Haber: Mehmet Rebii ÖZDEMİR
(SAMSUN) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, 'Öğretmenin güçlü olmadığı, saygın olmadığı, ekonomik koşullarla boğuşturduğu bir toplum mutlu olamaz' dedi.
Özçağdaş, partisinin Atakum Belediyesi Vedat Türkali Kültür Sanat ve Eğitim Merkezi'ndeki 'Özgür Birey, Güçlü Gelecek ve Kalkınma için Eğitim' başlıklı toplantısında yaptığı konuşmada, partisinin 22 komisyonda 300'den fazla akademisyen ve uzmanla hazırladığı bir eğitim programı olduğunu belirtti.
Bunu daha da detaylandırarak, hükümet programı haline getirmeye devam ettiklerini belirten Özçağdaş, 'Gururla söyleyebilirim ki en son yapılan bir ankette şu konuyu hangisi daha iyi yönetir diye sorulduğunda dış politika, iç politika, güvenlik, sağlık, eğitim, CHP ve AKP karşılaştırılması yapıldığında eğitim yüzde 60'la CHP'nin daha iyi yönetileceği bir alan olarak gözüküyor. Vatandaşın büyük beklentisi var' dedi.
Bu büyük sorunları çözmek için çok atılımcı işlere ihtiyaçları olduğunu söyleyen Özçağdaş, 'Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel iddiası, sadece Adalet ve Kalkınma Partisi'ne göre daha iyi yönetmek olamaz. Aynı cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi büyük bir atılıma ihtiyacımız var. Devrimci, yani altı okumuzun devrimcilik ilkesi çerçevesinde milli eğitim sistemini yepyeni bir yöne doğru çekmemiz lazım. Var olanın ucunu kıyısını düzelterek çok fazla yol alamayız. Elbet düzelterek yapacağımız işler var ama çok yeni, çok inovatif atılımlara ihtiyacımız var' diye konuştu.
'Eğitimde bir tarafta Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bizzat genel başkanının söylemiyle itaatkâr, kanaatkâr, dindar, kindar nesil yetiştirme projesi; bir tarafta ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirme anlayışı bulunduğunu' söyleyen Özçağdaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Eğer fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller istiyorsanız çocuklarınızı 21. yüzyıl becerilerinde aktif, sorumlu, eleştiren, sorgulayan, düşünen yurttaşlar olarak yetiştirmelisiniz. Eğer itaatkâr, kanaatkâr nesiller istiyorsanız ezberci eğitim sisteminin içine sokmalısınız. Çünkü düşünürse şu soru aklına gelecek; 'CHP'li belediyelere yapılan işler böyledir de memlekette AK Partili belediyeler hiç mi bir şey yapmıyordur?' diye düşünmesi lazım. Düşünme becerisi olursa, sorgulama becerisi olursa, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 23 yıldır yaptığı yanlışların karşısına dikilmesi durumu olur.
Bu ülkede sadece yandaş şirketlerden alınmayan para 768 milyar lira. 68 milyar lira yandaşlardan alınmayan vergi. Öğrencilerin üçte biri okula aç gidiyorlar. Sağlıklı beslenme, bodurluk, obezite sorunu var , son derece kötü kantin koşulları var. Ekonomik sorunlar nedeniyle öğrenciler yemiyorlar. 18 milyon öğrenci her gün bir öğün sıcak yemek yese bedeli 240 milyar lira. 18 milyon kişiyi doyurursanız, 240 milyar lira. Peki, yandaş şirketlerden almadığınız para 768 milyar. Bunun 3,5 katı. Bu ülkenin evlatlarını onun 3,5'ta birine doyurabilirsiniz yani. İşte bu siyasettir. Bu bir siyasal tercihtir. Okullarda bir tane güvenlik görevlisi yok değil mi? Bu güvenlik görevlilerini alırsanız bunların toplam bedeli 60-65 milyar lira. Dolayısıyla neyi tercih ediyorsanız toplum odur.'
'Eğitim, satın alınabilir bir hizmet haline dönüştü'
Türkiye'de eğitimde birçok sorun bulunduğunu anlatan Özçağdaş, 'Eğitimin piyasalaşması sorunu var. Eğitim, satın alınabilir bir hizmet haline dönüştü, değil mi? Yani devletin verdiği, güçlü bir kamusal hizmet değil. 'Paran varsa satın al'. Oysa öyle olmaması lazım' dedi.
Türkiye'nin eğitimde hane halkı harcaması en yüksek ülkelerden olduğunu bildiren Özçağdaş, 'Bizimle birlikte bir tane Güney Amerika ülkesi var, o kadar. Yani millet cebinden para harcıyor. Kamusal hizmet ama parasız değil. Çocuk devlet okulunda ama dünyaya para veriyorsun' diye konuştu.
Okullarda dezavantajlı grup bulunduğunu anlatan Özçağdaş, şunları söyledi:
'Yoksul ailelerden gelen çocuklar mesela. Sonra diyoruz ki okulda çok zorbalık var. Bir tarafta kafasını okşayan annesi var, babası var. Akşam yemeğinde sıcak yemek yiyor. Teyzesi, halası var. Sevgi ortamında büyüyor. Öbürünün giyecek kıyafeti yok, ayakkabısı yok. Türkiye'de yüz çocuğun on tanesinde ayakkabı yok. Portakal yiyemiyor, mandalina yiyemiyor. Okulda bunları topladığın zaman o kırılgan grupların, yaşadığı kırılganlığın sonuçlarını görüyorsun. Hayatta her şey neden-sonuç ilişkisiyle. Biz solcuyuz, sosyal demokratız. Neden sonuç ilişkisine inanan insanlarız.
Okullarda temizlik, güvenlik, 20 bin köy okulu kapatılmış. Sonra diyoruz ki neden mandalina bu kadar pahalı? Köyde üretim yok ki. Köylerde yaşayan nüfusun yaşı 58 yaş olmuş. Okul olmayınca köyden göç etti insanlar, hepsi köyleri boşalttılar. Bu inanılmaz bir trajedidir bir toplum açısından. Efendim, altyapı donanım eksikleri, taşımalı eğitimden kaynaklanan sorunlar, dijital uçurum, birisinin çocuğunda laptop var, tablet var, ötekinde hiçbir şey yok.'
'Cumhuriyetin özü öğretmendir'
Okullarda şiddet ve madde kullanımını destekleyen bir ortam bulunduğunu ifade eden Özçağdaş, 'Sabah bir öğretmenimiz dedi ki 'Bizim okulda 160'ya yakın ilaç kullanan çocuk vardı'. Bunlar tesadüf değil. Hayatta her şeyin bir neden-sonuç ilişkisi var.
Eskiden öğretmen geçerken oturuyorsanız kalkıyordunuz ayağa. Cumhuriyetin özü öğretmendir. Cumhuriyet her şeyden önce bir eğitim devrimidir. Bugün cumhuriyeti mümkün kılan her şey, Atatürk Türkiyesi'nin bugüne gelmesini sağlayan her şey, Türkiye'yi Suriye'den, Irak'tan, İran'dan, Mısır'dan, Ürdün'den, bu coğrafyalardan ayıran en temel şey Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının aydınlanma devrimidir, eğitim devrimidir. Dolayısıyla öğretmen onun taşıyıcı kolonudur. Öğretmenin güçlü olmadığı, saygın olmadığı, ekonomik koşullarla boğuşturduğu bir toplum mutlu olamaz.
Öğretmenlik Mesleği Kanunu öğretmenleri dışlayan, onların sorunlarını çözmeyen bir adım. Milli Eğitim Akademisi... Mülakatta çok dayak yiyince her günü mülakata çeviren bir akademi icat ettiler. Öyle bir ülke düşünün ki ikimiz üniversiteden mezun ediyoruz, Nazan Başkanla. O özel okula giderse diploması öğretmen olarak işe yarıyor. Ben devlete gitmeye kalkarsam devlet bana kendi diplomasının işe yaramadığını söylüyor. Akıl tutulması. Ben bunu Eğitim Fakültesi Dekanlar Konseyi başkanına söyledim. Yani işte biz de itiraz ettik ama falan... 97 eğitim fakültesinin dekanısınız kardeşim. Çıkıp biriniz diyemediniz mi Yusuf Tekin'e, 'Ya sen kimsin, bizim verdiğimiz diplomayı saymıyorsun?' diye.'
Özçağdaş, 1611 öğretmenin mülakatta 'ağlaya ağlaya dışarıda bırakıldıklarını' belirtti. Seçim zamanı 'mülakatları kaldırdık' diye gençlerden oy istendiğini söyleyen Özçağdaş, seçimler sonrasındaysa mülakatların devam ettiğini ifade etti.
Özçağdaş, 'Mülakatları mülakat gibi yapacağız... Bu ne demek? 20 senedir mülakatları mülakat gibi yapmıyorduk. Kendi adamlarımızı alıyoruz demek zaten. O kadar da yeteneksiz adamlar, kendilerini ifade etme becerileri bile yok' dedi.
Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş haklarının ellerinden alındığını bildiren Özçağdaş, '200 bin öğretmen geçici işçi gibi çalışıyor. 9-10 ay maaş. Ağızlarını açamazlar çünkü sözleşmeleri yenilenmez. Hiçbir hakları yok. Ama Yusuf Tekin'in arkadaşlarında utanma, sıkılma, herhangi bir anayasal hak düşüncesi gelişmediğinden bu öğretmenler acı çekmeye devam' diye konuştu.




