(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, LGS kapsamında hafta sonu gerçekleştirilecek sınava ilişkin yaptığı açıklamada, 'Yaklaşık 254 bin öğrenci merkezi sınav sisteminin dışında kalmıştır. Bu farkın nedenleri kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Bazı illerde ve bazı okullarda yöneticilerin, okulun başarı ortalamasını yüksek göstermek amacıyla kendilerince başarısız gördükleri öğrenciler üzerinde sınava girmemeleri yönünde baskı kurdukları ifade edilmektedir' dedi.
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında hafta sonu gerçekleştirilecek merkezi sınava ilişkin açıklamada yaptı. Eğitim sisteminde yaşanan temel sorunun sınav güvenliği değil fırsat eşitsizliği ve öğrencileri eleme anlayışı olduğunu belirten Kaya, yaklaşık 254 bin öğrencinin merkezi sınav sisteminin dışında kaldığına dikkat çekerek Milli Eğitim Bakanlığı'na bu durumun nedenlerini açıklama çağrısında bulundu.
LGS'ye ilişkin verileri değerlendiren Kaya, 2025-2026 eğitim öğretim yılında 8'inci sınıfta öğrenim gören öğrenci sayısının 1 milyon 279 bin 547 olduğunu, buna karşın LGS'ye başvuran öğrenci sayısının 1 milyon 25 bin 662, sınava katılacak öğrenci sayısının ise 1 milyon 22 bin 658 olarak açıklandığını belirtti.
254 BİN ÖĞRENCİ SINAV SİSTEMİNİN DIŞINDA KALDI
Yaklaşık 254 bin öğrencinin merkezi sınav sisteminin dışında kaldığını vurgulayan Kaya, 'Yaklaşık 254 bin öğrenci merkezi sınav sisteminin dışında kalmıştır. Bu farkın nedenleri kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Öğrenciler sınava neden başvurmadı? Başvurup neden sınava girmeyecek? Bu çocukların ne kadarı örgün eğitim içinde, ne kadarı açık öğretime yöneldi, ne kadarı umutsuzluk nedeniyle sistemin dışında kaldı? Milli Eğitim Bakanlığı bu sorulara yanıt vermek zorundadır' dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın sınav güvenliği kapsamında yapay zekâ destekli kamera sistemleri kuracağını, binlerce personeli görevlendireceğini ve çeşitli teknik tedbirler alacağını açıkladığını hatırlatan Kaya, asıl tartışılması gereken konunun sınavın adil olup olmadığı olduğunu belirterek, 'Ancak burada temel soru şudur: Bir milyondan fazla çocuğun geleceğini belirleyen bu sistem gerçekten adil midir? Bugün eğitim sistemimiz çocukları geliştiren değil yarıştıran; fırsat eşitliği yaratan değil eşitsizlikleri büyüten bir yapıya dönüşmüştür. Bir tarafta özel okul, özel ders ve kurs desteğine ulaşabilen öğrenciler; diğer tarafta ekonomik güçlüklerle mücadele eden milyonlarca aile bulunmaktadır' ifadelerini kullandı.
'BAŞARISIZ' GÖRÜLEN ÖĞRENCİLERE BASKI İDDİASI
Bazı illerde ve okullarda öğrencilerin sınava katılmaması yönünde baskı yapıldığına ilişkin iddiaların kendilerine ulaştığını belirten Kaya, Milli Eğitim Bakanlığı'nı bu konuda inceleme başlatmaya çağırarak, 'Bazı illerde ve bazı okullarda yöneticilerin, okulun başarı ortalamasını yüksek göstermek amacıyla kendilerince başarısız gördükleri öğrenciler üzerinde sınava girmemeleri yönünde baskı kurdukları ifade edilmektedir. Öğrencilere 'nasıl olsa kazanamazsın', 'okulun başarısını düşürme', 'boşuna sınava girme' denilmesi kabul edilemez. Hiçbir okul yöneticisi ve hiçbir eğitimci bir çocuğun geleceği hakkında hüküm verme hakkına sahip değildir. Eğitimcinin görevi çocukları elemek değil desteklemek; umutsuzluk üretmek değil umut büyütmektir. Milli Eğitim Bakanlığı'nı bu iddiaları derhal araştırmaya ve öğrenciler üzerinde baskı kurduğu tespit edilen yöneticiler hakkında gerekli işlemleri başlatmaya çağırıyoruz. Öğrencilere dağıtılacağı açıklanan beslenme paketleri, kamera sistemleri ve teknik uygulamalar tek başına eğitimde adaleti sağlayamaz. Türkiye'nin ihtiyacı çocukları sınav maratonuna mahkûm eden değil, her çocuğa eşit ve nitelikli eğitim sunan bir anlayıştır' dedi.
KAYA'DAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Kaya, partisinin çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
'Her mahallede ve her ilçede nitelikli, donanımlı devlet liseleri oluşturulmalıdır. Okulların başarı sıralamasına göre değerlendirilmesine son verilmelidir. Öğrencilerin sınava katılımı konusunda baskı uygulayan yöneticiler hakkında etkin denetim ve yaptırım mekanizmaları kurulmalıdır. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Merkezi sınavların belirleyiciliği azaltılarak öğrencilerin çok yönlü gelişimini esas alan yerleştirme modelleri uygulanmalıdır. Eğitimin ticarileştirilmesine son verilmeli, kamusal ve parasız eğitim güçlendirilmelidir. Bir milyondan fazla çocuğumuzun geleceğini ilgilendiren bu süreçte görevimiz; çocuklarımızı yarıştırmak değil, onların hayallerine ulaşabilecekleri adil bir eğitim sistemi kurmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak eğitimde fırsat eşitliği mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz.'




