(ANKARA) - CHP İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu, bazı cezaevlerinde 'Tutuklu Kimlik Kartı' taşıma zorunluluğu uygulamasının başladığını belirterek, bunun insan hakları açısından kabul edilemez olduğunu belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu, yaptığı açıklamada, 'CHP'li İnsan Hakları Komisyonu üyeleri olarak hem verdiğimiz önergelerle hem de yaptığımız konuşmalarla tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerini defalarca dile getirmemize karşın, ne yazık ki artarak devam ettiğini görüyoruz. Bunun son örneği de 'Tutuklu Kimlik Kartı' uygulamasıdır. Geçmişte denenmiş olan ve kaldırılan bu uygulamanın ne hikmetse bugün tekrar tutuklu ve hükümlülere dayatılıyor olması, onları ölüme sürükleme anlayışından başka bir şey değildir. Başta İzmir Şakran olmak üzere bazı cezaevlerinde başlatılan siyasi suçlulara yönelik 'Tutuklu kimlik kartı' taşıma zorunluluğu uygulaması haksız, hukuksuz ve onur kırıcı bir dayatmadır. Nitekim buna karşı çıkanlara uygulanan hak ihlalleri de cezaevinden cezaevine değişmekte keyfi yaptırımlarla mağduriyetler yaşatılmaktadır. İnfaz kanununa da aykırı bu ihlaller nedeniyle bazı cezaevlerinde açlık grevleri başlamıştır. Bu grevler nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve bu sorunları kalıcı hale gelen tutukluların yaşamından hem cezaevleri yönetimleri hem de Adalet Bakanlığı sorumludur. Oysa sorunun çözümü son derece basittir. Cezaevlerindekilerin de insan olduğunu görmek ve soruna insani yöntemlerle yaklaşmak' ifadesini kullandı.
'Onur kırıcı bir davranış'
Nalbantoğlu, konuyu Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle TBMM gündemine de taşıdı. Nalbantoğlu, 'İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi'nde hükümlü ve tutuklulara yönelik getirilmiş olan zorunlu 'tutuklu kimlik kartı' uygulaması (boyna asma veya sürekli taşıma dayatması) insan hakları açısından onur kırıcı bir davranış olup, uygulamaya karşı çıkan ve tepki gösteren mahkumlar ise infaz kanununa aykırı bir şekilde ciddi hak ihlalleriyle cezalandırılmaktadır. Avukatların söz konusu uygulama ve hak ihlalleriyle ilgili görüştüğü cezaevi yönetimi ve savcılık ise sorumluluğun bakanlığınızda olduğunu ifade etmektedir' dedi.
Nalbantoğlu, şu soruları yöneltti:
'Tutuklu kimlik kartı uygulamasının yasal dayanağı ve gerekçesi nedir? Söz konusu uygulamaya ne zaman geçilmiştir ve uygulamayla ilgili cezaevi yönetimlerine takdir hakkı tanınmış mıdır? Halen hangi cezaevlerinde uygulanmaktadır?
Zorunlu tutuklu kimlik kartı uygulaması bütün tutuklu ve hükümlülere mi yöneliktir? Uygulamadan muaf tutulanlar var mıdır? Varsa hangi tip suçlar muaf tutulmuştur? Zorunlu tutuklu kimlik kartı uygulamasının hukukla, tutuklu ve hükümlü haklarıyla ve infaz kanunuyla bağdaşır yanı var mıdır?
Onur kırıcı bir fişleme olduğu gerekçesiyle tutuklu kimlik kartı uygulamasına karşı çıkanların çıplak arama, tecrit, disiplin cezaları ve sosyal faaliyetlerin kısıtlanması gibi hak ihlallerine maruz kalmasının infaz kanununda yeri var mıdır?
İzmir Şakran Cezaevinde, tutuklu kimlik kartı uygulamasını reddedenlere yönelik yaşanan hak ihlalleriyle ilgili bir inceleme ve araştırma başlatılacak mıdır?
Zorunlu tutuklu kimlik kartı uygulaması nedeniyle açlık grevlerine başlayanların yaşamlarını kaybetmeleri halinde sorumlusu cezaevi yönetimi mi yoksa bakanlığınız mı olacaktır? İnsan haklarına da aykırı olan bu uygulamayla ilgili bakanlığınızca yeni bir değerlendirmeye gidilecek midir?'




