlülüğü bulunuyor. Yani devlet, aldığı borcun anaparasından daha fazlasını faiz olarak ödemeyi taahhüt etmiş durumda' ifadelerini kullandı.
'BÜTÇENİN GELECEĞİ BUGÜNDEN FAİZ ÖDEMELERİNE BAĞLANDI'
İç borçta faiz yükünün anaparayı 405 milyar lira aştığını belirten Genç, 'Bu yalnızca bir muhasebe verisi değil. Bu, bütçenin geleceğinin daha bugünden faiz ödemelerine bağlanması demektir. Yurttaşın vergisiyle oluşan kaynaklar; üretime, istihdama, çiftçiye, esnafa, emekliye ve sosyal politikalara ayrılması gerekirken giderek daha büyük ölçüde faiz ödemelerine yöneliyor' değerlendirmesinde bulundu.
'BORÇ BÜYÜYOR, FAİZ BÜYÜYOR; YURTTAŞIN GELİRİ, ALIM GÜCÜ VE REFAHI AYNI HIZLA BÜYÜMÜYOR'
Hazine'nin iç ve dış borç stokunun yılın ilk beş ayında 1 trilyon 327 milyar lira arttığını, faiz yükündeki artışın da 1 trilyon 16 milyar lirayı bulduğunu kaydeden Genç, şöyle devam etti:
'Beş ayda borç 1,3 trilyon lira artarken, faiz yükü de 1 trilyon liranın üzerinde büyüyor. Bu tablo, iktidarın yüksek faiz ve sürekli borçlanma düzeninin kamu maliyesi üzerindeki baskısını açıkça ortaya koyuyor. Borç büyüyor, faiz büyüyor; ancak yurttaşın geliri, alım gücü ve refahı aynı hızla büyümüyor.'
'FAİZ YÜKÜ ANAPARAYI GEÇMİŞ DURUMDA'
Genç, iç borç stokunun yüzde 20'sini oluşturan döviz ve altın cinsi borçlardan doğabilecek kur ve fiyat farklarının da mevcut faiz hesabına dahil olmadığını vurgulayarak, 'Kur riski ve altın fiyatlarındaki değişimlerin yaratacağı ek yük henüz bu hesabın dışında. Buna rağmen faiz yükü ana parayı geçmiş durumda. Türkiye'nin ihtiyacı, günü kurtarmak için daha pahalı borçlanmak değil; üretimi, verimliliği ve adil gelir dağılımını esas alan bir ekonomik programdır' dedi.




