(ANKARA) - CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı Kayıhan Pala, özelleştirilmesi planlanan 126 taşınmazın büyük bölümünün sağlık alanları olduğunu belirterek, 'Hiçbir kimse ya da şirket bu satılığa çıkartılan yerleri satın almaya yeltenmesin. Eğer satın alma gerçekleşecek olursa bizim bütün itirazlarımıza rağmen Genel Başkanımızın söylediği gibi 'en geç 2 yıl sonra iktidarız' ve iktidara gelir gelmez halkın olanı tekrar halka teslim edecek, geri alacak, buralarda sağlık hizmeti sunulmasını sağlayacağız' dedi.
CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla özelleştirilen taşınmazlara dair Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde (CAO) basın toplantısı düzenledi. 17 Mart 2026'da 27 ildeki 55 taşınmaz ve 24 Nisan 2026'da 32 ildeki 71 taşınmazın özelleştirilmesine karar verildiğini, bu taşınmazların büyük bir bölümünün sağlık alanları olduğunu söyleyen Pala, 17 Mart'taki kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay'a başvurduklarını belirterek, 'Bu taşınmazlar arasında o kadar ilginç yerler var ki Türkiye'nin değişik yerlerinden bu konuda biliyorsunuz itirazlar yükseldi. Elazığ'dan, Eskişehir'den ama ben size birkaç tanesini örnek göstereyim. Örneğin Mustafa Kemal Paşa'da Tepecik Mahallesi'ndeki Aile Sağlığı Merkezi, dün oradaydık, gittik gördük evvelsi gün ve bin 600 kişinin kayıtlı olduğu fiili olarak çalışan bir aile sağlığı merkezi. Ankara'dan örnek vereyim. Dün yine yerinde gittik gördük. Beştepe'deki devlet hastanesi, günde binden fazla hastanın başvurduğu, kardiyoloji dışındaki bütün uzmanlık alanlarında poliklinik hizmeti sunulan, radyoloji ünitesi ünitesiyle ciddi bir şekilde hizmet sunan bir devlet hastanesi. Bir tanesi de yine Ankara'dan, Topraklık'taki Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi. Yine yerinde dün gittik tespit ettik. 100'den fazla sağlık çalışanının görevli olduğu, Ankara'da en yoğun ağız ve diş sağlığı konusunda hizmet sunulan yerlerden bir tanesi' dedi.
'Satılığa çıkartılan yerlerin tamamı atıl yerler değil'
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun atıl yerleri satılığa çıkardıklarını ve CHP'nin bu vizyonu anlamadığı yönündeki sözlerine yanıt veren Pala, 'Vizyonu nedir bu tartışılabilir ama bir kere şunu net olarak açıklayalım. Satılığa çıkartılan yerlerin tamamı atıl yerler değil. Üstelik sağlık alanı söz konusu olduğunda atıl yer ne demek? Bunu ayrıca tartışmalıyız' ifadelerini kullandı.
Bursa'daki tarihi Bursa Devlet Hastanesi'nin de satışa çıkartıldığını söyleyen Pala, şunları kaydetti:
'Bursa'da 1868'de hizmete açılan ve Türkiye'nin ilk memleket hastanesi olan Bursa Devlet Hastanesi de satılığa çıkartılan yerlerden bir tanesi. 2019'da Bursa Şehir Hastanesi açılırken kapatılan ve 2019'dan bu yana her yıl Sağlık Bakanlığı bütçesine ödenek konularak tadilat işlemi süren, yakında da açılacağı hem eski Sağlık Bakanı hem de iktidar milletvekilleri tarafından topluma söylenen Bursa Devlet Hastanesi, hepimizin göz bebeği, tarihi değeri de olan ve o bölgede hiçbir devlet hastanesinin olmadığı bir Bursa Devlet Hastanesi de satılığa çıkartılanlar arasında, üstelik hemen yanında Onkoloji Hastanesi de dururken.
Dolayısıyla bir kere satılığa çıkartılan yerlerin atıl yerler olduğu iddiası geçersiz. Üstelik bunlardan bazılarının kesinlikle satılmayacağı konusunda bazı AKP milletvekillerinin demeçleri var. Kendilerini bizzat Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmî Gazete'de yayımlanan bu karara bakmaya ve okumaya davet ediyorum. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı bunların satılığa çıkartıldığını çok net olarak açıklamış. Şimdi bir kere bunların büyük bir bölümü şu anda sağlık hizmeti veriyor. İkincisi, sağlık hizmeti vermeyenlerin ise Türkiye'deki bir yandan demografik dönüşüm, bir yandan epidemiyolojik dönüşüm sonrasında gelecekte hizmet vermeleri mümkün. Böyle olduğu halde bunların satılığa çıkartılması asla kabul edilemez. Üstelik bazılarının tapusunda 'devlet hastanesi olmak kaydıyla' bağışlanmış arsa ve taşınmazlar olduğu da çok belli. Biz bu satış kararlarına tamamen itiraz ediyoruz.
Sağlık alanlarına ayrılmış, geçmişte sağlık alanı olarak hizmet sunmuş, bugün halen hizmet sunacak, gelecekte de toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermek üzere hizmet sunma olasılığı olan sağlık alanlarının satılması asla kabul edilemez. Onlar halkın kendi alanları. Üstelik bunlardan elde edilecek gelirin sağlık yatırımlarına aktarılacağı yine Cumhurbaşkanı'nın kararlarında açıkça dile getirilmiş. Buradan soruyorum ben. 2026 bütçesinde 18 tane şehir hastanesi için 130 milyarın üstünde ödenek ayrılırken toplam 126 taşınmazın elde edilecek gelirinin bunların bir yıllık kira ve hizmet bedellerini bile karşılamayacağı ortadayken neden bunları satıyorsunuz? Anlaşıldığı kadarıyla şehir hastaneleri gündeme geldiğinde şehir hastaneleri ihalelerinde 'boşaltılan devlet hastaneleri yerlerinin de şirketlere aktarılacağı' sözü bugün tutulmaya çalışılıyor. O söz tutulmasın ve halkın olan halkın elinde kalsın diye hatırlarsanız Türk Tabipleri Birliği dava açmış, davayı kazanmış ve o zaman bunlar ihale şartnamelerinden çıkartılmışlardı. Öyle anlaşılıyor ki yine bazı çıkar çevrelerine Bursa Devlet Hastanesi örneğinde olduğu gibi, Eskişehir'deki Hava Hastanesi örneğinde olduğu gibi, Ankara'daki Beştepe Devlet Hastanesi örneğinde olduğu gibi, birçok aile sağlığı merkezinde olduğu gibi, İstanbul'da Koşuyolu Hastanesi'nin eski yeri örneğinde olduğu gibi ki orada 4 tane tarihsel köşk de var, bunlar birilerine kaynak yaratmak üzere aktarılacak. Yoksa bütçeye getirilecek paylarla sağlık yatırımı yapılacağı iddiası bizim tarafımızdan geçersiz. Çünkü eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devletse böyle 120 tane taşınmazdan elde edecek gelirle herhangi bir sağlık yatırımı yapması beklenemez. Dolayısıyla biz bunları kesinlikle doğru bulmuyoruz. Ayrıca bu aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütçe yapma iradesine de müdahaledir. Çünkü bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılır. Hangi kaynaktan gelir elde edileceği, hangi kaynaktan nasıl bu gelirin harcanacağı orada belirlenir.
'Sağlık alanlarının satılığa çıkartılmasını asla kabul etmiyoruz'
Bu belirlenmemişken eldeki sağlık alanlarının satılığa çıkartılmasını asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz. Bu kararların hiçbirisinde kamu yararı yoktur. Kamu yararı olmayan herhangi bir girişimi bizim kabul etmemiz söz konusu değildir. Kamu yararı devlete, halka ait alanların, binaların, hastanelerin, aile sağlığı merkezlerinin satılarak gelir elde etme yaklaşımına, düşüncesine asla indirgenemez. Buralar bugün hizmet sundukları gibi yarın da hizmet sunabilecek yerlerdir. Üstelik bazı arazilerin boş bırakılması örneğin herhangi bir deprem olması halinde orada hem insanların buluşmasına hem de orada geçici barınmaya ve sağlık hizmeti sunulmasına olanak sağlayacaktır. Sonuç olarak biz bu 126 taşınmazın satış kararına itiraz ediyoruz. Aynen ilk kararda olduğu gibi ikinci kararda da Danıştay'da yürütmenin durdurulması ve iptal istemiyle davamızı açacağız.
Hiçbir kimse ya da şirket bu satılığa çıkartılan yerleri satın almaya yeltenmesin. Eğer satın alma gerçekleşecek olursa bizim bütün itirazlarımıza rağmen Genel Başkanımızın söylediği gibi 'en geç 2 yıl sonra iktidarız' ve iktidara gelir gelmez halkın olanı tekrar halka teslim edecek, geri alacak, buralarda sağlık hizmeti sunulmasını sağlayacak ve bunun bir daha gündeme gelmemesi için de elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Tekrar ediyoruz. Halkın olanı satamazsınız. Bunların satılmasına asla izin vermeyeceğiz.'