(TBMM) - CHP'nin Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, Hacettepe Üniversitesi'nde barışçıl protestolara katılan 120 öğrenciye binin üzerinde soruşturma açıldığını ve aralarında 3 yıla varan uzaklaştırma cezalarının bulunduğunu açıkladı. Cezaların 'halay çekmek ve müzik çalmak' gibi gerekçelere dayandırıldığını belirten Özçağdaş, 'Öğrenciler neyle suçlandıklarını bile bilmiyorlar' dedi.

CHP Milletvekilleri, TBMM'de Hacettepe Üniversitesi öğrencileriyle birlikte basın açıklaması yaptı. Açıklamada, CHP'nin Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı ve CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, CHP Ankara Milletvekilleri Okan Konuralp, Aylin Yaman, Aliye Timisi Aysever, CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın yer aldı.

Milletvekilleri ve üniversite öğrencileri adına açıklama yapan Özçağdaş, vatandaşların 19 Mart sonrası belediyelere yönelik operasyonlara karşı seslerini yükseltmek için meydanları doldurduklarını, gençlerin de bu barışçıl protestolara katılanlar arasında olduğunu hatırlattı. Bu itirazların vatandaşların anayasal hakları olduğunun altını çizen Özçağdaş, şöyle konuştu:

'Hacettepe Üniversitesi'nde de böyle oldu. Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençler demokratik değerlere ve kazanımlara sahip çıkarken suç olmayı bir yana bırakın, aslında ülkenin geleceği için önemli bir inisiyatif de almış oldular. Hacettepe Üniversitesi'nden genç arkadaşlarımız da tıpkı Ankara'da ve Türkiye'deki diğer üniversitelerde olduğu gibi o günlerde bu tepkilerini barışçıl bir biçimde dile getirdiler. Kendilerine yönelik yapılan büyük şiddete rağmen neşelerini, itirazlarını ve demokratik bir ülkeye olan sadakatlerini ve özlemlerini asla bırakmadılar. Ancak Hacettepe Üniversitesi yönetimi, anlaşılmaz bir biçimde bu öğrencilerimize bir bedel ödetmiştir. Bu, hukuki olarak, insani olarak ve pedagojik bakımdan anlaşılır bir iş değildir. Hacettepe Üniversitesi bugün öğrencilerimize işgal, cebir ve şiddet, eğitimi engelleme gibi ağır ithamlarla soruşturmalar açmış bulunuyor.

Özgür Özel'den Pedro Sanchez'e mektup: 'İspanya'nın Orta Doğu konusundaki ilkeli tutumu, uluslararası toplum içinde önemli ve yapıcı bir ses oluşturmaktadır'
Özgür Özel'den Pedro Sanchez'e mektup: 'İspanya'nın Orta Doğu konusundaki ilkeli tutumu, uluslararası toplum içinde önemli ve yapıcı bir ses oluşturmaktadır'
İçeriği Görüntüle

'Görüntü yok. Suç isnadı yok. Ama öğrencileri yıllarca uzaklaştıran bir yönetim var'

120 öğrenciye binden fazla soruşturma açıldı. 3 öğrenci 3 yıl, 1 öğrenci 2 yıl, 4 öğrenci 1 yıl uzaklaştırma cezası aldı. 9 öğrencinin ise uzaklaştırma cezaları henüz uygulanmaya başlamadı. Ve bu istemin devam ettiği 15 öğrenci daha var. Öğrencilerin soruşturmaya konu olan bu kadar büyük cezalandırmalarını gerektiren eylemler nedir diye sorduğunuzda, müzik çalmaları ya da halay çekmeleri söylendi. Fiil bu. Müzik çalmak, halay çekmek. Hayatta hiçbir neşeden nasibini almamışlar, bunu bir suç olarak görmüşler. Hayatta hiçbir çiçeği koklamamışlar, bunu bir suç olarak görmüşler. Bu çok büyük suç. Peki nasıl tebliğ edilmiş öğrencilere? Somut kanıt var mı? Yok. Görüntü gösterilmiş mi? Yok. Yani hukuk ilkesinde herhangi bir düzeyde disiplin soruşturması ya da yargılama sürecinde olması gereken hiçbir şeyi bulamazsınız. Adını sorarsanız üniversite. Bakarsanız rektörü var. Görüntü yok. Suç isnadı yok. Ama öğrencileri yıllarca uzaklaştıran bir yönetim var. Öğrenciler neyle suçlandıklarını bile bilmiyorlar. O nedenle savunma haklarını da tam kullanamadılar. Neyle suçlandığınızı bilmeyince doğal olarak bir açıklama da yapamıyorsunuz. Bu uzaklaştırma kararını derse girmeye çalışırken sistem üzerinden öğrendi öğrencilerimiz. Ciddiyet seviyesi bu.

'Hacettepe Üniversitesi rektörüne soruyorum: Palayla diğer öğrencilere saldıranlara ne yaptın?'

Suçun şahsiliği göz ardı edilerek öğrencilere aynı soruşturma kâğıdı, kopyala-yapıştır yöntemiyle ve sadece üzerindeki isimler değiştirilerek açıldı. Ben buradan aklıyla beraber vicdanını da kaybetmiş gibi görünen üniversite yönetimine sesleniyorum. Sizde hiç utanma kalmadı mı? Bir dizi isim belirlemişsiniz. O isimlere aynı suçu isnat etmişsiniz. Elinizde görüntü yok, kanıt yok. 'Halay çektin, müzik çaldın.' Anayasa'nın 34. maddesi fikirlerin silahsız ve saldırısız, yani barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Kaldı ki mevcut disiplin yönetmeliklerine göre de ortada suç teşkil eden bir eylem yoktur. Hacettepe Üniversitesi yönetimine soruyoruz: Kampüste diğer öğrencilere saldıran öğrenci gruplarına, palalılara bir işlem yaptın mı? Hacettepe Üniversitesi rektörüne soruyorum: Palayla diğer öğrencilere saldıranlara ne yaptın? Çık, söyle. Elinde palayla saldıranlara şunu yaptım de. Halay çekenlere ne yaptığını biliyoruz. Palayla saldıranlara ne yaptın?

Rektör hocamızı tanıyorum. Daha önce ziyaretine gittim. Hocam bir dönem Amerika'da misafir öğretim üyesi olarak da bulunmuş. Bugün Amerika'da Gazze'deki insanlık dramına, soykırıma itiraz etmek üniversitelerde suç haline getirilmiş durumda. Trump'ın çizgisi bu. Hoca 20 yıl sonra gitmiş olsaydı Amerika'ya, bugün gitmiş olsaydı, Amerika'da Gazze için yürümüş olsaydı ve gitmiş olduğu üniversiteden Türkiye'ye gönderilmiş olsaydı ne diyecekti? 'Amerika'da demokrasi kalmamış. Fikrimi ifade edemedim.' Aynısı başka bir isim için daha geçerli. Kim? YÖK Başkanı Erol Özvar. Ne dedi Erol Özvar? 'Diğer ülkelerde size baskı uygulanıyorsa, akademisyenlere, Türkiye'ye gelebilirsiniz.' Türkiye'de barışçıl hakkını kullananların yaşadığı ortada. YÖK Başkanı'na, Hacettepe Üniversitesi yönetimine sesleniyorum: Bu uygulamadan derhal dönün. Sizin için kağıt üstünde birilerinin gönlünü hoş tutmak için verdiğiniz karar, bu genç arkadaşlarımızın hayatlarının en önemli yıllarıdır. İşin hukukiliğini bir kenara bırakarak söylüyorum. Bunun neresinde bir genç öğrenciyi kazanmak perspektifi vardır? Yaptıklarında yasal bir sorun yok. Yaptıklarında demokrasi açısından bir sorun yok. Velev ki yapmış olsunlar, bu genç öğrencilerin 3 sene, 2 sene, 1 sene üniversiteden uzaklaştırılmasının saray rejiminden başka kime faydası var? Kime yaranmış olacaksınız?

'Onların her biri bu ülkenin gelecekteki bilim insanlarıdır'

Bu değerli gençlerimizi suçlu gibi görmeyin, göstermeyin. Onların her biri bu ülkenin gelecekteki bilim insanlarıdır. Dünyada yaşanan her gelişme Türkiye'ye her gün aklın, bilimin ne kadar önemli olduğunu; bundan uzak olanların, bilimle arasında mesafe olanların, geleceğe yatırım yapmayanların başkalarının saldırılarına ne kadar açık olduğunu göstermektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.' Bu gençler geleceğin bilim insanıdır. Onları uzaklaştırmak kimseye bir yarar sağlamaz. Buradan üniversite yönetimine son bir kez çağrıda bulunuyorum. Biyolojik olarak olmasa da akademik olarak bu öğrenciler sizin evlatlarınızdır. Evlatlarınıza bunu yapmayın.'

Kaynak: ANKA