(İZMİR) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İzmir'de Güzelbahçe Esnaf ve Sanatkarlar Odasını ziyarette yaptığı açıklamada, ekonomik sorunların kaynağının esnaf olmadığını belirterek planlama eksikliği olduğunu, esnafın sistemin mağduru olduğunu belirterek CHP iktidarında esnafa yönelik atılacak adımları anlattı.
CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, partisinin saha çalışmaları kapsamında İzmir'de Güzelbahçe Esnaf ve Sanatkarlar Odasını ziyaret etti. Ziyarete, Bulut'un yanı sıra CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Güzelbahçe İlçe Başkanı Devrim Seyrek ile il ve ilçe yöneticileri de katıldı.
Ziyarette esnafın sorunlarını anlatan Güzelbahçe Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Veli Merttürk, 'Esnaflık bir sanatkârlıktır. Ama bu düzen bu şekilde gittiği sürece 10-15 yıl sonra hiç kimse bir sıhhi tesisat ustası bulamayacak, bir mermerci bulamayacak, bir elektrikçi bulamayacak, kalıp ustası bulamayacak. Bunun için acilen Milli Eğitim Bakanlığı'nın köklü değişikliğe gitmesi lazım, meslek liselerin güçlendirilmesi lazım. Ben ilçe meslek liselerinde de komisyonlarda görevliyim, ilçe millî eğitiminde de görevliyim. Her yıl rutin toplantılarımız olur, gideriz böyle çay kahve içer, sorunları, sıkıntıları konuşuruz ama hiçbir zaman çözüme ulaşamayız. 8. sınıftan itibaren okullarda sınıfta kalma geri gelmeli. Çünkü okuyamayacak çocuklar liseye gönderiliyor, elbet bir şekilde liseyi bitirtiliyor ve akabinde üniversite: Bugün '3 harfli' dediğimiz zincir marketlere gidin bakın, üniversite mezunları dolu. Ama bir kaportacının yanında çırak yok, otoboyacının yanında çırak yok, sıhhi tesisatçının yanında çırak yok' dedi.
'Tek suçlu esnaf mı?'
Merttürk, Türkiye'de ekonominin kötü olmasının tek sebebi sadece esnafmış gibi bir algı yaratıldığını belirterek 'Biz miyiz ülkenin bu hâlde olmasının sebebi? Bir tane işletmeye gidiyorsunuz; kafe, kafeterya: Sabah bismillah dükkânı açıyor, 12.00'da bir tane memur, esnafımızın ortağı gibi gece kapatıncaya kadar bekliyor orada. En son Z raporlarını alıyorlar, nakit giriş varsa istiyorlar, nakit girişi fişleri kesiliyor, Z raporlarını alıp işleyip gidiyorlar. Biz mi bu hâle getirdik bu ülkeyi? Tek suçlu esnaf mı? Acil önlemlerin alınması lazım' diye konuştu.
'Günlük yaşamaya başladık'
Kredi kullanmak isteyen esnaftan SGK, Bağ-Kur ve vergi borcu olmaması şartı aranması üzerinden ise Merttürk, 'Bizim esnaflara özel kredilerimiz var. Şu an limiti Türkiye'nin her yerinde 1 milyon TL. Çok düşük faizli, esnafların sübvanse edilmesi için kullanılan bir kredidir. Geçtiğimiz aylarda bu da zorlaştırıldı. Bağkur borcu olmayacak, vergi borcu olmayacak, SGK borcu olmayacak. Türkiye genelinde küçük ve orta işletmelerden biz sorumluyuz. 2 milyon 350 bin esnaf; İzmir'deki rakam 235 bin kayıtlı aktif esnaf. Güzelbahçe'deki rakam 2 bin 300'lerde. Güzelbahçe'de 2 bin 300 esnafın sadece 300'de yoktur Bağkur ya da SGK borcu. Çünkü biz eskiden ayı geçirdiğimiz zaman 'oh be, çok şükür ayı geçirdik' diyorduk şimdi artık günü geçirdiğimiz zaman 'çok şükür' diyoruz. Günlük yaşamaya başladık' dedi.
'Esnaflar vergi memuru oldu'
KDV oranlarına da değinen Merttürk, 'Biz vergi memuru olduk, esnaflar vergi memuru oldu. Yüzde dokuz devlet için, hükümet için vergi topluyoruz. 2023 yılında dediler ki esnafın prim gün sayısı 7200'e düşecek: Var mı bir gelişme? Yok. Üç yıl oldu. Esnaf istihdam sağlıyor, üretim yapıyor ve ben şunu açıkça söylüyorum: buradaki bir esnaf, 15-20 kişi, 100 kişi çalıştıran bazı firmalardan daha çok vergi ödüyor. Çünkü onlar ödemiyorlar; aldığı toplu iğneyi bile gider gösteriyor. Ama biz gösteremiyoruz, gider kalemimiz belli. Bizim bakkalımız var, bakkaldaki gider kalemimiz belli. O kadar. Her şey gider gösteriliyor' ifadelerini kullandı.
Bulut: Esnaf sistemin mağduru
CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ise esnafın sistemin esnafın suçlu değil sistemin mağduru olduğunu belirterek şunları kaydetti:
'Esnaf suçlu gibi görünüyor ya, hâlbuki mağduru. Sistemin de mağduru. Kârlılık anlamında fiyatın yükselmesinde aksine kârından vazgeçiyor ama fiyatın yükselmesinin en azından en masumu esnaf. Burada suçluyu da bulmak lazım. Şimdi biraz önce sekizinci sınıfa gelen çocuk işte okulu bitirmesin diyoruz ya da o beceremiyorsa bitirmesin, sınıfta kalma kalksın: Ama işte ben eczacıyım, kalfa bulamayınca 'kimse iş beğenmiyor' falan diyoruz; böyle hepimizin diline pelesenk ediliyor ama aslında o gençlerin hiçbirinin suçu yok. Herkes kendi yeteneğine göre bir alan oluşturmalı. Bu bir planlama. Planlamayı kim yapar? İktidar yapar, hükümet yapar. Hele hele 22 yıllık bir iktidar döneminin sonuna geldiğinde sorunlar daha da büyümüş ise bu, bu iktidarın becerememesinden kaynaklı. Bir ülkede avukat ihtiyacı varsa açarsın fakültesini, dersin ki şu kadar avukata ihtiyaç var. Ama bakıyorsunuz ihtiyacın iki katı avukat, ihtiyacın iki katı eczacı, ihtiyacın iki katı ziraatçı: Ama bu arada ara mesleklere kimseyi bulamıyoruz. Sonra vatandaş birbirine düşman oluyor. Sonra 'elinde cep telefonu var, nasıl işsiz' diyoruz ya da 'kafelerde dolaşıyorlar ama gelip işi beğenmiyor' diyoruz. Tümüyle mesele onlar değil; bu sistemi, bu planlamayı yapmayan iktidar. Yoksa siz lisede bu ayrımı yaparsanız, bu ayrımı çocukların önüne sunarsanız, kısa sürede meslek sahibi olacağına iş garantisi verirseniz herkes gider. Ama kendi kötülediği bir kesim var; esnafı beğenmeyen, herkese düşman bir iktidar var. Sonuç itibarıyla böylesi örselenen, laf söylenen bir yere kimse gitmek istemiyor. Herkes kurtuluşu okulda, üniversitede diye düşünüyor. Üniversiteye girmek de kolay; artık paran varsa her şeyi yapıyorsun. Bazı meslek alanlarında sınırlama bile yoktu, çok düşük puanlarla okullara gidiliyordu, eğitim kalitesi çok düşüyordu. Ama sonuçta bunların hepsi bir planlama. Ülkenin neye ihtiyacı varsa oraya yönelik bir çalışma yapılması lazım.'
'Esnafın çok küçük bir can suyuyla ayakta kalması sağlanabilir'
Esnafın ekonominin lokomotifi olduğunu da ifade eden Bulut,'Ekonomiyi ayakta tutan esnaf, olmadığında şu caddelerde kimse iş yerini kiraya veremez, buradan kimse yürümez, elektrik alamaz, ışık yanmaz, hayat durur. Her şeyden önce sadece bunu bile düşünerek esnafa destek vermek lazım. Esnafa destek maliyeti çok düşük. Esnaftan alınan vergiye baktığınızda birçok kalemle mukayese edilmez. Ülkenin ödediği faizle mukayese edilmez. Bankalara, kamuya aktarılan kaynaklara bakıldığında mukayese edilmez. Köprülere, hiç para harcanmayacak denilen projelere verilen garantilere bakılınca mukayese edilmez. Esnafın çok küçük bir can suyuyla ayakta kalması sağlanabilir' dedi.
'Vergi sistemi Türkiye'de en büyük adaletsizliklerden bir tanesi'
CHP iktidarında vergi sisteminde atılacak adımlar üzerinden ise Bulut, sözlerine şöyle devam etti:
'Bugünkü iktidardan farkımız şu olacak: vergi sistemi Türkiye'de en büyük adaletsizliklerden bir tanesi. Biz genelde hukuktaki adaletsizlikten bahsediyoruz, ekonomik adaletsizlikten bahsediyoruz ama bir taraftan da toplanan vergilerin nereye kullanıldığından önce nasıl toplandığına da bakmak lazım. Türkiye'de bu konu çok gündemde olamıyor. Çünkü o kadar ciddi meseleler var ki işin özüne, kaynağın toplanma şekline hiç giremedik. Örneği burada bir sahil kasabası; İzmir'in en güzel ilçelerinden bir tanesi. Doğal olarak en basitinden şehrin içerisindeki bir konaktan farklı durumları var. Mesela yazın nüfusuyla kışın nüfusu herhâlde aynı değil. Türkiye'de belki burası çok iyi örnek olmayabilir ama bazı bölgelerimiz var; inanılmaz gelir seviyesi düşük. Ama baktığınızda İstanbul'dakiyle herhangi bir esnafla gelir düzeyi düşük yerdeki esnaf birebir aynı vergileri ödüyor, aynı oranlarda vergi ödüyor. Bir cep telefonu alındığında kişinin zenginliğine, ekonomik gelirine, maaşına bakmadan senle ben aynı vergiyi veriyoruz. Bir defa en yanlış uygulama bu. Gelire göre vergi sözde kalmış durumda Türkiye'de. Çünkü doğrudan vergiyle dolaylı vergi birbiriyle yarışır hâle gelmiş durumda. Şu anda dolaylı vergi çok daha fazla. Bunu engellemek lazım.
'CHP iktidarında gelir adaleti sağlanacak'
İkincisi de bazı yerlerde işçi çalıştırmak mümkün değil, sigortasını karşılamak mümkün değil. Oralara destek verilmesi gerekiyor. En azından çalışan işçinin SGK giderlerini devletin karşılaması gerekiyor. Baktığınızda o bölgelerden yekûn da tutmuyor. Hazineye ciddi bir gelir sağlamayan, sıfır nokta bilmem kaç oranındaki gelirler; esnaf aslında çok ciddi bir oranı oluşturuyor. Her şeyden önce Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında gelir adaleti sağlanacak. Gelir adaletinden en çok faydalanacak olan da esnaflar. Çünkü büyük işletmeler zaten bahsettiğimiz konunun dışında. Asıl sorun küçük esnafta. Türkiye, dünyada sayısal olarak bakıldığında esnafı yoğun ülkelerden bir tanesi. İşsizlik oranını belki de az da olsa düşüren ya da bugünkü kaosu daha az çeken esnafların sayısının fazlalığı. Çoğu esnaf belki de başka bir yerde maaşlı çalışsa daha fazla gelir elde edecek ama iş yerini ayakta tutmaya çalışıyor. O bizim bir mozaiğimiz, o bizim Anadolu kültürünün bir parçası. Bu vesileyle vergi adaletinin en çok esnafa faydası olacağını düşünüyorum.
'Kaybolan meslekler konusunda özellikle bir katkı verilmesi gerekiyor'
Bir diğer önemli durum da esnafa ilişkin yine 'can suyu' diye tabir edeceğimiz stopajlardaki mevzular, özellikle kira stopajı: Olabildiğince ticareti güçlendirmek, sıcak paradan uzaklaşıp üretime döndürmek, var olan kişilerin kendi gelirlerini sağlayabilmesini sağlamak lazım. Bir de yine Anadolu'ya has bazı meslekler var; şu anda geleceği pek parlak görünmüyor. Onların tekrar yaşama geçirilmesi gerekiyor. Her şey betondan ya da büyük işletmelerden kurulmuş değil. Türkiye'de öyle bir anlayış var ki yeşili görünce buraya kaç katlı bina yapabiliriz, denizi görünce buraya nasıl otel yapabiliriz: Aynı şekilde esnafın yaptığı işleri de hor gören bir anlayış var. Onun geleceğine ilişkin herhangi bir çalışma yapılmıyor. Bu kaybolan meslekler konusunda özellikle bir katkı verilmesi gerekiyor.
'Demokratik değerlere sahip bir ülkede esnaf da daha çok kazanır'
Esnaflar kendilerine yardımcı eleman bulmakta zorlanıyor. Baktığınızda üniversite mezunu sayısı çok fazla. Hatta yeni bir veri: genç işsizlerde üniversite mezunu olanlar, olmayanlardan daha fazla. Bu şu demek: çocuklarımızı biz üniversiteye gönderiyoruz, işsiz olsun diye. İnsanlar iş bulsun diye eskiden okula gönderilirdi; şimdi çocuklar okula işsiz olmak için, işsizler ordusuna katılmak için gidiyorlar. Çünkü öyle bir moda durum var. Hâlbuki meslek okulları daha güçlendirilirse, esnaf daha güçlendirilirse, esnafa değer daha fazla verilirse o alan da güçlenir. Her şeyin başı siyaset özü itibarıyla. Siyaset bir alana kör, şaşı bakınca o kararır, gider. Yeşile nasıl bakıyorsa, ranta nasıl bakıyorsa, doğaya nasıl bakıyorsa, insana nasıl bakıyorsa ülke öyle şekilleniyor. Demokrasi için nasıl iktidarın müdahalesi önemliyse bugün yargıdan, hukuktan bahsedildiğinde kamuoyu yoklamasında kimse yargıya güvenmiyor. Bunların hepsi, öz itibarıyla siyasette bir güven oluşturmak lazım. Demokrasinin güçlü olduğu, özgürlüklerin sınırlanmadığı, evrensel demokratik değerlere sahip bir ülkede esnaf da daha çok kazanır.'