(TBMM) - CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 833 kurultay delegesinin olağanüstü kurultay talebini içeren imzalarının parti Genel Merkezi'ne teslim edilmesine ilişkin, 'Salt çoğunluktan bir fazla kurultay delegesi eğer 'kurultay yapılsın' diye başvuruda bulunmuşsa artık Genel Başkanın elinde seçenekli durum söz konusu değildir, 45 gün içerisinde kurultayı toplamak zorundadır' dedi. 

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında bugün 'mutlak butlan' kararı ve olağanüstü kurultay talebine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Emir, 833 kurultay delegesinin olağanüstü kurultay talebini içeren imzalarının CHP Genel Merkezi'ne teslim edildiğini belirterek, bundan sonra parti tüzüğüne göre atılmasın gereken adımların takipçisi olacaklarını söyledi. 

Olağanüstü kurultay talebinin arkasındaki delege iradesinin büyüklüğüne dikkati çeken Murat Emir, İstanbul İl Kongresi hakkında verilen tedbir kararının devam etmesi sebebiyle İstanbul delegelerini imza sürecine dahil etmediklerini bildirdi. Buna karşın İstanbul'dan da 170 delegenin irade beyanında bulunduğunu aktaran Emir, şöyle konuştu:

'Şu anda olağanüstü kurultay talep eden, 37. Kurultay delegelerimizden 1000 delegemiz var. 1000 delegemiz duruma müdahale etmiştir. Partimizin saray eliyle, yargısal operasyonlarla kayyum eline verilerek kurultaysız bırakılmasına, adeta felç edilmesine ve böylesine bir karmaşanın içerisine sürüklenmesine itiraz etmiştir. 'Dur' demiştir, müdahale etmiştir. Herkes bilmelidir ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin sahibi millettir. Kurultay üyelerimizdir, kurultay delegelerimizdir. Herkesin kurultay delegelerimizin bu talebine kulak vermesi gerekir.'

'SALT ÇOĞUNLUK TOPLANIRSA KURULTAYI TOPLAMAK ZORUNDA'

Parti tüzüğünün amir hükümlerinin son derece açık olduğunu vurgulayan Emir, tüzüğün 48. maddesini hatırlatarak, 'Salt çoğunluktan bir fazla kurultay delegesi eğer 'kurultay yapılsın' diye usulüne uygun olarak başvuruda bulunmuşsa artık genel başkanın elinde bir seçenekli durum söz konusu değildir, 45 gün içerisinde kurultayı toplamak zorundadır' ifadelerini kullandı.

'36. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ KARARI BAHANE EDİLEMEZ'

Yönetimin 'tedbir kararı olduğu için olağanüstü kurultay yapamayız' yönündeki gerekçesinin hiçbir hukuki altyapısı bulunmadığını savunan Emir, 36. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararının iyi okunması gerektiğini söyledi. Mahkemenin kararında kurultay yapılamayacağına dair hiçbir cümle olmadığını, aksine mevcut yönetimi sadece kurultay yapmak üzere tedbiren göreve getirdiğini ifade eden Emir, 'Kararın hiçbir yerinde, hiçbir cümlesinde 'Tedbirle gelindiği için olağanüstü kurultay yapılamaz.' demediği gibi aslında tedbirle gelindiği için tek yapması gereken olağanüstü kurultaydır. Yine de o mahkeme kararına baktığınızda sonuç olarak 38. Kurultay'ı kabul etmediğini, 37. Kurultay'daki mevcut genel başkan, parti meclisi ve yüksek disiplin kurulunu göreve tedbiren getirdiğini söylemiştir. Ne yapmak üzere getirmiştir? Kurultay yapmak üzere getirmiştir. Bunda hiçbir tereddüt yoktur' dedi. 

'KURULTAY YAPMAZSANIZ 20 TEMMUZ'DA SEÇİME GİREMEME TEHLİKESİ VAR'

Türkiye'nin önde gelen 34 kamu hukuku alanındaki akademisyeninin ortaklaşa bir bildiri yayınlayarak tedbir kararının kurultaya engel teşkil etmediğini açıkladıklarını hatırlatan Emir, kurultayın yapılmamasının partiyi büyük bir tehlikeye atacağını söyledi. Siyasi Partiler Yasası gereğince 6 yıllık sürenin dolacağına işaret eden Emir, '6 yıl süresi dolan 20 Temmuz söz konusu olduğunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçime girememe tehlikesi doğmaktadır. Dolayısıyla buradaki herhangi bir gerekçenin, mücbir sebep vesaire, bir hukuki tartışma yaratılabilir ama herhangi bir gerekçenin kanunda yazan amir hükmün üstüne çıkamayacağını öngörüyorsa o halde Cumhuriyet Halk Partisi'ne bu kötülüğü yapamayız. Cumhuriyet Halk Partisi'ne umut veren milyonları seçimde partisiz bırakamayız. Yapacağınız ilk ve tek şey derhal kurultaydır' uyarısında bulundu.

'MYK YETKİSİZ BİÇİMDE MİLLETVEKİLLERİNİ DİSİPLİNE SEVK EDEMEZ'

Parti üyesi 9 milletvekilinin üyeliklerinin Yargıtay tarafından düşürülmesini 'olağan olmayan bir durum' olarak nitelendiren Emir, Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK) tüzük ve yasadan kaynaklanmayan yetkiler kullandığını ileri sürdü. Tüzüğe göre milletvekillerini disipline sevk etme yetkisinin sadece Parti Meclisi'ne (PM) ait olduğunu belirten Emir, şu ifadeleri kullandı:

ABD Başkanı Trump: İran'ın nükleer silah sahibi olma ihtimali çok düşük
ABD Başkanı Trump: İran'ın nükleer silah sahibi olma ihtimali çok düşük
İçeriği Görüntüle

'Milletvekillerini disipline sevk edecek organ Parti Meclisidir. Başka hiçbir organ milletvekillerini disipline sevk edemez. 'Yok, biz ederiz MYK marifetiyle', edemezsiniz. Usul şudur: Parti Meclisi'ne gidecek, Parti Meclisi'nde karar verilecek Yüksek Disiplin Kurulu'na gitsin diye. Karar verici Yüksek Disiplin Kurulu'dur. Yüksek Disiplin Kurulu dosyayı açacak, süresi içerisinde çağrıda bulunacak, süresi içerisinde ifadesini alacak kişinin ve buna göre karar verecek. Türkiye'de Yargıtay neyse partide de Yüksek Disiplin Kurulu budur. Şimdi MYK toplanıyor, olmayan bir yetkiyi kullanıyor. 'Tedbirli olarak ben bunu Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk ettim' diyor ve tedbirli olduğu için de Yargıtay'a yazıyorlar güya, Yargıtay da bunu düşürüyor üyelikten. Tedbirle Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına gelip oturuyorsunuz, tedbirle Cumhuriyet Halk Partisi'ni yönetmeye çalışıyorsunuz. 'Tedbirle geliyoruz, yıllarca kalacağız, seçimi de biz yapacağız, herkes hesabını buna göre yapsın' diyorsunuz. Ama iş kurultay yapmaya gelince 'Biz tedbirle geldik, kurultay yapamayız' diyorsunuz. Bu, kaçak dövüşmektir.'

'MİLLETVEKİLİNİN SAVUNMA HAKKINDA SAYGI DUYMADAN ÜYELİK DÜŞÜRMEK NEDİR?'

MYK'nın tüzüğü açıkça çiğneyerek, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kararını ve milletvekillerinin savunma hakkını beklemeden işlem yaptığını söyleyen Emir, konuşmasını şöyle sürdürdü:

'Peki bunlar bir çırpıda olacaksa o yargılanma hakkı, savunma hakkı nerede kaldı? Hani adalet yürüyüşü yapmıştık birlikte? Hani AKP'nin tek adam rejimine karşı mücadele etmiştik hep birlikte? Hani Türkiye'ye demokrasiyi getirecektik, hani güçlendirilmiş parlamenter rejimi getirecektik? Bir milletvekilinin savunma hakkına dahi saygı duymadan, onu Yüksek Disiplin Kurulu'na Parti Meclisi'nin sevk etmesi açık hükmünü dahi görmezden gelerek üyeliğini düşürmek nedir Allah aşkına? Bu kadar kanun bilmezseniz, bu kadar usulden koparsanız, bu kadar partinin evlatlarına kastederseniz bu partiyi nereye götüreceksiniz?

'MECLİS, ORTADA BİR KARAR OLMADIĞI İÇİN ÜYELİKLERİN DEVAM ETTİĞİNİ GÖRÜYOR'

Bu dokuz arkadaşımızın üyeliğinin tedbirli olarak düştüğü aynı zamanda Meclis'e de bildirildi. Meclis her zaman yaptığı gibi baktı, bu kişilerin üyelikleri disiplin süreçlerine söz konusu olduğu için —çünkü MYK kararına bakın, 'Ben Yüksek Disiplin Kuruluna tedbirli olarak gönderdim' diyor, Yüksek Disiplin Kurulu kararı yok ortada— şimdi bunu Meclis'e de yazıyor. Meclis bakıyor, bu milletvekili MYK tarafından Yüksek Disiplin Kurulu'na tedbirli olarak gönderilmiş. Peki hukuki mi? 'Oraya bakmam' diyor bizim Meclis'imiz, 'Çünkü o değerlendirme benim dışımda, ben mahkeme değilim. Ben bana gelen yazıya bakarım'. Bana göre doğru değil, çünkü açıkça çiğnenmiş. Bakıyor, bu kişiler hala üyeler, üyelikleri devam ediyor ama tedbirden dolayı üyeliğe bağlı hakları kullanamıyorlar, yani komisyon üyelikleri bunun bir örneği. Ama bu kişilerin üyelikleri devam ediyor çünkü ortada bir karar yok. Şimdi, karar olmadan Yüksek Disiplin Kurulu daha dosyayı görmemiş, önüne gitmemiş, değerlendirmemiş. Yani MYK kendi başına hem Yüksek Disiplin Kurulu olmuş hem oradaki savunmaları aldım varsaymış hem kararı vermiş hem de kesinleştirmiş hem de Yargıtay'a bildirmiş. Burada bir tane mantık var mı, bir tane doğru var mı arkadaşlar? Olacak iş midir?'

 

Kaynak: ANKA