(ANKARA) - CHP Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, Özel İtalyan Lisesi'ndeki öğretmenler yerine yapılan geçici öğretmen atamalarının yürütmesinin durdurulmasıyla ilgili, 'Bu mesele artık yalnızca bir okulun iç meselesi değildir. Bu, Türkiye'de emeğin, liyakatin ve eşitliğin nasıl ayaklar altına alındığının somut bir göstergesidir. Başta Yusuf Tekin olmak üzere, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu tablo karşısındaki sessizliği kabul edilemezdir. Bakanlık; görevini yapmak, yurttaşını korumak ve bu açık hukuksuzluğa derhal müdahale etmek zorundadır' dedi.
CHP Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, Ankara 4. İdare Mahkemesi'nin, İstanbul'daki Özel İtalyan Lisesi'nde yaklaşık 93 gündür grevde olan öğretmenlerin yerine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan geçici öğretmen atamasının yürütmesini durdurmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Sürecin artık yalnızca bir okulun iç meselesi olmadığını belirten Halıcı, yaşananların Türkiye'de emek, liyakat ve eşitlik ilkelerinin nasıl ihlal edildiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyleyen.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 'grev kırıcılığı' yaptığını savunan Halıcı, 'Öğrencilerden alınan ücretler katlanarak artarken, öğretmenlere reva görülen artış yalnızca yüzde 30'da kalmıştır. Dört yıl önce kamunun üzerinde maaş alan öğretmenler bugün kamunun dahi altına itilmiş durumdadır. Bu yalnızca bir ekonomik gerileme değil; bilinçli bir değersizleştirme politikasıdır. Aynı işi yapan öğretmenler arasında milliyete göre ücretlendirme yapılması; Türk öğretmenlerin emeğinin yok sayılması, nöbet ücretlerinin verilmemesi, ek ders karşılıklarının ödenmemesi kabul edilemez bir emek istismarıdır. Bu durum sadece iş hukuku açısından değil, insan onuru açısından da ağır bir ihlaldir' ifadelerini kullandı.
'Haklarını arayan, eşitlik isteyen, emeğinin karşılığını talep eden hiçbir yurttaşımız yalnız değildir'
Öğretmenlerin kendi ülkelerinde ikinci sınıf muamele görmeyi kabul etmeyeceğini dile getiren Halıcı, şunları kaydetti:
'Hiç kimse, hiçbir kurum, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına 'hakkınızı arayamazsınız' diyemez. İş bilmez ve çağdaşlığa düşman Milli Eğitim Bakanı öğretmenlerine uygulanan bu haksızlığa karşı geleceğine bir de grev kırıcılığına soyunmuştur. Buradan açıkça ifade ediyorum: Bu mesele artık yalnızca bir okulun iç meselesi değildir. Bu, Türkiye'de emeğin, liyakatin ve eşitliğin nasıl ayaklar altına alındığının somut bir göstergesidir.
Başta Yusuf Tekin olmak üzere, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu tablo karşısındaki sessizliği kabul edilemezdir. Bakanlık; görevini yapmak, yurttaşını korumak ve bu açık hukuksuzluğa derhal müdahale etmek zorundadır. Ayrıca ilgili ülkenin diplomatik temsilcilerine de sesleniyorum: Türkiye'ye insan hakları, çalışma hayatı ve Avrupa standartları üzerinden ders vermeye çalışanlar; kendi kurumlarında yaşanan bu adaletsizliği görmezden gelemez. Bu çifte standardı kabul etmiyoruz.
Öğretmenlerimizin yanındayız. Haklarını arayan, eşitlik isteyen, emeğinin karşılığını talep eden hiçbir yurttaşımız yalnız değildir. Bu haksızlık son bulana kadar susmayacağız. Bu ayrımcılığı yapanlar bilsin ki; karşılarında yalnızca öğretmenleri değil, bu ülkenin vicdanını bulacaklar.'